23 Haziran 2017 Cuma

11-TRAKYA GEZİSi

Ben her yıl 6-7 ay yurt dışında gezdiğimden hiçbir yaz Türkiye’de olmadım. Bu yıl ki Hindistan gezimizden sonra Güney Asya’yı gezme planımız sıcak ve muson yağmurları nedeni ile olmayınca mecburen yazın Türkiye’ye döndük.
Ben de havalar çok ısınmadan Trakya’yı tekrar gezmek istedim. Önce 
İstanbul→Tekirdağ→Keşan→Gelibolu  güzergahını gezdim.
GELİBOLU VE  GELİBOLU YARIMADASI
Gelibolu,Piri Reis’in deniz kenarında ki çok sevimli bir yerleşim. Yürüyerek birbirine yakın Bayraklı Türbe,  Hamzakoy ve ve Mevlevihane(Pazar günleri sema gösterisi var)’yi gezebilirsiniz.
Gelibolu’dan feribot ile boğazın karşısında kı yısında kı Lapseki’ye  geçebilirsiniz.(Yaya için 2.5TL)
Eğer daha önce şehitlikleri gezmediyseniz  Gelibolu’dan  çok rahat hepsine  gıdebiliyorsunuz.Tüm şehitlikler,Conk bayırı,Arı Koyu vb.  bu yarım adada.Tabelaları takip ederek  hepsini gezebilirsiniz.Kabatepe’ye giderken Conk Bayırındq “Tanıtım Merkezi”n de Çanakkale savaşını üç boyutlu olarak  izleyebilirsiniz.
Gelibolu→Eceabat(40km)→Kilitbahir(6km)
Not:Eceabat (Her bir saat ara ile feribot  var.20dakika sürüyor.)ve Kilitbayır’dan (Her yarım saatte bir feribot var.10) dakika sürüyor.Çanakkale’ye feribot var.Bayramlarda ve yoğun günlerde daha sık var.
KİLİTBAHİR
Sırasıyla
Kale
Tabyalar: Birtanesi müze haline getirilmiş.Gıriş 2TL.Oldukca  detaylı.
Seit onbaşının heykelı: Mermiyi kucağında taşırken.(Bu heykelden daha önce ki Seit Onbaşı heykelinde ise top mermisini sırtında taşıyor.Hangisinin gerçek olduğu hala tartışma konusu.)

Diğer tabyalar
Kilitbayır’dan  deniz kenarından devam ederseniz Çanaklale anıtına gidiyorsunuz.
Not:Anıttan da  Gökceada - Kabatepe İskelesine yol var.
GÖKCEADA
Eceabat’a varmadan yol ayrımından 4-5 km sağa ilerlediğinizde
Kabatepe İskelesi Gökçeada(Yaya ücreti 3tl,araç ücreti 35tl,1.15 dakika sürüyor.Yazın sık,kışın seyrek   feribot var.Saatleri değiştiğnden internetten öğrenip yola çıkınız.)
Ada,hala bakır sayılır.Cadırınızı deniz kıyısına kurup, her zaman rüzgar olduğundan terlemeden keyifli bir tatil yapabilirsiniz.
Adada zamanında Rumlar yaşıyormuş ama şu anda  Rumların yoğun yaşadığı birkaç  köy kalmış. Rumların çoğu daha çok yazın tatil için geliyorlar.  Adada askerler ve üniversite öğrencileri  de yoğun.Yine özellikle Vanlılar ve karadenizlıler adayı doldurmuşlar.
Şehir merkezi küçük ve sevimli.
Ada oldukça büyük olduğundan  bazı yerlere gitmek için araç gerekli. Yazın dolmuş bulabiliyorsunuz.  Aracınız varsa aslında bir günde bile adayı bir yuvarlak çizerek   plajlarını ve köylerini gezebilirsiniz.
I-Merkezden kuzeye doğru  5-6 km lik güzergah()Yürünebilir güzergah.);
1-Yukarı Bademli: Yol ayrımından yukarıya doğru tırmanıyorsunuz. Genelde Rumlar yaşıyor. Çok sevimli bir Rum yerleşimi. Köy meydanı, eski çamaşırhane, asırlık çınarı görebilirsiniz. Bu köye güneşi batırmak için gelebilirsiniz.
Burada yasemen ve Ozan adlı iki genç arkadaş satın aldıkları Rum evini çok sevimli butik otele çevirmişler. Sakinlik arayanlar için harika bir tatil geçirebilirler.
İnstagram ve facebook:Panos.gökceada,05467131653
İki kişi oda fiyatları 250-350tl.Organik kahvaltı dahil.
Ana yola inip devam ettiğinizde
2-Yeni Bademli: Bu köyde genelde Türkler yaşıyor. Yıldız koya çok yakın olduğundan birçok pansiyon, restoran vb. var.
3-Yıldızkoy ve Su Altı Milli Parkı: Taşlık plajı ve çok temiz bir plajı var. Şnorkel ile de balıkları görebiliyorsunuz. Çevrede keyifli yürüyüşler yapabilirsiniz.
Buradaki işletmede kamp çadırı ücreti 50tl,çadırınız varsa 30tl. Ama deniz kıyısında ücretsiz çadırınızı kurabiliyorsunuz.
Anayola gelip devam ettiğinizde
4- Aşağı Kaleköy: Deniz kenarında yunan örneği restoran ve kafelerin olduğu  çok sevimli bölge. Özellikle  gece eğlenceleri meşhur. Yunan müzikleri ve eğlenceleri var ama hepsinin işletmecesi Türk.  Buradan Yukarı Kaleköy’e tırmanabiliyorsunuz.
5-Yukarı Kaya köy: Bu eski Rum köyünde şimdi Türkler yaşıyor. En tepede ki kale kalıntıların olduğu yerde harika deniz manzarası var.
Buradaki otelde kahvaltı dahil tek kişi 100tl,iki kişi 160tl.
II- Şehir merkezinden batıya doğru devam ettiğinizde
1-Zeytinliköy: Anayoldan 1.5km ilerledikten sonra tepeye 2.7km tırmanıyorsunuz. Çok sevimli Rum köyü. Harika çiçekli taş evler, kafeler, restoranlar var. Dibek kahve ve karadut şarabı içebilirsiniz.
Anayola inip biraz ilerleyip  tekrar yukarı tırmandığınızda
2-Tepeköy: Burası da  çiçekli taş evleri ile tam bir Rum köyü. Yorgo Babanın şaraplarını tadabilirsin.
Hemen bu köyün yukarısında
3-Çınaraltı: Harika deniz manzarası  eşliğinde çay veya kahvenizi içebilirsiniz. Piknik yapabilirsiniz.
Buradan Yunanistan adasını görebiliyorsunuz.
Tekrar ana yola inip devam ettiğinizde
4-Dereköy:  Zamanında Rumlar yaşıyormuş. Yıllar önce gittiğimde bir Rum ”Devlet,  bizi kaçırmak için Karadenizlileri buraya yerleştiriyor” demişti. Sanırım haklıymış.
Aslında adanın en büyük Rum köyü ama şu anda virane bir durumda. Çok az yaşayan yaşlı Rum kalmış. Onlarda genelde yaşlılar ve dışarı çıkmıyor. Çoğu taş evlerin damları bile kalmamış. Devlet şimdi onları aslına uygun restore etmeye çalışıyor. Türklerden yerleşenler var.
 Buranın güneyinde ki şelaleye aracınız varsa gidebilirsiniz.
5-Uğurlu Köy: Burada ki apartlarda kalırsanız, bahçeden sebzeleri kendi elinizle toplayabiliyorsunuz.
6-Lazkoyu: Aslında kumlu plajı olan buraya,  Dere köye gelmeden Karadenizlilerin yaşadığı Şahinkaya köyünden inebilirsiniz.
Veya Aydıncık koyundan deniz kenarını da takip ederek ulaşabilirsiniz.
Yine adanın batı ucunda ki “Gizli koy” ada gidebilirsiniz.
III- Şehir merkezinden güneye doğru 10km  indiğinizde Eşelek köyüne varıyorsunuz. Buradan 2.3 km daha ilerlediğinizde
1-Aydıncıkkoyu:Adanın en güzel koyu. Kumlu plajı var. Denizi çok temiz. Güzel işletme var. Snorkel için de ideal.
Yine Eşelek köyden   biraz batıya giderseniz
2- Aydıncık(Kefaloz): Burada rüzgarlı olduğundan  kıyıya yosun geldiğinden yüzmek için elverişli dwğil ama sörf için ideal. Burada da sörfçüler için  güzel bir işletme var.
3-4 günlük 10 saatlik sörf dersi 1500tl.
Not: İsterseniz buradan deniz kenarını takip ederek Laz koyunu görüp dere köy üzerinden de şehir merkezine varabilirsiniz. Ben gittiğimde sezon tam açılmadığından dolmuş bulamadım.
Yine feribot iskelesinin hemen yanında ki “Kuzu Limanı Plajı” nda da yüzebilirsiniz. Kumlu plajı, temiz denizi ve güzel işletmesi var.
gökceada→Eceabat→Çanakkale
ÇANAKKALE
Küçük, yeşil, sakin ve çok sevimli bir şehir. Sarıçay, şehri ikiye bölüyor.
Bu çayın kenarında ve şehir merkezinde çok sevimli çay içebileceğiniz mekanlar var. Ayrıca merkezde ki eski evlerin olduğu sokaklar, barlar sokağına dönüştürülmüş. Görmeden gelmeyiniz. Hele bazı sokaklar, sarmaşıklar ve çiçeklerle çok keyifli hale getirilmiş.
Çanakkale’nin peynir tatlısı çok ünlü. En ünlü yerde denedik ama adını unuttum.
Not: Yaz aylarında Çanakkale’den Gökçeada ve Bozcaada’ya deniz otobüs seferleri var.
Feribottan inip kordon boyu sola ilerlediğinizde
1-Truva Atı: Truva filminde kullanılan bu ahşap at, çok güzel.
*Daha da ilerlediğinizde iç kısımda “Seramik Müzesi” var.
Sağa doğru ilerlediğinizde;
2-Eski Saat Kulesi
3-Yalı Hanı
4-Kent Müzesi: Giriş ücretsiz. Binası çok güzel. Çanakkale’de kullanılmış eşyalar sergileniyor.
5-Çimenlik Kalesi(Deniz Müzesi):Giriş 7tl.60yaş üstü ücretsiz. Bu kale Kilitbahir kalesinin tam karşısına denk geliyor. İçinde ki müzede çok kapsamlı. Gezilmeye çok değer.
6-Aynalı Çarşı: Girişte ki bir aynadan başka bir özelliği olmayan sıradan bir çarşı.
Çevresinde Ermeni Kilisesi, Sinagog ve Korfmann kütüphanesini görebilirsiniz.
Sarı çayı geçtikten sonra deniz kenarında
7-Hamidiye Tablası: Gittiğimde onarımdaydı. Gelibolu yarımadasında gördüyseniz buraya gitmemenizde olur.
8-Arkeoloji Müzesi:100.Yıl Caddesi üzerinde. Giriş 7tl.Müze kartı geçerli. Sevmediğimden girmedim.
Bunların dışında çevre köylere gezi yapabilirsiniz. Haziranda şehrin çevresi yemyeşil ve çiçekliydi.Çok hoşuma gitti.
Çanakkale →Truva(37km): Anayoldan 5km içeriye doğru gidiyorsunuz.
TRUVA
Müze kart geçerli.3000yıllık tarihi bu yeri , tabelaları okuyarak ziyaret ederseniz keyif alacaksınız. Tekrar ana yola gelip 33 km devam ettiğinizde Bozcaada yol ayrımına geliyorsunuz. Buradan  →Geyikli→ Yeni İskele(6-7km). yemyeşil tarlaları geçerek iskeleye geliyorsunuz.
Okul tatil olduktan sonra sık seferler var. Diğer zamanlarda feribot saatlerini öğrenmeden yola çıkmayınız. Üç saat bekledim. Yaylar için gidiş 7tl,araçlar için 35tl.45 dakika sürüyor.
BOZCADA
Gökçeada’dan daha küçük olan bu ada, çok daha keyifli. Her taraftan denizden rüzgar aldığından hava, burada da  bunaltıcı değil.
Halkın çoğu yakın çevrelerden ve İstanbul’dan gelip yerleşmişler. Ada çok değişmemiş. Hala bakir sayılabilir. Keşke Rumlar gitmeselerdi. Çok daha güzel olurdu.
Ada pahalı sayılır. Adada bilinen marketlerden yok. Kâr bölünecek diye istenmiyormuş. Ziraat bankasından başka banka da yok. Diğer bankaların ATM’leri var.
Özellikle Rum Mahallesinde ki evlerin hepsi birbirinden güzel ve sevimli. Evlerin cam demirleri, panjurlar vb.  Rumlardan kalma alışkanlıkla çok farklı renklere boyanmış. Kapılarda rengârenk çiçekler. Arnavut kaldırımlı sokakları gezmeye doyamıyorsunuz. Hele akşamları bu dar sokakların çoğuna ahşap masa ve sandalye atılmış   açık hava  restoranlarında  deniz ürünleri ve şarap olmazlardan.
Ayrıca  ada, damla sakızlı kurabiye, dibek kahvesi ve domates, kabak gibi el yapımı reçelleri ile ünlü.
KALMA:  Rum evlerinden dönüştürülmüş küçük pansiyonlarda bir kişi yatma ücreti 75tl’den başlıyor.  Nefis oteller de var.

Adada istediğiniz yere çadır kuramıyorsunuz. Yasak. Sadece Ayazma koyuna giderken “Ada kamping” var. Çadır içinde şişme yatak var. Kişi başı 50tl.Eğer sizin çadırınız varsa kişi başı 30tl. Bu kamptan, en güzel koylara yürüyerek gidebiliyorsunuz. Ama yasak diye çadırınızı kuramayacak değilsiniz. Jandarmanın sizi göremeyeceği ve şikayet edilemeyeceğiniz  her yere kurabilirsiniz. Bunlardan batık geminin olduğu “Beylik koyu” ile “Akvaryum ” koyu en uygunlardan. Buralarda tesis olmadığından elektrik ve su da yok. Aracınız varsa çok rahat kurabilirsiniz. Kurmuş olanları da gördüm. Yazın da Ayazma ile Sulu bahçe koyu arasında çadır kuran yazlıkçılar olanı öğrendim.

Feribottan şehir merkezine iniyorsunuz.
1-Şehir merkezi
A-Kale: İskelenin hemen solunda .10-13 ve 14-18 arası açık. Giriş tam 5tl,öğrenci 3tl. Kalenin içi çok ilginç değil ama çevre manzarası çok güzel.
-
B-Tarihi Rum evleri: Ana yolun üst tarafı kilisenin de olduğu “Rum Mahallesi”, aşağı tarafı “Müslüman Mahallesi” var. Ama adada birkaç Rum ailesi kalmış. Hepsi terk edip gitmişler. Yani artık adanın tamamı Müslüman. Bazı evlerde ne anlamda ise Türk bayrağı dikilmiş. Rahatlamışız.
C-Müze: 10-19 arası açık. Özel müze. Giriş tam 10tl,öğrenci5tl.Adanın tarihini anlatan fotoğraflar ve materyaller sergileniyor.

D-Şarap Fabrikaları: Adanın merkezinden çıktığınızda her tarafta üzüm bağları ile karşılaşıyorsunuz. Merkezde de şarap fabrikaları var. Bunlardan en bilinenleri Çamlıbağ ve Talay.Ama şarap içmeye özendirdiği  için 2-3 yıldır yasaklandığından  şarap fabrikalarının içini gezmek ve şarap tadımı yapmak yasaklanmış.  Duyduğumda inanmakta zorlandım. Sadece buralardan şarap satın alabiliyorsunuz şimdilik.
Adayı, aracınız varsa rahatlıkla bir günde gezebilirsiniz. En uzak gideceğiniz yer 22km.Plajlarının çoğu  adanın  doğu ve güneyinde.
Yine merkezden başlayarak bir yuvarlak çizerek adanın her yerini gezebilirsiniz
2-Polente Feneri ve Rüzgâr Enerji Santrali: Plajların yoluna yakın ve adanın uc kısımda ki burunun üzerinde. Rüzgârgüllerinin de olduğu bu buruna güneş batımında şarabınızı da alarak gidiniz. Ben gittiğimde hava biraz bulutlu olduğundan göremedim.
Aynı yoldan geri gelip yol ayrımından  adanın güneyine doğru sırasıyla;


3-Habbele Plajı.
4-Sulubahçe
5-Ada Kamp
6-Ayazma Plajı: Adanın en güzel plajı. Tesis ve şezlonglar var. Deniz cam gibi.İlk girdiğinizde soğuk gibi ama yüzdükçe çok zevk alacaksınız.

7-Beylik Koyu-Batık gemi: Karaya saplanmış kocaman bir gemi var. Burada çok rahat çadır kurabilirsiniz.
8-Ayona Koyu: Kayalıkların olduğu farklı bir koy.
9-Akvaryum Koyu: Ben buraya bayıldım. Etrafı kayalıklarla çevrilmiş deniz suyu, adeta  iki tane göl  oluşturmuş.  Çadır kurabileceğiniz en güzel koy. Burada balık ta tutabilirsiniz.
Buradan Tuzburnu  ve diğer koyları geçerek şehir merkezine geliyorsunuz.
10-Göztepe: Şehir merkezinden Ayazma yoluna giderken  sağ tarafta araç ile çıkılıyor. Buradan da güneş batımını izleyebiliyorsunuz.
Not: Eğer Bayramiç’e gitmeyeceksiniz;  Geyikli feribot iskelesinde indiğinizde deniz kenarından giden manzaralı çok güzel yolla Alexandria, Apollon Smintheus, Gülpınar, Ayrıca Asya kıtasının en batı ucu olan  ve bıçak ustaları ile de meşhur Baba Kale’yi görerek  veya anayoldan  Ayvacık üzerinden Asos’a( Behramkale)’ye gidebilirsiniz.
Ben  Kuzey Kazdağıları-Bayramiç’i  görmek istediğimden Asos’a daha sonra gideceğim.

1-      KAZ DAĞLARININ KUZEYİ ÇEPHESİ

Geyikli→Ezine→Bayramiç→Kaz dağları-Ayazma Milli Tabiat  Parkı(29km)→Edremit gidebiliyorsunuz.
BAYRAMİÇ
Aslında sıradan bir ilçelerden. Ama  çevresi  yemyeşil ve sebze ve meyvesi  organik ve çok lezzetli olduğundan çevre  ki köylerde farklı şehirlerden gelip  yaşayan çok yabancı varmış.  Özellikle büyük şehir hengamesinden bunalanlar buraya kaçarak organik tarım  yaparak mesut mutlu yaşıyorlar.
 Hatta bu köylerde ki organik tarım yapan çiftliklerde   çalışarak  çevreyi yakından tanıma şansınız da  var.
Merkezde gezebileceğiniz iki yer var.
-Mehmet Akif Ersoy Müzesi: Yazarın kaldığı bu eski ev onarılarak  ve zamanın eşyaları ile donatılarak müze haline getirilmiş. Giriş ücretsiz. Görmek gerekir.
-Hadımoğlu  Konağı: Kaymakamlığa bağlı  bu etnografya müzesinin kapısında ki yazılı  telefonu açtığınızda görevli gelerek kapıyı açıyor. Giriş 2tl.
Zamanında Konya Hadim’den gelerek sancak beyliğini alan bu ağanın konağı dıştan  çok sıradan bir görünüşü var ama içine bayıldım. Orijinali olduğu gibi kalmış. Özellikle tahta yer ve tavan döşemeleri harika. Burayı atlamayınız.
Ben arkadaşımla buluşup gezeceğimden Ayazma’ya giderken  yoldan içeride  ki Çavuşoğlu köyünde  konaklamaya karar verdim. Zengin bir köy. İnsanlar bütün gün tarlalarında çalışıyorlar.  Köy evlerini terk edip yeni binalarında yaşıyorlar. Bodrum’dan gelip eski köy evini onarıp yaşayan genç bir bayanla tanıştım. Evine hayran kaldım. İnsan istedikten sonra her şeyi yapabilir.
Gerçekten üretilenler  çok  lezzetli. Köylüler çok konuksever. Burada yediğim sebze ve  meyvelerin tadını unutamayacağım.  Uzak olmazsa   burada bir bahçemin olmasını çok isterdim. Siz de burada bir köy ziyaret etmeye çalışınız.
Bu köyden  daha kestirme yol olduğundan tekrar ana yola dönmeden
Çavuşoğlu Köyü→Evciler Köyü→Ayazma(6-7km)
AYAZMA PINARI
Özellikle Temmuz ve Ağustosta  buraya piknik yapmaya ve kaz dağlarında yürümeye gidiliyor.Mangal yakabiliyorsunuz.
Giriş ücretli ama uygun. Giriş kapısından sonra hemen şelaleyi göreceksiniz. Dağa doğru tırmanarak şelalenin kaynağına gidebiliyorsunuz. Yukarlarda su cam gibi. Orman  ve havası da çok güzel.
Bu parkta saat 21’den sonra çadır kurmak ve kalmak yasak ama yukarılarda kurup kalanlar oluyormuş. Giriş kapısından hemen önce kamp alanı da var. Buradan isterseniz Edremit’e devam edebiliyorsunuz ama biz  tekrar Ezine’ye geri dönüp  Ayvacık üzerinden Asos’a geldik. Mevsim tam olarak açılmadığından hemen deniz kenarına arkadaşımla çadır kurduk.

Behramkale-Assos

1-Behram Köyü: Tepede taş evlerin olduğu köy. Arnavut sokakları boyunca hediyelik eşya tezgahları sıralanmış. Aralarda taş restoran ve oteller de var. Sokaklarını geziniz.
A-Asos Ören Yeri: Deniz kenarından köye çıkarken ve köy içinden  olmak üzere iki giriş kapısı var. Giriş 10tl.Müze kart geçerli. İçinde hamam, akropol, tenha tapınağı vb. Harabeleri var.
Ama tepeden aşağının manzarası mükemmel. Sadece bu manzara için bile bu ören yerine girilir.
Tiyatroya ise  aşağıda kaldığından   deniz kenarında köye çıkarken ücretsiz ziyaret edebiliyorsunuz.

2-Deniz kısmı: Köyden döne döne deniz kıyısına iniyorsunuz. Benim en sevdiğim yerlerden biri. Denizi taşlı ama suyu çok temiz. Zamanında Rumların yağlarını çıkardıkları  meşe palamudunun taş  depoları, şimdi restoran ve otellere dönüştürülmüş. En güzel tarafı da  yeni binalar yapılamadığından büyümeden bu  güzelliklerde değişiklik  olmamış.
Çok şık deniz ürünleri yiyebileceğiniz mekânlar var. Burayı en fazla 40 dakika sa gezebilirsiniz.
Tekrar Behram köyüne çıkınız.
Behram Köyü→Kadırga  Plajı(4km)→Küçükkuyu→Altınoluk→Akçay→Edremit→Ayvalık
Kadırga Plajı: Planı küçük taşlı, denizin içi kumluk.
Çok uzun ve güzel bir sahil. Birçok işletme var. Ben buradan çok keyif aldım. Bundan sonra ki sahil boyunca da istediğiniz yerde dedenize girebilirsiniz.
 2-KAZ  DAĞLARI GÜNEY CEPHESİ
Not:1- İda’ (Kaz Dağları)nı gezmek ve yürümek  için en güzel mevsim   ilk bahar(nasan ,mayıs )veya  Sonbahar(eylül, ekim )aylarıdır. Sadece 18-22 Ağustos arası Sarıkız yaylasına gidebilirsiniz.
Ben Haziran sonu gibi oradaydım. Ama hava çok sıcak olduğundan ve Ramazan olduğundan yürüyüşler bitmişti. Turlarında  Ramazan bayramında olacağı söylendi.
2-Kesinlikle bulunduğunuz yerleşimim Turizm Ofisine giderek çevre haritası,kamp alanlarının listesini, turizm acentalarının listesini ve gerekli dokümanları alınız. Akçay’da deniz kenarında  Atatürk heykelinin olduğu meydanda Turizm Ofisi var.

Fauna, Flora yapısı ve  oksijen yoğunluğu ile ünlü Kaz Dağları,  Marmara (Çanakkale)ve Ege(Balıkesir)’yi birbirinden ayıran  yaklaşık 70KM uzunluğunda  dağ silsilesinden oluşuyor.
1774 metre yükseklikte Kazdağıları;  Baba Tepesi, en yüksek tepe olan Karataş Tepesi ve  Sarıkız Tepesi olmak üzere üç zirveden oluşuyor.
Bu  Kaz Dağların Balıkesir ili sınırları içinde kalan   21.452 hektarlık bölümü  1994’de Milli Park olarak koruma altına alınmış.
Kaz Dağları’nda görülen 800 bitki çeşidinden; en ünlüsü “Kazdağı Köknar’ı olmak üzere 31 bitki çeşidi sadece Kaz Dağları’na özgüdür. Dünyada en çok endemik bitki barındıran ve oksijen bakımından da ikinci en zengin yer olması nedeniyle Milli Park olarak korunuyor.
Yine milli parkın içinde ayı, kurt, çakal, geyik, domuz  gibi 21 farklı memeli yaşamaktadır
Yine kanyon ve şelaleleri, derin vadi, nehirleriyle ve temiz havası ile ünlü   Kaz Dağları’nın eteklerinde deniz keyfi de  yapabiliyorsunuz.
Eskiden yerleşimler, denizden yürüme mesafesinde kaz dağlarının içinde tepeliklere  kurulmuş. Zamanla insanlar deniz kenarını binalarla doldurunca yerleşimlerin merkezleri deniz kıyısına kaymış. Zaten tepelerde ki eski yerleşimlerde köy olmaktan çıkarak turistik birer mekâna dönüşmüş. Zamanında beğenilmeyen taş evlerin çoğu otel,  restoran, kafe vb. Şekline dönüştürülmüş. Yine de deniz kıyısındaki yerleşimlerden daha yaşanabilir durumdalar. En sonunda akılları başına gelmiş de
Ayrıca Kaz Dağları, mitolojik öyküleri ile de çok büyüleyicidir.
İzmirli Şair Homeros İlyada adlı eserinde Kaz Dağları’ndan “Bol pınarlı vahşi hayvanların anası” olarak anlatır. 
Afrodit, Hera ve Athena’nın katıldıkları, Truva Savaşı’na yol açan ilk  güzellik  yarışması burada yapıldı. Truva Savaşı’na katılan Paris, bu dağlarda çobanlık yaparmış.
 burada doğan Zeus, Truva Savaşı’nı buradan izledi ve karısı Hera ile burada  evlendi.
Zeus, düzenlediği bir toplantıya tanrıça Eris’i çağırmaz. Eris’ de toplantıya altın bir elma göndererek elmanın  “en güzel tanrıçaya” verilmesini ister. Athena, Hera ve Afrodit altın elmanın kime verilmesi gerektiği konusunda anlaşmazlığa düşer. Zeus, tanrıçaları Paris’e gönderir ve en güzel tanrıçayı Paris’in seçmesini ister. Afrodit, Paris’e kendisine eş olacak en güzel kadını (Helen) bulacağını vadeder ve Helen’i Paris’e aşık eder. Paris, altın elmayı Afrodit’e verir. Paris, Sparta’yı ziyaretinde Helen’e âşık olur ve iki âşık birlikte Truva’ya dönerler. Helen evlidir ve bu durum bir savaşı başlatmış olur.


KAZ DAĞLARI-Turları:
Milli parkın sınırlarının  içinde tesis ve benzeri yerler yok. Zamanında ziyaretçiler, çevreyi kirlettiğinden ve yangın çıkardığından Kaz dağları’nın milli parkın içinde kalan kısımlarını  ferdi veya turla  artık  rehbersiz  gezemiyorsunuz. Bu nedenle  Milli parkın içini yürüyüş grupları  veya tur(Jeep veya Sarıkız turu) ile gezmeniz daha ucuza geliyor.
Ancak milli parkın eteklerinde ve  sınırlarının dışında kalan yerleri kendi kendinize gezebiliyorsunuz.
Milli parkına iki farklı kapıdan girebiliyorsunuz.
1-Akçay→Zeytinli(2km)→Mehmetalan(1km)→M.P giriş kapısı(4km)
2-Altınova→Avcılar Köyü→M.P giriş kapısı
Milli parka günlük giriş  ve rehber ücretleri:
Araç ile geçerken rehber için boş koltuğunuz olması gerekiyor. Grubunuzun kaç kişi olduğu önemli değil. Rehber ücreti sabit oluyor.
1-Yaya içın 5tl, rehber için 115tl.
2-Oto için 15tl,rehber için 55tl.
3-Küçük minibüs için 45tl, rehber için 75tl. 
4-Büyük minibüs için 75tl, rehber için 95tl.
5-Milli parkta çadırda kalma ücreti(1-4 kişilik) 32tl, rehber ücreti 115tl,gecelik kalma ücreti ise 60tl.

 Kaz dağları için Küçük kuyu, Altınoluk, Güre, Akçay, Edremit ve Zeytinli ’de ki turizm acentelerinden Kaz dağları için üç farklı turlar var. Genelde turlar 10-17 arasında oluyor.
Kazdağı ve Gayem tur ,en uygun ücretle gezdiriyorlar.
Kaz dağları için size  her konuda yardımcı olabilecek çok deneyimli rehber: Hüseyin Yetiştiriciler(Egzoz Hüseyin)
053604551965
info@kazdagli.com


1-Kazdağı Milli Parkı-Sarıkız Turu: 75tl cıvarı.Bu tur, milli parkın içinde olduğundan rehber almak zorundasınız. Akçay-Zeytinli-Mehmetalan milli park giriş kapısından giriliyor. Minibüs,özel oto  veya jeep  ile 17 km gidildikten sonra 5 km yürüyorsunuz. Öğle yemeği için kumanya dağıtılıyor..Yürüyüş grupları veya tur ile gitmeniz daha uygun olur.
Sarıkız Tepesi:1574 metre yüksekliğindeki Sarıkız Tepesi, Tahtacı Türkmenlerinin yüzyıllarca yaşadığı bu yer kutsal ziyaret yerine dönüşmüş. Dilden dile dolaşan Sarı Kız  hikayesi yanında Edremit Körfezine bakan Ayvalık ve Midilli adalarını gören  çok güzel  manzarası var.
Ben  bu tura haziranda katıldım.  Aşağılarda karaçam, yükseldikçe  gemi direklerimde kullanılan kalem gibi sarı cam ve  yılbaşı ağacı gibi V şeklinde ki göknarları gördük. Göknarların kozalakları göğe doğru nar gibi açıldığından bu adı  almış. Ayrıca  göknarlar çevrelerinde ki sarıçamları kuruttuklarını öğrendik.  Daha yükseklere yeni bahar geldiğinden  çok güzel çiçekler gördük. En tepede de Alevi  Türkmenler tarafından  çok önem verilen ve ibadet haline getirilmiş  Sarıkız  türbesine ulaştık.Hava çok sıcak olmasına rağmen tepede üşüdük.
Ama   Türkmenlerin  bu ibadet yeri olan  Türkmen yaylasını, 15-25 Ağustos  arası festival zamanında kalabalıklarla  ziyaret etmeniz daha keyifli olur. Bu dönemde burada ki köylüler 10 gün  ücretsiz  çadır kurabiliyorlar.
2-Kaz Dağı-Jeep Turu: 75tl civarında . Bu gezi de milli parkın içinde olduğundan Rehber almak zorundasınız. Altınova-Avcılar  milli park girişinden girilip Altınova’dan çıkılıyor.  Dağların içinde gerçekleştiğinde  ve sadece jeep ile 30-40km gidilip 4-5 km yürünüyor. Şahin dere kanyonun etrafında U çizilerek geziliyor.Yürüyüş grupları veya tur ile gitmeniz daha uygun olur.
Bu tura çok gitmek istedim ama haziranda henüz turlar açılmamıştı.
3-Kazdağı Şelale Turu: Milli parkın içinde değil de Kaz dağlarının eteklerinde gerçekleşen bu turu kendi aracınızla siz de yapabilirsiniz. Aracınızla çok rahat bir günde her tarafı gezebilirsiniz. Tur ile 8 kişi jeeple 85tl,7 kişi minibüsle 75tl,17 kişi minibüsle 60tl.Fiyatların içinde yemek dahil. Bu turun içinde Yeşilyurt ve Adatepe-Zeus Altarı da görülüyor. Birbirine çok yakın şelaleleri gezdiriyorlar. Ama asla tur almanıza gerek yok.
En mantıklısı gezilecek aracınız olmasa bile otostopla veya yürüyerek birçoğunu çok rahat gezebiliyorsunuz. Çoğu yerler  deniz kıyısından dağlara doğru 2-3 km uzaklıkta ve birbirlerine çok yakınlar.  Her seferinde deniz kenarına ana yola da inmenize de gerek yok. Dağların arasından da yerleşimler arası  araç veya patika yolları var.
Not: Her saat başı  kalkan Mıhlı ve Edremit arasında  belediye otobüsü var.
Kendi kendinize Çanakkale(Behramkale)’den  Balıkesir(Edremit)’e ana yoldan giderken sırasıyla;


YEŞİLYURT: Anayoldan 1km içeride. Kaz dağlarının eteklerinde harika taş binalardan,taş Arnavut kaldırımlardan, zeytin ve çam  ağaçlarından  oluşmuş turistik köy. Binaların çoğu şık otel ve restorana çevrilmiş olsa da görülmeye çok değer bir köy.
Hikayeye göre eski adı Büyük  Çetmi olan Yeşilyurt’a  Oğuz boylarından Çepniler yerleşmiş ve  Rum taş ustalarına evlerini yaptırmışlar. Zamanlar Rumlar da bu köye yerleşmiş. 1924 yılında yapılan mübadele ile Rumlar köyden gitmişler.
Ayrıca burada  antik çağlardan beri bilinen Afrodit Kaplıcalarını da ziyaret edebilirsiniz.



Not: Yeşilyurt köyünden Adatepe’ye Küçük Çetmi köyü üzerinden yaklaşık üç saatlik bir yürüyüş ile de gidebiliyorsunuz.

ZEUS ALTARI-ADATEPE KÖYÜ:
Küçükkuyu’da yol üzerindeki Zeytinyağı Müzesi’ni görebilirsiniz.
Küçük Kuyu’nun içinden Kaz Dağlarının tepesine doğru 2 km içeriye doğru. Araçla Zeus Sunağının olduğu ormanın kapısına kadar gelip 10-15 dakika yürüyorsunuz.
Çok tanrılı dinler zamanında Yunan mitolojisine göre eski Yunanlılar, savaşları kazanmak, kuraklıktan, hastalıktan kurtulmak, bereketli ürün almak, felaketlerden korunmak için burada tanrılara ve Zeus’a kurban verirlerdi. İlyada Destanı’nda ise Zeus ile Hera’nın aşkına da şahit olduğu anlatılır.
 Bu taş sunakta deniz ve şehir manzarası çok güzel.

Hemen 5 dakika yürüdüğünüzde tarihi eski Rum köyü olan Adatepe köyüne varıyorsunuz.  Yine taş evlerden oluşan bu köyde restoran ,otel vb. var ama  köylüler de yaşadığından  daha doğal. Özellikle çay bahçesinin keyfini çıkarabilirsiniz. Bu köye de Selçuklular zamanında Orta Anadolu’dan getirilen Türklerin yerleştirilmiş. zamanla da nüfusu artan Rumlar, mübadele sırasında köyden gitmişler. Onların yerine
Zeytincilik ve zeytinyağı ile  geçinilen köye, Midilli ve Girit’ten gelen Türkler yerleşmişler.


MIHLI ŞELALESİ:
A-Başdeğirmen:  Mıhlı’dan  ana yol üzerinde ki “Filinta et lokantası” dan 2.5km dağlara doğru gittiğinizde sağ tarafa ayrılan yoldan 1km  daha ilerlediğinizde piknik alanlarından sonra Romalılardan kalma taş köprü ve hemen yanında eski değirmen kalıntılarını göreceksiniz.
Eğer piknik yapacaksanız kesinlikle  burayı tercih ediniz. Taş köprüden önce ve sonra ırmağın oluşturduğu harika gölcüklerde de yüzebilirsiniz. Yürüyüşler yapabilirsiniz.
Tekrar ana yola gelip çok az ilerledikten sonra yine 1 km içeriye gittiğinizde
B- Mıhlı şelalesi: İkinci büyük gölet alanıdır. Gördüklerimin içinde en güzel şelale. Giriş kişi başı 5tl. Kayaların arasından gürül gürül akıyor. Diğer şelalede olduğu gibi şelalenin kenarında piknik yapabileceğiniz masalar var. Bir masanın kirası 30tl.
Buradan tekrar Çanakkale- İzmir ana yoluna gelip devam ettiğinizde;
Narlı yoluna girip 17km daha  devam ettiğinizde
DARIDERE TABİAT PARKI: Gitmedim ama  güzelmiş. Kamp yapabileceğiniz bu parkta birçok ağaç türü, dere ve şelaleler yer alıyor. İçerisinde pek çok turistik tesis, bisiklet parkuru, futbol sahası var.  

Buradan tekrar Çanakkale- İzmir ana yoluna gelip devam ettiğinizde;

ALTINOLUK: Zamanında çok güzelmiş ama artık tüm sahillerde olduğu gibi yapılaşmış korkunç.
A-ALTINOVA KÖYÜ: Ama sahilden 2km yukarıya tırmandığınızda asıl ilk yerleşim olan Altınoluk köyü var. Aslında bu köy zamanında çok güzelmiş. Harika taş ve eski  evler  var.
a-Abdullah Efendi Konağı: pzt kapalı.9-18 arası açık. İçini göremedim ama dıştan çok güzel. Bu   konağa benzer  başkaları da var.
Anayol üzerinden  devam ederken, Altınova’nın çıkışından 1 km  ileride  2 km içeriye girerseniz
Şahindere  Kanyonunun girişini  görebiliyorsunuz.
B-Şahindere Kanyonu: 26km uzunluğunda ki bu kanyon, denizden iyotlu havayı dağlara, dağların çam kokusunu da ovaya dağıtan bir baca görevi görüyor. Kanyon boyunca şifalı bitki, kekik vb. ile görülmesi gereken yerlerden.  

C-Yine deniz kıyısında “Antandros” şehir harabelerini görebilirsiniz.
Altınoluk’a iki kilometre mesafede yer alan Troas Kenti olan Antandros Antik Kenti, Mysia ile Troas arasında uzanan yolu kontrol eden stratejik bir konumda yer alıyor. Troia Savaşı’nın öncesine dek uzandığı düşünülen Antandros’un kuruluşu, Herodotos’a göre Persler tarafından milattan önce beşinci yüzyıla dayanıyor. Antandros Antik kenti Bizans İmparatorluğu’nun önemli piskoposluklarından birisiydi.
Troya savaşlarından önce kurulmuş Adramyttion; dağın güneyinde ve Edremit Körfezi’nin kuzeyinde Kaletaş’ı Tepesi’nin üstünde kurulu Antandros ve Çanakkale sınırları içinde yer alan Assos (Behramkale) kentleri olmak üzere yakın çevrede üç önemli antik kent bulunuyor.


Güre’ye gelmeden  anayoldan 2km içeride
TAHTA KUŞLAR MÜZESİ(Alibey Kudar Etnografya Galerisi): Giriş tam 4tl, öğrenci 2tl.
Türkiye’nin ilk köy  Özel Etnoğrafya Müzesi, Kaz Dağları’nın eteklerinde kurulu 8 Türkmen köyünden biri olan Tahta Kuş’ta  kurulmuş. Orta Asya’dan Türkiye’ye göç eden Konar-Göçer Türk boylarının giysileri, eşyaları, aletleri, halıları vb. 70 yılda  toplanarak 1992’dekurulmuş.Yine dünyada sergilenen en büyük deri sırtlı deniz kaplumbağasını  da görebilirsiniz. Ayrıca burada  Zeytin, zeytinyağı, sabun ve kekik gibi doğal ürünlerde satın alabilirsiniz.
Tahtacı Türkmenler(Aleviler): Orta Asya’dan gelen Türkmenler Toroslara yerleşmişler. İstanbul’un ve Midilli’nin fethi sırasında gemilerde ki kereste ihtiyacına karşı Fatih Sultan Mehmet tarafından  Toroslardan Kaz Dağları’nın eteklerine getirildiği  düşünülmektedir.
Tahtakuşlar’da tanıştığım  bir Türkmen’in anlatımına göre; Orta Asya’dan göç etmeden önce Araplar tarafından müslümanlaştırılmaya çalıştırılmış. Onlarda “tamam” deyip geçiştirmişler.  Yakın zamana kadar da Caferi mezhebinden olduklarını sanıyorlarmış. Oysa araştırmalarının sonucuna göre  zamanın da ”Alevci” olduklarından “Alevi” olarak adlandırıldıklarını söyledi.Yani Orta Asya’dan getirdikleri şaman geleneklerini sürdürdüklerini, simgelerinin oradan geldiğinı ıspatladıklarını söyledi. Kısaca “Orta Asya’dan göç eden türklerden Araplaşanlar sunni,Araplaşmayanlar ise  Alevi  olmuşlar” dedi.
Ama bazı tahtacı Türkmenlerde “Biz aleviyiz” diyorlar.
Ali Ekber Çiçek’in Mezarı: Tahta Kuşlar müzesinin yanından 100 metre gittiğinizde mezarlığı göreceksiniz. Mezarlığın en tepesinde şehir manzaralı yerde anıt mezarı göreceksiniz.
Tahta Kuşlar Müzesi→Çamlıbel Köyü(15 dakika yürüme mesafesinde)
ÇAMLIBEY KÖYÜ: kaz dağlarının eteklerinde güzel bir köy. Köy mezarlığında “Tuncer Kurtiz”’in sade mezarını da ziyaret edebilirsiniz.
Köy içinde  el emeği ve sıradan objelerin satıldığı Köyün Delisi ölmüş ama dükkanını ziyaret edebilirsiniz.‘
 camlıbey→Güre Köyü( Toprak yoldan yarım saat yürüme mesafesinde. Bu yoldan araç da geçiyor.)
GÜRE KÖYÜ: Kaz dağları içinde ki Güre köyü ilk yerleşim. Yine köyün  5 km altında Güre’nin kıyı şeridi var.
Kıyı kıyı şeridinde “Kaz dağları müzesi ” ve “Güre kaplıcalarını” da görebilirsiniz.

KAVURMACILAR KÖYÜ
Kazdağları’nın meşhur Sarıkız efsanesinde Sarıkız ve babasının yaşadığı köy.Hikayeye göre Sarıkıza  iftiralar atılınca babasından kızını öldürmesini isterler. Bunun üzerine Sarıkız ve babası köyü terk etmek zorunda kalır. Sarıkız giderken: “Bizim gibi insanlara iftira attınız. Bundan sonra da burada kimse barınmasın” diye beddua eder. Bu nedenle 14. yy’den kalma köy hala ıssız sayılır.
Sarıkız Efsanesi:  Babası  ile köyde yaşayan yörük kızı  Sarıkız, babası hacca gittikten sonra yüz vermediği  köy delikanlıları tarafından iftiraya uğrar. Babası öldürmeye kıyamadığından birkaç kaz ile sarıkız tepesine kızını bırakır. Yıllar sonra kızının izini bulur. Kızından özür diler ve kızının ermiş olduğuna karar verir.Havanın çok kötü olduğu o gecede baba kız kaybolur.Kızının kaybolduğu tepeye Sarıkız tepesi, babasının bulunduğu  ve  mezarının olduğu tepeye de Babatepe denmiş. Her Ağustos ta  yörükler bu tepeleri ziyaret ederler.


Güre Köyüne varmadan 2 km içkısımda;
PINARBAŞI ŞELALESİ: Giriş 5 tl. ben gittiğimde şelale kurumuştu. O nedenle bana burası cazip gelmedi.Yine göl kenarında piknik masaları ve işletme var. Dere boyunca da çadırla konaklama ve piknik yapabileceğiniz tesisler var.
Yalnız bu şelaleye 200 metre kala sağ tarafta “Ağlayan şelale ve işletmesi” var. Karıştırmayınız.
Bu bölgede çadır kampı da var.
güre→Kızıl Keçeli Köyü(4km)
KIZIL KEÇELİ KÖYÜ
Anıt Ağaç: 850yaşında, 30metre boyunda, 860 cm genişliğinde.
Yine bu köyde de piknik alanları, restoran vb. Var.
kızılkeçili→İzmir anayolu(3km)
kızılkeçili→Zeytinli(2km)
kızılkeçili→Hasanboğuldu(2km,araçlarında gittiği toprak yol )
bu toprak yoldan Hasan boğuldu’ya   girdiğinizde   de bilet gişesi var. Bu gişeden sonra önce
SÜTÜVEN ŞELALESİ
50 metre ileride
HASANBOĞULDU ŞELALESİ
 Filmlere ve Sabahattin Ali’nin öykülerine de konu olmuş hikayeye göre; Yörük güzeli Emine’ye kavuşmak için  oba törelere göre 40 okkalık tuz çuvalıyla dağları tepeleri aşan Hasan, tuz çuvalını sonunda  taşyamadan boğulduğu anlatılır.Emine de  bu olay sonunda kendini  asar.

Ama Edremitli Sebahattin Ali’nin romanında anlatıldığı gibi bılinse de diğer bikayeye göre;  ayağı sakat olan Hasan adlı gencin balık tutarken boğulmasından dolayı bu adı almıştır.

Giriş  kişi başı 5tl. içeride piknik masaları ve işletmeler var. 300metre  yürüdükten sonra  şelaleye varıyorsunuz.
Şelalenin oluşturduğu  göl çok berrak. Yüzme yasak oşmasına rağmen yüzenler vardı.
hasanboğuldu→Zeytinli(4km)
ZEYTİNLİ
Ana yola 2.5 km uzaklıkta.
Bu köyde Millî Parklar irtibat bürosu var. Buradan tüm bilgileri, harita ve rehber alabiliyorsunuz.
Not: Kızılkeçili ve Güre’ye de dağ yollarının dışında ana yoldanda çıkabiliyorsunuz.
Hatta zamanınız çok az ise  Zeytinli→Hasanboğuldu-Kızılkeçili  yapabilirsiniz.
Akçay→Edremit→Burhaniye→Ören→Ayvalık(30km)→İzmir
ÖREN: Artık taşlaşmayan kıyı şeridi kalmadığını düşünenlerdenim ama Ören’i çok farklı buldum. Genelde bahçeler içinde müstakil evlerden oluşmuş yemyeşil yerleşim. Kıyı şeridi de çok  güzel.
Çevrede de gezilecek yerler de var.Taylıeli, Pelitköy ve 1800’lerin sonunda yapılmış  içi motiflerle süslü camisi ile ünlü Şahinler köyünü gezebilirsiniz.
AYVALIK
23 adası ile dünyanın en çok adaya sahip ilçesi.
Ören’den gelirken sırasıyla;
Yoldan 3-4 km içeride;
1-Alibey (Cunda) Adası: Ana köprü ile Lale adasına geçilip, oradan da Türkiye’nin ilk boğaz köprüsünden Cunda adasına geçiliyor.
Rum yerleşimi olan bu  sevimli adayı önce deniz kıyısından gezmeye başlayabilirsiniz.
-Taş kahve ve diğer taş binalar
Buradan yukarıya doğru tırmandığınızda;
-Taksiyarbis (Rahmi Koç Müzesi): 10-19 arası açok.Pazertesi kapalı.Giriş;tam 5tl, öğrenci3tl, 65yaş üstü 2tl.Bu bina, 1873’de Rumlar tarafından metropol kilisesi olarak yapılmış.
İstanbul ve Ankara da ki Rahmi Koç müzelerin benzeri. Minyatürler, ahşap ve teneke oyuncaklar ve diğer objeler var. Gezilmeye değer.
Arnavut kaldırımlardan taş Rum evleri gezerek yukarıya doğru tırmandığınızda eski yıkık kiliseyi geçtikten sonra;
-Eski değirmen(Sevim ve Necdet Kent Kütüphanesi ve kafe):9:30-17:30arası açık. .Giriş ücretsiz.
Kafe sürekli açık. Karşı taraflarda diğer eski değirmenleri de görebiliyorsunuz. Buradan adanın her tarafının manzarasını çok rahat seyredebiliyorsunuz.

2-Ayvalık içi: Burada da  sokak aralarını  gezmek keyifli.
-Müze: Kültür bakanlığına bağlı olduğundan müze kart geçerli. Normal giriş 5tl. Sadece onarılmış olan kilisenin içini görüyorsunuz.
MİDİLLİ’ye Gidiş:
Feribot ile tek yön gidiş 15€,gidiş dönüş 25€.Birbuçuk saat sürüyor.
Katamaran ile sadece yolcu taşınıyor. Tek gidiş 20€,gidiş dönüş 30€.40 dakika sürüyor.
Sabah gidilip akşam dönülüyor.
 Tur ile Midilli’ye gidecekseniz Yunan vizesine ihtiyacınız yok. Kapı vizesi (55€) yeterli.Midilli’ye tur ile günübirlik veya kalmalı  gidebiliyorsunuz.

Şehirden 6-7 km sonra Sarımsaklı yolu üzerinde sağa doğru 3-4km yukarıya doğru tırmandığınızda;
3-Şeytan Sofrası: Buradan tüm adaların ve şehrin manzarası gerçekten görülmeye değer.
Geri dönüp yola  2-3 km devam ettiğinizde;
4-Sarımsaklı: Denizi güzel ama taşlaşmış bildiğimiz yerleşimlerden.
Buradan İzmir’e döndüm. İsterseniz 2km içerde ki Bergama’yı da gezebilirsiniz.
Bir daha ki gezi de görüşmek üzere…










 Ben her yıl 6-7 ay yurt dışında gezdiğimden hiçbir yaz Türkiye’de olmadım. Bu yıl ki Hindistan gezimizden sonra Güney Asya’yı gezme planımız sıcak ve muson yağmurları nedeni ile olmayınca mecburen yazın Türkiye’ye döndük.
Ben de havalar çok ısınmadan Trakya’yı tekrar gezmek istedim. Önce 
İstanbul→Tekirdağ→Keşan→Gelibolu  güzergahını gezdim.
GELİBOLU VE  GELİBOLU YARIMADASI
Gelibolu,Piri Reis’in deniz kenarında ki çok sevimli bir yerleşim. Yürüyerek birbirine yakın Bayraklı Türbe,  Hamzakoy ve ve Mevlevihane(Pazar günleri sema gösterisi var)’yi gezebilirsiniz.
Gelibolu’dan feribot ile boğazın karşısında kı yısında kı Lapseki’ye  geçebilirsiniz.(Yaya için 2.5TL)
Eğer daha önce şehitlikleri gezmediyseniz  Gelibolu’dan  çok rahat hepsine  gıdebiliyorsunuz.Tüm şehitlikler,Conk bayırı,Arı Koyu vb.  bu yarım adada.Tabelaları takip ederek  hepsini gezebilirsiniz.Kabatepe’ye giderken Conk Bayırındq “Tanıtım Merkezi”n de Çanakkale savaşını üç boyutlu olarak  izleyebilirsiniz.
Gelibolu→Eceabat(40km)→Kilitbahir(6km)
Not:Eceabat (Her bir saat ara ile feribot  var.20dakika sürüyor.)ve Kilitbayır’dan (Her yarım saatte bir feribot var.10) dakika sürüyor.Çanakkale’ye feribot var.Bayramlarda ve yoğun günlerde daha sık var.
KİLİTBAHİR
Sırasıyla
Kale
Tabyalar: Birtanesi müze haline getirilmiş.Gıriş 2TL.Oldukca  detaylı.
Seit onbaşının heykelı: Mermiyi kucağında taşırken.(Bu heykelden daha önce ki Seit Onbaşı heykelinde ise top mermisini sırtında taşıyor.Hangisinin gerçek olduğu hala tartışma konusu.)

Diğer tabyalar
Kilitbayır’dan  deniz kenarından devam ederseniz Çanaklale anıtına gidiyorsunuz.
Not:Anıttan da  Gökceada - Kabatepe İskelesine yol var.
GÖKCEADA
Eceabat’a varmadan yol ayrımından 4-5 km sağa ilerlediğinizde
Kabatepe İskelesi Gökçeada(Yaya ücreti 3tl,araç ücreti 35tl,1.15 dakika sürüyor.Yazın sık,kışın seyrek   feribot var.Saatleri değiştiğnden internetten öğrenip yola çıkınız.)
Ada,hala bakır sayılır.Cadırınızı deniz kıyısına kurup, her zaman rüzgar olduğundan terlemeden keyifli bir tatil yapabilirsiniz.
Adada zamanında Rumlar yaşıyormuş ama şu anda  Rumların yoğun yaşadığı birkaç  köy kalmış. Rumların çoğu daha çok yazın tatil için geliyorlar.  Adada askerler ve üniversite öğrencileri  de yoğun.Yine özellikle Vanlılar ve karadenizlıler adayı doldurmuşlar.
Şehir merkezi küçük ve sevimli.
Ada oldukça büyük olduğundan  bazı yerlere gitmek için araç gerekli. Yazın dolmuş bulabiliyorsunuz.  Aracınız varsa aslında bir günde bile adayı bir yuvarlak çizerek   plajlarını ve köylerini gezebilirsiniz.
I-Merkezden kuzeye doğru  5-6 km lik güzergah()Yürünebilir güzergah.);
1-Yukarı Bademli: Yol ayrımından yukarıya doğru tırmanıyorsunuz. Genelde Rumlar yaşıyor. Çok sevimli bir Rum yerleşimi. Köy meydanı, eski çamaşırhane, asırlık çınarı görebilirsiniz. Bu köye güneşi batırmak için gelebilirsiniz.
Burada yasemen ve Ozan adlı iki genç arkadaş satın aldıkları Rum evini çok sevimli butik otele çevirmişler. Sakinlik arayanlar için harika bir tatil geçirebilirler.
İnstagram ve facebook:Panos.gökceada,05467131653
İki kişi oda fiyatları 250-350tl.Organik kahvaltı dahil.
Ana yola inip devam ettiğinizde
2-Yeni Bademli: Bu köyde genelde Türkler yaşıyor. Yıldız koya çok yakın olduğundan birçok pansiyon, restoran vb. var.
3-Yıldızkoy ve Su Altı Milli Parkı: Taşlık plajı ve çok temiz bir plajı var. Şnorkel ile de balıkları görebiliyorsunuz. Çevrede keyifli yürüyüşler yapabilirsiniz.
Buradaki işletmede kamp çadırı ücreti 50tl,çadırınız varsa 30tl. Ama deniz kıyısında ücretsiz çadırınızı kurabiliyorsunuz.
Anayola gelip devam ettiğinizde
4- Aşağı Kaleköy: Deniz kenarında yunan örneği restoran ve kafelerin olduğu  çok sevimli bölge. Özellikle  gece eğlenceleri meşhur. Yunan müzikleri ve eğlenceleri var ama hepsinin işletmecesi Türk.  Buradan Yukarı Kaleköy’e tırmanabiliyorsunuz.
5-Yukarı Kaya köy: Bu eski Rum köyünde şimdi Türkler yaşıyor. En tepede ki kale kalıntıların olduğu yerde harika deniz manzarası var.
Buradaki otelde kahvaltı dahil tek kişi 100tl,iki kişi 160tl.
II- Şehir merkezinden batıya doğru devam ettiğinizde
1-Zeytinliköy: Anayoldan 1.5km ilerledikten sonra tepeye 2.7km tırmanıyorsunuz. Çok sevimli Rum köyü. Harika çiçekli taş evler, kafeler, restoranlar var. Dibek kahve ve karadut şarabı içebilirsiniz.
Anayola inip biraz ilerleyip  tekrar yukarı tırmandığınızda
2-Tepeköy: Burası da  çiçekli taş evleri ile tam bir Rum köyü. Yorgo Babanın şaraplarını tadabilirsin.
Hemen bu köyün yukarısında
3-Çınaraltı: Harika deniz manzarası  eşliğinde çay veya kahvenizi içebilirsiniz. Piknik yapabilirsiniz.
Buradan Yunanistan adasını görebiliyorsunuz.
Tekrar ana yola inip devam ettiğinizde
4-Dereköy:  Zamanında Rumlar yaşıyormuş. Yıllar önce gittiğimde bir Rum ”Devlet,  bizi kaçırmak için Karadenizlileri buraya yerleştiriyor” demişti. Sanırım haklıymış.
Aslında adanın en büyük Rum köyü ama şu anda virane bir durumda. Çok az yaşayan yaşlı Rum kalmış. Onlarda genelde yaşlılar ve dışarı çıkmıyor. Çoğu taş evlerin damları bile kalmamış. Devlet şimdi onları aslına uygun restore etmeye çalışıyor. Türklerden yerleşenler var.
 Buranın güneyinde ki şelaleye aracınız varsa gidebilirsiniz.
5-Uğurlu Köy: Burada ki apartlarda kalırsanız, bahçeden sebzeleri kendi elinizle toplayabiliyorsunuz.
6-Lazkoyu: Aslında kumlu plajı olan buraya,  Dere köye gelmeden Karadenizlilerin yaşadığı Şahinkaya köyünden inebilirsiniz.
Veya Aydıncık koyundan deniz kenarını da takip ederek ulaşabilirsiniz.
Yine adanın batı ucunda ki “Gizli koy” ada gidebilirsiniz.
III- Şehir merkezinden güneye doğru 10km  indiğinizde Eşelek köyüne varıyorsunuz. Buradan 2.3 km daha ilerlediğinizde
1-Aydıncıkkoyu:Adanın en güzel koyu. Kumlu plajı var. Denizi çok temiz. Güzel işletme var. Snorkel için de ideal.
Yine Eşelek köyden   biraz batıya giderseniz
2- Aydıncık(Kefaloz): Burada rüzgarlı olduğundan  kıyıya yosun geldiğinden yüzmek için elverişli dwğil ama sörf için ideal. Burada da sörfçüler için  güzel bir işletme var.
3-4 günlük 10 saatlik sörf dersi 1500tl.
Not: İsterseniz buradan deniz kenarını takip ederek Laz koyunu görüp dere köy üzerinden de şehir merkezine varabilirsiniz. Ben gittiğimde sezon tam açılmadığından dolmuş bulamadım.
Yine feribot iskelesinin hemen yanında ki “Kuzu Limanı Plajı” nda da yüzebilirsiniz. Kumlu plajı, temiz denizi ve güzel işletmesi var.
gökceada→Eceabat→Çanakkale
ÇANAKKALE
Küçük, yeşil, sakin ve çok sevimli bir şehir. Sarıçay, şehri ikiye bölüyor.
Bu çayın kenarında ve şehir merkezinde çok sevimli çay içebileceğiniz mekanlar var. Ayrıca merkezde ki eski evlerin olduğu sokaklar, barlar sokağına dönüştürülmüş. Görmeden gelmeyiniz. Hele bazı sokaklar, sarmaşıklar ve çiçeklerle çok keyifli hale getirilmiş.
Çanakkale’nin peynir tatlısı çok ünlü. En ünlü yerde denedik ama adını unuttum.
Not: Yaz aylarında Çanakkale’den Gökçeada ve Bozcaada’ya deniz otobüs seferleri var.
Feribottan inip kordon boyu sola ilerlediğinizde
1-Truva Atı: Truva filminde kullanılan bu ahşap at, çok güzel.
*Daha da ilerlediğinizde iç kısımda “Seramik Müzesi” var.
Sağa doğru ilerlediğinizde;
2-Eski Saat Kulesi
3-Yalı Hanı
4-Kent Müzesi: Giriş ücretsiz. Binası çok güzel. Çanakkale’de kullanılmış eşyalar sergileniyor.
5-Çimenlik Kalesi(Deniz Müzesi):Giriş 7tl.60yaş üstü ücretsiz. Bu kale Kilitbahir kalesinin tam karşısına denk geliyor. İçinde ki müzede çok kapsamlı. Gezilmeye çok değer.
6-Aynalı Çarşı: Girişte ki bir aynadan başka bir özelliği olmayan sıradan bir çarşı.
Çevresinde Ermeni Kilisesi, Sinagog ve Korfmann kütüphanesini görebilirsiniz.
Sarı çayı geçtikten sonra deniz kenarında
7-Hamidiye Tablası: Gittiğimde onarımdaydı. Gelibolu yarımadasında gördüyseniz buraya gitmemenizde olur.
8-Arkeoloji Müzesi:100.Yıl Caddesi üzerinde. Giriş 7tl.Müze kartı geçerli. Sevmediğimden girmedim.
Bunların dışında çevre köylere gezi yapabilirsiniz. Haziranda şehrin çevresi yemyeşil ve çiçekliydi.Çok hoşuma gitti.
Çanakkale →Truva(37km): Anayoldan 5km içeriye doğru gidiyorsunuz.
TRUVA
Müze kart geçerli.3000yıllık tarihi bu yeri , tabelaları okuyarak ziyaret ederseniz keyif alacaksınız. Tekrar ana yola gelip 33 km devam ettiğinizde Bozcaada yol ayrımına geliyorsunuz. Buradan  →Geyikli→ Yeni İskele(6-7km). yemyeşil tarlaları geçerek iskeleye geliyorsunuz.
Okul tatil olduktan sonra sık seferler var. Diğer zamanlarda feribot saatlerini öğrenmeden yola çıkmayınız. Üç saat bekledim. Yaylar için gidiş 7tl,araçlar için 35tl.45 dakika sürüyor.
BOZCADA
Gökçeada’dan daha küçük olan bu ada, çok daha keyifli. Her taraftan denizden rüzgar aldığından hava, burada da  bunaltıcı değil.
Halkın çoğu yakın çevrelerden ve İstanbul’dan gelip yerleşmişler. Ada çok değişmemiş. Hala bakir sayılabilir. Keşke Rumlar gitmeselerdi. Çok daha güzel olurdu.
Ada pahalı sayılır. Adada bilinen marketlerden yok. Kâr bölünecek diye istenmiyormuş. Ziraat bankasından başka banka da yok. Diğer bankaların ATM’leri var.
Özellikle Rum Mahallesinde ki evlerin hepsi birbirinden güzel ve sevimli. Evlerin cam demirleri, panjurlar vb.  Rumlardan kalma alışkanlıkla çok farklı renklere boyanmış. Kapılarda rengârenk çiçekler. Arnavut kaldırımlı sokakları gezmeye doyamıyorsunuz. Hele akşamları bu dar sokakların çoğuna ahşap masa ve sandalye atılmış   açık hava  restoranlarında  deniz ürünleri ve şarap olmazlardan.
Ayrıca  ada, damla sakızlı kurabiye, dibek kahvesi ve domates, kabak gibi el yapımı reçelleri ile ünlü.
KALMA:  Rum evlerinden dönüştürülmüş küçük pansiyonlarda bir kişi yatma ücreti 75tl’den başlıyor.  Nefis oteller de var.

Adada istediğiniz yere çadır kuramıyorsunuz. Yasak. Sadece Ayazma koyuna giderken “Ada kamping” var. Çadır içinde şişme yatak var. Kişi başı 50tl.Eğer sizin çadırınız varsa kişi başı 30tl. Bu kamptan, en güzel koylara yürüyerek gidebiliyorsunuz. Ama yasak diye çadırınızı kuramayacak değilsiniz. Jandarmanın sizi göremeyeceği ve şikayet edilemeyeceğiniz  her yere kurabilirsiniz. Bunlardan batık geminin olduğu “Beylik koyu” ile “Akvaryum ” koyu en uygunlardan. Buralarda tesis olmadığından elektrik ve su da yok. Aracınız varsa çok rahat kurabilirsiniz. Kurmuş olanları da gördüm. Yazın da Ayazma ile Sulu bahçe koyu arasında çadır kuran yazlıkçılar olanı öğrendim.

Feribottan şehir merkezine iniyorsunuz.
1-Şehir merkezi
A-Kale: İskelenin hemen solunda .10-13 ve 14-18 arası açık. Giriş tam 5tl,öğrenci 3tl. Kalenin içi çok ilginç değil ama çevre manzarası çok güzel.
-
B-Tarihi Rum evleri: Ana yolun üst tarafı kilisenin de olduğu “Rum Mahallesi”, aşağı tarafı “Müslüman Mahallesi” var. Ama adada birkaç Rum ailesi kalmış. Hepsi terk edip gitmişler. Yani artık adanın tamamı Müslüman. Bazı evlerde ne anlamda ise Türk bayrağı dikilmiş. Rahatlamışız.
C-Müze: 10-19 arası açık. Özel müze. Giriş tam 10tl,öğrenci5tl.Adanın tarihini anlatan fotoğraflar ve materyaller sergileniyor.

D-Şarap Fabrikaları: Adanın merkezinden çıktığınızda her tarafta üzüm bağları ile karşılaşıyorsunuz. Merkezde de şarap fabrikaları var. Bunlardan en bilinenleri Çamlıbağ ve Talay.Ama şarap içmeye özendirdiği  için 2-3 yıldır yasaklandığından  şarap fabrikalarının içini gezmek ve şarap tadımı yapmak yasaklanmış.  Duyduğumda inanmakta zorlandım. Sadece buralardan şarap satın alabiliyorsunuz şimdilik.
Adayı, aracınız varsa rahatlıkla bir günde gezebilirsiniz. En uzak gideceğiniz yer 22km.Plajlarının çoğu  adanın  doğu ve güneyinde.
Yine merkezden başlayarak bir yuvarlak çizerek adanın her yerini gezebilirsiniz
2-Polente Feneri ve Rüzgâr Enerji Santrali: Plajların yoluna yakın ve adanın uc kısımda ki burunun üzerinde. Rüzgârgüllerinin de olduğu bu buruna güneş batımında şarabınızı da alarak gidiniz. Ben gittiğimde hava biraz bulutlu olduğundan göremedim.
Aynı yoldan geri gelip yol ayrımından  adanın güneyine doğru sırasıyla;


3-Habbele Plajı.
4-Sulubahçe
5-Ada Kamp
6-Ayazma Plajı: Adanın en güzel plajı. Tesis ve şezlonglar var. Deniz cam gibi.İlk girdiğinizde soğuk gibi ama yüzdükçe çok zevk alacaksınız.

7-Beylik Koyu-Batık gemi: Karaya saplanmış kocaman bir gemi var. Burada çok rahat çadır kurabilirsiniz.
8-Ayona Koyu: Kayalıkların olduğu farklı bir koy.
9-Akvaryum Koyu: Ben buraya bayıldım. Etrafı kayalıklarla çevrilmiş deniz suyu, adeta  iki tane göl  oluşturmuş.  Çadır kurabileceğiniz en güzel koy. Burada balık ta tutabilirsiniz.
Buradan Tuzburnu  ve diğer koyları geçerek şehir merkezine geliyorsunuz.
10-Göztepe: Şehir merkezinden Ayazma yoluna giderken  sağ tarafta araç ile çıkılıyor. Buradan da güneş batımını izleyebiliyorsunuz.
Not: Eğer Bayramiç’e gitmeyeceksiniz;  Geyikli feribot iskelesinde indiğinizde deniz kenarından giden manzaralı çok güzel yolla Alexandria, Apollon Smintheus, Gülpınar, Ayrıca Asya kıtasının en batı ucu olan  ve bıçak ustaları ile de meşhur Baba Kale’yi görerek  veya anayoldan  Ayvacık üzerinden Asos’a( Behramkale)’ye gidebilirsiniz.
Ben  Kuzey Kazdağıları-Bayramiç’i  görmek istediğimden Asos’a daha sonra gideceğim.

1-      KAZ DAĞLARININ KUZEYİ ÇEPHESİ

Geyikli→Ezine→Bayramiç→Kaz dağları-Ayazma Milli Tabiat  Parkı(29km)→Edremit gidebiliyorsunuz.
BAYRAMİÇ
Aslında sıradan bir ilçelerden. Ama  çevresi  yemyeşil ve sebze ve meyvesi  organik ve çok lezzetli olduğundan çevre  ki köylerde farklı şehirlerden gelip  yaşayan çok yabancı varmış.  Özellikle büyük şehir hengamesinden bunalanlar buraya kaçarak organik tarım  yaparak mesut mutlu yaşıyorlar.
 Hatta bu köylerde ki organik tarım yapan çiftliklerde   çalışarak  çevreyi yakından tanıma şansınız da  var.
Merkezde gezebileceğiniz iki yer var.
-Mehmet Akif Ersoy Müzesi: Yazarın kaldığı bu eski ev onarılarak  ve zamanın eşyaları ile donatılarak müze haline getirilmiş. Giriş ücretsiz. Görmek gerekir.
-Hadımoğlu  Konağı: Kaymakamlığa bağlı  bu etnografya müzesinin kapısında ki yazılı  telefonu açtığınızda görevli gelerek kapıyı açıyor. Giriş 2tl.
Zamanında Konya Hadim’den gelerek sancak beyliğini alan bu ağanın konağı dıştan  çok sıradan bir görünüşü var ama içine bayıldım. Orijinali olduğu gibi kalmış. Özellikle tahta yer ve tavan döşemeleri harika. Burayı atlamayınız.
Ben arkadaşımla buluşup gezeceğimden Ayazma’ya giderken  yoldan içeride  ki Çavuşoğlu köyünde  konaklamaya karar verdim. Zengin bir köy. İnsanlar bütün gün tarlalarında çalışıyorlar.  Köy evlerini terk edip yeni binalarında yaşıyorlar. Bodrum’dan gelip eski köy evini onarıp yaşayan genç bir bayanla tanıştım. Evine hayran kaldım. İnsan istedikten sonra her şeyi yapabilir.
Gerçekten üretilenler  çok  lezzetli. Köylüler çok konuksever. Burada yediğim sebze ve  meyvelerin tadını unutamayacağım.  Uzak olmazsa   burada bir bahçemin olmasını çok isterdim. Siz de burada bir köy ziyaret etmeye çalışınız.
Bu köyden  daha kestirme yol olduğundan tekrar ana yola dönmeden
Çavuşoğlu Köyü→Evciler Köyü→Ayazma(6-7km)
AYAZMA PINARI
Özellikle Temmuz ve Ağustosta  buraya piknik yapmaya ve kaz dağlarında yürümeye gidiliyor.Mangal yakabiliyorsunuz.
Giriş ücretli ama uygun. Giriş kapısından sonra hemen şelaleyi göreceksiniz. Dağa doğru tırmanarak şelalenin kaynağına gidebiliyorsunuz. Yukarlarda su cam gibi. Orman  ve havası da çok güzel.
Bu parkta saat 21’den sonra çadır kurmak ve kalmak yasak ama yukarılarda kurup kalanlar oluyormuş. Giriş kapısından hemen önce kamp alanı da var. Buradan isterseniz Edremit’e devam edebiliyorsunuz ama biz  tekrar Ezine’ye geri dönüp  Ayvacık üzerinden Asos’a geldik. Mevsim tam olarak açılmadığından hemen deniz kenarına arkadaşımla çadır kurduk.

Behramkale-Assos

1-Behram Köyü: Tepede taş evlerin olduğu köy. Arnavut sokakları boyunca hediyelik eşya tezgahları sıralanmış. Aralarda taş restoran ve oteller de var. Sokaklarını geziniz.
A-Asos Ören Yeri: Deniz kenarından köye çıkarken ve köy içinden  olmak üzere iki giriş kapısı var. Giriş 10tl.Müze kart geçerli. İçinde hamam, akropol, tenha tapınağı vb. Harabeleri var.
Ama tepeden aşağının manzarası mükemmel. Sadece bu manzara için bile bu ören yerine girilir.
Tiyatroya ise  aşağıda kaldığından   deniz kenarında köye çıkarken ücretsiz ziyaret edebiliyorsunuz.

2-Deniz kısmı: Köyden döne döne deniz kıyısına iniyorsunuz. Benim en sevdiğim yerlerden biri. Denizi taşlı ama suyu çok temiz. Zamanında Rumların yağlarını çıkardıkları  meşe palamudunun taş  depoları, şimdi restoran ve otellere dönüştürülmüş. En güzel tarafı da  yeni binalar yapılamadığından büyümeden bu  güzelliklerde değişiklik  olmamış.
Çok şık deniz ürünleri yiyebileceğiniz mekânlar var. Burayı en fazla 40 dakika sa gezebilirsiniz.
Tekrar Behram köyüne çıkınız.
Behram Köyü→Kadırga  Plajı(4km)→Küçükkuyu→Altınoluk→Akçay→Edremit→Ayvalık
Kadırga Plajı: Planı küçük taşlı, denizin içi kumluk.
Çok uzun ve güzel bir sahil. Birçok işletme var. Ben buradan çok keyif aldım. Bundan sonra ki sahil boyunca da istediğiniz yerde dedenize girebilirsiniz.
 2-KAZ  DAĞLARI GÜNEY CEPHESİ
Not:1- İda’ (Kaz Dağları)nı gezmek ve yürümek  için en güzel mevsim   ilk bahar(nasan ,mayıs )veya  Sonbahar(eylül, ekim )aylarıdır. Sadece 18-22 Ağustos arası Sarıkız yaylasına gidebilirsiniz.
Ben Haziran sonu gibi oradaydım. Ama hava çok sıcak olduğundan ve Ramazan olduğundan yürüyüşler bitmişti. Turlarında  Ramazan bayramında olacağı söylendi.
2-Kesinlikle bulunduğunuz yerleşimim Turizm Ofisine giderek çevre haritası,kamp alanlarının listesini, turizm acentalarının listesini ve gerekli dokümanları alınız. Akçay’da deniz kenarında  Atatürk heykelinin olduğu meydanda Turizm Ofisi var.

Fauna, Flora yapısı ve  oksijen yoğunluğu ile ünlü Kaz Dağları,  Marmara (Çanakkale)ve Ege(Balıkesir)’yi birbirinden ayıran  yaklaşık 70KM uzunluğunda  dağ silsilesinden oluşuyor.
1774 metre yükseklikte Kazdağıları;  Baba Tepesi, en yüksek tepe olan Karataş Tepesi ve  Sarıkız Tepesi olmak üzere üç zirveden oluşuyor.
Bu  Kaz Dağların Balıkesir ili sınırları içinde kalan   21.452 hektarlık bölümü  1994’de Milli Park olarak koruma altına alınmış.
Kaz Dağları’nda görülen 800 bitki çeşidinden; en ünlüsü “Kazdağı Köknar’ı olmak üzere 31 bitki çeşidi sadece Kaz Dağları’na özgüdür. Dünyada en çok endemik bitki barındıran ve oksijen bakımından da ikinci en zengin yer olması nedeniyle Milli Park olarak korunuyor.
Yine milli parkın içinde ayı, kurt, çakal, geyik, domuz  gibi 21 farklı memeli yaşamaktadır
Yine kanyon ve şelaleleri, derin vadi, nehirleriyle ve temiz havası ile ünlü   Kaz Dağları’nın eteklerinde deniz keyfi de  yapabiliyorsunuz.
Eskiden yerleşimler, denizden yürüme mesafesinde kaz dağlarının içinde tepeliklere  kurulmuş. Zamanla insanlar deniz kenarını binalarla doldurunca yerleşimlerin merkezleri deniz kıyısına kaymış. Zaten tepelerde ki eski yerleşimlerde köy olmaktan çıkarak turistik birer mekâna dönüşmüş. Zamanında beğenilmeyen taş evlerin çoğu otel,  restoran, kafe vb. Şekline dönüştürülmüş. Yine de deniz kıyısındaki yerleşimlerden daha yaşanabilir durumdalar. En sonunda akılları başına gelmiş de
Ayrıca Kaz Dağları, mitolojik öyküleri ile de çok büyüleyicidir.
İzmirli Şair Homeros İlyada adlı eserinde Kaz Dağları’ndan “Bol pınarlı vahşi hayvanların anası” olarak anlatır. 
Afrodit, Hera ve Athena’nın katıldıkları, Truva Savaşı’na yol açan ilk  güzellik  yarışması burada yapıldı. Truva Savaşı’na katılan Paris, bu dağlarda çobanlık yaparmış.
 burada doğan Zeus, Truva Savaşı’nı buradan izledi ve karısı Hera ile burada  evlendi.
Zeus, düzenlediği bir toplantıya tanrıça Eris’i çağırmaz. Eris’ de toplantıya altın bir elma göndererek elmanın  “en güzel tanrıçaya” verilmesini ister. Athena, Hera ve Afrodit altın elmanın kime verilmesi gerektiği konusunda anlaşmazlığa düşer. Zeus, tanrıçaları Paris’e gönderir ve en güzel tanrıçayı Paris’in seçmesini ister. Afrodit, Paris’e kendisine eş olacak en güzel kadını (Helen) bulacağını vadeder ve Helen’i Paris’e aşık eder. Paris, altın elmayı Afrodit’e verir. Paris, Sparta’yı ziyaretinde Helen’e âşık olur ve iki âşık birlikte Truva’ya dönerler. Helen evlidir ve bu durum bir savaşı başlatmış olur.


KAZ DAĞLARI-Turları:
Milli parkın sınırlarının  içinde tesis ve benzeri yerler yok. Zamanında ziyaretçiler, çevreyi kirlettiğinden ve yangın çıkardığından Kaz dağları’nın milli parkın içinde kalan kısımlarını  ferdi veya turla  artık  rehbersiz  gezemiyorsunuz. Bu nedenle  Milli parkın içini yürüyüş grupları  veya tur(Jeep veya Sarıkız turu) ile gezmeniz daha ucuza geliyor.
Ancak milli parkın eteklerinde ve  sınırlarının dışında kalan yerleri kendi kendinize gezebiliyorsunuz.
Milli parkına iki farklı kapıdan girebiliyorsunuz.
1-Akçay→Zeytinli(2km)→Mehmetalan(1km)→M.P giriş kapısı(4km)
2-Altınova→Avcılar Köyü→M.P giriş kapısı
Milli parka günlük giriş  ve rehber ücretleri:
Araç ile geçerken rehber için boş koltuğunuz olması gerekiyor. Grubunuzun kaç kişi olduğu önemli değil. Rehber ücreti sabit oluyor.
1-Yaya içın 5tl, rehber için 115tl.
2-Oto için 15tl,rehber için 55tl.
3-Küçük minibüs için 45tl, rehber için 75tl. 
4-Büyük minibüs için 75tl, rehber için 95tl.
5-Milli parkta çadırda kalma ücreti(1-4 kişilik) 32tl, rehber ücreti 115tl,gecelik kalma ücreti ise 60tl.

 Kaz dağları için Küçük kuyu, Altınoluk, Güre, Akçay, Edremit ve Zeytinli ’de ki turizm acentelerinden Kaz dağları için üç farklı turlar var. Genelde turlar 10-17 arasında oluyor.
Kazdağı ve Gayem tur ,en uygun ücretle gezdiriyorlar.
Kaz dağları için size  her konuda yardımcı olabilecek çok deneyimli rehber: Hüseyin Yetiştiriciler(Egzoz Hüseyin)
053604551965
info@kazdagli.com


1-Kazdağı Milli Parkı-Sarıkız Turu: 75tl cıvarı.Bu tur, milli parkın içinde olduğundan rehber almak zorundasınız. Akçay-Zeytinli-Mehmetalan milli park giriş kapısından giriliyor. Minibüs,özel oto  veya jeep  ile 17 km gidildikten sonra 5 km yürüyorsunuz. Öğle yemeği için kumanya dağıtılıyor..Yürüyüş grupları veya tur ile gitmeniz daha uygun olur.
Sarıkız Tepesi:1574 metre yüksekliğindeki Sarıkız Tepesi, Tahtacı Türkmenlerinin yüzyıllarca yaşadığı bu yer kutsal ziyaret yerine dönüşmüş. Dilden dile dolaşan Sarı Kız  hikayesi yanında Edremit Körfezine bakan Ayvalık ve Midilli adalarını gören  çok güzel  manzarası var.
Ben  bu tura haziranda katıldım.  Aşağılarda karaçam, yükseldikçe  gemi direklerimde kullanılan kalem gibi sarı cam ve  yılbaşı ağacı gibi V şeklinde ki göknarları gördük. Göknarların kozalakları göğe doğru nar gibi açıldığından bu adı  almış. Ayrıca  göknarlar çevrelerinde ki sarıçamları kuruttuklarını öğrendik.  Daha yükseklere yeni bahar geldiğinden  çok güzel çiçekler gördük. En tepede de Alevi  Türkmenler tarafından  çok önem verilen ve ibadet haline getirilmiş  Sarıkız  türbesine ulaştık.Hava çok sıcak olmasına rağmen tepede üşüdük.
Ama   Türkmenlerin  bu ibadet yeri olan  Türkmen yaylasını, 15-25 Ağustos  arası festival zamanında kalabalıklarla  ziyaret etmeniz daha keyifli olur. Bu dönemde burada ki köylüler 10 gün  ücretsiz  çadır kurabiliyorlar.
2-Kaz Dağı-Jeep Turu: 75tl civarında . Bu gezi de milli parkın içinde olduğundan Rehber almak zorundasınız. Altınova-Avcılar  milli park girişinden girilip Altınova’dan çıkılıyor.  Dağların içinde gerçekleştiğinde  ve sadece jeep ile 30-40km gidilip 4-5 km yürünüyor. Şahin dere kanyonun etrafında U çizilerek geziliyor.Yürüyüş grupları veya tur ile gitmeniz daha uygun olur.
Bu tura çok gitmek istedim ama haziranda henüz turlar açılmamıştı.
3-Kazdağı Şelale Turu: Milli parkın içinde değil de Kaz dağlarının eteklerinde gerçekleşen bu turu kendi aracınızla siz de yapabilirsiniz. Aracınızla çok rahat bir günde her tarafı gezebilirsiniz. Tur ile 8 kişi jeeple 85tl,7 kişi minibüsle 75tl,17 kişi minibüsle 60tl.Fiyatların içinde yemek dahil. Bu turun içinde Yeşilyurt ve Adatepe-Zeus Altarı da görülüyor. Birbirine çok yakın şelaleleri gezdiriyorlar. Ama asla tur almanıza gerek yok.
En mantıklısı gezilecek aracınız olmasa bile otostopla veya yürüyerek birçoğunu çok rahat gezebiliyorsunuz. Çoğu yerler  deniz kıyısından dağlara doğru 2-3 km uzaklıkta ve birbirlerine çok yakınlar.  Her seferinde deniz kenarına ana yola da inmenize de gerek yok. Dağların arasından da yerleşimler arası  araç veya patika yolları var.
Not: Her saat başı  kalkan Mıhlı ve Edremit arasında  belediye otobüsü var.
Kendi kendinize Çanakkale(Behramkale)’den  Balıkesir(Edremit)’e ana yoldan giderken sırasıyla;


YEŞİLYURT: Anayoldan 1km içeride. Kaz dağlarının eteklerinde harika taş binalardan,taş Arnavut kaldırımlardan, zeytin ve çam  ağaçlarından  oluşmuş turistik köy. Binaların çoğu şık otel ve restorana çevrilmiş olsa da görülmeye çok değer bir köy.
Hikayeye göre eski adı Büyük  Çetmi olan Yeşilyurt’a  Oğuz boylarından Çepniler yerleşmiş ve  Rum taş ustalarına evlerini yaptırmışlar. Zamanlar Rumlar da bu köye yerleşmiş. 1924 yılında yapılan mübadele ile Rumlar köyden gitmişler.
Ayrıca burada  antik çağlardan beri bilinen Afrodit Kaplıcalarını da ziyaret edebilirsiniz.



Not: Yeşilyurt köyünden Adatepe’ye Küçük Çetmi köyü üzerinden yaklaşık üç saatlik bir yürüyüş ile de gidebiliyorsunuz.

ZEUS ALTARI-ADATEPE KÖYÜ:
Küçükkuyu’da yol üzerindeki Zeytinyağı Müzesi’ni görebilirsiniz.
Küçük Kuyu’nun içinden Kaz Dağlarının tepesine doğru 2 km içeriye doğru. Araçla Zeus Sunağının olduğu ormanın kapısına kadar gelip 10-15 dakika yürüyorsunuz.
Çok tanrılı dinler zamanında Yunan mitolojisine göre eski Yunanlılar, savaşları kazanmak, kuraklıktan, hastalıktan kurtulmak, bereketli ürün almak, felaketlerden korunmak için burada tanrılara ve Zeus’a kurban verirlerdi. İlyada Destanı’nda ise Zeus ile Hera’nın aşkına da şahit olduğu anlatılır.
 Bu taş sunakta deniz ve şehir manzarası çok güzel.

Hemen 5 dakika yürüdüğünüzde tarihi eski Rum köyü olan Adatepe köyüne varıyorsunuz.  Yine taş evlerden oluşan bu köyde restoran ,otel vb. var ama  köylüler de yaşadığından  daha doğal. Özellikle çay bahçesinin keyfini çıkarabilirsiniz. Bu köye de Selçuklular zamanında Orta Anadolu’dan getirilen Türklerin yerleştirilmiş. zamanla da nüfusu artan Rumlar, mübadele sırasında köyden gitmişler. Onların yerine
Zeytincilik ve zeytinyağı ile  geçinilen köye, Midilli ve Girit’ten gelen Türkler yerleşmişler.


MIHLI ŞELALESİ:
A-Başdeğirmen:  Mıhlı’dan  ana yol üzerinde ki “Filinta et lokantası” dan 2.5km dağlara doğru gittiğinizde sağ tarafa ayrılan yoldan 1km  daha ilerlediğinizde piknik alanlarından sonra Romalılardan kalma taş köprü ve hemen yanında eski değirmen kalıntılarını göreceksiniz.
Eğer piknik yapacaksanız kesinlikle  burayı tercih ediniz. Taş köprüden önce ve sonra ırmağın oluşturduğu harika gölcüklerde de yüzebilirsiniz. Yürüyüşler yapabilirsiniz.
Tekrar ana yola gelip çok az ilerledikten sonra yine 1 km içeriye gittiğinizde
B- Mıhlı şelalesi: İkinci büyük gölet alanıdır. Gördüklerimin içinde en güzel şelale. Giriş kişi başı 5tl. Kayaların arasından gürül gürül akıyor. Diğer şelalede olduğu gibi şelalenin kenarında piknik yapabileceğiniz masalar var. Bir masanın kirası 30tl.
Buradan tekrar Çanakkale- İzmir ana yoluna gelip devam ettiğinizde;
Narlı yoluna girip 17km daha  devam ettiğinizde
DARIDERE TABİAT PARKI: Gitmedim ama  güzelmiş. Kamp yapabileceğiniz bu parkta birçok ağaç türü, dere ve şelaleler yer alıyor. İçerisinde pek çok turistik tesis, bisiklet parkuru, futbol sahası var.  

Buradan tekrar Çanakkale- İzmir ana yoluna gelip devam ettiğinizde;

ALTINOLUK: Zamanında çok güzelmiş ama artık tüm sahillerde olduğu gibi yapılaşmış korkunç.
A-ALTINOVA KÖYÜ: Ama sahilden 2km yukarıya tırmandığınızda asıl ilk yerleşim olan Altınoluk köyü var. Aslında bu köy zamanında çok güzelmiş. Harika taş ve eski  evler  var.
a-Abdullah Efendi Konağı: pzt kapalı.9-18 arası açık. İçini göremedim ama dıştan çok güzel. Bu   konağa benzer  başkaları da var.
Anayol üzerinden  devam ederken, Altınova’nın çıkışından 1 km  ileride  2 km içeriye girerseniz
Şahindere  Kanyonunun girişini  görebiliyorsunuz.
B-Şahindere Kanyonu: 26km uzunluğunda ki bu kanyon, denizden iyotlu havayı dağlara, dağların çam kokusunu da ovaya dağıtan bir baca görevi görüyor. Kanyon boyunca şifalı bitki, kekik vb. ile görülmesi gereken yerlerden.  

C-Yine deniz kıyısında “Antandros” şehir harabelerini görebilirsiniz.
Altınoluk’a iki kilometre mesafede yer alan Troas Kenti olan Antandros Antik Kenti, Mysia ile Troas arasında uzanan yolu kontrol eden stratejik bir konumda yer alıyor. Troia Savaşı’nın öncesine dek uzandığı düşünülen Antandros’un kuruluşu, Herodotos’a göre Persler tarafından milattan önce beşinci yüzyıla dayanıyor. Antandros Antik kenti Bizans İmparatorluğu’nun önemli piskoposluklarından birisiydi.
Troya savaşlarından önce kurulmuş Adramyttion; dağın güneyinde ve Edremit Körfezi’nin kuzeyinde Kaletaş’ı Tepesi’nin üstünde kurulu Antandros ve Çanakkale sınırları içinde yer alan Assos (Behramkale) kentleri olmak üzere yakın çevrede üç önemli antik kent bulunuyor.


Güre’ye gelmeden  anayoldan 2km içeride
TAHTA KUŞLAR MÜZESİ(Alibey Kudar Etnografya Galerisi): Giriş tam 4tl, öğrenci 2tl.
Türkiye’nin ilk köy  Özel Etnoğrafya Müzesi, Kaz Dağları’nın eteklerinde kurulu 8 Türkmen köyünden biri olan Tahta Kuş’ta  kurulmuş. Orta Asya’dan Türkiye’ye göç eden Konar-Göçer Türk boylarının giysileri, eşyaları, aletleri, halıları vb. 70 yılda  toplanarak 1992’dekurulmuş.Yine dünyada sergilenen en büyük deri sırtlı deniz kaplumbağasını  da görebilirsiniz. Ayrıca burada  Zeytin, zeytinyağı, sabun ve kekik gibi doğal ürünlerde satın alabilirsiniz.
Tahtacı Türkmenler(Aleviler): Orta Asya’dan gelen Türkmenler Toroslara yerleşmişler. İstanbul’un ve Midilli’nin fethi sırasında gemilerde ki kereste ihtiyacına karşı Fatih Sultan Mehmet tarafından  Toroslardan Kaz Dağları’nın eteklerine getirildiği  düşünülmektedir.
Tahtakuşlar’da tanıştığım  bir Türkmen’in anlatımına göre; Orta Asya’dan göç etmeden önce Araplar tarafından müslümanlaştırılmaya çalıştırılmış. Onlarda “tamam” deyip geçiştirmişler.  Yakın zamana kadar da Caferi mezhebinden olduklarını sanıyorlarmış. Oysa araştırmalarının sonucuna göre  zamanın da ”Alevci” olduklarından “Alevi” olarak adlandırıldıklarını söyledi.Yani Orta Asya’dan getirdikleri şaman geleneklerini sürdürdüklerini, simgelerinin oradan geldiğinı ıspatladıklarını söyledi. Kısaca “Orta Asya’dan göç eden türklerden Araplaşanlar sunni,Araplaşmayanlar ise  Alevi  olmuşlar” dedi.
Ama bazı tahtacı Türkmenlerde “Biz aleviyiz” diyorlar.
Ali Ekber Çiçek’in Mezarı: Tahta Kuşlar müzesinin yanından 100 metre gittiğinizde mezarlığı göreceksiniz. Mezarlığın en tepesinde şehir manzaralı yerde anıt mezarı göreceksiniz.
Tahta Kuşlar Müzesi→Çamlıbel Köyü(15 dakika yürüme mesafesinde)
ÇAMLIBEY KÖYÜ: kaz dağlarının eteklerinde güzel bir köy. Köy mezarlığında “Tuncer Kurtiz”’in sade mezarını da ziyaret edebilirsiniz.
Köy içinde  el emeği ve sıradan objelerin satıldığı Köyün Delisi ölmüş ama dükkanını ziyaret edebilirsiniz.‘
 camlıbey→Güre Köyü( Toprak yoldan yarım saat yürüme mesafesinde. Bu yoldan araç da geçiyor.)
GÜRE KÖYÜ: Kaz dağları içinde ki Güre köyü ilk yerleşim. Yine köyün  5 km altında Güre’nin kıyı şeridi var.
Kıyı kıyı şeridinde “Kaz dağları müzesi ” ve “Güre kaplıcalarını” da görebilirsiniz.

KAVURMACILAR KÖYÜ
Kazdağları’nın meşhur Sarıkız efsanesinde Sarıkız ve babasının yaşadığı köy.Hikayeye göre Sarıkıza  iftiralar atılınca babasından kızını öldürmesini isterler. Bunun üzerine Sarıkız ve babası köyü terk etmek zorunda kalır. Sarıkız giderken: “Bizim gibi insanlara iftira attınız. Bundan sonra da burada kimse barınmasın” diye beddua eder. Bu nedenle 14. yy’den kalma köy hala ıssız sayılır.
Sarıkız Efsanesi:  Babası  ile köyde yaşayan yörük kızı  Sarıkız, babası hacca gittikten sonra yüz vermediği  köy delikanlıları tarafından iftiraya uğrar. Babası öldürmeye kıyamadığından birkaç kaz ile sarıkız tepesine kızını bırakır. Yıllar sonra kızının izini bulur. Kızından özür diler ve kızının ermiş olduğuna karar verir.Havanın çok kötü olduğu o gecede baba kız kaybolur.Kızının kaybolduğu tepeye Sarıkız tepesi, babasının bulunduğu  ve  mezarının olduğu tepeye de Babatepe denmiş. Her Ağustos ta  yörükler bu tepeleri ziyaret ederler.


Güre Köyüne varmadan 2 km içkısımda;
PINARBAŞI ŞELALESİ: Giriş 5 tl. ben gittiğimde şelale kurumuştu. O nedenle bana burası cazip gelmedi.Yine göl kenarında piknik masaları ve işletme var. Dere boyunca da çadırla konaklama ve piknik yapabileceğiniz tesisler var.
Yalnız bu şelaleye 200 metre kala sağ tarafta “Ağlayan şelale ve işletmesi” var. Karıştırmayınız.
Bu bölgede çadır kampı da var.
güre→Kızıl Keçeli Köyü(4km)
KIZIL KEÇELİ KÖYÜ
Anıt Ağaç: 850yaşında, 30metre boyunda, 860 cm genişliğinde.
Yine bu köyde de piknik alanları, restoran vb. Var.
kızılkeçili→İzmir anayolu(3km)
kızılkeçili→Zeytinli(2km)
kızılkeçili→Hasanboğuldu(2km,araçlarında gittiği toprak yol )
bu toprak yoldan Hasan boğuldu’ya   girdiğinizde   de bilet gişesi var. Bu gişeden sonra önce
SÜTÜVEN ŞELALESİ
50 metre ileride
HASANBOĞULDU ŞELALESİ
 Filmlere ve Sabahattin Ali’nin öykülerine de konu olmuş hikayeye göre; Yörük güzeli Emine’ye kavuşmak için  oba törelere göre 40 okkalık tuz çuvalıyla dağları tepeleri aşan Hasan, tuz çuvalını sonunda  taşyamadan boğulduğu anlatılır.Emine de  bu olay sonunda kendini  asar.

Ama Edremitli Sebahattin Ali’nin romanında anlatıldığı gibi bılinse de diğer bikayeye göre;  ayağı sakat olan Hasan adlı gencin balık tutarken boğulmasından dolayı bu adı almıştır.

Giriş  kişi başı 5tl. içeride piknik masaları ve işletmeler var. 300metre  yürüdükten sonra  şelaleye varıyorsunuz.
Şelalenin oluşturduğu  göl çok berrak. Yüzme yasak oşmasına rağmen yüzenler vardı.
hasanboğuldu→Zeytinli(4km)
ZEYTİNLİ
Ana yola 2.5 km uzaklıkta.
Bu köyde Millî Parklar irtibat bürosu var. Buradan tüm bilgileri, harita ve rehber alabiliyorsunuz.
Not: Kızılkeçili ve Güre’ye de dağ yollarının dışında ana yoldanda çıkabiliyorsunuz.
Hatta zamanınız çok az ise  Zeytinli→Hasanboğuldu-Kızılkeçili  yapabilirsiniz.
Akçay→Edremit→Burhaniye→Ören→Ayvalık(30km)→İzmir
ÖREN: Artık taşlaşmayan kıyı şeridi kalmadığını düşünenlerdenim ama Ören’i çok farklı buldum. Genelde bahçeler içinde müstakil evlerden oluşmuş yemyeşil yerleşim. Kıyı şeridi de çok  güzel.
Çevrede de gezilecek yerler de var.Taylıeli, Pelitköy ve 1800’lerin sonunda yapılmış  içi motiflerle süslü camisi ile ünlü Şahinler köyünü gezebilirsiniz.
AYVALIK
23 adası ile dünyanın en çok adaya sahip ilçesi.
Ören’den gelirken sırasıyla;
Yoldan 3-4 km içeride;
1-Alibey (Cunda) Adası: Ana köprü ile Lale adasına geçilip, oradan da Türkiye’nin ilk boğaz köprüsünden Cunda adasına geçiliyor.
Rum yerleşimi olan bu  sevimli adayı önce deniz kıyısından gezmeye başlayabilirsiniz.
-Taş kahve ve diğer taş binalar
Buradan yukarıya doğru tırmandığınızda;
-Taksiyarbis (Rahmi Koç Müzesi): 10-19 arası açok.Pazertesi kapalı.Giriş;tam 5tl, öğrenci3tl, 65yaş üstü 2tl.Bu bina, 1873’de Rumlar tarafından metropol kilisesi olarak yapılmış.
İstanbul ve Ankara da ki Rahmi Koç müzelerin benzeri. Minyatürler, ahşap ve teneke oyuncaklar ve diğer objeler var. Gezilmeye değer.
Arnavut kaldırımlardan taş Rum evleri gezerek yukarıya doğru tırmandığınızda eski yıkık kiliseyi geçtikten sonra;
-Eski değirmen(Sevim ve Necdet Kent Kütüphanesi ve kafe):9:30-17:30arası açık. .Giriş ücretsiz.
Kafe sürekli açık. Karşı taraflarda diğer eski değirmenleri de görebiliyorsunuz. Buradan adanın her tarafının manzarasını çok rahat seyredebiliyorsunuz.

2-Ayvalık içi: Burada da  sokak aralarını  gezmek keyifli.
-Müze: Kültür bakanlığına bağlı olduğundan müze kart geçerli. Normal giriş 5tl. Sadece onarılmış olan kilisenin içini görüyorsunuz.
MİDİLLİ’ye Gidiş:
Feribot ile tek yön gidiş 15€,gidiş dönüş 25€.Birbuçuk saat sürüyor.
Katamaran ile sadece yolcu taşınıyor. Tek gidiş 20€,gidiş dönüş 30€.40 dakika sürüyor.
Sabah gidilip akşam dönülüyor.
 Tur ile Midilli’ye gidecekseniz Yunan vizesine ihtiyacınız yok. Kapı vizesi (55€) yeterli.Midilli’ye tur ile günübirlik veya kalmalı  gidebiliyorsunuz.

Şehirden 6-7 km sonra Sarımsaklı yolu üzerinde sağa doğru 3-4km yukarıya doğru tırmandığınızda;
3-Şeytan Sofrası: Buradan tüm adaların ve şehrin manzarası gerçekten görülmeye değer.
Geri dönüp yola  2-3 km devam ettiğinizde;
4-Sarımsaklı: Denizi güzel ama taşlaşmış bildiğimiz yerleşimlerden.
Buradan İzmir’e döndüm. İsterseniz 2km içerde ki Bergama’yı da gezebilirsiniz.
Bir daha ki gezi de görüşmek üzere…













 Ben her yıl 6-7 ay yurt dışında gezdiğimden hiçbir yaz Türkiye’de olmadım. Bu yıl ki Hindistan gezimizden sonra Güney Asya’yı gezme planımız sıcak ve muson yağmurları nedeni ile olmayınca mecburen yazın Türkiye’ye döndük.
Ben de havalar çok ısınmadan Trakya’yı tekrar gezmek istedim. Önce 
İstanbul→Tekirdağ→Keşan→Gelibolu  güzergahını gezdim.
GELİBOLU VE  GELİBOLU YARIMADASI
Gelibolu,Piri Reis’in deniz kenarında ki çok sevimli bir yerleşim. Yürüyerek birbirine yakın Bayraklı Türbe,  Hamzakoy ve ve Mevlevihane(Pazar günleri sema gösterisi var)’yi gezebilirsiniz.
Gelibolu’dan feribot ile boğazın karşısında kı yısında kı Lapseki’ye  geçebilirsiniz.(Yaya için 2.5TL)
Eğer daha önce şehitlikleri gezmediyseniz  Gelibolu’dan  çok rahat hepsine  gıdebiliyorsunuz.Tüm şehitlikler,Conk bayırı,Arı Koyu vb.  bu yarım adada.Tabelaları takip ederek  hepsini gezebilirsiniz.Kabatepe’ye giderken Conk Bayırındq “Tanıtım Merkezi”n de Çanakkale savaşını üç boyutlu olarak  izleyebilirsiniz.
Gelibolu→Eceabat(40km)→Kilitbahir(6km)
Not:Eceabat (Her bir saat ara ile feribot  var.20dakika sürüyor.)ve Kilitbayır’dan (Her yarım saatte bir feribot var.10) dakika sürüyor.Çanakkale’ye feribot var.Bayramlarda ve yoğun günlerde daha sık var.
KİLİTBAHİR
Sırasıyla
Kale
Tabyalar: Birtanesi müze haline getirilmiş.Gıriş 2TL.Oldukca  detaylı.
Seit onbaşının heykelı: Mermiyi kucağında taşırken.(Bu heykelden daha önce ki Seit Onbaşı heykelinde ise top mermisini sırtında taşıyor.Hangisinin gerçek olduğu hala tartışma konusu.)

Diğer tabyalar
Kilitbayır’dan  deniz kenarından devam ederseniz Çanaklale anıtına gidiyorsunuz.
Not:Anıttan da  Gökceada - Kabatepe İskelesine yol var.
GÖKCEADA
Eceabat’a varmadan yol ayrımından 4-5 km sağa ilerlediğinizde
Kabatepe İskelesi Gökçeada(Yaya ücreti 3tl,araç ücreti 35tl,1.15 dakika sürüyor.Yazın sık,kışın seyrek   feribot var.Saatleri değiştiğnden internetten öğrenip yola çıkınız.)
Ada,hala bakır sayılır.Cadırınızı deniz kıyısına kurup, her zaman rüzgar olduğundan terlemeden keyifli bir tatil yapabilirsiniz.
Adada zamanında Rumlar yaşıyormuş ama şu anda  Rumların yoğun yaşadığı birkaç  köy kalmış. Rumların çoğu daha çok yazın tatil için geliyorlar.  Adada askerler ve üniversite öğrencileri  de yoğun.Yine özellikle Vanlılar ve karadenizlıler adayı doldurmuşlar.
Şehir merkezi küçük ve sevimli.
Ada oldukça büyük olduğundan  bazı yerlere gitmek için araç gerekli. Yazın dolmuş bulabiliyorsunuz.  Aracınız varsa aslında bir günde bile adayı bir yuvarlak çizerek   plajlarını ve köylerini gezebilirsiniz.
I-Merkezden kuzeye doğru  5-6 km lik güzergah()Yürünebilir güzergah.);
1-Yukarı Bademli: Yol ayrımından yukarıya doğru tırmanıyorsunuz. Genelde Rumlar yaşıyor. Çok sevimli bir Rum yerleşimi. Köy meydanı, eski çamaşırhane, asırlık çınarı görebilirsiniz. Bu köye güneşi batırmak için gelebilirsiniz.
Burada yasemen ve Ozan adlı iki genç arkadaş satın aldıkları Rum evini çok sevimli butik otele çevirmişler. Sakinlik arayanlar için harika bir tatil geçirebilirler.
İnstagram ve facebook:Panos.gökceada,05467131653
İki kişi oda fiyatları 250-350tl.Organik kahvaltı dahil.
Ana yola inip devam ettiğinizde
2-Yeni Bademli: Bu köyde genelde Türkler yaşıyor. Yıldız koya çok yakın olduğundan birçok pansiyon, restoran vb. var.
3-Yıldızkoy ve Su Altı Milli Parkı: Taşlık plajı ve çok temiz bir plajı var. Şnorkel ile de balıkları görebiliyorsunuz. Çevrede keyifli yürüyüşler yapabilirsiniz.
Buradaki işletmede kamp çadırı ücreti 50tl,çadırınız varsa 30tl. Ama deniz kıyısında ücretsiz çadırınızı kurabiliyorsunuz.
Anayola gelip devam ettiğinizde
4- Aşağı Kaleköy: Deniz kenarında yunan örneği restoran ve kafelerin olduğu  çok sevimli bölge. Özellikle  gece eğlenceleri meşhur. Yunan müzikleri ve eğlenceleri var ama hepsinin işletmecesi Türk.  Buradan Yukarı Kaleköy’e tırmanabiliyorsunuz.
5-Yukarı Kaya köy: Bu eski Rum köyünde şimdi Türkler yaşıyor. En tepede ki kale kalıntıların olduğu yerde harika deniz manzarası var.
Buradaki otelde kahvaltı dahil tek kişi 100tl,iki kişi 160tl.
II- Şehir merkezinden batıya doğru devam ettiğinizde
1-Zeytinliköy: Anayoldan 1.5km ilerledikten sonra tepeye 2.7km tırmanıyorsunuz. Çok sevimli Rum köyü. Harika çiçekli taş evler, kafeler, restoranlar var. Dibek kahve ve karadut şarabı içebilirsiniz.
Anayola inip biraz ilerleyip  tekrar yukarı tırmandığınızda
2-Tepeköy: Burası da  çiçekli taş evleri ile tam bir Rum köyü. Yorgo Babanın şaraplarını tadabilirsin.
Hemen bu köyün yukarısında
3-Çınaraltı: Harika deniz manzarası  eşliğinde çay veya kahvenizi içebilirsiniz. Piknik yapabilirsiniz.
Buradan Yunanistan adasını görebiliyorsunuz.
Tekrar ana yola inip devam ettiğinizde
4-Dereköy:  Zamanında Rumlar yaşıyormuş. Yıllar önce gittiğimde bir Rum ”Devlet,  bizi kaçırmak için Karadenizlileri buraya yerleştiriyor” demişti. Sanırım haklıymış.
Aslında adanın en büyük Rum köyü ama şu anda virane bir durumda. Çok az yaşayan yaşlı Rum kalmış. Onlarda genelde yaşlılar ve dışarı çıkmıyor. Çoğu taş evlerin damları bile kalmamış. Devlet şimdi onları aslına uygun restore etmeye çalışıyor. Türklerden yerleşenler var.
 Buranın güneyinde ki şelaleye aracınız varsa gidebilirsiniz.
5-Uğurlu Köy: Burada ki apartlarda kalırsanız, bahçeden sebzeleri kendi elinizle toplayabiliyorsunuz.
6-Lazkoyu: Aslında kumlu plajı olan buraya,  Dere köye gelmeden Karadenizlilerin yaşadığı Şahinkaya köyünden inebilirsiniz.
Veya Aydıncık koyundan deniz kenarını da takip ederek ulaşabilirsiniz.
Yine adanın batı ucunda ki “Gizli koy” ada gidebilirsiniz.
III- Şehir merkezinden güneye doğru 10km  indiğinizde Eşelek köyüne varıyorsunuz. Buradan 2.3 km daha ilerlediğinizde
1-Aydıncıkkoyu:Adanın en güzel koyu. Kumlu plajı var. Denizi çok temiz. Güzel işletme var. Snorkel için de ideal.
Yine Eşelek köyden   biraz batıya giderseniz
2- Aydıncık(Kefaloz): Burada rüzgarlı olduğundan  kıyıya yosun geldiğinden yüzmek için elverişli dwğil ama sörf için ideal. Burada da sörfçüler için  güzel bir işletme var.
3-4 günlük 10 saatlik sörf dersi 1500tl.
Not: İsterseniz buradan deniz kenarını takip ederek Laz koyunu görüp dere köy üzerinden de şehir merkezine varabilirsiniz. Ben gittiğimde sezon tam açılmadığından dolmuş bulamadım.
Yine feribot iskelesinin hemen yanında ki “Kuzu Limanı Plajı” nda da yüzebilirsiniz. Kumlu plajı, temiz denizi ve güzel işletmesi var.
gökceada→Eceabat→Çanakkale
ÇANAKKALE
Küçük, yeşil, sakin ve çok sevimli bir şehir. Sarıçay, şehri ikiye bölüyor.
Bu çayın kenarında ve şehir merkezinde çok sevimli çay içebileceğiniz mekanlar var. Ayrıca merkezde ki eski evlerin olduğu sokaklar, barlar sokağına dönüştürülmüş. Görmeden gelmeyiniz. Hele bazı sokaklar, sarmaşıklar ve çiçeklerle çok keyifli hale getirilmiş.
Çanakkale’nin peynir tatlısı çok ünlü. En ünlü yerde denedik ama adını unuttum.
Not: Yaz aylarında Çanakkale’den Gökçeada ve Bozcaada’ya deniz otobüs seferleri var.
Feribottan inip kordon boyu sola ilerlediğinizde
1-Truva Atı: Truva filminde kullanılan bu ahşap at, çok güzel.
*Daha da ilerlediğinizde iç kısımda “Seramik Müzesi” var.
Sağa doğru ilerlediğinizde;
2-Eski Saat Kulesi
3-Yalı Hanı
4-Kent Müzesi: Giriş ücretsiz. Binası çok güzel. Çanakkale’de kullanılmış eşyalar sergileniyor.
5-Çimenlik Kalesi(Deniz Müzesi):Giriş 7tl.60yaş üstü ücretsiz. Bu kale Kilitbahir kalesinin tam karşısına denk geliyor. İçinde ki müzede çok kapsamlı. Gezilmeye çok değer.
6-Aynalı Çarşı: Girişte ki bir aynadan başka bir özelliği olmayan sıradan bir çarşı.
Çevresinde Ermeni Kilisesi, Sinagog ve Korfmann kütüphanesini görebilirsiniz.
Sarı çayı geçtikten sonra deniz kenarında
7-Hamidiye Tablası: Gittiğimde onarımdaydı. Gelibolu yarımadasında gördüyseniz buraya gitmemenizde olur.
8-Arkeoloji Müzesi:100.Yıl Caddesi üzerinde. Giriş 7tl.Müze kartı geçerli. Sevmediğimden girmedim.
Bunların dışında çevre köylere gezi yapabilirsiniz. Haziranda şehrin çevresi yemyeşil ve çiçekliydi.Çok hoşuma gitti.
Çanakkale →Truva(37km): Anayoldan 5km içeriye doğru gidiyorsunuz.
TRUVA
Müze kart geçerli.3000yıllık tarihi bu yeri , tabelaları okuyarak ziyaret ederseniz keyif alacaksınız. Tekrar ana yola gelip 33 km devam ettiğinizde Bozcaada yol ayrımına geliyorsunuz. Buradan  →Geyikli→ Yeni İskele(6-7km). yemyeşil tarlaları geçerek iskeleye geliyorsunuz.
Okul tatil olduktan sonra sık seferler var. Diğer zamanlarda feribot saatlerini öğrenmeden yola çıkmayınız. Üç saat bekledim. Yaylar için gidiş 7tl,araçlar için 35tl.45 dakika sürüyor.
BOZCADA
Gökçeada’dan daha küçük olan bu ada, çok daha keyifli. Her taraftan denizden rüzgar aldığından hava, burada da  bunaltıcı değil.
Halkın çoğu yakın çevrelerden ve İstanbul’dan gelip yerleşmişler. Ada çok değişmemiş. Hala bakir sayılabilir. Keşke Rumlar gitmeselerdi. Çok daha güzel olurdu.
Ada pahalı sayılır. Adada bilinen marketlerden yok. Kâr bölünecek diye istenmiyormuş. Ziraat bankasından başka banka da yok. Diğer bankaların ATM’leri var.
Özellikle Rum Mahallesinde ki evlerin hepsi birbirinden güzel ve sevimli. Evlerin cam demirleri, panjurlar vb.  Rumlardan kalma alışkanlıkla çok farklı renklere boyanmış. Kapılarda rengârenk çiçekler. Arnavut kaldırımlı sokakları gezmeye doyamıyorsunuz. Hele akşamları bu dar sokakların çoğuna ahşap masa ve sandalye atılmış   açık hava  restoranlarında  deniz ürünleri ve şarap olmazlardan.
Ayrıca  ada, damla sakızlı kurabiye, dibek kahvesi ve domates, kabak gibi el yapımı reçelleri ile ünlü.
KALMA:  Rum evlerinden dönüştürülmüş küçük pansiyonlarda bir kişi yatma ücreti 75tl’den başlıyor.  Nefis oteller de var.

Adada istediğiniz yere çadır kuramıyorsunuz. Yasak. Sadece Ayazma koyuna giderken “Ada kamping” var. Çadır içinde şişme yatak var. Kişi başı 50tl.Eğer sizin çadırınız varsa kişi başı 30tl. Bu kamptan, en güzel koylara yürüyerek gidebiliyorsunuz. Ama yasak diye çadırınızı kuramayacak değilsiniz. Jandarmanın sizi göremeyeceği ve şikayet edilemeyeceğiniz  her yere kurabilirsiniz. Bunlardan batık geminin olduğu “Beylik koyu” ile “Akvaryum ” koyu en uygunlardan. Buralarda tesis olmadığından elektrik ve su da yok. Aracınız varsa çok rahat kurabilirsiniz. Kurmuş olanları da gördüm. Yazın da Ayazma ile Sulu bahçe koyu arasında çadır kuran yazlıkçılar olanı öğrendim.

Feribottan şehir merkezine iniyorsunuz.
1-Şehir merkezi
A-Kale: İskelenin hemen solunda .10-13 ve 14-18 arası açık. Giriş tam 5tl,öğrenci 3tl. Kalenin içi çok ilginç değil ama çevre manzarası çok güzel.
-
B-Tarihi Rum evleri: Ana yolun üst tarafı kilisenin de olduğu “Rum Mahallesi”, aşağı tarafı “Müslüman Mahallesi” var. Ama adada birkaç Rum ailesi kalmış. Hepsi terk edip gitmişler. Yani artık adanın tamamı Müslüman. Bazı evlerde ne anlamda ise Türk bayrağı dikilmiş. Rahatlamışız.
C-Müze: 10-19 arası açık. Özel müze. Giriş tam 10tl,öğrenci5tl.Adanın tarihini anlatan fotoğraflar ve materyaller sergileniyor.

D-Şarap Fabrikaları: Adanın merkezinden çıktığınızda her tarafta üzüm bağları ile karşılaşıyorsunuz. Merkezde de şarap fabrikaları var. Bunlardan en bilinenleri Çamlıbağ ve Talay.Ama şarap içmeye özendirdiği  için 2-3 yıldır yasaklandığından  şarap fabrikalarının içini gezmek ve şarap tadımı yapmak yasaklanmış.  Duyduğumda inanmakta zorlandım. Sadece buralardan şarap satın alabiliyorsunuz şimdilik.
Adayı, aracınız varsa rahatlıkla bir günde gezebilirsiniz. En uzak gideceğiniz yer 22km.Plajlarının çoğu  adanın  doğu ve güneyinde.
Yine merkezden başlayarak bir yuvarlak çizerek adanın her yerini gezebilirsiniz
2-Polente Feneri ve Rüzgâr Enerji Santrali: Plajların yoluna yakın ve adanın uc kısımda ki burunun üzerinde. Rüzgârgüllerinin de olduğu bu buruna güneş batımında şarabınızı da alarak gidiniz. Ben gittiğimde hava biraz bulutlu olduğundan göremedim.
Aynı yoldan geri gelip yol ayrımından  adanın güneyine doğru sırasıyla;


3-Habbele Plajı.
4-Sulubahçe
5-Ada Kamp
6-Ayazma Plajı: Adanın en güzel plajı. Tesis ve şezlonglar var. Deniz cam gibi.İlk girdiğinizde soğuk gibi ama yüzdükçe çok zevk alacaksınız.

7-Beylik Koyu-Batık gemi: Karaya saplanmış kocaman bir gemi var. Burada çok rahat çadır kurabilirsiniz.
8-Ayona Koyu: Kayalıkların olduğu farklı bir koy.
9-Akvaryum Koyu: Ben buraya bayıldım. Etrafı kayalıklarla çevrilmiş deniz suyu, adeta  iki tane göl  oluşturmuş.  Çadır kurabileceğiniz en güzel koy. Burada balık ta tutabilirsiniz.
Buradan Tuzburnu  ve diğer koyları geçerek şehir merkezine geliyorsunuz.
10-Göztepe: Şehir merkezinden Ayazma yoluna giderken  sağ tarafta araç ile çıkılıyor. Buradan da güneş batımını izleyebiliyorsunuz.
Not: Eğer Bayramiç’e gitmeyeceksiniz;  Geyikli feribot iskelesinde indiğinizde deniz kenarından giden manzaralı çok güzel yolla Alexandria, Apollon Smintheus, Gülpınar, Ayrıca Asya kıtasının en batı ucu olan  ve bıçak ustaları ile de meşhur Baba Kale’yi görerek  veya anayoldan  Ayvacık üzerinden Asos’a( Behramkale)’ye gidebilirsiniz.
Ben  Kuzey Kazdağıları-Bayramiç’i  görmek istediğimden Asos’a daha sonra gideceğim.

1-      KAZ DAĞLARININ KUZEYİ ÇEPHESİ

Geyikli→Ezine→Bayramiç→Kaz dağları-Ayazma Milli Tabiat  Parkı(29km)→Edremit gidebiliyorsunuz.
BAYRAMİÇ
Aslında sıradan bir ilçelerden. Ama  çevresi  yemyeşil ve sebze ve meyvesi  organik ve çok lezzetli olduğundan çevre  ki köylerde farklı şehirlerden gelip  yaşayan çok yabancı varmış.  Özellikle büyük şehir hengamesinden bunalanlar buraya kaçarak organik tarım  yaparak mesut mutlu yaşıyorlar.
 Hatta bu köylerde ki organik tarım yapan çiftliklerde   çalışarak  çevreyi yakından tanıma şansınız da  var.
Merkezde gezebileceğiniz iki yer var.
-Mehmet Akif Ersoy Müzesi: Yazarın kaldığı bu eski ev onarılarak  ve zamanın eşyaları ile donatılarak müze haline getirilmiş. Giriş ücretsiz. Görmek gerekir.
-Hadımoğlu  Konağı: Kaymakamlığa bağlı  bu etnografya müzesinin kapısında ki yazılı  telefonu açtığınızda görevli gelerek kapıyı açıyor. Giriş 2tl.
Zamanında Konya Hadim’den gelerek sancak beyliğini alan bu ağanın konağı dıştan  çok sıradan bir görünüşü var ama içine bayıldım. Orijinali olduğu gibi kalmış. Özellikle tahta yer ve tavan döşemeleri harika. Burayı atlamayınız.
Ben arkadaşımla buluşup gezeceğimden Ayazma’ya giderken  yoldan içeride  ki Çavuşoğlu köyünde  konaklamaya karar verdim. Zengin bir köy. İnsanlar bütün gün tarlalarında çalışıyorlar.  Köy evlerini terk edip yeni binalarında yaşıyorlar. Bodrum’dan gelip eski köy evini onarıp yaşayan genç bir bayanla tanıştım. Evine hayran kaldım. İnsan istedikten sonra her şeyi yapabilir.
Gerçekten üretilenler  çok  lezzetli. Köylüler çok konuksever. Burada yediğim sebze ve  meyvelerin tadını unutamayacağım.  Uzak olmazsa   burada bir bahçemin olmasını çok isterdim. Siz de burada bir köy ziyaret etmeye çalışınız.
Bu köyden  daha kestirme yol olduğundan tekrar ana yola dönmeden
Çavuşoğlu Köyü→Evciler Köyü→Ayazma(6-7km)
AYAZMA PINARI
Özellikle Temmuz ve Ağustosta  buraya piknik yapmaya ve kaz dağlarında yürümeye gidiliyor.Mangal yakabiliyorsunuz.
Giriş ücretli ama uygun. Giriş kapısından sonra hemen şelaleyi göreceksiniz. Dağa doğru tırmanarak şelalenin kaynağına gidebiliyorsunuz. Yukarlarda su cam gibi. Orman  ve havası da çok güzel.
Bu parkta saat 21’den sonra çadır kurmak ve kalmak yasak ama yukarılarda kurup kalanlar oluyormuş. Giriş kapısından hemen önce kamp alanı da var. Buradan isterseniz Edremit’e devam edebiliyorsunuz ama biz  tekrar Ezine’ye geri dönüp  Ayvacık üzerinden Asos’a geldik. Mevsim tam olarak açılmadığından hemen deniz kenarına arkadaşımla çadır kurduk.

Behramkale-Assos

1-Behram Köyü: Tepede taş evlerin olduğu köy. Arnavut sokakları boyunca hediyelik eşya tezgahları sıralanmış. Aralarda taş restoran ve oteller de var. Sokaklarını geziniz.
A-Asos Ören Yeri: Deniz kenarından köye çıkarken ve köy içinden  olmak üzere iki giriş kapısı var. Giriş 10tl.Müze kart geçerli. İçinde hamam, akropol, tenha tapınağı vb. Harabeleri var.
Ama tepeden aşağının manzarası mükemmel. Sadece bu manzara için bile bu ören yerine girilir.
Tiyatroya ise  aşağıda kaldığından   deniz kenarında köye çıkarken ücretsiz ziyaret edebiliyorsunuz.

2-Deniz kısmı: Köyden döne döne deniz kıyısına iniyorsunuz. Benim en sevdiğim yerlerden biri. Denizi taşlı ama suyu çok temiz. Zamanında Rumların yağlarını çıkardıkları  meşe palamudunun taş  depoları, şimdi restoran ve otellere dönüştürülmüş. En güzel tarafı da  yeni binalar yapılamadığından büyümeden bu  güzelliklerde değişiklik  olmamış.
Çok şık deniz ürünleri yiyebileceğiniz mekânlar var. Burayı en fazla 40 dakika sa gezebilirsiniz.
Tekrar Behram köyüne çıkınız.
Behram Köyü→Kadırga  Plajı(4km)→Küçükkuyu→Altınoluk→Akçay→Edremit→Ayvalık
Kadırga Plajı: Planı küçük taşlı, denizin içi kumluk.
Çok uzun ve güzel bir sahil. Birçok işletme var. Ben buradan çok keyif aldım. Bundan sonra ki sahil boyunca da istediğiniz yerde dedenize girebilirsiniz.
 2-KAZ  DAĞLARI GÜNEY CEPHESİ
Not:1- İda’ (Kaz Dağları)nı gezmek ve yürümek  için en güzel mevsim   ilk bahar(nasan ,mayıs )veya  Sonbahar(eylül, ekim )aylarıdır. Sadece 18-22 Ağustos arası Sarıkız yaylasına gidebilirsiniz.
Ben Haziran sonu gibi oradaydım. Ama hava çok sıcak olduğundan ve Ramazan olduğundan yürüyüşler bitmişti. Turlarında  Ramazan bayramında olacağı söylendi.
2-Kesinlikle bulunduğunuz yerleşimim Turizm Ofisine giderek çevre haritası,kamp alanlarının listesini, turizm acentalarının listesini ve gerekli dokümanları alınız. Akçay’da deniz kenarında  Atatürk heykelinin olduğu meydanda Turizm Ofisi var.

Fauna, Flora yapısı ve  oksijen yoğunluğu ile ünlü Kaz Dağları,  Marmara (Çanakkale)ve Ege(Balıkesir)’yi birbirinden ayıran  yaklaşık 70KM uzunluğunda  dağ silsilesinden oluşuyor.
1774 metre yükseklikte Kazdağıları;  Baba Tepesi, en yüksek tepe olan Karataş Tepesi ve  Sarıkız Tepesi olmak üzere üç zirveden oluşuyor.
Bu  Kaz Dağların Balıkesir ili sınırları içinde kalan   21.452 hektarlık bölümü  1994’de Milli Park olarak koruma altına alınmış.
Kaz Dağları’nda görülen 800 bitki çeşidinden; en ünlüsü “Kazdağı Köknar’ı olmak üzere 31 bitki çeşidi sadece Kaz Dağları’na özgüdür. Dünyada en çok endemik bitki barındıran ve oksijen bakımından da ikinci en zengin yer olması nedeniyle Milli Park olarak korunuyor.
Yine milli parkın içinde ayı, kurt, çakal, geyik, domuz  gibi 21 farklı memeli yaşamaktadır
Yine kanyon ve şelaleleri, derin vadi, nehirleriyle ve temiz havası ile ünlü   Kaz Dağları’nın eteklerinde deniz keyfi de  yapabiliyorsunuz.
Eskiden yerleşimler, denizden yürüme mesafesinde kaz dağlarının içinde tepeliklere  kurulmuş. Zamanla insanlar deniz kenarını binalarla doldurunca yerleşimlerin merkezleri deniz kıyısına kaymış. Zaten tepelerde ki eski yerleşimlerde köy olmaktan çıkarak turistik birer mekâna dönüşmüş. Zamanında beğenilmeyen taş evlerin çoğu otel,  restoran, kafe vb. Şekline dönüştürülmüş. Yine de deniz kıyısındaki yerleşimlerden daha yaşanabilir durumdalar. En sonunda akılları başına gelmiş de
Ayrıca Kaz Dağları, mitolojik öyküleri ile de çok büyüleyicidir.
İzmirli Şair Homeros İlyada adlı eserinde Kaz Dağları’ndan “Bol pınarlı vahşi hayvanların anası” olarak anlatır. 
Afrodit, Hera ve Athena’nın katıldıkları, Truva Savaşı’na yol açan ilk  güzellik  yarışması burada yapıldı. Truva Savaşı’na katılan Paris, bu dağlarda çobanlık yaparmış.
 burada doğan Zeus, Truva Savaşı’nı buradan izledi ve karısı Hera ile burada  evlendi.
Zeus, düzenlediği bir toplantıya tanrıça Eris’i çağırmaz. Eris’ de toplantıya altın bir elma göndererek elmanın  “en güzel tanrıçaya” verilmesini ister. Athena, Hera ve Afrodit altın elmanın kime verilmesi gerektiği konusunda anlaşmazlığa düşer. Zeus, tanrıçaları Paris’e gönderir ve en güzel tanrıçayı Paris’in seçmesini ister. Afrodit, Paris’e kendisine eş olacak en güzel kadını (Helen) bulacağını vadeder ve Helen’i Paris’e aşık eder. Paris, altın elmayı Afrodit’e verir. Paris, Sparta’yı ziyaretinde Helen’e âşık olur ve iki âşık birlikte Truva’ya dönerler. Helen evlidir ve bu durum bir savaşı başlatmış olur.


KAZ DAĞLARI-Turları:
Milli parkın sınırlarının  içinde tesis ve benzeri yerler yok. Zamanında ziyaretçiler, çevreyi kirlettiğinden ve yangın çıkardığından Kaz dağları’nın milli parkın içinde kalan kısımlarını  ferdi veya turla  artık  rehbersiz  gezemiyorsunuz. Bu nedenle  Milli parkın içini yürüyüş grupları  veya tur(Jeep veya Sarıkız turu) ile gezmeniz daha ucuza geliyor.
Ancak milli parkın eteklerinde ve  sınırlarının dışında kalan yerleri kendi kendinize gezebiliyorsunuz.
Milli parkına iki farklı kapıdan girebiliyorsunuz.
1-Akçay→Zeytinli(2km)→Mehmetalan(1km)→M.P giriş kapısı(4km)
2-Altınova→Avcılar Köyü→M.P giriş kapısı
Milli parka günlük giriş  ve rehber ücretleri:
Araç ile geçerken rehber için boş koltuğunuz olması gerekiyor. Grubunuzun kaç kişi olduğu önemli değil. Rehber ücreti sabit oluyor.
1-Yaya içın 5tl, rehber için 115tl.
2-Oto için 15tl,rehber için 55tl.
3-Küçük minibüs için 45tl, rehber için 75tl. 
4-Büyük minibüs için 75tl, rehber için 95tl.
5-Milli parkta çadırda kalma ücreti(1-4 kişilik) 32tl, rehber ücreti 115tl,gecelik kalma ücreti ise 60tl.

 Kaz dağları için Küçük kuyu, Altınoluk, Güre, Akçay, Edremit ve Zeytinli ’de ki turizm acentelerinden Kaz dağları için üç farklı turlar var. Genelde turlar 10-17 arasında oluyor.
Kazdağı ve Gayem tur ,en uygun ücretle gezdiriyorlar.
Kaz dağları için size  her konuda yardımcı olabilecek çok deneyimli rehber: Hüseyin Yetiştiriciler(Egzoz Hüseyin)
053604551965
info@kazdagli.com


1-Kazdağı Milli Parkı-Sarıkız Turu: 75tl cıvarı.Bu tur, milli parkın içinde olduğundan rehber almak zorundasınız. Akçay-Zeytinli-Mehmetalan milli park giriş kapısından giriliyor. Minibüs,özel oto  veya jeep  ile 17 km gidildikten sonra 5 km yürüyorsunuz. Öğle yemeği için kumanya dağıtılıyor..Yürüyüş grupları veya tur ile gitmeniz daha uygun olur.
Sarıkız Tepesi:1574 metre yüksekliğindeki Sarıkız Tepesi, Tahtacı Türkmenlerinin yüzyıllarca yaşadığı bu yer kutsal ziyaret yerine dönüşmüş. Dilden dile dolaşan Sarı Kız  hikayesi yanında Edremit Körfezine bakan Ayvalık ve Midilli adalarını gören  çok güzel  manzarası var.
Ben  bu tura haziranda katıldım.  Aşağılarda karaçam, yükseldikçe  gemi direklerimde kullanılan kalem gibi sarı cam ve  yılbaşı ağacı gibi V şeklinde ki göknarları gördük. Göknarların kozalakları göğe doğru nar gibi açıldığından bu adı  almış. Ayrıca  göknarlar çevrelerinde ki sarıçamları kuruttuklarını öğrendik.  Daha yükseklere yeni bahar geldiğinden  çok güzel çiçekler gördük. En tepede de Alevi  Türkmenler tarafından  çok önem verilen ve ibadet haline getirilmiş  Sarıkız  türbesine ulaştık.Hava çok sıcak olmasına rağmen tepede üşüdük.
Ama   Türkmenlerin  bu ibadet yeri olan  Türkmen yaylasını, 15-25 Ağustos  arası festival zamanında kalabalıklarla  ziyaret etmeniz daha keyifli olur. Bu dönemde burada ki köylüler 10 gün  ücretsiz  çadır kurabiliyorlar.
2-Kaz Dağı-Jeep Turu: 75tl civarında . Bu gezi de milli parkın içinde olduğundan Rehber almak zorundasınız. Altınova-Avcılar  milli park girişinden girilip Altınova’dan çıkılıyor.  Dağların içinde gerçekleştiğinde  ve sadece jeep ile 30-40km gidilip 4-5 km yürünüyor. Şahin dere kanyonun etrafında U çizilerek geziliyor.Yürüyüş grupları veya tur ile gitmeniz daha uygun olur.
Bu tura çok gitmek istedim ama haziranda henüz turlar açılmamıştı.
3-Kazdağı Şelale Turu: Milli parkın içinde değil de Kaz dağlarının eteklerinde gerçekleşen bu turu kendi aracınızla siz de yapabilirsiniz. Aracınızla çok rahat bir günde her tarafı gezebilirsiniz. Tur ile 8 kişi jeeple 85tl,7 kişi minibüsle 75tl,17 kişi minibüsle 60tl.Fiyatların içinde yemek dahil. Bu turun içinde Yeşilyurt ve Adatepe-Zeus Altarı da görülüyor. Birbirine çok yakın şelaleleri gezdiriyorlar. Ama asla tur almanıza gerek yok.
En mantıklısı gezilecek aracınız olmasa bile otostopla veya yürüyerek birçoğunu çok rahat gezebiliyorsunuz. Çoğu yerler  deniz kıyısından dağlara doğru 2-3 km uzaklıkta ve birbirlerine çok yakınlar.  Her seferinde deniz kenarına ana yola da inmenize de gerek yok. Dağların arasından da yerleşimler arası  araç veya patika yolları var.
Not: Her saat başı  kalkan Mıhlı ve Edremit arasında  belediye otobüsü var.
Kendi kendinize Çanakkale(Behramkale)’den  Balıkesir(Edremit)’e ana yoldan giderken sırasıyla;


YEŞİLYURT: Anayoldan 1km içeride. Kaz dağlarının eteklerinde harika taş binalardan,taş Arnavut kaldırımlardan, zeytin ve çam  ağaçlarından  oluşmuş turistik köy. Binaların çoğu şık otel ve restorana çevrilmiş olsa da görülmeye çok değer bir köy.
Hikayeye göre eski adı Büyük  Çetmi olan Yeşilyurt’a  Oğuz boylarından Çepniler yerleşmiş ve  Rum taş ustalarına evlerini yaptırmışlar. Zamanlar Rumlar da bu köye yerleşmiş. 1924 yılında yapılan mübadele ile Rumlar köyden gitmişler.
Ayrıca burada  antik çağlardan beri bilinen Afrodit Kaplıcalarını da ziyaret edebilirsiniz.



Not: Yeşilyurt köyünden Adatepe’ye Küçük Çetmi köyü üzerinden yaklaşık üç saatlik bir yürüyüş ile de gidebiliyorsunuz.

ZEUS ALTARI-ADATEPE KÖYÜ:
Küçükkuyu’da yol üzerindeki Zeytinyağı Müzesi’ni görebilirsiniz.
Küçük Kuyu’nun içinden Kaz Dağlarının tepesine doğru 2 km içeriye doğru. Araçla Zeus Sunağının olduğu ormanın kapısına kadar gelip 10-15 dakika yürüyorsunuz.
Çok tanrılı dinler zamanında Yunan mitolojisine göre eski Yunanlılar, savaşları kazanmak, kuraklıktan, hastalıktan kurtulmak, bereketli ürün almak, felaketlerden korunmak için burada tanrılara ve Zeus’a kurban verirlerdi. İlyada Destanı’nda ise Zeus ile Hera’nın aşkına da şahit olduğu anlatılır.
 Bu taş sunakta deniz ve şehir manzarası çok güzel.

Hemen 5 dakika yürüdüğünüzde tarihi eski Rum köyü olan Adatepe köyüne varıyorsunuz.  Yine taş evlerden oluşan bu köyde restoran ,otel vb. var ama  köylüler de yaşadığından  daha doğal. Özellikle çay bahçesinin keyfini çıkarabilirsiniz. Bu köye de Selçuklular zamanında Orta Anadolu’dan getirilen Türklerin yerleştirilmiş. zamanla da nüfusu artan Rumlar, mübadele sırasında köyden gitmişler. Onların yerine
Zeytincilik ve zeytinyağı ile  geçinilen köye, Midilli ve Girit’ten gelen Türkler yerleşmişler.


MIHLI ŞELALESİ:
A-Başdeğirmen:  Mıhlı’dan  ana yol üzerinde ki “Filinta et lokantası” dan 2.5km dağlara doğru gittiğinizde sağ tarafa ayrılan yoldan 1km  daha ilerlediğinizde piknik alanlarından sonra Romalılardan kalma taş köprü ve hemen yanında eski değirmen kalıntılarını göreceksiniz.
Eğer piknik yapacaksanız kesinlikle  burayı tercih ediniz. Taş köprüden önce ve sonra ırmağın oluşturduğu harika gölcüklerde de yüzebilirsiniz. Yürüyüşler yapabilirsiniz.
Tekrar ana yola gelip çok az ilerledikten sonra yine 1 km içeriye gittiğinizde
B- Mıhlı şelalesi: İkinci büyük gölet alanıdır. Gördüklerimin içinde en güzel şelale. Giriş kişi başı 5tl. Kayaların arasından gürül gürül akıyor. Diğer şelalede olduğu gibi şelalenin kenarında piknik yapabileceğiniz masalar var. Bir masanın kirası 30tl.
Buradan tekrar Çanakkale- İzmir ana yoluna gelip devam ettiğinizde;
Narlı yoluna girip 17km daha  devam ettiğinizde
DARIDERE TABİAT PARKI: Gitmedim ama  güzelmiş. Kamp yapabileceğiniz bu parkta birçok ağaç türü, dere ve şelaleler yer alıyor. İçerisinde pek çok turistik tesis, bisiklet parkuru, futbol sahası var.  

Buradan tekrar Çanakkale- İzmir ana yoluna gelip devam ettiğinizde;

ALTINOLUK: Zamanında çok güzelmiş ama artık tüm sahillerde olduğu gibi yapılaşmış korkunç.
A-ALTINOVA KÖYÜ: Ama sahilden 2km yukarıya tırmandığınızda asıl ilk yerleşim olan Altınoluk köyü var. Aslında bu köy zamanında çok güzelmiş. Harika taş ve eski  evler  var.
a-Abdullah Efendi Konağı: pzt kapalı.9-18 arası açık. İçini göremedim ama dıştan çok güzel. Bu   konağa benzer  başkaları da var.
Anayol üzerinden  devam ederken, Altınova’nın çıkışından 1 km  ileride  2 km içeriye girerseniz
Şahindere  Kanyonunun girişini  görebiliyorsunuz.
B-Şahindere Kanyonu: 26km uzunluğunda ki bu kanyon, denizden iyotlu havayı dağlara, dağların çam kokusunu da ovaya dağıtan bir baca görevi görüyor. Kanyon boyunca şifalı bitki, kekik vb. ile görülmesi gereken yerlerden.  

C-Yine deniz kıyısında “Antandros” şehir harabelerini görebilirsiniz.
Altınoluk’a iki kilometre mesafede yer alan Troas Kenti olan Antandros Antik Kenti, Mysia ile Troas arasında uzanan yolu kontrol eden stratejik bir konumda yer alıyor. Troia Savaşı’nın öncesine dek uzandığı düşünülen Antandros’un kuruluşu, Herodotos’a göre Persler tarafından milattan önce beşinci yüzyıla dayanıyor. Antandros Antik kenti Bizans İmparatorluğu’nun önemli piskoposluklarından birisiydi.
Troya savaşlarından önce kurulmuş Adramyttion; dağın güneyinde ve Edremit Körfezi’nin kuzeyinde Kaletaş’ı Tepesi’nin üstünde kurulu Antandros ve Çanakkale sınırları içinde yer alan Assos (Behramkale) kentleri olmak üzere yakın çevrede üç önemli antik kent bulunuyor.


Güre’ye gelmeden  anayoldan 2km içeride
TAHTA KUŞLAR MÜZESİ(Alibey Kudar Etnografya Galerisi): Giriş tam 4tl, öğrenci 2tl.
Türkiye’nin ilk köy  Özel Etnoğrafya Müzesi, Kaz Dağları’nın eteklerinde kurulu 8 Türkmen köyünden biri olan Tahta Kuş’ta  kurulmuş. Orta Asya’dan Türkiye’ye göç eden Konar-Göçer Türk boylarının giysileri, eşyaları, aletleri, halıları vb. 70 yılda  toplanarak 1992’dekurulmuş.Yine dünyada sergilenen en büyük deri sırtlı deniz kaplumbağasını  da görebilirsiniz. Ayrıca burada  Zeytin, zeytinyağı, sabun ve kekik gibi doğal ürünlerde satın alabilirsiniz.
Tahtacı Türkmenler(Aleviler): Orta Asya’dan gelen Türkmenler Toroslara yerleşmişler. İstanbul’un ve Midilli’nin fethi sırasında gemilerde ki kereste ihtiyacına karşı Fatih Sultan Mehmet tarafından  Toroslardan Kaz Dağları’nın eteklerine getirildiği  düşünülmektedir.
Tahtakuşlar’da tanıştığım  bir Türkmen’in anlatımına göre; Orta Asya’dan göç etmeden önce Araplar tarafından müslümanlaştırılmaya çalıştırılmış. Onlarda “tamam” deyip geçiştirmişler.  Yakın zamana kadar da Caferi mezhebinden olduklarını sanıyorlarmış. Oysa araştırmalarının sonucuna göre  zamanın da ”Alevci” olduklarından “Alevi” olarak adlandırıldıklarını söyledi.Yani Orta Asya’dan getirdikleri şaman geleneklerini sürdürdüklerini, simgelerinin oradan geldiğinı ıspatladıklarını söyledi. Kısaca “Orta Asya’dan göç eden türklerden Araplaşanlar sunni,Araplaşmayanlar ise  Alevi  olmuşlar” dedi.
Ama bazı tahtacı Türkmenlerde “Biz aleviyiz” diyorlar.
Ali Ekber Çiçek’in Mezarı: Tahta Kuşlar müzesinin yanından 100 metre gittiğinizde mezarlığı göreceksiniz. Mezarlığın en tepesinde şehir manzaralı yerde anıt mezarı göreceksiniz.
Tahta Kuşlar Müzesi→Çamlıbel Köyü(15 dakika yürüme mesafesinde)
ÇAMLIBEY KÖYÜ: kaz dağlarının eteklerinde güzel bir köy. Köy mezarlığında “Tuncer Kurtiz”’in sade mezarını da ziyaret edebilirsiniz.
Köy içinde  el emeği ve sıradan objelerin satıldığı Köyün Delisi ölmüş ama dükkanını ziyaret edebilirsiniz.‘
 camlıbey→Güre Köyü( Toprak yoldan yarım saat yürüme mesafesinde. Bu yoldan araç da geçiyor.)
GÜRE KÖYÜ: Kaz dağları içinde ki Güre köyü ilk yerleşim. Yine köyün  5 km altında Güre’nin kıyı şeridi var.
Kıyı kıyı şeridinde “Kaz dağları müzesi ” ve “Güre kaplıcalarını” da görebilirsiniz.

KAVURMACILAR KÖYÜ
Kazdağları’nın meşhur Sarıkız efsanesinde Sarıkız ve babasının yaşadığı köy.Hikayeye göre Sarıkıza  iftiralar atılınca babasından kızını öldürmesini isterler. Bunun üzerine Sarıkız ve babası köyü terk etmek zorunda kalır. Sarıkız giderken: “Bizim gibi insanlara iftira attınız. Bundan sonra da burada kimse barınmasın” diye beddua eder. Bu nedenle 14. yy’den kalma köy hala ıssız sayılır.
Sarıkız Efsanesi:  Babası  ile köyde yaşayan yörük kızı  Sarıkız, babası hacca gittikten sonra yüz vermediği  köy delikanlıları tarafından iftiraya uğrar. Babası öldürmeye kıyamadığından birkaç kaz ile sarıkız tepesine kızını bırakır. Yıllar sonra kızının izini bulur. Kızından özür diler ve kızının ermiş olduğuna karar verir.Havanın çok kötü olduğu o gecede baba kız kaybolur.Kızının kaybolduğu tepeye Sarıkız tepesi, babasının bulunduğu  ve  mezarının olduğu tepeye de Babatepe denmiş. Her Ağustos ta  yörükler bu tepeleri ziyaret ederler.


Güre Köyüne varmadan 2 km içkısımda;
PINARBAŞI ŞELALESİ: Giriş 5 tl. ben gittiğimde şelale kurumuştu. O nedenle bana burası cazip gelmedi.Yine göl kenarında piknik masaları ve işletme var. Dere boyunca da çadırla konaklama ve piknik yapabileceğiniz tesisler var.
Yalnız bu şelaleye 200 metre kala sağ tarafta “Ağlayan şelale ve işletmesi” var. Karıştırmayınız.
Bu bölgede çadır kampı da var.
güre→Kızıl Keçeli Köyü(4km)
KIZIL KEÇELİ KÖYÜ
Anıt Ağaç: 850yaşında, 30metre boyunda, 860 cm genişliğinde.
Yine bu köyde de piknik alanları, restoran vb. Var.
kızılkeçili→İzmir anayolu(3km)
kızılkeçili→Zeytinli(2km)
kızılkeçili→Hasanboğuldu(2km,araçlarında gittiği toprak yol )
bu toprak yoldan Hasan boğuldu’ya   girdiğinizde   de bilet gişesi var. Bu gişeden sonra önce
SÜTÜVEN ŞELALESİ
50 metre ileride
HASANBOĞULDU ŞELALESİ
 Filmlere ve Sabahattin Ali’nin öykülerine de konu olmuş hikayeye göre; Yörük güzeli Emine’ye kavuşmak için  oba törelere göre 40 okkalık tuz çuvalıyla dağları tepeleri aşan Hasan, tuz çuvalını sonunda  taşyamadan boğulduğu anlatılır.Emine de  bu olay sonunda kendini  asar.

Ama Edremitli Sebahattin Ali’nin romanında anlatıldığı gibi bılinse de diğer bikayeye göre;  ayağı sakat olan Hasan adlı gencin balık tutarken boğulmasından dolayı bu adı almıştır.

Giriş  kişi başı 5tl. içeride piknik masaları ve işletmeler var. 300metre  yürüdükten sonra  şelaleye varıyorsunuz.
Şelalenin oluşturduğu  göl çok berrak. Yüzme yasak oşmasına rağmen yüzenler vardı.
hasanboğuldu→Zeytinli(4km)
ZEYTİNLİ
Ana yola 2.5 km uzaklıkta.
Bu köyde Millî Parklar irtibat bürosu var. Buradan tüm bilgileri, harita ve rehber alabiliyorsunuz.
Not: Kızılkeçili ve Güre’ye de dağ yollarının dışında ana yoldanda çıkabiliyorsunuz.
Hatta zamanınız çok az ise  Zeytinli→Hasanboğuldu-Kızılkeçili  yapabilirsiniz.
Akçay→Edremit→Burhaniye→Ören→Ayvalık(30km)→İzmir
ÖREN: Artık taşlaşmayan kıyı şeridi kalmadığını düşünenlerdenim ama Ören’i çok farklı buldum. Genelde bahçeler içinde müstakil evlerden oluşmuş yemyeşil yerleşim. Kıyı şeridi de çok  güzel.
Çevrede de gezilecek yerler de var.Taylıeli, Pelitköy ve 1800’lerin sonunda yapılmış  içi motiflerle süslü camisi ile ünlü Şahinler köyünü gezebilirsiniz.
AYVALIK
23 adası ile dünyanın en çok adaya sahip ilçesi.
Ören’den gelirken sırasıyla;
Yoldan 3-4 km içeride;
1-Alibey (Cunda) Adası: Ana köprü ile Lale adasına geçilip, oradan da Türkiye’nin ilk boğaz köprüsünden Cunda adasına geçiliyor.
Rum yerleşimi olan bu  sevimli adayı önce deniz kıyısından gezmeye başlayabilirsiniz.
-Taş kahve ve diğer taş binalar
Buradan yukarıya doğru tırmandığınızda;
-Taksiyarbis (Rahmi Koç Müzesi): 10-19 arası açok.Pazertesi kapalı.Giriş;tam 5tl, öğrenci3tl, 65yaş üstü 2tl.Bu bina, 1873’de Rumlar tarafından metropol kilisesi olarak yapılmış.
İstanbul ve Ankara da ki Rahmi Koç müzelerin benzeri. Minyatürler, ahşap ve teneke oyuncaklar ve diğer objeler var. Gezilmeye değer.
Arnavut kaldırımlardan taş Rum evleri gezerek yukarıya doğru tırmandığınızda eski yıkık kiliseyi geçtikten sonra;
-Eski değirmen(Sevim ve Necdet Kent Kütüphanesi ve kafe):9:30-17:30arası açık. .Giriş ücretsiz.
Kafe sürekli açık. Karşı taraflarda diğer eski değirmenleri de görebiliyorsunuz. Buradan adanın her tarafının manzarasını çok rahat seyredebiliyorsunuz.

2-Ayvalık içi: Burada da  sokak aralarını  gezmek keyifli.
-Müze: Kültür bakanlığına bağlı olduğundan müze kart geçerli. Normal giriş 5tl. Sadece onarılmış olan kilisenin içini görüyorsunuz.
MİDİLLİ’ye Gidiş:
Feribot ile tek yön gidiş 15€,gidiş dönüş 25€.Birbuçuk saat sürüyor.
Katamaran ile sadece yolcu taşınıyor. Tek gidiş 20€,gidiş dönüş 30€.40 dakika sürüyor.
Sabah gidilip akşam dönülüyor.
 Tur ile Midilli’ye gidecekseniz Yunan vizesine ihtiyacınız yok. Kapı vizesi (55€) yeterli.Midilli’ye tur ile günübirlik veya kalmalı  gidebiliyorsunuz.

Şehirden 6-7 km sonra Sarımsaklı yolu üzerinde sağa doğru 3-4km yukarıya doğru tırmandığınızda;
3-Şeytan Sofrası: Buradan tüm adaların ve şehrin manzarası gerçekten görülmeye değer.
Geri dönüp yola  2-3 km devam ettiğinizde;
4-Sarımsaklı: Denizi güzel ama taşlaşmış bildiğimiz yerleşimlerden.
Buradan İzmir’e döndüm. İsterseniz 2km içerde ki Bergama’yı da gezebilirsiniz.
Bir daha ki gezi de görüşmek üzere…
















 Ben her yıl 6-7 ay yurt dışında gezdiğimden hiçbir yaz Türkiye’de olmadım. Bu yıl ki Hindistan gezimizden sonra Güney Asya’yı gezme planımız sıcak ve muson yağmurları nedeni ile olmayınca mecburen yazın Türkiye’ye döndük.
Ben de havalar çok ısınmadan Trakya’yı tekrar gezmek istedim. Önce 
İstanbul→Tekirdağ→Keşan→Gelibolu  güzergahını gezdim.
GELİBOLU VE  GELİBOLU YARIMADASI
Gelibolu,Piri Reis’in deniz kenarında ki çok sevimli bir yerleşim. Yürüyerek birbirine yakın Bayraklı Türbe,  Hamzakoy ve ve Mevlevihane(Pazar günleri sema gösterisi var)’yi gezebilirsiniz.
Gelibolu’dan feribot ile boğazın karşısında kı yısında kı Lapseki’ye  geçebilirsiniz.(Yaya için 2.5TL)
Eğer daha önce şehitlikleri gezmediyseniz  Gelibolu’dan  çok rahat hepsine  gıdebiliyorsunuz.Tüm şehitlikler,Conk bayırı,Arı Koyu vb.  bu yarım adada.Tabelaları takip ederek  hepsini gezebilirsiniz.Kabatepe’ye giderken Conk Bayırındq “Tanıtım Merkezi”n de Çanakkale savaşını üç boyutlu olarak  izleyebilirsiniz.
Gelibolu→Eceabat(40km)→Kilitbahir(6km)
Not:Eceabat (Her bir saat ara ile feribot  var.20dakika sürüyor.)ve Kilitbayır’dan (Her yarım saatte bir feribot var.10) dakika sürüyor.Çanakkale’ye feribot var.Bayramlarda ve yoğun günlerde daha sık var.
KİLİTBAHİR
Sırasıyla
Kale
Tabyalar: Birtanesi müze haline getirilmiş.Gıriş 2TL.Oldukca  detaylı.
Seit onbaşının heykelı: Mermiyi kucağında taşırken.(Bu heykelden daha önce ki Seit Onbaşı heykelinde ise top mermisini sırtında taşıyor.Hangisinin gerçek olduğu hala tartışma konusu.)

Diğer tabyalar
Kilitbayır’dan  deniz kenarından devam ederseniz Çanaklale anıtına gidiyorsunuz.
Not:Anıttan da  Gökceada - Kabatepe İskelesine yol var.
GÖKCEADA
Eceabat’a varmadan yol ayrımından 4-5 km sağa ilerlediğinizde
Kabatepe İskelesi Gökçeada(Yaya ücreti 3tl,araç ücreti 35tl,1.15 dakika sürüyor.Yazın sık,kışın seyrek   feribot var.Saatleri değiştiğnden internetten öğrenip yola çıkınız.)
Ada,hala bakır sayılır.Cadırınızı deniz kıyısına kurup, her zaman rüzgar olduğundan terlemeden keyifli bir tatil yapabilirsiniz.
Adada zamanında Rumlar yaşıyormuş ama şu anda  Rumların yoğun yaşadığı birkaç  köy kalmış. Rumların çoğu daha çok yazın tatil için geliyorlar.  Adada askerler ve üniversite öğrencileri  de yoğun.Yine özellikle Vanlılar ve karadenizlıler adayı doldurmuşlar.
Şehir merkezi küçük ve sevimli.
Ada oldukça büyük olduğundan  bazı yerlere gitmek için araç gerekli. Yazın dolmuş bulabiliyorsunuz.  Aracınız varsa aslında bir günde bile adayı bir yuvarlak çizerek   plajlarını ve köylerini gezebilirsiniz.
I-Merkezden kuzeye doğru  5-6 km lik güzergah()Yürünebilir güzergah.);
1-Yukarı Bademli: Yol ayrımından yukarıya doğru tırmanıyorsunuz. Genelde Rumlar yaşıyor. Çok sevimli bir Rum yerleşimi. Köy meydanı, eski çamaşırhane, asırlık çınarı görebilirsiniz. Bu köye güneşi batırmak için gelebilirsiniz.
Burada yasemen ve Ozan adlı iki genç arkadaş satın aldıkları Rum evini çok sevimli butik otele çevirmişler. Sakinlik arayanlar için harika bir tatil geçirebilirler.
İnstagram ve facebook:Panos.gökceada,05467131653
İki kişi oda fiyatları 250-350tl.Organik kahvaltı dahil.
Ana yola inip devam ettiğinizde
2-Yeni Bademli: Bu köyde genelde Türkler yaşıyor. Yıldız koya çok yakın olduğundan birçok pansiyon, restoran vb. var.
3-Yıldızkoy ve Su Altı Milli Parkı: Taşlık plajı ve çok temiz bir plajı var. Şnorkel ile de balıkları görebiliyorsunuz. Çevrede keyifli yürüyüşler yapabilirsiniz.
Buradaki işletmede kamp çadırı ücreti 50tl,çadırınız varsa 30tl. Ama deniz kıyısında ücretsiz çadırınızı kurabiliyorsunuz.
Anayola gelip devam ettiğinizde
4- Aşağı Kaleköy: Deniz kenarında yunan örneği restoran ve kafelerin olduğu  çok sevimli bölge. Özellikle  gece eğlenceleri meşhur. Yunan müzikleri ve eğlenceleri var ama hepsinin işletmecesi Türk.  Buradan Yukarı Kaleköy’e tırmanabiliyorsunuz.
5-Yukarı Kaya köy: Bu eski Rum köyünde şimdi Türkler yaşıyor. En tepede ki kale kalıntıların olduğu yerde harika deniz manzarası var.
Buradaki otelde kahvaltı dahil tek kişi 100tl,iki kişi 160tl.
II- Şehir merkezinden batıya doğru devam ettiğinizde
1-Zeytinliköy: Anayoldan 1.5km ilerledikten sonra tepeye 2.7km tırmanıyorsunuz. Çok sevimli Rum köyü. Harika çiçekli taş evler, kafeler, restoranlar var. Dibek kahve ve karadut şarabı içebilirsiniz.
Anayola inip biraz ilerleyip  tekrar yukarı tırmandığınızda
2-Tepeköy: Burası da  çiçekli taş evleri ile tam bir Rum köyü. Yorgo Babanın şaraplarını tadabilirsin.
Hemen bu köyün yukarısında
3-Çınaraltı: Harika deniz manzarası  eşliğinde çay veya kahvenizi içebilirsiniz. Piknik yapabilirsiniz.
Buradan Yunanistan adasını görebiliyorsunuz.
Tekrar ana yola inip devam ettiğinizde
4-Dereköy:  Zamanında Rumlar yaşıyormuş. Yıllar önce gittiğimde bir Rum ”Devlet,  bizi kaçırmak için Karadenizlileri buraya yerleştiriyor” demişti. Sanırım haklıymış.
Aslında adanın en büyük Rum köyü ama şu anda virane bir durumda. Çok az yaşayan yaşlı Rum kalmış. Onlarda genelde yaşlılar ve dışarı çıkmıyor. Çoğu taş evlerin damları bile kalmamış. Devlet şimdi onları aslına uygun restore etmeye çalışıyor. Türklerden yerleşenler var.
 Buranın güneyinde ki şelaleye aracınız varsa gidebilirsiniz.
5-Uğurlu Köy: Burada ki apartlarda kalırsanız, bahçeden sebzeleri kendi elinizle toplayabiliyorsunuz.
6-Lazkoyu: Aslında kumlu plajı olan buraya,  Dere köye gelmeden Karadenizlilerin yaşadığı Şahinkaya köyünden inebilirsiniz.
Veya Aydıncık koyundan deniz kenarını da takip ederek ulaşabilirsiniz.
Yine adanın batı ucunda ki “Gizli koy” ada gidebilirsiniz.
III- Şehir merkezinden güneye doğru 10km  indiğinizde Eşelek köyüne varıyorsunuz. Buradan 2.3 km daha ilerlediğinizde
1-Aydıncıkkoyu:Adanın en güzel koyu. Kumlu plajı var. Denizi çok temiz. Güzel işletme var. Snorkel için de ideal.
Yine Eşelek köyden   biraz batıya giderseniz
2- Aydıncık(Kefaloz): Burada rüzgarlı olduğundan  kıyıya yosun geldiğinden yüzmek için elverişli dwğil ama sörf için ideal. Burada da sörfçüler için  güzel bir işletme var.
3-4 günlük 10 saatlik sörf dersi 1500tl.
Not: İsterseniz buradan deniz kenarını takip ederek Laz koyunu görüp dere köy üzerinden de şehir merkezine varabilirsiniz. Ben gittiğimde sezon tam açılmadığından dolmuş bulamadım.
Yine feribot iskelesinin hemen yanında ki “Kuzu Limanı Plajı” nda da yüzebilirsiniz. Kumlu plajı, temiz denizi ve güzel işletmesi var.
gökceada→Eceabat→Çanakkale
ÇANAKKALE
Küçük, yeşil, sakin ve çok sevimli bir şehir. Sarıçay, şehri ikiye bölüyor.
Bu çayın kenarında ve şehir merkezinde çok sevimli çay içebileceğiniz mekanlar var. Ayrıca merkezde ki eski evlerin olduğu sokaklar, barlar sokağına dönüştürülmüş. Görmeden gelmeyiniz. Hele bazı sokaklar, sarmaşıklar ve çiçeklerle çok keyifli hale getirilmiş.
Çanakkale’nin peynir tatlısı çok ünlü. En ünlü yerde denedik ama adını unuttum.
Not: Yaz aylarında Çanakkale’den Gökçeada ve Bozcaada’ya deniz otobüs seferleri var.
Feribottan inip kordon boyu sola ilerlediğinizde
1-Truva Atı: Truva filminde kullanılan bu ahşap at, çok güzel.
*Daha da ilerlediğinizde iç kısımda “Seramik Müzesi” var.
Sağa doğru ilerlediğinizde;
2-Eski Saat Kulesi
3-Yalı Hanı
4-Kent Müzesi: Giriş ücretsiz. Binası çok güzel. Çanakkale’de kullanılmış eşyalar sergileniyor.
5-Çimenlik Kalesi(Deniz Müzesi):Giriş 7tl.60yaş üstü ücretsiz. Bu kale Kilitbahir kalesinin tam karşısına denk geliyor. İçinde ki müzede çok kapsamlı. Gezilmeye çok değer.
6-Aynalı Çarşı: Girişte ki bir aynadan başka bir özelliği olmayan sıradan bir çarşı.
Çevresinde Ermeni Kilisesi, Sinagog ve Korfmann kütüphanesini görebilirsiniz.
Sarı çayı geçtikten sonra deniz kenarında
7-Hamidiye Tablası: Gittiğimde onarımdaydı. Gelibolu yarımadasında gördüyseniz buraya gitmemenizde olur.
8-Arkeoloji Müzesi:100.Yıl Caddesi üzerinde. Giriş 7tl.Müze kartı geçerli. Sevmediğimden girmedim.
Bunların dışında çevre köylere gezi yapabilirsiniz. Haziranda şehrin çevresi yemyeşil ve çiçekliydi.Çok hoşuma gitti.
Çanakkale →Truva(37km): Anayoldan 5km içeriye doğru gidiyorsunuz.
TRUVA
Müze kart geçerli.3000yıllık tarihi bu yeri , tabelaları okuyarak ziyaret ederseniz keyif alacaksınız. Tekrar ana yola gelip 33 km devam ettiğinizde Bozcaada yol ayrımına geliyorsunuz. Buradan  →Geyikli→ Yeni İskele(6-7km). yemyeşil tarlaları geçerek iskeleye geliyorsunuz.
Okul tatil olduktan sonra sık seferler var. Diğer zamanlarda feribot saatlerini öğrenmeden yola çıkmayınız. Üç saat bekledim. Yaylar için gidiş 7tl,araçlar için 35tl.45 dakika sürüyor.
BOZCADA
Gökçeada’dan daha küçük olan bu ada, çok daha keyifli. Her taraftan denizden rüzgar aldığından hava, burada da  bunaltıcı değil.
Halkın çoğu yakın çevrelerden ve İstanbul’dan gelip yerleşmişler. Ada çok değişmemiş. Hala bakir sayılabilir. Keşke Rumlar gitmeselerdi. Çok daha güzel olurdu.
Ada pahalı sayılır. Adada bilinen marketlerden yok. Kâr bölünecek diye istenmiyormuş. Ziraat bankasından başka banka da yok. Diğer bankaların ATM’leri var.
Özellikle Rum Mahallesinde ki evlerin hepsi birbirinden güzel ve sevimli. Evlerin cam demirleri, panjurlar vb.  Rumlardan kalma alışkanlıkla çok farklı renklere boyanmış. Kapılarda rengârenk çiçekler. Arnavut kaldırımlı sokakları gezmeye doyamıyorsunuz. Hele akşamları bu dar sokakların çoğuna ahşap masa ve sandalye atılmış   açık hava  restoranlarında  deniz ürünleri ve şarap olmazlardan.
Ayrıca  ada, damla sakızlı kurabiye, dibek kahvesi ve domates, kabak gibi el yapımı reçelleri ile ünlü.
KALMA:  Rum evlerinden dönüştürülmüş küçük pansiyonlarda bir kişi yatma ücreti 75tl’den başlıyor.  Nefis oteller de var.

Adada istediğiniz yere çadır kuramıyorsunuz. Yasak. Sadece Ayazma koyuna giderken “Ada kamping” var. Çadır içinde şişme yatak var. Kişi başı 50tl.Eğer sizin çadırınız varsa kişi başı 30tl. Bu kamptan, en güzel koylara yürüyerek gidebiliyorsunuz. Ama yasak diye çadırınızı kuramayacak değilsiniz. Jandarmanın sizi göremeyeceği ve şikayet edilemeyeceğiniz  her yere kurabilirsiniz. Bunlardan batık geminin olduğu “Beylik koyu” ile “Akvaryum ” koyu en uygunlardan. Buralarda tesis olmadığından elektrik ve su da yok. Aracınız varsa çok rahat kurabilirsiniz. Kurmuş olanları da gördüm. Yazın da Ayazma ile Sulu bahçe koyu arasında çadır kuran yazlıkçılar olanı öğrendim.

Feribottan şehir merkezine iniyorsunuz.
1-Şehir merkezi
A-Kale: İskelenin hemen solunda .10-13 ve 14-18 arası açık. Giriş tam 5tl,öğrenci 3tl. Kalenin içi çok ilginç değil ama çevre manzarası çok güzel.
-
B-Tarihi Rum evleri: Ana yolun üst tarafı kilisenin de olduğu “Rum Mahallesi”, aşağı tarafı “Müslüman Mahallesi” var. Ama adada birkaç Rum ailesi kalmış. Hepsi terk edip gitmişler. Yani artık adanın tamamı Müslüman. Bazı evlerde ne anlamda ise Türk bayrağı dikilmiş. Rahatlamışız.
C-Müze: 10-19 arası açık. Özel müze. Giriş tam 10tl,öğrenci5tl.Adanın tarihini anlatan fotoğraflar ve materyaller sergileniyor.

D-Şarap Fabrikaları: Adanın merkezinden çıktığınızda her tarafta üzüm bağları ile karşılaşıyorsunuz. Merkezde de şarap fabrikaları var. Bunlardan en bilinenleri Çamlıbağ ve Talay.Ama şarap içmeye özendirdiği  için 2-3 yıldır yasaklandığından  şarap fabrikalarının içini gezmek ve şarap tadımı yapmak yasaklanmış.  Duyduğumda inanmakta zorlandım. Sadece buralardan şarap satın alabiliyorsunuz şimdilik.
Adayı, aracınız varsa rahatlıkla bir günde gezebilirsiniz. En uzak gideceğiniz yer 22km.Plajlarının çoğu  adanın  doğu ve güneyinde.
Yine merkezden başlayarak bir yuvarlak çizerek adanın her yerini gezebilirsiniz
2-Polente Feneri ve Rüzgâr Enerji Santrali: Plajların yoluna yakın ve adanın uc kısımda ki burunun üzerinde. Rüzgârgüllerinin de olduğu bu buruna güneş batımında şarabınızı da alarak gidiniz. Ben gittiğimde hava biraz bulutlu olduğundan göremedim.
Aynı yoldan geri gelip yol ayrımından  adanın güneyine doğru sırasıyla;


3-Habbele Plajı.
4-Sulubahçe
5-Ada Kamp
6-Ayazma Plajı: Adanın en güzel plajı. Tesis ve şezlonglar var. Deniz cam gibi.İlk girdiğinizde soğuk gibi ama yüzdükçe çok zevk alacaksınız.

7-Beylik Koyu-Batık gemi: Karaya saplanmış kocaman bir gemi var. Burada çok rahat çadır kurabilirsiniz.
8-Ayona Koyu: Kayalıkların olduğu farklı bir koy.
9-Akvaryum Koyu: Ben buraya bayıldım. Etrafı kayalıklarla çevrilmiş deniz suyu, adeta  iki tane göl  oluşturmuş.  Çadır kurabileceğiniz en güzel koy. Burada balık ta tutabilirsiniz.
Buradan Tuzburnu  ve diğer koyları geçerek şehir merkezine geliyorsunuz.
10-Göztepe: Şehir merkezinden Ayazma yoluna giderken  sağ tarafta araç ile çıkılıyor. Buradan da güneş batımını izleyebiliyorsunuz.
Not: Eğer Bayramiç’e gitmeyeceksiniz;  Geyikli feribot iskelesinde indiğinizde deniz kenarından giden manzaralı çok güzel yolla Alexandria, Apollon Smintheus, Gülpınar, Ayrıca Asya kıtasının en batı ucu olan  ve bıçak ustaları ile de meşhur Baba Kale’yi görerek  veya anayoldan  Ayvacık üzerinden Asos’a( Behramkale)’ye gidebilirsiniz.
Ben  Kuzey Kazdağıları-Bayramiç’i  görmek istediğimden Asos’a daha sonra gideceğim.

1-      KAZ DAĞLARININ KUZEYİ ÇEPHESİ

Geyikli→Ezine→Bayramiç→Kaz dağları-Ayazma Milli Tabiat  Parkı(29km)→Edremit gidebiliyorsunuz.
BAYRAMİÇ
Aslında sıradan bir ilçelerden. Ama  çevresi  yemyeşil ve sebze ve meyvesi  organik ve çok lezzetli olduğundan çevre  ki köylerde farklı şehirlerden gelip  yaşayan çok yabancı varmış.  Özellikle büyük şehir hengamesinden bunalanlar buraya kaçarak organik tarım  yaparak mesut mutlu yaşıyorlar.
 Hatta bu köylerde ki organik tarım yapan çiftliklerde   çalışarak  çevreyi yakından tanıma şansınız da  var.
Merkezde gezebileceğiniz iki yer var.
-Mehmet Akif Ersoy Müzesi: Yazarın kaldığı bu eski ev onarılarak  ve zamanın eşyaları ile donatılarak müze haline getirilmiş. Giriş ücretsiz. Görmek gerekir.
-Hadımoğlu  Konağı: Kaymakamlığa bağlı  bu etnografya müzesinin kapısında ki yazılı  telefonu açtığınızda görevli gelerek kapıyı açıyor. Giriş 2tl.
Zamanında Konya Hadim’den gelerek sancak beyliğini alan bu ağanın konağı dıştan  çok sıradan bir görünüşü var ama içine bayıldım. Orijinali olduğu gibi kalmış. Özellikle tahta yer ve tavan döşemeleri harika. Burayı atlamayınız.
Ben arkadaşımla buluşup gezeceğimden Ayazma’ya giderken  yoldan içeride  ki Çavuşoğlu köyünde  konaklamaya karar verdim. Zengin bir köy. İnsanlar bütün gün tarlalarında çalışıyorlar.  Köy evlerini terk edip yeni binalarında yaşıyorlar. Bodrum’dan gelip eski köy evini onarıp yaşayan genç bir bayanla tanıştım. Evine hayran kaldım. İnsan istedikten sonra her şeyi yapabilir.
Gerçekten üretilenler  çok  lezzetli. Köylüler çok konuksever. Burada yediğim sebze ve  meyvelerin tadını unutamayacağım.  Uzak olmazsa   burada bir bahçemin olmasını çok isterdim. Siz de burada bir köy ziyaret etmeye çalışınız.
Bu köyden  daha kestirme yol olduğundan tekrar ana yola dönmeden
Çavuşoğlu Köyü→Evciler Köyü→Ayazma(6-7km)
AYAZMA PINARI
Özellikle Temmuz ve Ağustosta  buraya piknik yapmaya ve kaz dağlarında yürümeye gidiliyor.Mangal yakabiliyorsunuz.
Giriş ücretli ama uygun. Giriş kapısından sonra hemen şelaleyi göreceksiniz. Dağa doğru tırmanarak şelalenin kaynağına gidebiliyorsunuz. Yukarlarda su cam gibi. Orman  ve havası da çok güzel.
Bu parkta saat 21’den sonra çadır kurmak ve kalmak yasak ama yukarılarda kurup kalanlar oluyormuş. Giriş kapısından hemen önce kamp alanı da var. Buradan isterseniz Edremit’e devam edebiliyorsunuz ama biz  tekrar Ezine’ye geri dönüp  Ayvacık üzerinden Asos’a geldik. Mevsim tam olarak açılmadığından hemen deniz kenarına arkadaşımla çadır kurduk.

Behramkale-Assos

1-Behram Köyü: Tepede taş evlerin olduğu köy. Arnavut sokakları boyunca hediyelik eşya tezgahları sıralanmış. Aralarda taş restoran ve oteller de var. Sokaklarını geziniz.
A-Asos Ören Yeri: Deniz kenarından köye çıkarken ve köy içinden  olmak üzere iki giriş kapısı var. Giriş 10tl.Müze kart geçerli. İçinde hamam, akropol, tenha tapınağı vb. Harabeleri var.
Ama tepeden aşağının manzarası mükemmel. Sadece bu manzara için bile bu ören yerine girilir.
Tiyatroya ise  aşağıda kaldığından   deniz kenarında köye çıkarken ücretsiz ziyaret edebiliyorsunuz.

2-Deniz kısmı: Köyden döne döne deniz kıyısına iniyorsunuz. Benim en sevdiğim yerlerden biri. Denizi taşlı ama suyu çok temiz. Zamanında Rumların yağlarını çıkardıkları  meşe palamudunun taş  depoları, şimdi restoran ve otellere dönüştürülmüş. En güzel tarafı da  yeni binalar yapılamadığından büyümeden bu  güzelliklerde değişiklik  olmamış.
Çok şık deniz ürünleri yiyebileceğiniz mekânlar var. Burayı en fazla 40 dakika sa gezebilirsiniz.
Tekrar Behram köyüne çıkınız.
Behram Köyü→Kadırga  Plajı(4km)→Küçükkuyu→Altınoluk→Akçay→Edremit→Ayvalık
Kadırga Plajı: Planı küçük taşlı, denizin içi kumluk.
Çok uzun ve güzel bir sahil. Birçok işletme var. Ben buradan çok keyif aldım. Bundan sonra ki sahil boyunca da istediğiniz yerde dedenize girebilirsiniz.
 2-KAZ  DAĞLARI GÜNEY CEPHESİ
Not:1- İda’ (Kaz Dağları)nı gezmek ve yürümek  için en güzel mevsim   ilk bahar(nasan ,mayıs )veya  Sonbahar(eylül, ekim )aylarıdır. Sadece 18-22 Ağustos arası Sarıkız yaylasına gidebilirsiniz.
Ben Haziran sonu gibi oradaydım. Ama hava çok sıcak olduğundan ve Ramazan olduğundan yürüyüşler bitmişti. Turlarında  Ramazan bayramında olacağı söylendi.
2-Kesinlikle bulunduğunuz yerleşimim Turizm Ofisine giderek çevre haritası,kamp alanlarının listesini, turizm acentalarının listesini ve gerekli dokümanları alınız. Akçay’da deniz kenarında  Atatürk heykelinin olduğu meydanda Turizm Ofisi var.

Fauna, Flora yapısı ve  oksijen yoğunluğu ile ünlü Kaz Dağları,  Marmara (Çanakkale)ve Ege(Balıkesir)’yi birbirinden ayıran  yaklaşık 70KM uzunluğunda  dağ silsilesinden oluşuyor.
1774 metre yükseklikte Kazdağıları;  Baba Tepesi, en yüksek tepe olan Karataş Tepesi ve  Sarıkız Tepesi olmak üzere üç zirveden oluşuyor.
Bu  Kaz Dağların Balıkesir ili sınırları içinde kalan   21.452 hektarlık bölümü  1994’de Milli Park olarak koruma altına alınmış.
Kaz Dağları’nda görülen 800 bitki çeşidinden; en ünlüsü “Kazdağı Köknar’ı olmak üzere 31 bitki çeşidi sadece Kaz Dağları’na özgüdür. Dünyada en çok endemik bitki barındıran ve oksijen bakımından da ikinci en zengin yer olması nedeniyle Milli Park olarak korunuyor.
Yine milli parkın içinde ayı, kurt, çakal, geyik, domuz  gibi 21 farklı memeli yaşamaktadır
Yine kanyon ve şelaleleri, derin vadi, nehirleriyle ve temiz havası ile ünlü   Kaz Dağları’nın eteklerinde deniz keyfi de  yapabiliyorsunuz.
Eskiden yerleşimler, denizden yürüme mesafesinde kaz dağlarının içinde tepeliklere  kurulmuş. Zamanla insanlar deniz kenarını binalarla doldurunca yerleşimlerin merkezleri deniz kıyısına kaymış. Zaten tepelerde ki eski yerleşimlerde köy olmaktan çıkarak turistik birer mekâna dönüşmüş. Zamanında beğenilmeyen taş evlerin çoğu otel,  restoran, kafe vb. Şekline dönüştürülmüş. Yine de deniz kıyısındaki yerleşimlerden daha yaşanabilir durumdalar. En sonunda akılları başına gelmiş de
Ayrıca Kaz Dağları, mitolojik öyküleri ile de çok büyüleyicidir.
İzmirli Şair Homeros İlyada adlı eserinde Kaz Dağları’ndan “Bol pınarlı vahşi hayvanların anası” olarak anlatır. 
Afrodit, Hera ve Athena’nın katıldıkları, Truva Savaşı’na yol açan ilk  güzellik  yarışması burada yapıldı. Truva Savaşı’na katılan Paris, bu dağlarda çobanlık yaparmış.
 burada doğan Zeus, Truva Savaşı’nı buradan izledi ve karısı Hera ile burada  evlendi.
Zeus, düzenlediği bir toplantıya tanrıça Eris’i çağırmaz. Eris’ de toplantıya altın bir elma göndererek elmanın  “en güzel tanrıçaya” verilmesini ister. Athena, Hera ve Afrodit altın elmanın kime verilmesi gerektiği konusunda anlaşmazlığa düşer. Zeus, tanrıçaları Paris’e gönderir ve en güzel tanrıçayı Paris’in seçmesini ister. Afrodit, Paris’e kendisine eş olacak en güzel kadını (Helen) bulacağını vadeder ve Helen’i Paris’e aşık eder. Paris, altın elmayı Afrodit’e verir. Paris, Sparta’yı ziyaretinde Helen’e âşık olur ve iki âşık birlikte Truva’ya dönerler. Helen evlidir ve bu durum bir savaşı başlatmış olur.


KAZ DAĞLARI-Turları:
Milli parkın sınırlarının  içinde tesis ve benzeri yerler yok. Zamanında ziyaretçiler, çevreyi kirlettiğinden ve yangın çıkardığından Kaz dağları’nın milli parkın içinde kalan kısımlarını  ferdi veya turla  artık  rehbersiz  gezemiyorsunuz. Bu nedenle  Milli parkın içini yürüyüş grupları  veya tur(Jeep veya Sarıkız turu) ile gezmeniz daha ucuza geliyor.
Ancak milli parkın eteklerinde ve  sınırlarının dışında kalan yerleri kendi kendinize gezebiliyorsunuz.
Milli parkına iki farklı kapıdan girebiliyorsunuz.
1-Akçay→Zeytinli(2km)→Mehmetalan(1km)→M.P giriş kapısı(4km)
2-Altınova→Avcılar Köyü→M.P giriş kapısı
Milli parka günlük giriş  ve rehber ücretleri:
Araç ile geçerken rehber için boş koltuğunuz olması gerekiyor. Grubunuzun kaç kişi olduğu önemli değil. Rehber ücreti sabit oluyor.
1-Yaya içın 5tl, rehber için 115tl.
2-Oto için 15tl,rehber için 55tl.
3-Küçük minibüs için 45tl, rehber için 75tl. 
4-Büyük minibüs için 75tl, rehber için 95tl.
5-Milli parkta çadırda kalma ücreti(1-4 kişilik) 32tl, rehber ücreti 115tl,gecelik kalma ücreti ise 60tl.

 Kaz dağları için Küçük kuyu, Altınoluk, Güre, Akçay, Edremit ve Zeytinli ’de ki turizm acentelerinden Kaz dağları için üç farklı turlar var. Genelde turlar 10-17 arasında oluyor.
Kazdağı ve Gayem tur ,en uygun ücretle gezdiriyorlar.
Kaz dağları için size  her konuda yardımcı olabilecek çok deneyimli rehber: Hüseyin Yetiştiriciler(Egzoz Hüseyin)
053604551965
info@kazdagli.com


1-Kazdağı Milli Parkı-Sarıkız Turu: 75tl cıvarı.Bu tur, milli parkın içinde olduğundan rehber almak zorundasınız. Akçay-Zeytinli-Mehmetalan milli park giriş kapısından giriliyor. Minibüs,özel oto  veya jeep  ile 17 km gidildikten sonra 5 km yürüyorsunuz. Öğle yemeği için kumanya dağıtılıyor..Yürüyüş grupları veya tur ile gitmeniz daha uygun olur.
Sarıkız Tepesi:1574 metre yüksekliğindeki Sarıkız Tepesi, Tahtacı Türkmenlerinin yüzyıllarca yaşadığı bu yer kutsal ziyaret yerine dönüşmüş. Dilden dile dolaşan Sarı Kız  hikayesi yanında Edremit Körfezine bakan Ayvalık ve Midilli adalarını gören  çok güzel  manzarası var.
Ben  bu tura haziranda katıldım.  Aşağılarda karaçam, yükseldikçe  gemi direklerimde kullanılan kalem gibi sarı cam ve  yılbaşı ağacı gibi V şeklinde ki göknarları gördük. Göknarların kozalakları göğe doğru nar gibi açıldığından bu adı  almış. Ayrıca  göknarlar çevrelerinde ki sarıçamları kuruttuklarını öğrendik.  Daha yükseklere yeni bahar geldiğinden  çok güzel çiçekler gördük. En tepede de Alevi  Türkmenler tarafından  çok önem verilen ve ibadet haline getirilmiş  Sarıkız  türbesine ulaştık.Hava çok sıcak olmasına rağmen tepede üşüdük.
Ama   Türkmenlerin  bu ibadet yeri olan  Türkmen yaylasını, 15-25 Ağustos  arası festival zamanında kalabalıklarla  ziyaret etmeniz daha keyifli olur. Bu dönemde burada ki köylüler 10 gün  ücretsiz  çadır kurabiliyorlar.
2-Kaz Dağı-Jeep Turu: 75tl civarında . Bu gezi de milli parkın içinde olduğundan Rehber almak zorundasınız. Altınova-Avcılar  milli park girişinden girilip Altınova’dan çıkılıyor.  Dağların içinde gerçekleştiğinde  ve sadece jeep ile 30-40km gidilip 4-5 km yürünüyor. Şahin dere kanyonun etrafında U çizilerek geziliyor.Yürüyüş grupları veya tur ile gitmeniz daha uygun olur.
Bu tura çok gitmek istedim ama haziranda henüz turlar açılmamıştı.
3-Kazdağı Şelale Turu: Milli parkın içinde değil de Kaz dağlarının eteklerinde gerçekleşen bu turu kendi aracınızla siz de yapabilirsiniz. Aracınızla çok rahat bir günde her tarafı gezebilirsiniz. Tur ile 8 kişi jeeple 85tl,7 kişi minibüsle 75tl,17 kişi minibüsle 60tl.Fiyatların içinde yemek dahil. Bu turun içinde Yeşilyurt ve Adatepe-Zeus Altarı da görülüyor. Birbirine çok yakın şelaleleri gezdiriyorlar. Ama asla tur almanıza gerek yok.
En mantıklısı gezilecek aracınız olmasa bile otostopla veya yürüyerek birçoğunu çok rahat gezebiliyorsunuz. Çoğu yerler  deniz kıyısından dağlara doğru 2-3 km uzaklıkta ve birbirlerine çok yakınlar.  Her seferinde deniz kenarına ana yola da inmenize de gerek yok. Dağların arasından da yerleşimler arası  araç veya patika yolları var.
Not: Her saat başı  kalkan Mıhlı ve Edremit arasında  belediye otobüsü var.
Kendi kendinize Çanakkale(Behramkale)’den  Balıkesir(Edremit)’e ana yoldan giderken sırasıyla;


YEŞİLYURT: Anayoldan 1km içeride. Kaz dağlarının eteklerinde harika taş binalardan,taş Arnavut kaldırımlardan, zeytin ve çam  ağaçlarından  oluşmuş turistik köy. Binaların çoğu şık otel ve restorana çevrilmiş olsa da görülmeye çok değer bir köy.
Hikayeye göre eski adı Büyük  Çetmi olan Yeşilyurt’a  Oğuz boylarından Çepniler yerleşmiş ve  Rum taş ustalarına evlerini yaptırmışlar. Zamanlar Rumlar da bu köye yerleşmiş. 1924 yılında yapılan mübadele ile Rumlar köyden gitmişler.
Ayrıca burada  antik çağlardan beri bilinen Afrodit Kaplıcalarını da ziyaret edebilirsiniz.



Not: Yeşilyurt köyünden Adatepe’ye Küçük Çetmi köyü üzerinden yaklaşık üç saatlik bir yürüyüş ile de gidebiliyorsunuz.

ZEUS ALTARI-ADATEPE KÖYÜ:
Küçükkuyu’da yol üzerindeki Zeytinyağı Müzesi’ni görebilirsiniz.
Küçük Kuyu’nun içinden Kaz Dağlarının tepesine doğru 2 km içeriye doğru. Araçla Zeus Sunağının olduğu ormanın kapısına kadar gelip 10-15 dakika yürüyorsunuz.
Çok tanrılı dinler zamanında Yunan mitolojisine göre eski Yunanlılar, savaşları kazanmak, kuraklıktan, hastalıktan kurtulmak, bereketli ürün almak, felaketlerden korunmak için burada tanrılara ve Zeus’a kurban verirlerdi. İlyada Destanı’nda ise Zeus ile Hera’nın aşkına da şahit olduğu anlatılır.
 Bu taş sunakta deniz ve şehir manzarası çok güzel.

Hemen 5 dakika yürüdüğünüzde tarihi eski Rum köyü olan Adatepe köyüne varıyorsunuz.  Yine taş evlerden oluşan bu köyde restoran ,otel vb. var ama  köylüler de yaşadığından  daha doğal. Özellikle çay bahçesinin keyfini çıkarabilirsiniz. Bu köye de Selçuklular zamanında Orta Anadolu’dan getirilen Türklerin yerleştirilmiş. zamanla da nüfusu artan Rumlar, mübadele sırasında köyden gitmişler. Onların yerine
Zeytincilik ve zeytinyağı ile  geçinilen köye, Midilli ve Girit’ten gelen Türkler yerleşmişler.


MIHLI ŞELALESİ:
A-Başdeğirmen:  Mıhlı’dan  ana yol üzerinde ki “Filinta et lokantası” dan 2.5km dağlara doğru gittiğinizde sağ tarafa ayrılan yoldan 1km  daha ilerlediğinizde piknik alanlarından sonra Romalılardan kalma taş köprü ve hemen yanında eski değirmen kalıntılarını göreceksiniz.
Eğer piknik yapacaksanız kesinlikle  burayı tercih ediniz. Taş köprüden önce ve sonra ırmağın oluşturduğu harika gölcüklerde de yüzebilirsiniz. Yürüyüşler yapabilirsiniz.
Tekrar ana yola gelip çok az ilerledikten sonra yine 1 km içeriye gittiğinizde
B- Mıhlı şelalesi: İkinci büyük gölet alanıdır. Gördüklerimin içinde en güzel şelale. Giriş kişi başı 5tl. Kayaların arasından gürül gürül akıyor. Diğer şelalede olduğu gibi şelalenin kenarında piknik yapabileceğiniz masalar var. Bir masanın kirası 30tl.
Buradan tekrar Çanakkale- İzmir ana yoluna gelip devam ettiğinizde;
Narlı yoluna girip 17km daha  devam ettiğinizde
DARIDERE TABİAT PARKI: Gitmedim ama  güzelmiş. Kamp yapabileceğiniz bu parkta birçok ağaç türü, dere ve şelaleler yer alıyor. İçerisinde pek çok turistik tesis, bisiklet parkuru, futbol sahası var.  

Buradan tekrar Çanakkale- İzmir ana yoluna gelip devam ettiğinizde;

ALTINOLUK: Zamanında çok güzelmiş ama artık tüm sahillerde olduğu gibi yapılaşmış korkunç.
A-ALTINOVA KÖYÜ: Ama sahilden 2km yukarıya tırmandığınızda asıl ilk yerleşim olan Altınoluk köyü var. Aslında bu köy zamanında çok güzelmiş. Harika taş ve eski  evler  var.
a-Abdullah Efendi Konağı: pzt kapalı.9-18 arası açık. İçini göremedim ama dıştan çok güzel. Bu   konağa benzer  başkaları da var.
Anayol üzerinden  devam ederken, Altınova’nın çıkışından 1 km  ileride  2 km içeriye girerseniz
Şahindere  Kanyonunun girişini  görebiliyorsunuz.
B-Şahindere Kanyonu: 26km uzunluğunda ki bu kanyon, denizden iyotlu havayı dağlara, dağların çam kokusunu da ovaya dağıtan bir baca görevi görüyor. Kanyon boyunca şifalı bitki, kekik vb. ile görülmesi gereken yerlerden.  

C-Yine deniz kıyısında “Antandros” şehir harabelerini görebilirsiniz.
Altınoluk’a iki kilometre mesafede yer alan Troas Kenti olan Antandros Antik Kenti, Mysia ile Troas arasında uzanan yolu kontrol eden stratejik bir konumda yer alıyor. Troia Savaşı’nın öncesine dek uzandığı düşünülen Antandros’un kuruluşu, Herodotos’a göre Persler tarafından milattan önce beşinci yüzyıla dayanıyor. Antandros Antik kenti Bizans İmparatorluğu’nun önemli piskoposluklarından birisiydi.
Troya savaşlarından önce kurulmuş Adramyttion; dağın güneyinde ve Edremit Körfezi’nin kuzeyinde Kaletaş’ı Tepesi’nin üstünde kurulu Antandros ve Çanakkale sınırları içinde yer alan Assos (Behramkale) kentleri olmak üzere yakın çevrede üç önemli antik kent bulunuyor.


Güre’ye gelmeden  anayoldan 2km içeride
TAHTA KUŞLAR MÜZESİ(Alibey Kudar Etnografya Galerisi): Giriş tam 4tl, öğrenci 2tl.
Türkiye’nin ilk köy  Özel Etnoğrafya Müzesi, Kaz Dağları’nın eteklerinde kurulu 8 Türkmen köyünden biri olan Tahta Kuş’ta  kurulmuş. Orta Asya’dan Türkiye’ye göç eden Konar-Göçer Türk boylarının giysileri, eşyaları, aletleri, halıları vb. 70 yılda  toplanarak 1992’dekurulmuş.Yine dünyada sergilenen en büyük deri sırtlı deniz kaplumbağasını  da görebilirsiniz. Ayrıca burada  Zeytin, zeytinyağı, sabun ve kekik gibi doğal ürünlerde satın alabilirsiniz.
Tahtacı Türkmenler(Aleviler): Orta Asya’dan gelen Türkmenler Toroslara yerleşmişler. İstanbul’un ve Midilli’nin fethi sırasında gemilerde ki kereste ihtiyacına karşı Fatih Sultan Mehmet tarafından  Toroslardan Kaz Dağları’nın eteklerine getirildiği  düşünülmektedir.
Tahtakuşlar’da tanıştığım  bir Türkmen’in anlatımına göre; Orta Asya’dan göç etmeden önce Araplar tarafından müslümanlaştırılmaya çalıştırılmış. Onlarda “tamam” deyip geçiştirmişler.  Yakın zamana kadar da Caferi mezhebinden olduklarını sanıyorlarmış. Oysa araştırmalarının sonucuna göre  zamanın da ”Alevci” olduklarından “Alevi” olarak adlandırıldıklarını söyledi.Yani Orta Asya’dan getirdikleri şaman geleneklerini sürdürdüklerini, simgelerinin oradan geldiğinı ıspatladıklarını söyledi. Kısaca “Orta Asya’dan göç eden türklerden Araplaşanlar sunni,Araplaşmayanlar ise  Alevi  olmuşlar” dedi.
Ama bazı tahtacı Türkmenlerde “Biz aleviyiz” diyorlar.
Ali Ekber Çiçek’in Mezarı: Tahta Kuşlar müzesinin yanından 100 metre gittiğinizde mezarlığı göreceksiniz. Mezarlığın en tepesinde şehir manzaralı yerde anıt mezarı göreceksiniz.
Tahta Kuşlar Müzesi→Çamlıbel Köyü(15 dakika yürüme mesafesinde)
ÇAMLIBEY KÖYÜ: kaz dağlarının eteklerinde güzel bir köy. Köy mezarlığında “Tuncer Kurtiz”’in sade mezarını da ziyaret edebilirsiniz.
Köy içinde  el emeği ve sıradan objelerin satıldığı Köyün Delisi ölmüş ama dükkanını ziyaret edebilirsiniz.‘
 camlıbey→Güre Köyü( Toprak yoldan yarım saat yürüme mesafesinde. Bu yoldan araç da geçiyor.)
GÜRE KÖYÜ: Kaz dağları içinde ki Güre köyü ilk yerleşim. Yine köyün  5 km altında Güre’nin kıyı şeridi var.
Kıyı kıyı şeridinde “Kaz dağları müzesi ” ve “Güre kaplıcalarını” da görebilirsiniz.

KAVURMACILAR KÖYÜ
Kazdağları’nın meşhur Sarıkız efsanesinde Sarıkız ve babasının yaşadığı köy.Hikayeye göre Sarıkıza  iftiralar atılınca babasından kızını öldürmesini isterler. Bunun üzerine Sarıkız ve babası köyü terk etmek zorunda kalır. Sarıkız giderken: “Bizim gibi insanlara iftira attınız. Bundan sonra da burada kimse barınmasın” diye beddua eder. Bu nedenle 14. yy’den kalma köy hala ıssız sayılır.
Sarıkız Efsanesi:  Babası  ile köyde yaşayan yörük kızı  Sarıkız, babası hacca gittikten sonra yüz vermediği  köy delikanlıları tarafından iftiraya uğrar. Babası öldürmeye kıyamadığından birkaç kaz ile sarıkız tepesine kızını bırakır. Yıllar sonra kızının izini bulur. Kızından özür diler ve kızının ermiş olduğuna karar verir.Havanın çok kötü olduğu o gecede baba kız kaybolur.Kızının kaybolduğu tepeye Sarıkız tepesi, babasının bulunduğu  ve  mezarının olduğu tepeye de Babatepe denmiş. Her Ağustos ta  yörükler bu tepeleri ziyaret ederler.


Güre Köyüne varmadan 2 km içkısımda;
PINARBAŞI ŞELALESİ: Giriş 5 tl. ben gittiğimde şelale kurumuştu. O nedenle bana burası cazip gelmedi.Yine göl kenarında piknik masaları ve işletme var. Dere boyunca da çadırla konaklama ve piknik yapabileceğiniz tesisler var.
Yalnız bu şelaleye 200 metre kala sağ tarafta “Ağlayan şelale ve işletmesi” var. Karıştırmayınız.
Bu bölgede çadır kampı da var.
güre→Kızıl Keçeli Köyü(4km)
KIZIL KEÇELİ KÖYÜ
Anıt Ağaç: 850yaşında, 30metre boyunda, 860 cm genişliğinde.
Yine bu köyde de piknik alanları, restoran vb. Var.
kızılkeçili→İzmir anayolu(3km)
kızılkeçili→Zeytinli(2km)
kızılkeçili→Hasanboğuldu(2km,araçlarında gittiği toprak yol )
bu toprak yoldan Hasan boğuldu’ya   girdiğinizde   de bilet gişesi var. Bu gişeden sonra önce
SÜTÜVEN ŞELALESİ
50 metre ileride
HASANBOĞULDU ŞELALESİ
 Filmlere ve Sabahattin Ali’nin öykülerine de konu olmuş hikayeye göre; Yörük güzeli Emine’ye kavuşmak için  oba törelere göre 40 okkalık tuz çuvalıyla dağları tepeleri aşan Hasan, tuz çuvalını sonunda  taşyamadan boğulduğu anlatılır.Emine de  bu olay sonunda kendini  asar.

Ama Edremitli Sebahattin Ali’nin romanında anlatıldığı gibi bılinse de diğer bikayeye göre;  ayağı sakat olan Hasan adlı gencin balık tutarken boğulmasından dolayı bu adı almıştır.

Giriş  kişi başı 5tl. içeride piknik masaları ve işletmeler var. 300metre  yürüdükten sonra  şelaleye varıyorsunuz.
Şelalenin oluşturduğu  göl çok berrak. Yüzme yasak oşmasına rağmen yüzenler vardı.
hasanboğuldu→Zeytinli(4km)
ZEYTİNLİ
Ana yola 2.5 km uzaklıkta.
Bu köyde Millî Parklar irtibat bürosu var. Buradan tüm bilgileri, harita ve rehber alabiliyorsunuz.
Not: Kızılkeçili ve Güre’ye de dağ yollarının dışında ana yoldanda çıkabiliyorsunuz.
Hatta zamanınız çok az ise  Zeytinli→Hasanboğuldu-Kızılkeçili  yapabilirsiniz.
Akçay→Edremit→Burhaniye→Ören→Ayvalık(30km)→İzmir
ÖREN: Artık taşlaşmayan kıyı şeridi kalmadığını düşünenlerdenim ama Ören’i çok farklı buldum. Genelde bahçeler içinde müstakil evlerden oluşmuş yemyeşil yerleşim. Kıyı şeridi de çok  güzel.
Çevrede de gezilecek yerler de var.Taylıeli, Pelitköy ve 1800’lerin sonunda yapılmış  içi motiflerle süslü camisi ile ünlü Şahinler köyünü gezebilirsiniz.
AYVALIK
23 adası ile dünyanın en çok adaya sahip ilçesi.
Ören’den gelirken sırasıyla;
Yoldan 3-4 km içeride;
1-Alibey (Cunda) Adası: Ana köprü ile Lale adasına geçilip, oradan da Türkiye’nin ilk boğaz köprüsünden Cunda adasına geçiliyor.
Rum yerleşimi olan bu  sevimli adayı önce deniz kıyısından gezmeye başlayabilirsiniz.
-Taş kahve ve diğer taş binalar
Buradan yukarıya doğru tırmandığınızda;
-Taksiyarbis (Rahmi Koç Müzesi): 10-19 arası açok.Pazertesi kapalı.Giriş;tam 5tl, öğrenci3tl, 65yaş üstü 2tl.Bu bina, 1873’de Rumlar tarafından metropol kilisesi olarak yapılmış.
İstanbul ve Ankara da ki Rahmi Koç müzelerin benzeri. Minyatürler, ahşap ve teneke oyuncaklar ve diğer objeler var. Gezilmeye değer.
Arnavut kaldırımlardan taş Rum evleri gezerek yukarıya doğru tırmandığınızda eski yıkık kiliseyi geçtikten sonra;
-Eski değirmen(Sevim ve Necdet Kent Kütüphanesi ve kafe):9:30-17:30arası açık. .Giriş ücretsiz.
Kafe sürekli açık. Karşı taraflarda diğer eski değirmenleri de görebiliyorsunuz. Buradan adanın her tarafının manzarasını çok rahat seyredebiliyorsunuz.

2-Ayvalık içi: Burada da  sokak aralarını  gezmek keyifli.
-Müze: Kültür bakanlığına bağlı olduğundan müze kart geçerli. Normal giriş 5tl. Sadece onarılmış olan kilisenin içini görüyorsunuz.
-Günlük yat turu: 10-17 arası yemekli 40tl.Üç adayı gezdirip yüzme molası veriyorlar.
MİDİLLİ’ye Gidiş:
Feribot ile tek yön gidiş 15€,gidiş dönüş 25€.Birbuçuk saat sürüyor.
Katamaran ile sadece yolcu taşınıyor. Tek gidiş 20€,gidiş dönüş 30€.40 dakika sürüyor.
Sabah gidilip akşam dönülüyor.
 Tur ile Midilli’ye gidecekseniz Yunan vizesine ihtiyacınız yok. Kapı vizesi (55€) yeterli.Midilli’ye tur ile günübirlik veya kalmalı  gidebiliyorsunuz.

Şehirden 6-7 km sonra Sarımsaklı yolu üzerinde sağa doğru 3-4km yukarıya doğru tırmandığınızda;
3-Şeytan Sofrası: Buradan tüm adaların ve şehrin manzarası gerçekten görülmeye değer.
Geri dönüp yola  2-3 km devam ettiğinizde;
4-Sarımsaklı: Denizi güzel ama taşlaşmış bildiğimiz yerleşimlerden.
Buradan İzmir’e döndüm. İsterseniz 2km içerde ki Bergama’yı da gezebilirsiniz.
Bir daha ki gezi de görüşmek üzere…



















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder