10 Ekim 2018 Çarşamba

10-TAYLAND


GÜNEY DOĞU TAYLAND ve BANGKOK
Taylandlılara vize olmadığından bu aralar Türkiye’ye çok sık geliyorlar. Çoğunun ağzında Kapadokya-Balon var.
Daha önce bir arkadaşımla Tayland’ın hemen hemen her yerini ve tüm adalarını gezmiştik.
O nedenle bu sefer Malezya’nın batısından değil de doğusundan Taylan’da giriş yaptım. Tayland’ın doğusu fazla turistik değil ama çok daha natürel.  Birçok göl ve milli park var. Şu anda yazılarımı trenden yazıyorum.  Yol manzaraları şimdiden beni keyiflendirdi. Malezya’dan sonra insanlar ve fiyatlar da yumuşadı. Özellikle Taylandlılar güler yüzlü ve yardımsever insanlar. Biraz dinlerinden en çok da yemyeşil doğa içinde yaşamalarından olsa gerek. Yumuşak başlı insanlar. Türkler gibi gergin ve sinirli değiller.
Malezya’dan çıkar çıkmaz ;
Rubber trees (Kaucuk ağaçları) , oıl palm(Sıvı yağ çıkarılan Palmiye ağaçları), Morınga Olıfera ağaçları çok sıklaştı. Özellikle Kaucuk ağaçlarının oluşturduğu tarlalar çok ilginçti. Ağaçlar yarılarak, ağaca tutturulan yarım Hindistan cevizi meyvesi kabuğuna kauçuk,  yavaş yavaş damlıyor. Her dört günde biriken kauçuk,  toplanarak satışa çıkarılıyormuş. Ama çok ucuza satıldığından iyi para getirmiyormuş.
Asyanın “Plumerıa” adlı ortası sarı beyaz geleneksel çiçeğin ağaçları da ülkeye çok güzellik katmış.

GENEL
Tayland’ı daha önce ziyaretimde 9.Kralları olan “Bhumibol Adulyadej” adlı krallarını taparcasına seviyorlardı. Her taraf onun fotoğrafları ile süslenmişti. Öldüğünde herkes çok ağlamış. Hala baba kralın ve eşinin fotoğraflarını her yerde ve oğlunun fotoğrafları yanında görüyorsunuz.

Onun ölümünden sonra 10.Kral olan oğlu  “Maha Vajiralongkom Bodindradebayavarankun” ise tam tersine sevilmiyor. Birçok karısı ve çocuğu varmış. Ülkeyi de kötü yönetiyormuş. Kralın fotoğrafları her yerde. Turist olarak ben bile sıkıldım.
Ama halk,  bu kraldan çok korkuyorlar. Ben kralı sevmediklerini söylediğimde beni ”Asla bunu başkasının yanında söyleme” diye uyardılar.
İKLiM:
Her zaman sıcak ve en kötüsü çok nemli. Eylülde hemen hemen her gün bir defa yoğun yağmur vardı. Geceleri de genel de yağmurluydu.
PARA:
Tayland para birimi Baht.

Genelde döviz büroları daha iyi fiyat veriyorlar ama bazen banka daha iyi fiyat verdi. En iyi fiyatı Kasıkornthai bankası veriyor.
Her ikisinde de küçük döviz bozdurursanız daha düşük fiyattan veriyorlar. O nedenle mümkün olduğu kadar büyük şehirde büyük döviz bozdurunuz.

1 Dolar=32 Bahth
1€=37.225 B

1Tl=4.5 B(1$=6.5TL iken)
10 B=2 TL
Devlet lisesinde bir öğretmenin maaşı 500-700$. Yabancı öğretmenler ise çok daha fazla maaş alıyorlar

ULAŞIM
Ulaşım soldan. Nedense tüm araçların camları siyah.
1-Şehİr İçİ:
Songteow:  Üstü kapatılmış  kamyonetler, dolmuş olarak kullanılıyor. Yanlara koyulan oturaklardan başka ortaya da bir oturak koymuşlar. Sıkış tepiş oturuyorsunuz.20 km lik yol 20B.
2-Şehirler arası:
Tren: Çok konforlu olmasa da manzara seyrederek gidiyorsunuz. Fiyatları, Fanlı ve klimalı oluş saatlerine göre değişiyor. Aralarında çok büyük fiyat farkı var. Ben zaten klimadan hemen hasta olduğumdan fanlı olanları tercih ettim. Koltuk numarası yok. Çok da memnun kaldım. Sanırım fanlı tren daha uzun sürüyor. Ayrıca uzun mesafelerde gece treni de var. Gece treninde oturmalı ve fanlı olan 2. Mevki ile yatmalı 1. Mevki var.
Otobüs: Fena değil.
 Ayrıca van denilen bizim dolmuşa benzeyen araçlar daha hızlı yol alıyor. Ama şehir içinde yolcu almak ve indirmek için çok zaman kaybediyorlar.

DiL: iki farklı Hindistan dili kökenli bir dil. Harfleri bana çok zor geldi. Neredeyse tüm harfleri, U harfinin değişik şekillerinden ve garip işaretlerden oluşmuş hali. Asla kafanızda bir kelimeyi ezberleyemiyorsunuz. Hatta tay dilinde yazılmış bir kelimenin ters mi düz mü olduğunu bilemiyorsunuz.

DİN
En çok Taylandlı yaşadığından Budizm birinci din. Sonra Çin Budizm’i geliyor. Güney Tayland’da Malezyalılar yaşadığından üçüncü din de Müslümanlık. Sonra da Hristiyanlık geliyor.
Malezya’da da ki gibi burada da adım başı çok geniş alana yayılmış Budist tapınaklar var. Bu altın yaldızlı, iç içe girmiş damlı muhteşem tapınakları genelde kapalı. Ancak özel evlilik, ölüm vb. özel seremonilerde açık oluyor. Özellikle insanların öldükten sonra yakma fırınları atlamayınız. Tapınak içinde bunları,  çok uzun bacalarından tanırsınız. Eskiden odun ile yanan bu fırınların yenileri elektrikle çalışıyor. Ölenlerin külleri aile için dikilen küçük pagoda şeklinde ki yerlere konuluyor.
Rahipler de özel günlerde öncelikli olarak tıkanıncaya kadar yediklerinden çoğu kilolu oluyor.
YEMEK
Öncelikle Taylandlılar elle değil de kısa saplı kaşıklarla yemeklerini yiyorlar.
Ama yemekleri Malezyalılara benziyor. Yine yemeklerinin birçoğunu kızartarak yapıyorlar. Bunun yanında taptaze yeşillikler de yiyorlar.
Yalnız Taylandlılar özellikle büyük şehirdekiler neredeyse hiç evde yemek pişirmiyorlar. Zaten düzenli bir mutfakları da yok. Sokakta pişirilen çeşitli yemekleri uyduruk masalarda oturarak yiyorlar. Bulaşıkları da sokakta yıkıyorlar. O nedenle sokaklar kokuyor.
Veya balon gibi şişirilmiş naylon torbalara koydurdukları yemekleri ve içecekleri evlerine götürüp yiyorlar.

YAŞAM

Taylandlılar sakin ve tatlı insanlar. Ama bu güzel insanlar para karşılığı gelişmiş ülkelerin döküntü ve gerçekte zengin olmayan erkekleri ile birliktelik yapmalarını anlamak zor. Bu yaşlı erkekler, yaşamlarının son demlerini torunu yaşında ki kızlarla yaşamak için soluğu bu ülkede alıyorlar. İşi iyice abartmışlar. Go go barlarda gencecik kızlar polislere yakalanmamak için donları ellerinde gösteri yapıyorlar. Devlet isterse bunun önlemini çok rahat alabilir. Güya kızların ailelerinin buralarda çalıştıklarından haberleri yokmuş.
Aynı bizdeki gibi adım başı Tapınaklar var. Yine bu tapınaklar sadece özel günlerde açılıyor. Kısacası Taylandlılar tüm parayı Tapınaklara yatırmışlar.  Tapınaklarda da çok garip uygulamalar var. Örneğin meyve vb.nin yanında insanlar para ile tapınak içinde hazırlanmış hediye paketleri satın alıp Buda’ya sunuyorlar. Daha sonra Monklar bu paketleri satılmak üzere tekrar yerlerine koyuyorlar. Kısaca dinler, zamanında insanları doğru yola getirmek için ortaya çıkmış ama günümüzde sadece para. Monklara her şey bedava. Otobüs ve trenlerde en ön yerler onlar için ayrılıyor. Davetlerde en güzel yemekleri yiyorlar.
Yine tapınaklarda şort ve kolsuz buluz ile giremiyorsunuz. Genelde örtünmek için örtü veriyorlar. Bu dinleri anlayamıyorum. Tapınaklara açık giysi ile girilmiyor ama küçücük kızların dedesi yaşında ki yabancılarla para karşılığı birliktelik yapılmasına ses çıkarılmıyor. Fuhuştan para kazanılan bu ülke de el ele gezen tek bir genç çift görmemde ayrı bir enteresanlık.
Cinsiyetsiz insanlar: Öğretmen arkadaşımın Bangkok’da  kurs yerinde  misafir oldum. Birçok öğrencinin cinsiyetini bir türlü anlayamadım. Yani buradaki erkekler, doğuştan veya sonradan cinsel tercihlerinden cinsiyet değişirmiş değil gibiler. Burada cinsiyet değiştirmek neredeyse moda veya zorunluluk olmuş.  Kızlar seks turizminden para kazanınca sanırım birçok genç erkekte para kazanmak için kadın olmayı tercih etmek zorunda kalmışlar. Malezyalıların yine sakal diye 3-5kılları vardı.  Tayland erkeklerin sakal ve bıyıkları neredeyse hiç yok. Biraz hormon alarak kaymak gibi güzel kadın olabiliyorlar. Barlarda çalışmak isteyenler ise bir bıçak darbesi ile işi bitiriyorlar.
  Kursta kızlar yatakhanesinde erkek gördüğümde kızlara “Yatakhaneleriniz karışık mı?” diye sordum.”Hayır”cevabını alınca”Ama kızlar tarafında  erkek öğrenciyi gördüm” dediğimde kızlar”o ladyboy” dediler.Yine   erkek diye konuştuğum genç iki gün sonra elbise giydiğinde kız olduğunu veya öyle görünmek istediğini anladım. Yine uzun saçlı erkek misafirin bir gün sonra seksi elbise ile görünce durumu fark edebildim. Hatta daha önce ki gezimde tüm gün katıldığım turda ki rehberin bir türlü cinsiyetini bilememiştim. Bangkok’ta , araçlarda yollarda  her yerde cinsiyetini değiştirmeye çalışan şekilde giyinmiş, bayan gibi giyinip kıvırarak yürümeye çalışan erkeklerle karşılaşıyorsunuz.
Bu durumu öğretmen arkadaşıma sorduğumda benim düşüncemi destekler şekilde cevap verdi. “Gençlerin paraya ihtiyacı var. “
               Kısacası bu ülkenin bazı erkeklerinin kaderi; Ya Monk olup tapınaklarda beleş yaşam sürecekler. Ya da cinsiyet değiştirip para kazanarak yaşayacaklar. Her ikisi de çok zorlu.
KISA KISA
              -Tayland saati, Malezya saatine göre bir saat geride.
-İsim ve soy isimleri inanılmaz uzun.
-Her tarafta yedi-elewen  ve  family mart marketleri bulabiliyorsunuz.
-Taylandlılar ellerine ne geçerse dışarı atıyorlar. Hatta otobüs ve trenlerin camlarından da çöpleri dışarı atmaktan çekinmiyorlar. Bu nedenle temiz bir ülke değil.
-Prizleri bizimle aynı.
-Fiyatları turistler için her yerde çok farklı. Neredeyse tüm parayı sadece turistlerden çıkarıyorlar.


Güney Tayland Tarihi: iki yüzyıl önce Malezya Sultanı, Malezya’nın kuzeyi, şimdi Taylan’ın güneyi olan bu toprakları Tayland Kralına İngilizlerin de desteği ile bağışlamış. Her iki tarafta birbirinden ayrılmak zorunda kalan aileler olmuş. O nedenle yol boyu birçok Müslüman yerleşimi ve cami göreceksiniz. Tren yolcularının neredeyse tamamı Müslüman Malaylardan oluşuyor. Ama hiç İngilizce konuşanı bulamadım. Hat Ya i’den sonra camilerde Müslümanlar da azalmaya başladı.
Ben tren hattının üzerindeki ünlü eski camiyi görmek için en önce Pattani’ye gidiyorum. Ama Pattani şehir merkezi,  tren istasyonundan 30 km uzakta. Çıktığınızda sizi şehir merkezine götürecek araç bekliyor olacak. Ücreti 20B.
PATTANİ
Central  Mescid Jamek: 1482 yapımlı açık yeşil kubbeleri ve pembe rengi ile güzel bir cami ama bu kadar zahmete değmez. Çok onarıldığından orijinalliğini kaybetmiş. Eğer yolunuz buraya düşerse görülebilir.
Ben ev sahibimle Pattani’ye 38 km uzaklıkta ki Sai Buri şehrini gezdik. Eski küçük saray yakınında ki 100 yıllık geleneksel eski ahşap ev, saat kulesi, beach gezdiğimiz yerler arasında.
 Bu şehre kadar olan bölgeler, sanki Malezya’nın devamı. Daha da geri. Tüm kızların başı kapalıydı. Genelde üst kısımları delikli taştan örülmüş çok adalı ahşap evlerde oturuyorlar. Bazıları beton eve dönüşmüş. Tuvaletlerinde dikdörtgen şeklindeki depodaki suyu taharet ve duş için kullanıyorlar. Çevre muhteşemdi.
ANI: Ev sahibimin bir oğlu Bursa Uludağ Üniversitesinde okuyordu. Hatta ev sahibimin dediğine göre daha o köyden çok öğrenci Türkiye’de okuyormuş. Beni yurtdışında en çok sinirlendiren konulardan. Gezdiğim tüm Müslüman ülke gençleri akün akın Türkiye’de okumaya geliyorlar. Kendi gençlerimiz Üniversite kapılarında sürünürken ne kadar geri ülke gençleri varsa bedavadan onları eğitiyoruz. Bu gidişle bu öğrenciler,  gelecekte çok işimize yarayacak. Kaç Türk öğrenci bu geri Müslüman ülkelerine Üniversite okumaya gider ki?
PattaniHat Yai(117 km,otobüs veya van dolmuş,2 saat,100B.Tren daha uzun sürüyor ve tren istasyonu uzakta.)
HAT YAİ
Güney Tayland’ın en büyük modern şehirlerinden. Şehir İçinde pazarlardan başka görülecek bir şey yok. Merkeze yakın iki Çin tapınağı var. Özellikle renkli seramiklerden yapılmış tapınak çok güzel.
Tren istasyonu şehir merkezinde.
SONGKHALA VE GÖLÜ
 Göl kenarında ki bu tarihi şehrin diğer tarafında da deniz var.
Hat Yai merkezinden kalkan kasalı dolmuşun geçtiği duraklardan birinden binebilirsiniz. Tek yön 34B.30-45dakika sürüyor.
1-  Old town: Göl kenarında, göl üzerinde ki ticaret nedeni ile burada Çin, Avrupa, Art deco gibi  farklı mimaride birçok eski yapılar göreceksiniz. Çoğu shop veya kafe olarak kullanılıyor. Bu eski merkez harika duvar resimleri ile de ünlü. Cafeleri de çok sevimliydi.
A- The Red Rice Mill: Zamanında yapılan ticareti anlatan duvar resimleri ve objeler var. Buradan harita alarak duvar resimlerini sırasıyla görebilirsiniz. Bu kırmızı büyük binanın önünden, eski şehri gezdiren yanları açık gezi aracı sık kalkıyor.
B- Beyaz Ev: Çok şık bir yapı. İçinde de bir o kadar güzel mobilyalar vb. var. Tüm duvarlar kral ve ailesinin resimleri ile süslenmişti.
Gölün karşı tarafında da yerleşim var. Uzun geleneksel motor takılmış tekne sahibi, benden gölü gezdirmek için 100B istedi. Karşı kıyıya geçmek ise 20B. Ben de öyle yaptım. Gölün suyu bulanıktı. Üzerinde ki bir çok gemi yük alıp boşaltıyordu.
Eski şehri gezdikten sonra araç, tuktuk veya motorsiklet ile
C-  Khao Tang Kuan(Tang Kuan Hill): Teleferikle iki yön 30B. Hafta sonu olduğundan çok sıra bekledim. Tepede Budist tapınağı var. Buradan tüm gölün ve sahilin çok güzel manzarasını görebiliyorsunuz.
Buradan yürüyerek te gidebilirsiniz.
D- Samira Beach: Sanki tüm şehir yaşayanları buraya gelmişti. Sahilde ki büyük otelin önünde ellenmekten altın sarısı rengine bürünmüş bronz denizkızı heykeli var. Kayalardan dökülen şelale ve heykelleri de güzeldi. Midilli atlarla çocuklar gezdiriliyordu.
E-  Koh Yor: Tepeden de görülen bu adaya araç ile gidilebildiğinden gidemedim.
Hatyai→Phatthalung (Tren,2.5 saat sürüyor,6:40, 9:18, 10:58, 13:50, 14:45, 15:39 da tren var.)

PHATTHLUNG

THALE NOİ GÖLÜ VE KÖYÜ
Phatthlung→Thale Noi(27 km)
Aslında bu göl, su yolu ile Shongkhale gölü ile bağlantılı. Yani aynı su. Bu göle, lotus çiçeklerinin açılmış halini ve kuşları görmek için erken gelmelisiniz. Ben de öyle yaptım. Göl kenarına iner inmez pembe renkli lotus çiçekleri ile kaplanmış göl manzarasına hayran kaldım. Göl kıyısında da bekleyen renkli ahşap tekneler de ayrı bir güzellik katmıştı.
Gölün güzelliklerini gezmek için boat ile iki saatlik tu satın almanız gerekiyor. Boat Ücreti 450B.Kişi sayısına göre paylaşıyorsunuz. Turda gölün çevresindeki güzellikleri ve özellikle kuşları gözetleyebilirsiniz.
Ben önce göl kenarında yürüdüm. Kıyı boyunca yemek yiyebileceğiniz basit yerler vardı. Sabah sabah kızarmış tavuk yedim. Tam boat için bir grup bakmaya başlayacaktım ki bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başlayınca kalamadım.
Burada ki dükkalard satılan bambudan yapılmış renkli sepetler çok çok güzeldi ama taşıma nedeni ile alamadım.
Phatthalung→Surat Thani(227 km)→Chumphon(198km)→Hua Hin(269km)→Bangkok yapmayı planlıyordum. Yani daha önce gezdiğim batı tarafına geçmek istemiyordum.
Ama ülkenin ortalarına düşen  “Khao Sok  Milli Park”ını ve gölünü çok görmek istiyordum. O nedenle
Surat Thani→Bhang Ta Khun(65 km)→Khao Sok N.P(10km)
Eğer devam ederseniz
Bhang Ta Khun→Phang nga →Pukhet yapabilirsiniz. Zaten çoğu turist Puket’ten sonra Khao Sok milli parkını gezip, buradan da Surat Thaniye gidip Sumai adasına geçiyorlar.
Not: Surat Thani’den geçen 41 nolu yol ile Pukhet’ten geçen 4nolu yol Chumphon’da birleşiyor.
Aslında Surat Thani’den önce Puket’e birçok yol ayrılıyor ama ben bir türlü bulamadım. En sonunda aktarma yolu ile Sung şehrine geldim. Otobüs terminalinden Bhang Ta Khun’a bilet aldım.(130B.).Baktım dolmuş ile   Surat Thani’ye geldik. Oradan tekrar  Bhang Ta Khun’a bilet almak zorunda kaldım.(80B.)Bu şoförlerin çoğu yalancı oluyor .Oysa Bhang Ta Khun’a Surat Thani’ye varmadan 40km önce yol ayrılıyor. Tüm ısrarlarıma rağmen beni 40km ilerde ki Surat Thani’ye götürüp tekrar aynı yolu geri dönmek zorunda bıraktılar. Yani 300km lik yolu tam 10 saatte aldım.

BHANG TA KHUN

Ben burada Havai’den gelip buraya yerleşmiş bir Amerikalının evinde misafir oldum. Kendisi Asya’nın bazı ülkelerinde iş adamlığı yapmış. Tayland’da da dişlerini ucuz yaptırmak için geldikten sonra buraya yerleşmiş. Bu Amerikalıları anlamak gerçekten zor. Akıllı ve becerikli birisiydi. Evini tek başına yapmıştı. Ama resmen evi ağzına kadar ıvır zıvır ile doldurmuştu. Sadece yedi tane farklı kullanımda olan bisikleti vardı. Zamanında göl kenarında restoran işlettiğinden birçok kanosu vardı. Öylece bir kenarda duruyordu.
Yakında açacağı büyük mutfak için tüm tezgâhları hazırlamıştı. Her çeşit mutfak eşyasını satın almıştı. Bir insan tek başına nasıl başka bir ülkeye gidip de yeniden belli yaştan sonra yaşamaya başlar.
Bahçesinde Passıon fruıt vınes(Sevemediğim tek egzotik meyva), Pıneapples, lımes, lemons, durıan, rambutan, mangosteen, longon, dragon fruıt cactusve çeşitli sebzeler yetiştirip satıyordu.
KHAO SOK MİLLİ PARKI
Parkın girişinden itibaren çok bakımlı. Manzarayı ilk gördüğüm anda “ Ne iyi etimde gelmişim buraya” dedim. Bu göl, çevresinde ki kara parçasına parmak şeklinde girintiler yapmış. Göl üzerinde yüzerce ada var. Bunların bir kısmı Vietnam Lalong Bay’de ki gibi göle dik  ve çevresi ormanla kaplanmış kayalardan oluşuyor.  Bir kısmı ise düz ormanlık alandan oluşuyor. Dik kayalar yan yana gelerek dağ zinciri oluşturduğundan  gölün arka taraflarını göremiyorsunuz.
O nedenle gördüğünüz manzara, gölün bir kısmı olmasına rağmen muhteşemdi.
Bu gölün  etarafında ki  yağmur ormanları dünyanın en eskisi olup  içinde büyüklerden ayı, çok çeşitli geyik, maymun, fil, tapir, çeşitli leoparlar, dört farklı kaplan, beyaz bufala, vahşi öküz olmak üzere 400 çeşitten fazla hayvan yaşıyor.

Yine göl üzerinde ki resört olarak adlandırılan ahşap dubalar üzerinde ki kulübeler ise  seviyesine göre her an yer değiştirebiliyorlarmış. Kulübelerde yer yatağı ve fan var. Ben sıkılırım. Ama kafa feneri ile gece safarisi yaparak hayvan görme şansları oluyor.
Yine göl üzerinde baraj var. Barajdan çıkan nehir çevresinde ki bahçelerde çok çeşitli meyveler yetişiyor.
Bu çok büyük parkı ancak sadece sabahları kalkan boatlarla   9:30-16:30 arası gezebiliyorsunuz. Özel olarak gezmek istiyorsanız her saatte gidebiliyorsunuz. Ücreti 2000-3000B. Önce Bhang Ta Khun’da ki acentelerden tur satın almanız gerekiyor.
Kişi başı ücreti öğle yemeği dahil 1500B. Ayrıca milli parka giriş ücreti olarak300B ödemeniz gerekiyor. Yereller bu ücreti daha az ödüyorlar. Yani toplam 60 dolar ödemeniz gerekiyor.
Ben ilk gün sadece ücretsiz olarak çevreyi gezdim. Öylesine hayran kaldım ki mecburen bir gün daha fazla kalmak zorunda kalarak yarın bu tura katılmaya karar verdim.
Ama ertesi gün katıldığım bu turdan memnun kalamadım maalesef. Kesinlikle Banh Ta Khun’dan göle giderken (085786 3810 ) numaralı acenteden bilet satın almayınız. Öncelikle tura katılanların hepsi 1200B ödemişler. Zaten aracı kullandığım anda bir sıkıntı yaşıyorum. Büyük ihtimalle ev sahibim uyanık Amerikalı aracı ücreti alıyor. Çünkü benim hiç araştırmama izin vermedi. Otelden bile rezervasyon yaptıranlar 1200B ödemişler. O nedenle siz iyi araştırın. Tur denilen saatten bir saat geç başladı. Kıyametleri kopardım. On dakika sonra gelecek olan dolmuş bir türlü gelemedi. Asyalılar maalesef yalanı çok rahat konuşuyorlar. Park ücreti için motorluya binmeden önce bilet alıyorsunuz ama kontrol eden yok.  Göl kenarında özel turlar için daha küçük motorlular kalkıyor. Bunlar hemen hemen her saatte kalkıyor. Günlük turlara ise daha ileriden büyük motorlularla gidiliyor. Biz turda23kişiydik.
11’dekalkan teknemiz gerçekten çok güzel manzaralar eşliğinde  ahşap kulübelerin olduğu yere vardığında önce öğle yemeği verildi. Bu kadar mı arsızlık ve cimrilik olur. 10kişi aynı masada yemek yedik. Tavuk tabağında en küçük şekilde parçalara ayrılmış sayılı tavuk eti vardı. Balık, kocaman görünüyordu ama eti yoktu. On kişiye getirdikleri meyve tabağı tek kişi için bile yeterli değildi.
Daha sonra boatlarla hemen yakındaki orman içi yürüyüşe gittik. Yürüyüş için lastik ayakkabıların kirası 50B.Kendisi ancak o fiyata satın alınmıştır. Ayrıca su geçirmeyen çanta da kiralayabiliyorsunuz.
Orman içi yürüyüşte yağmurlu mevsim olduğundan sular yükselmişti. Birkaç defa nehirlerden ve  çamurlu yollardan geçtik. Sonunda bir ufak bir şelaleye vardık. Sadece zaman öldürmekti. Aslında bu alanda bir çok mağara vardı ama suların yükselmesi nedeni ile tehlikeli olduğundan gitmedik. Daha önce su nedeni ile boğulan turistler olmuş. Zaten grupta ki Fransızların şımarık çocuklarını beklemekten çok zaman kaybettik. Dönüşte bolca büyük muz ve bir tatlı ikram ettiler nihayet. Daha sonra kulübelerin önünde gölde yüzme ve kayak molası verildi.17’den önce de kıyıya geri döndük.
Not: Surat Thanitren istasyonu, şehir merkezine varmadan 10km daha önce.

SURAT THANİ

İçinden nehir geçen sıradan bir şehir. Nehir üzerinde ki adada ki “Koh Lumpoh park” ını gezebilirsiniz.
Ama Samui adasına bu şehirden gidiliyor. Ben bu adaya da daha önce gittiğimden gitmedim.

CHUMPON

Surat Thani→Chumpon(187km)
Gelirken sırasıyla uğrayabileceğiniz gezilecek yerler:
1-  Nam Tok KlangPrao: Yolun sağ tarafına düşen bu şelaleye gitmedim.
2-                                                                                                                                                                                                                                 Mo Koh Chumphon National Park:Deniz kenarında ki bu park, Şehir merkezinden 23 km daha önce. Nedense şoför bir türlü beni hangi kavşakta indirmesi gerektiğine karar veremediğinden şehir merkezine kadar gidip oradan özel araç ile gittim.
Giriş yerliler için 110B, turistler için 200B. Hiç bilet gişesine yönelmeden ahşap platformdan girebilirsiniz. Parkın girişinde sizi maymunlar karşılıyor. Ahşap yollardan parkı yarım saatte bile gezebiliyorsunuz. Sadece bir köprü ile mangrowes  ağaçlarını görüyorsunuz. Zaten parkın dışında da aynı ağaçları görebiliyorsunuz.
Mangroves Ağaçları: Tropik veya yarı tropik bölgelerde gel gitlerle oluşan bu kökleri dışarıda olan ağaçlar bataklık alanlarda kıyı ormanları oluştururlar. Bu ağaçların yetişmesinde en önemli koşullardan biri de tuzlu su olduğundan nehir ile denizin birleştiği alanda oluşmuş. Bataklık alan olduğundan özellikle sivrisinekler hastalık saçabiliyorlar.
Parkın içinde bungolow veya dışındaki kamp alanında kalabiliyorsunuz.  Çadırınız varsa, çadır yerine 250B=50TL ödüyorsunuz. Kesinlikle şehir merkezinde kalmayı tercih ediniz.
Parkın dışında hemen yakınında gözlem kulesinden nehir ile denizin birleşmesini görebiliyorsunuz.

ANI: Normalde ben parkta kalmayı planlıyordum. Burayı Bangkok’tan gezmeye gelen bir çift bana ”Yarın sabah buradan tren istasyonuna (30km)araç bulamazsın. Biz seni akşamdan bırakalım” dediler. Zaten yapılacak bir şey kalmadığından birlikte kiraladıkları araç ile çevreyi çok güzel gezdik. Yoksa ben dolmuşlarla ve çantamla çok zor gezebilirdim.
3-  Gözlem noktası: Dağın tepesinde ki bu noktadan şehirden geçen nehir ile denizin birleştiği alanın  çok güzel bir manzarası var. Özellikle nehir kenarında ki karşılıklı sıralanmış evlerin manzarası da çok güzeldi.
4-Şehir Merkezi: Tren ve otobüs istasyonu şehir merkezinde.  Tren istasyonunun karşısında ilk kez turist info gördüm. Haritanızı alınız.
4-  Tapınaklar: Çevre de Burma, Çin, Tayland’a ait çok güzel tapınaklar var.
5-  Kumsallar: Tabeleları izleyerek çok güzel kumsallar ve resortler görüyorsunuz.
6-  Hai Hung Wug Loen: Boat turunun yapıldığı alan. Tam günlük boat turu 100B.Buradan karşı tarafta ki adalara gidip yüzebiliyorsunuz. Çoğu insan buraya boat turu için geliyor ama ben son günlerde çok boat turu aldığımdan gitmedim.
                  Chumpon tren istasyonu şehir merkezinde.
İçinden nehir geçen bu şehir, deniz kıyısından uzak. Şehir içinde gezilecek bir yer yok ama çevresinde gezilecek yerlerden dolayı çok turist gördüm. Kalacak çok farklı yerler bulabilirsiniz. Ben, tren istasyonuna çok yakın “Tren Hostel”de kaldım. Domotory’de tek yatak 200B=40TL.
ANI: Yola çıkmadan önce ayaklarımda ki topuk dikeni nedeni ile medical ayakkabı almıştım. Beş ayın sonunda resmen parçalandı. Tabanlıklarını çıkararak yeni aldığım sandaletlerde kullanmak istedim ama kapalı olmadığından sürekli tabanlıklar ayağımdan çıktı. Gece şehri gezerken baktım ikinci el spor pabuçlar satılıyor. Ben de ayakkabılarımı buradan  iyi bir spor ayakkabı ile değiştirerek rahat ettim. Ama daha sonra tabanlıklarım bu ayakkabılarımdan da kaymaya başladı.
Chumphon→Hua Hin(267km, tren ile 5 saat. Sabah 7’de kalkan fanlı 49B, klımalı olan ise423B.)

HUA HİN

Deniz kenarında ki güzel ve turistik bir şehir. Uzun sahili boyunca oteller sıralanmış. Şehirde ki tepelerin çoğunda çok güzel tapınaklar var.
Artık bu şehirde Tayland’da olduğunuz iyice belli oluyor. Sokaklarda, kafelerde, otellerde her yerde yaşlı Avrupalı adamların yanı da gencecik Taylandlı kız ile birlikte geziyorlar. Hele bazı erkekler yoluna yürümeyecek kadar yaşlılar son demlerinde  parayı basınca torunu yaşında ki kızı yanında taşımayı marifet  sayıyorlar. Çoğu Taylandlı kızlar bir yabancı ile evlenerek daha iyi yaşam sürmek istiyorlar. Ama genelde fakir yabancılar Taylan’da genç kız bulmaya geliyorlar. Özellikle burada daçok Rus’a rastladım.
Hua Hin kırmızı  tren istasyonu çok sevimliydi. Hemen şehir merkezine yürüme mesafesinde.
ŞEHİR MERKEZİ
1-  Chat Chai Market
2-  Night Market: 6-24arası açık.
3-  Saat kulesi ve çevresi. Yanında
4-  Hua Hin Temple: Bildiğiniz Budist tapınaklardan.
5-  Hua Hin kumsalı ve çevresi: Deniz çok temiz değil ama çok hareketli. Çevrede Hilton gibi büyük oteller ve alışveriş dükkanları var.
YAKIN YERLER
1-  Khao Takiab(Maymun dağı): Maymunların cirit attığı, tepesinde tapınak olan bu dağa merdivenleri tırmanarak çıkıyorsunuz. Tepeden deniz manzarası oldukça güzel.
2-  Eski tapınak: Dağdan inince tanıştığım Avusturalyalı gencin önerisi ile hemen yakınında ki bu tapınağa yine merdivenleri tırmanarak çıkıyorsunuz. Gerçekten çok güzel ve temiz bir tapınak. Buradan da şehir manzarası çok güzel. Burada 300B ta mesaj yaptırabiliyorsunuz.  Yakınlarda
3-  Rajabhakti Park: Bu bakımlı ve geniş yemyeşil parkın içinde yedi tane kralın çok büyük ve bronz heykelleri var.
4-  View Point: Şehir merkezinden beş km iç kısımda. Araç ile dağın tepesine kadar çıkabiliyorsunuz. Dağın farklı yönlerinde şehir manzarasını görebileceğiniz platformlar konmuş. Çevre de güzel ve çiçekli.
5-  Klai Kangwon Palace: Bu saray şehir merkezinden güneye doğru 5km ileride. Kralın bazen uğradığı bu sarayı dışardan  bile göremiyorsunuz. O nedenle gitmenize gerek yok.
DAHA UZAKLAR
Şehirde şehrin batısındaki bu gezilecek yerlere kendi imkânlarınız ile veya tur ile gidebilirsiniz.
1-  Pala-U Waterfall
2-  Ha aHin Hills Vineyard
3-  Wat Huay Mongkhon
Hua Hin→Bangkok(Tren çok sık var.5 saat sürüyor. Fiyatları 44-802B arasında değişiyor. Gece treni de var.)
Gece treni ile son durak olan Hua Lamphong istasyonunda ininiz. Buradan gezeceğiniz yerlere yürüme mesafesinde olan Kao San Road’a geçiniz.
BANGKOK
8 milyonluk bu şehri hakkıyla gezmek istiyorsanız en az bir hafta gerekli. İçinden ulaşımda yapılan nehri ve bu nehirden beslenen birçok kanal var. Özellikle kanallar boyu gecekondu tarzında ki çok bakımsız evler ve sokaklar var. Ama merkezde çok modern ve bakımlı cadde ve binalar da var. Kısaca çok farklı yaşam tarzlarını bir arada görebiliyorsunuz.
Bu şehirde her yerde masaj salonları göreceksiniz. Aslında bunlar, seks turizminin bir parçası. Yarım saatlik basit bir masaj 150Baht’tan başlıyor.

ULAŞIM
             I-Şehirler arası:

1-Hava Yolu:
A-Bangkok’ta iki tane havaalanı var.
Merkezden 30km güneyde. Tren , otobüs(Kao  San road’dan her yarım saatte bir  A4 nolu otobüs ile 50B’ta bir buçuk saatte gidiliyor.)
B-Suvarnabhumi hava alanı: Merkezden 34km doğuda. BTS  ile de ulaşılıyor.
2-Otobüs
Bangkok’ta Eastern bus terminal, Northern &North-East bus terminal, southern bus terminal gibi gideceğiniz yöne doğru birçok otobüs terminali var.

II-Bangkok şehir içi:

1-Metro(Subway): Yerin altından gidiyor. İki istasyon arası 15B.
2-BTS(Sky tren):Yerin üstünden gidiyor.
Metro ile BTS arasında aktarma yapmak ücretsiz değil.
Bir günlük BTS bileti 150B. İstediğiniz kadar binebiliyorsunuz.
             3-Otobüs: Genelde kırmızı-beyaz ve mavi-beyaz olan fanlı belediye otobüsleri nereye giderseniz gidiniz 9B. Pencereleri açık oluyor. Biraz terliyorsunuz.
Klimalılar yoluna göre fiyatları değişiyor. Yoluna göre 13-16B. Eğer terli iseniz çok üflediğinden üşütebilirsiniz. Ben hasta oldum.
4-Boat: Kanalda sadece halk botları işliyor. Ücreti 15B civarında.
Nehirde ise özel ve halk boatları(Turuncu bayraklı) var. Özel boatlar otellerin yolcusunu taşıyorlar.

5-Taksi: Yeşil –sarı renkli taksiler devlet taksisi, diğer farklı renklerde ki taksiler ise özel taksiler oluyor.
Grap taksi: Her türlü renkte oluyor. Fiyatları daha uygu olabiliyor.

6-  Grap motorsiklet: Sürücüleri turuncu yelek giyiyorlar. Telefonunuza önce uygulamayı indirdikten sonra arayabiliyorsunuz. Veya yol kenarında turuncu yelekli bekleyen motosikletlileri göreceksiniz.
7-  Tuktuk: Hindistan’dakilerine göre çok modern ve motorlular. Ücret olarak ne tutturabilirlerse onu alıyorlar.

Gezilecek yerlerin birçoğu kao San Road’a yürüme mesafesinde veya çok yakınlarında olduğundan bu çevrede kalmayı tercih edebilirsiniz.  Ben de ilk iki gün gezeceğim yerler olduğundan Bangkok’un güneyinde kaldıktan sonra  hep Kao Son’da kaldım.


I-     Kao  San road’ın  kuzeyinde nehir kenarında yürüme mesafesinde;

1-  National Art Galeri: Pazartesi ve Salı günleri kapalı. Diğer günler 9-16 arası açık. Giriş 200B.
2-  National Müze: : Pazartesi ve Salı günleri kapalı. Diğer günler 9-16 arası açık. Giriş 200B.
İkisine de daha önce gitmiştim. Salı gittiğimde de kapalıydılar.
3-Wat Phra Kaeo(Emerald Buddha) ve Grand Palace:1782 yapımlı tapınak ve sarayın giriş ücreti500B. Tapınağın içinde birçok Chapel,Chedi(Kral ailesinin öldükten sonra konuldukları anıt mezarlar),hall v.b var.
Hepsi birbirinden gösterişli ve görkemli. Genel olarak alçı pen, ayna ve renkli camlar kullanılarak yapılmış. Aslında yakından baktığınızda bir Osmanlı saraylarında ki veya Hindistan’da ki ince işçilik yok ama insanı büyülüyor. Dizayn mükemmel. Kesinlikle görmeniz gerekir.
ANI:  Bu komplekse Tapınaktan girip saraydan çıkıyorsunuz. Çıkarken kapıda görevli olmadığını görünce içeriye tekrar girerek insanlardan kullanılmış bilet alıp dışarı çıktım. İçeriye girmek isteyen sırada ki bazı gençlere ”İstersenız sarayın çıkış kapısından ücretsiz içeri girebilirsiniz. Hatta size her ihtimale karşı bilette vereyim” dediğimde hepsi teşekkür edip”Biz biletimiz satın almak istiyoruz” dediler. Adamlar da haklı. 100Tl lik bilet bizim için pahalı ama onlara göre ucuz. Veya bize göre çok dürüstler.
Daha sonra Wat Arun’u gezerken Almanya’dan değişim programı ile Bali’de okuyan Türk kızlarına rastladım. Onlara da aynı teklifi sundum. Türk kızları ”Zaten çok pahalı olduğundan girememiştik” diyerek bendeki kullanılmış biletleri alıp gittiler.
Yürüyerek
4-Wat Pho(Uyuyan Buda):8-19 arası açık. Giriş 100B.
4-  Wat Arun: Nehrin karşı tarafına 4B’ta  boat ile geçiyorsunuz. Giriş 50B. Daha önceki gezi yazımda burayı fazla beğenmemişim ama oldukça farklı ve özel bir tapınak.  Özellikle gecesi muhteşem.
Nehir kenarından yürüyerek veya boat ile daha da ilerlerseniz
5-Yodgiman pazarı(Rıwer walk): Nehir kenarında yürüyüş yapıp isteeiğiniz yerden de boata binebilirsiniz.
6-King Rama 1 Heykeli
7-Phahurad Market: Genelde Hint giysilerinin satıldığı Pazar. Gitmeye değer değil.

II-               Kao  San road’ın doğusunda yürüme mesafesinde

1-Demokrasi Anıtı
2-Bangkok Cıty Hall
1-  Wat Suthattepwaram: 8-21 arası açok. Giriş 100B. Dört köşesinde zarif at heykelleri var. Bu tapınağın içinde de altın renkli büyük Buda heykeli var.
Hemen önünde
3-Giant Wıngs:Kırmızı ahşap dev salıncak
4-Golden Mountaın(Wat Saket): 8-21 arası açık. Giriş 50 B.tepaden şehir manzarasını seyredebiliyorsunuz.

III-                      Kao  San road’ın kuzey doğusu;

1-Wat Benchamabophit(Merme Tapınak): Giriş 50B.Saraydan çok tapınağa benziyor ama gitmeye değer.
2-  King Rama 5 heykeli
3-Anantasamakom Thorn Hall: Bu saraya da giriş yok artık.
4-Vimanmek Palace: Tik ağacından yapılmış bu saraya artık giriş yok.


IV-           Şehir merkezinde gezilecek yerler:

1-15 numaralı otobüs ile central World durağında ininiz. Bu  “Ratchaprasong bölgesi”  ve çevresinde  çok şık oteller ve alışveriş merkezleri var. Burası, Bangkok’un eski ve yemek kokan sokaklarından çok farklı.
A-Lin Gam Shrine(Penisler tapınağı): Artık bu müze kapanmış. Nai Lert paarkının bir köşesinde küçük bir tapınağı görebilirsiniz.

B-Erawvan Mabedi(PhaPhom):6-23 arası açık. Ana yol üzerinde ki   göz alıcı küçük  bu ibadethaneye insanlar ellerinde hediyeleri ile geliyor. Çok kalabalık. Bir köşede de geleneksel giysileri ile Taylandlı kızlar müzik eşliğinde dans ediyorlar.
Burada
BTS ile “Phaya Thai” durağı”nda ininiz. Biraz yürüdüken sonra
C-Suan Pakkad Palace: 9-16 arası açık. Giriş 100B. Prens Chumbhot’un yaşadığı tik ağacından yapılmış çok sevimli ev lerden oluşuyor. Daha önce de ziyaret ettiğim bu sarayı, geç kaldığımdan bu sefer sadece bahçesini gezebildim.
Buradan tekrar BTS İle  “National Stadıum” durağında inip biraz yürüdükten sonra
D-Jım Thompson  Hause: 1948 yılında Taayan’a ipek şirketi kurmak için gelen  bu Amerikalının 1959’da tik ağacından yaptırdığı ev. Şehirde başka evleri de var ama orijinali bu. Giriş 200B.  Tk acıdan yapılış bu enfes evin için de özellikle çok eski budist heykelleri, resimler değerli objelerle donatılmış sanat koleksiyonunu da görebiliyorsunuz.
Ayrıca burada ki mağazadan çok şık ipek oböjeler de satın alabilirsiniz. Pahalı ama hepsi de çok güzel.

3-   tren istasyonnunda indiğinizde yakın çevresini gezebilirsiniz.
A- Golden Buddha(Wat Trimit): Giriş 40B.45 tonluk altından oturan buda heykeli.
B- Çin Mahallesi: Tren istasyonuna iki durak uzaklıkta. Gitmedim. Artık sıkılıyorum.

4-Gece Showları:Ben iki tanesini yazıyorum ama sanırım daha da fazla vardır.
A-”Queen Sirikit National “metro istasyonunda ıniniz. Saat 17’de geleneksel yemek başlıyor.
7-9 arası “Siam Niramit Show” başlıyor.1000B.Ben diğerini tercih ettim.
Yakınlarda da “Ratchada Night Market”var.
B-Calypso: Bangkok’un en ünlü ladyboy gösterisi.  Giriş 1200B.
Calypso-Ledyboy show:”Asiatique “Boat  istasyonuna gitmeniz gerekiyor. Acenteler da biletini satıyorlar. Gerek yok. Kendiniz gidip biletinizi çalınız.20:15 ve 21:45’de Show var.80dakika sürüyor.

Asıatıque boat veya otobüs durağında ininiz. Kısa bir yürüyüşten sonra Show merkezine ulaşıyorsunuz. Show, 19:30-20:45 ve 21:00-22:15 arası var. Giril ücreti 1200B. İsterseniz daha önce geleneksel yemek  de yiyebiliyorsunuz. Yemek yerken geleneksel tai dansları da izleyebiliyorsunuz.
Ben daha önce de Bangkok’da  benzer bir Show izlemiştim. Meraktan tekrar gittim. Cinsiyet değiştiren bu kadınların zamanında erkek olduğuna inanamazsınız. Çok işveli ve cilveliler. Show, son derece başarılı ve görkemli.
4- Silom rood:  Patpong gece pazarı ve go-go parlar. Ben daha önce bu barlarda ki Showları bir arkadaşımla bin türlü numaralarla ücretsiz seyrettik. Daha önce ailemden birçok erkeğin topluca gittiği Tayland’da bu gösterileri onlardan dinlememe rağmen gördüğümde çok şaşırmıştım. Bu kadarı da olmaz denilen gösteriler. Çoğu müşterileri yaşlı Avrupalılar. Bu seferde aynı sokağa gitmek istedim ama yağmur ..

UZAKLAR
I-     Si Ayutthaya, Jatutak Weekend Market ve Don Mueang hava alanı aynı yol üzerinde olduğundan planınızı ona göre yapabilirsiniz.
1-Ben tren ile Ayutthaya’ya gidip dolmuş ile Jatutak hafta sonu pazarına döndüm. Eğer Ayutthuya’dan Jatutak pazarına tren ile dönmek isterseniz “Bang Sue”durağında inip metro ile devam edebilirsiniz. Eğer dolmuş ile dönmek isterseniz Ayutthaya’da tren istasyonundan nehrin karşı tarafına geçip dolmuşa binmelisiniz.
85 km kuzeyde ki bu antik şehre tren ile bir buçuk saatte  gidiliyor. Ücreti 20B. Ayrıca dolmuş ile( 60B) ve nehirden boat ile gidebilirsiniz.

Si Ayutthaya: 1350yılında kurulan Antik Ayutthuya krallığının başkenti olmuştur.Daha sonra da Siyam krallığının başkenti olmuştur.
Tren istasyonundan indikten sonra boat ile karşıya geçtikten sonra tuktuk ile veya kiralık bisiklet ile bu geniş alwna yayılmış eski tapınakları gezebilirsiniz. Ben aralarda motor taksi kullandım.
Haritaya göre gezebiliyorsunuz. Altı tane ünlü tapınağın her birine girmek 50B. Ama sadece 10 ve 16nolu tapınaklar içın bilet almanız yeterli. Zaten diğerlerini de bu çevresi duvarlarla çevrili alanlarda görebiliyorsunuz.
Ayrıca burada fil ile çevre gezisi yapabilirsiniz.

3-   Jatutak Weekend Market: Sadece cumartesi ve Pazar günü kuruluyor. Pazar günü hava kararmaya başlayınca da toplanıyor. Ben, alışverişi sevmememe rağmen çok severek yine alış veriş yaptım. Ayuthaya’dan geç döndüğümden bu sefer fazla zaman ayıramadım. Burada alışveriş yaparken İbrahim Tatlıses “ Ölürsem kabrime gelme istemem” adlı türküsü çalınıyordu. İşletme sahibi sanırım Yunanlıydı.


II-  Bangkok’un kuzey batısı


1-  Damnoen Saduak Floathing Market(Yüzen çarşı turu):
Bangkok’ta Amphuwa , Khlong Latmayam, Wat Saphan, Taling Chan(79 nolu otobüs ile kapısına kadar gidebiliyorsunuz. Ben çok beğenemedim.) gibi farklı floathing marketler var. Ama en eskisi ve orjinali Damnoen Saduak Floathing market oluyor.

Tur ile 300B’ta gidebiliyorsunuz. İçinde bir sattlik boat turu da dahil.
Yine “Sothern otobüs terminali”den otobüs ile (64B) veya dolmuş ile (80B) gidebiliyorsunuz. İki saatten fazla sürüyor. Ben giderken dolmuşu beklemek istemediğimden otobüsle gittim. Çok uzun sürdü. Her ikisi de Floathing Markete iki km kala indiriyorlar. Oradan da bir araca tekrar binmeniz gerekiyor. Ayrıca bir saatlik boat kirası 400B.Yarım saati ise 200B.
O nedenle kesinlikle buraya yarım günlük  tur satın alınız. Hatta indirim alabilirseniz kendi başınıza gitmenizden daha uyguna gidebilirsiniz. tur sabah 7:00 ve öğleden sonra 13:00de tur var.

Bu  Floathing Marketturuna  Elephant, Crocadile, Monkey turu da eklenirse ücret artıyor.
III-Bangkok’un batısı


2-KANCHANABURİ
1.Yol: Tur ile 600B.Öğle yemeği dahil. Ayrıca 100B tren gezi ücreti ve savaş müze girişi olarak 40B ödüyorsunuz. Öğle yemeği veriyorlar sadece. Kendiniz de çok rahat gidebiliyorsunuz.
Ben gidinceye kadar burayı daha önce ziyaret ettiğimi hatırlamadım.
Bu şehirde ünlü ördek eti yemenizi tavsiye ederim. Tayland’da yediğim en lezzetli yemekti.
2.Yol:Kha son road veya çevresinden otobüsle “Sothern otobüs teminali” ne gidiniz. Buradan otobüs(100B) veya dolmuş (100-120B)ile üç saatte Kanchanaburi otobüs terminaline varıyorsunuz. Kanchanaburi
‘den Bangkok’a ise son otobüs 20’de var.
3.Yol: Tren ile 7:50 ve 13:55’de direk köprünün yanına kadar gidebiliyorsunuz.3 saat sürüyor.Ücreti 100B.Zamanınız varsa kesinlikle treni tercih ediniz.

1-Eğer Erewan şelalesine gidecekseniz , önce nehir kenarına tren veya otobüs ile  gidip gezerek tekrar Kanchanaburi otobüs terminaline gelerek otobüsle Erewan şelalesine gidiniz. Geri otobüs terminaline dönüp, otobüs ile Bangkok’a geri dönünüz.
Buradan 5km illerde ki  nehir kenarına ve köprüye  gitmek isterseniz yerel belediye otobüsü ile gidip 800 metre yürümenız gerekiyor. Veya motor taksi ile 20B  vererek direkt köprünün yanına kadar gidebilirsiniz.
A-Kwai  nehri ve köprüsü: 1940 yzpımlı bu köprüde 100.000 Asyalı asker çalışmış. Ayrıca birçok esir köprü yapımı da yaşamını kaybetmiştir. Bu köprüyü ünlü kılan aynı adlı oscarlı filim olmuştur.
Köprünün başında ki turist infodan harita ve bilgi aldıktan sonra direk karşı caddeden devam ettiğinizde
B-Savaş müzesi galeri: Giriş 40B.
C-Ölü trenler müzesi: 3km ilerde. Giriş 140B.Hemen yanında
D-Mezarlık: İkinci dünya savaşında şehit olanların yattığı bakımlı şehştlik.
E-Jeath savaş müzesi: Giriş 40B.Sazlarla kapatılmış tünel gibi odalarda sadece resim ve fotoğraflar var. Bakımsız. Hemen yanında
F-Tai Budist Tapınağı
Burası artık Kanchanaburi şehri oluyor. Buradan Kanchanaburi Otobüs terminaline giderek Erewan şelalesine gidebilirsiniz.
Not: buradan 20km daha devam ederseniz büyük tapınağa varıyorsunuz.
Kanchanaburi otobüs terminalinden  Erawan şelalesine 8-17:50arası bir saate yakın ara ile otobüs var. Ücreti 50B.Birbuçuk saat sürüyor.Şelaleden terminale ise 5:20-17arası otobüs var.
ERAWA N ŞELALESİ: Giriş 300B.Yerliler ödemiyor sanırım. Burada çok Rus gördüm.Üç katlı güzel bir şelale.Oluşan gölcüklerde yüzebiliyorsunuz da.

2- Eğer“Sai Yok Noi”  şelalesine gidecekseniz önce otobüs Terminalden tersine geze geze nehir kenarına ve köprüye gidip, oradan tren ile “Sai Yok Noi”  şelalesine gidip(Turlar bu şelaleye götürdüğüne göre büyük ihtimalle bu şelaleye giriş ücretsiz.) Oradan da tren ile Bangkok’a gidiniz.

- Kanchanaburi-Saphan Kwac Yai(Kwai köprüsü)’den “Sai Yok Noi” şelalesine ise Bangkok’tan gelen tren ile devam ederek   gidebiliyorsunuz
Köprüden “Sai Yok Noi” şelalesine 6:15, 10:44 ve 16:33’de tren var.İki saat sürüyor.”Sai Yok Şelalesinden  köprüye ise 5:20 ve 12:55’de tren var. Aynı tren köprüden Bangkok’a 7: ve 14:40’da devam ediyor.


III-                     Bangkok’un güneyinde daha önce gezemediğim yerlerden;

1-The Erewan Müzesi: Her gün 9-19 arası açık. Giriş 400B.Otobüsle gidiliyor. Veya Bearlıng BTS istasyonunda inip oradan da otobüsle devam edebilirsiniz. Saat başlarında ücretsiz rehberle de gezebiliyorsunuz. Ayrıca elektronik rehber de veriyorlar.
Fil ağırlıklı heykellerin olduğu bu müzede ki ortada ki büyük tapınak, mimarlık şaheseri. Tepesinde de devasa üç başlı fil heykeli var.
Farklı renklerde sıralanmış fillerin altından geçerken fil sesleri çıkıyor. Tapınak gerçekten çok hoş ama diğer fil heykelleri aman aman değil.
Buradan 13km ileride sadece taksi ile (80B) veya küçük dolmuş ile gidebileceğiniz

2-The Ancıent City(Muanboran): Çok çok beğendim burayı.
9-19 arası açık. Giriş 700B. Sanırım yerliler çok az bir ücret le giriyorlar. Bilet ücretine tramvay ve bisiklet de dahil.
Tramvay: 10-12, 13-15, 13-17, 17-19 arası gezdiriyor. Ama bisikletle istediğiniz yerde istediğiniz kadar kalabiliyorsunuz.
Geniş bir alana yayılmış bu yerin ilk kısmını ücretsiz gezebiliyorsunuz. Burada ki altın renkli tapınakda muhteşem. Sadece bunu gezmek için bile buraya gidilir.
Ücretli ikinci geniş bölgenin çevresi yüksek duvarlar ve kanal ile çevrilmiş. Ayrıca bölgenin içinde hemen hemen her tarafta gölcükler var. Başınızı nereye çevirirseniz su ile karşılaşıyorsunuz.
Burada Tayland yaşamına ait The floating  market, kraliyet kayıkları  gibi her şeyi bulabilirsiniz.
 Ayrıca dünyada ki en ünlü Budist tapınakların birebir kopyası yanında çok eski tapınaklar da var. Hepsi de göz kamaştırıcı. Ayna, renkli taşlar ve altın renkli bu tapınakların nasıl inşa edildiğini insanın aklı almıyor. Sadece renkli heykeller, gereksiz kalabalık yapmışlar.
Ben yürüyerek gezdim ama çok yoruldum.
Ben Tayland’dan birkaç kez denememe rağmen bir türlü gidemediğim Bangladrş için bilet aldım. En uygun “Tai lion airline”den bilet bulabildim. Tek yön 140$ civarında.
ANI: Havaalanına geldiğimde kötü bir süprüzle karşılaştım. Dönüş için blet ayarlamayı unutmuştum. Bunu hal ettim ama arkadaşımın online aldığı bilette adım İclala olarak yazılmış.  Bunu düzeltmek için benden 750B=25$ aldılar. Uluslararası anlaşma böyleymiş. Yanlış bir harf için 25$. Para için küçük kızları fuhuşa yönlendiren ülkeye çok inanasım gelmedi. Para gelsin de nereden gelirse gelsin. Bilen varsa bana lütfen yazsın.
Dhakka’da görüşmek üzere…




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder