20 Nisan 2026 Pazartesi

6- GİNE

  


6-GİNE

 

7-24 açık olan, sınırlarda veya herhangi bir yerde problemle karşılaştığınızda   Türkçe konuşabileceğiniz Gine Türk elçiliği Nöbetçi numarası(WhatsApp):

+224628430116

Türk elçiliğinin numarası: 621630505

Türk Elçiliği adresi ;

Hotel Rivieta’ya yakın Taiuyah/Konokry

 

VİZE

 

Ülkeye girmeden üç gün önce 

Paf.gov.gn/visa adresinden Online vize almak zorundasınız. Ben baş vurduğumda site açılmadı. Elçiliğe baş vurduğumda açılmasını beklemelisiniz dediler. Siteye  telefondan girmek zorunda kaldık. Yine de Zaman Zaman açılıp kapandı. Açıldığında da asla sizden kesin istediklerini önce göremedik. Ama parayı hemen çektiler. Sürekli  eksik göstererek vizeyi onaylamadılar.

Kesinlikle tüm bilgilerinizin yananda onlar istemese bile diğer başlığın altında  aşı kartınızın küçültülmüş hali ile Gine Bisau da ki adres, otel rezervasyonu ve geri dönüş biletini(Tabii ki sahte olacak.)  ve 82 dolar vize ücretini yüklemiş olmanız gerekiyor.

Gine Bisau elçiliğinde çalışan Hakan bey hepsini yüklediği halde bir türlü vize gelmeyince çatladım. Bana cevap geldikten sonra tekrar site kapandı. Birçok turist  hastellerde beklemek zorunda  kaldılar.

 

Tek girişli vize mailinize geliyor

Havaalanından Ülkeye giriyorsanız  pasaporta fotoğraflı etiket yapıştırıyorlar. Kara yolunda ise pasaporta damgalayıp imzalıyorlar.

Not: Bir Türk gezgin Dakar'da ki Gine büyükelçiliğinde sadece ödemeyi yapmış. Diğer bilgileri elçilikte doldurmuşlar. Üç saat içinde de vizesi onaylanmış.

O nedenle başvuru yaptıktan sonra üç gün içinde vizeniz onaylanıyor deseler  de nasıl olsabir aylık vize verdikleri den siz erkenden, mümkünse bir Gine elçiliğinden e vizeye baş vurunuz.

 

GENEL

Gine’de, ortalama 12 milyon kişi yaşıyor. Nüfusunun büyük bölümü ülkenin başkenti ve en gelişmiş yerleşim yeri olan Conakry‘de yaşayan bu Batı Afrika ülkesi, Ülkede Fulbeler, Malinkeler, Susular, Kpelleler, Kissiler ve Lomalar’ın da aralarında bulunduğu yaklaşık 20 farklı etnik grub yadşadıgından gelenek ve kültür zenginliği çok.

 

TARÍH

 1891 yılından, bağımsızlığını ilan ettiği 1958 yılına kadar Fransız sömürgesi altında kalan bu ülke; geçimini tarım, madencilik ve hayvancılık üzerinden sağlıyor. 

Ülkenin üzerine kara bulut gibi çöken Ebola salgını nedeniyle zor yıllar geçirdi.

 

DİL

Gine'nin resmi dili Fransızcadır, ancak halk arasında Fulani, Mandinka, Susu ve diğer yerel diller yaygın olarak konuşulur.

Ayrıca halkın çoğu iyi kötü İngilizce de biliyor.

 

DİN

Ülkenin resmi bir dini yoktur, ancak nüfusun büyük çoğunluğu İslam'a 

(nüfusun yaklaşık %85-88'i)mensuptur, Hristiyanlık (%5-8) ve yerel animist inançlar (%7). 

Buradakiler daha katı Müslüman gibi görünüyorlar ama başlarını istedikleri yerde açanlarda var. Yine baş kapalı ama sırt ve göğüs dekoltesi olanları  çok rahat görebiliyorsunuz.

 

PARA

Gine'nin resmi para birimi( Gine Frangı( GNF)

1 Dolar=8.716 GNF

10 Dolar=87.172 GNF

-++-

1 GNF=0,0049 TL

1000 GNF=4.92 TL= 5 TL

10.000 GNF=49.19 TL

Eğer bankadan para değişimi yaparsanız alçak kurdan ödeme yapıyorlar. Şehrin en işlek caddesi olan “Avenue de La Teppublique” de iki parmağını sürten  kişilerden daha yüksek kurdan  para değişimi yapabilirsiniz.

 

YEMEK

Ceebu jën: Gine'nin ünlü yemeklerinden biri  olarak bilinen pirinç ve balık yemeğidir. 

Poulet Yassa: adlı tavuk yemeği, 

Maféadlı fıstık soslu et yemeği.

 Fouti adlı sebzeli pilav 

 

KISA KISA

 

-Ülkeye girer girmez bir kaos başladı. Buranın halkı sinirli , paragöz arsız ve kabalar. Hiç sevemedim Ginelileri. 

Bir adres sorsanız hemen tanıdığı bir Motor taksi çağırıyorlar. Beyaz gördüklerinde bir kazık atmanın peşindeler.

Özellikle trafik polisleri geçen şoförlerden aldıkları parayı avuçlarının içinde hızlıca kayıp ediyorlar.

 Karakterleri de fiziklerimde yansımış. Hele Gine Bissaululardan sonra gözüme hiç hoş gelmediler.

 

-Ülkede tüm öğrencilerin üniforması toprak renginde ve aynı. Öğrencilerin genelde başları kapalı. Açık olanlar da var.

 

-Maarif Türk Okulunda bir öğrencinin ödeyeceği yıllık ücret  1000 Euro. Ama Türk elçiliğinde 800 Euro’ya çalışan elçinin şoförü, iki  çocuğuna  1200 Euro ödemiş.

 

-Ulke, dört yıldır askeri darbe ile yönetiliyormuş .Yapılan seçimlerde askeri lider kazanmış. Eskisi Tayyip Erdoğan'ın yakın arkadaşı olduğundan devrilince Türkiye'ye sığınmış. Hatta Erdoğan'ın eski bu başkana villa vb. yaptığı söylendi. Koca camiyi dikenler için villa yapmak zor değil. Yoksa kellesinin gideceği söyleniyor. Yeni askeri liderden umutlular. Yolları

yeniliyordu. Belki ana yolları ve şehir içi yolları düzeltebilirler ama mahalle araları düzelecek gibi değil. Ülkemizi daha da geriye götürebilmek için geri ülkelerin ne kadar geri vatandaşı varsa ülkemize dolduruluyor. Bir gün bu geri kalmış ülkeler de Fetullah Gülen gibi yaparlarsa şaşmam. Vatandaşına yürümeye yol yapmayan bir ülkeden benim ülkeme ne yarar gelir ki? Ne işimize yarayacak? Tüm Müslüman ülkelerinde problem olduğunu gören yok!

-Dilencilik bu ülkede de var.

 

GEZI

önemli: Tekrarlıyorum. Asla Gine Bisau’dan Gine’ye Buba yolundan gelmeyiniz. Polisler rüşvet alıyor. Ulaşım sadece motor olduğundan pahalı.

En mantıklısı; Direk Gabu yolundan gelirken önce Labe,Pita ve Kindia’yi geziniz.Eğer N'Zérékoré’

 ye gideceksiniz Kindia’dan gidip tekrar Kindia’ya dönmek zorundasınız. Başka yol yok. Kindia’dan Konakry’e gidiniz. Konakry’den Siera Leno’ya kolayca geçebilirsiniz.

Eğer Senegal’a gidecekseniz Konakry’i gezdikten Kindia’dan sonra N'Zérékoré’ye gidip geri dönüp tersten Pita, Labe gezip Senegal’e geçebilirsiniz.

 

BOKE

Konakry’e giderken kalıp dinlenilecek bir yerleşim. Ben buradan Labe’ye gitmek için Otobüs terminaline yakın bir otelde konaklayıp önce Konakry’e gidip tekrar Labe’ye çıkmak zorunda kaldım.

Boke-Konakry,Kagbelen(6 saat,100.000F, 6 kişilik taksi ama üç kişi daha sıkıştırıyorlar.100.000 Resmen istif olduk. yol belli süre  yer yer  bozulmuş asfalt otobandı. Bu yolun otoban olduğunu gişelere geldiğimde fark ettim. Bundan sonrası tozlu, toprak berbat bir yoldu. Dolmuş 80 F.

Labe(370 km,180.000 frang,9 saat denildi 12 saatten fazla sürdü. Zaten 3 saatte garajda bekledik. Bu gece yolculuğu berbattı. O nedenle kesin ana yola çıkıp geçen araçlara ücret ödeyerek gidiniz. Ben Labe,den  Kindia’ye ozel araçlarla 7.5 saatte döndüm.

I-Fouta Djallon bölgesi,(Labe ve cevresi):

Gine'nin kuzeybatısında yer alan bu bölge, yemyeşil tepeleri, muhteşem şelaleleri ve derin vadileriyle ünlüdür. Doğa yürüyüşleri, trekking ve dağ bisikleti gibi aktiviteler için ideal. Ayrıca, pek çok nehrin kaynağı olmasıyla da tanınır. Ama tozdan ve berbat yollarından devam edebilirseniz. Burada birkaç günlük günlüğü 50 Dolardan çevreyi gezdiren rehber bulabiliyorsunuz.

 

1-LABE

not: ”Mali yemberin” Labe’ye yakın bir yerleşim. Mali ülkesi ile karıştırmayınız. Ben karıştırdım.

Bu gezi yazıların abartısından bıktım. Sürekli hayal kırıklığına uğruyorum.

Labé, tarihi ve kültürel mirasıyla öne çıkan bir şehir diyorlar. İlgisi yok. Şehir içinde öbek öbek çöp yığınları dolu. Motorluların gürültüsü kulaklarını sağır edecek durumda. Şehir merkezinde birkaç tane  iyi denilecek bina var. O kadar. Ama çok Müslüman olduklarından buradaki camiler dört Minareli ve görkemli.

1--grande mosque de labé: Yapımı yeni bitmiş Türk modelinde devasa camii.  Ülkede yol yok. Resmen halk eziyet çekiyor. Bu ülkede kafası çalışan bir adam mı yok? Gösteriş diye bu camiyi yapacaklarına yolları  yapsalardı. Namazlarını isteyen evde de kılabilir. Ama  özellikle Cuma günü çevreye ne kadar iyi Müslüman olduklarını göstermeleri gerekiyor.

 

2-Musee du fouta :Djolou semtinde Konakry’e giden ulusal yol üzerinde.

Giriş 30.000F.Hafta ici 9 da açılıyor. Hafta sonu kapalı. ben hafta sonu hemen arkasında ki aile, anahtarla açtıklarından gezebildim.

Fulani kültürünü anlatan bir müze. Ozellikle Fulani. Kadınlarının saç modelleri efsaneydi.

Fulaniler(Fulanı Kabılesı-Beyaz zencı)

Pöller, Fulalar, Fulaniler veya Fulbeler (Pölce: Fulɓe, Fransızca: Peul, Portekizce: Fulaw, Hausaca: Fulani, Volofça: Pël, Bambaraca: Fulaw), çoğunluğu Batı Afrika'da ve Orta Afrika'nın kuzey bölümünde yayılmış yaklaşık 40 milyon nüfusu ile en kalabalık nüfusa sahip etnik gruplarından biridir

Fulaniletin çoğu şehir hayatından uzak tarım ve hayvancılıkla göçebe hayatını hala sürdürmektedir

Fulani dili ise Batı ve Orta Afrika'da 20 ülkeye yayılan bir süreklilik içinde çeşitli lehçeler olarak konuşulan bir dildir.

 

-Chute De Saala

 

Labe’den 10 km ana yoldan devam edip 25 km içeriye doğru gitmeniz gerekiyor. Sizi yollarda motorlular karşılayacaktır. Ben belli mesafeyi motorla devam ettim. Şansıma  şelaleye giden iki Belçikalı turistin küçük karavanı ile devam ettik. Yol berbat ve çok zor şelaleye vardık.

Saala Şelalesi:

Buradaki insanlar başka güzellik görmediklerinden bu şelaleyi bana öyle anlattılar ki her türlü eziyete katlanıp gittim. Resimlerdekinden suyu daha az olduğundan düz kayalar arasından akan bir şelaleydi. Turistler o geceyi orada geçirecekleri için bir çok kere motor değiştirerek şehre zor vardım.

Açıkçası nedense burada yeşillikler içinde bir otelde kalmayı hayal etmiştim.

Aslında bu yayla  bölgesi, yemyeşil köyleri , Nehir ve şelaleleri, köyleri ve vadileri ile çok güzel. Ama yol o kadar tozlu ki yol boyu ağaçlar tamamen toz renginde olduğundan benim enerjim çok düştü. Zaten her tarafa çöp atılmış. Nehirde çamaşır yıkayan kadınlar vardı. Nehirlerin suyunun rengi bile pislikten dolayı değişmişti.

Rengarenk çiçekler ve yeşilin bin bir tonunu göreceğiniz yazılsa da tozdan  olan birkaç çeşit çiçeğin     rengini bile görmekte zorlanıyorsunuz.

 

Labe’den 35 km Konakry yönüne devam ettiğinizde 

 

2-PÌTA

Özel araç bulunca bu yerleşimdeki şelaleleri görmeden  devam ettim. Zaten birbirlerine benziyorlar Buradaki şelalelerin daha güzel olduğu söyleniyor.

 

A-Kinkon Şelalesi 

B-Kambadaga Şelalesi:  

    

3-KÍNDIA

Konakry’e 137 km olan bu şehirde gelir gelmez düğün yapılan binada üç ayrı düğün gördüm. Çok keyiflendim. Kadınların çoğunun başı kapalı olmasına karşılık çok şık kıyafetler giymişlerdi. Hele çocukların her birinin saçlarının modelleri ayrı bir sanattı. Salonun ortasında kadınlar grup oluşturup dans ederek müzik yapan gençlere yaklaşıyorlar. Artık orada ayakkabılarını da çıkararak çılgınca dans ettiler. Bu arada müzik grubunun uzattığı tepsiye oynayanlar sürekli para attılar.

Bu şehirde iki gece kalıp dinlendim. Şehirde bir kaç tane şelale var.

1-Tabounna cascade : Bu şelaleye motor ile hoplaya zıplaya gittim .ama yol tahmin edebileceğinden çok daha kötüydü.  Aynı adlı Fulanilerin yaşadığı köye varınca hemen iki uyanık köylü bilet almam gerektiğini söylediler. Ben şelalenin yolunu öğrenince devam ettim. Arkamdan yetişip elinde sadece     kartvizit gibi bir şeyin bilet olduğunu söyleyerek 25.000 Frang istedi. Artık geri kalmış bu ülkelerde böyle yalanlara alışkın olduğundan zor atlattım. Yine büyük düz kayalar arasındaki şelale güzeldi. Şelalede biz gittiğimizde genç bir çocuk çıplak yıkanıyordu. Hiç istifini bozmadan yıkanmaya devam etti. Aslında buradaki köyler ve manzarası da çok güzeldi ama tozlu çok kötü yollar ve ulaşım zordu.

2-Bongo köyü: Şelaleye yürüme mesafesinde ki 400 yıllık bu eski köyü geri döndükten sonra öğrendiğim için göremedim.

2-Voile de la marie cascade :Moamo’dan Kindia’ya gelirken Kindia’ya  8 km kala sola toprak yoldan devam etmeniz gerekiyor. Yaya iseniz motor kiralamalısınız. Üst düzey yetkililer için yeni Bir otel yapılan bu geniş yeşil bahçenin içinde ki bu selale çok güzeldi. Giriş ise sadece 5000 F. Venezuella'daki Angel şelalesi gibi çok yüksekten akan bu şelale,  dibinde harika bir göl oluşturmuştu. Yüzebilirsiniz.

3- Kilissi cascade :Diğer bir şelale.

4-Mont Gangan: Şehirdeki açık havada her yerden görebileceğiniz dağ.

5-Sehirde gezebileceğimiz bir de göl var.

ANI: Burada gittiğim lisenin İngilizce dersinde kapalıların yanında birde peçeli öğrenci vardı. Geriliğin bu kadarına pes!

 II-Kaloum Bölgesi(Konakry ve çevresi )

 

KONAKRY

 Kalma:Hotel Kaloum.Avenue de La Teppublique cad edesi üzerine.220 dolar

 

Gine Cumhuriyeti’nin başkenti 2 milyon nüfusu ile Atlas Okyanusu kenarında bulunan bir liman şehridir.

1884’te Fransızların kurduğu Konakri, Tombo Adası ve Kalum Yarımadası üzerine inşa edilmiş. Yine Fransa’nın işgali 

sırasında başkent edilmiş ve bağımsızlık sonrası da başkent olarak kalmıştır. Konakry sanayi ve madencilik alanında, demir ve boksit üzerine kayda değer bir Şehir içinde en çok motorlu taksiler kullanılıyor. Dolmuş, tuktuk, paylaşımlı  taksi, özel taksi var.

Limana yük götüren tren de var.

Kalma; Kolaum hotel iki kişi, kahvaltı dahil 220 Dolar.

Ama daha mütevazi otel olan Dabondy semtinde ki Zambezi inn hotel ‘in iki kişilik kahvaltı dahil ücreti lüksüne göre 650, 750 ve 950 Frang.

 

 

1-Madina Market

 

 

Aklınıza gelen her şeyin satıldığı çok geniş alana yayılmış kapalı ve açık pazarlar. Çok kalabalık olduğundan bunaldım.

Yürüyerek 

 2-Center d’Art Acrobatique Keita Fodeba(28 September Stadyumu

)Stadyumun arka taraflarında kapalı alanda Cuma ve Pazar günü hariç her gün 9:30-14 arasında akrobasi çalışmaları müzik eşliğinde yapılıyor. Ücretsiz izleyebilirsiniz.  İlginçti.

 

Bu grup, Afrika kıtasında  turnuvalar yapıyorlar. Başarılı olan gençlerden bazıları Amerika‘ya gitmiş. -

3-Jardin 2 Octobre

Burası aslında bahçe içinde bir luna park. Gitmeye değmez.

4-Büyük(Faysal) Camii: 

 

Cuma günleri tıklım tıklım olan cami 1984’te yaptırılmış ve 10.000 kişiliktir. Afrika’da namaz vakti dışında camiye kimseyi sokmuyorlar. Burada ki görevliler hatta benim caminin dışında bile oturma izin vermediler. Neler söylediğimi burada  söylemek istemiyorum. Hemen camiden geçildiğinde

5-Jardin Botanik

 

Camayenne Botanik Bahçesi:

Camiden sonra buraya da onarım nedeni ile alınmayınca resmen zıvanadan çıktım. Türkçe bildiğim kötü sözleri sıraladım. Bana “polis, Prensip ve hiyerarşi “dediklerinde iyice abartım. ”Bu ülkede Prensip mi var?” demeden duramadım.

Yüksek duvarlarla çevrili bu bahçe bayağı büyüktü.

 

Motor taksi

6-People palace:

 Deniz kıyısında ki bu sarayda Foto çekilmiyor.

 

7--Milli Müze

Giriş yabancılar için 10.000 F. Hafta içi her gün ziyarete açık.

 

Onarım olduğundan bir çok eser raflarda saklanıyordu. Az bir eseri görebildim.

Maske, heykel, müzik enstrümanı gibi ülkenin geleneksel eserlerini sergileme amacıyla1960 yılında açıldı.

eserlere, daha önce, dini veya mistik törenlerde kullanılmış.

Fransız sömürgesi döneminden kalma eşyalar, yerel kıyafetleri görebileceğiniz bu müzenin bahçesinde en son kolonyal Fransız başkanların heykelleri de var.

Yürüyerek

8-Cimetiere de Boulbinet 

 

Gine‘nin koloni olduğu zamanları Avrupalı sömürgecilerin öldürdüğü orta yaşlı insanlar buraya

gömülmüş. Mezarlık şu an Hristiyanlar tarafından kullanılıyor.

9-Balık pazarı   ve liman

Adalara giden limanın  arkasında ki bu 

 

 Balık pazarlarında Atlas Okyanusu’ndan çıkan çok farklı  deniz canlılarını çevre pisliğine dayanabilirseniz görebilirsiniz. 

Ama şimdiye kadar en çok çeşitli balıkların olduğu ve baliğin çok bol olduğu yer olarak burayı gördüm..

 

10-Anatolue Türk restoran: Ben ishal olduğum için burada dinlendim.

Buradan 

 

10- Aziz Marie Katedrali

Müzeye yakın

 

Gotik mimarisiyle Konakri’nin azalan Hristiyan nüfusu her pazar sabahı Aziz Marie Katedrali’nde görevlerini yerine getiriyor. 1928’de başlayan inşaat İncil’den sahnelerde tamamlandı. 

 11-Beşinci Muhammed Sarayı

Savaş zamanlarında hasar alan yapı, yenilenerek tekrar açıldı. Yüksek düzeyde hükumet görevlileri tarafından ve uluslararası zirveler sırasında kullanılıyor. Fotoğraf bile çekilmiyor.

 

12-Woodcarvers Market: Conakry'de yer alan bu pazar, geleneksel ahşap oymacılığıyla yapılan el sanatları ürünlerini satın alabileceğiniz bir yerdir. Burayı bulamadım.

Mosquee Türk de (Türklerin yaptırdığı cami) Bambeto semti

 

 

Liberya elçiliğine yakın sayılır.

 

ANI:

Bizim dini bütün yardımsever zengin iş adamlarının (Bilmem insana değer veren derneği gibi İDDEF-derneğinin) yaptırdığı devasa Türk usulü Cami. Burayı gördükten sonra gerçekten çok düşündüm. Niye Afrika’ya bu kadar yardım? Bu kadar faaliyet? Özellikle cami yapmak niye? Amaç ne? Caminin yanında ki  medresedeki öğrenciler yüksek sesle kuran dersi alıyorlardı. Bana ters gelen her şeyi sonucunu düşünmeden söylemeden yapamıyorum. Önce orada oturan sakallı Türkiye'yi gezmiş Gineliye aynen düşüncelerimi aktardım. Bu arada din ile ilgili veya Türk okullarında çakışan  birçok Ginelinin Türkiye’ye vize alarak geldiklerini gördüm Bana bu bey” 40 yıl önce Türkiye'de Gine’ye benziyormuş “dedi. Sanırım birileri bunları ileride Türkiye'ye benzeyeceklerini yalanını söylemiş. ”Madem Türkiye bu kadar yardım sever! size  yol yapsaydı. Namazınızı evinizde de kullanabilirsiniz. ama birbirinize ne kadar Müslüman olduğunuzu camide kılarak göstermeniz gerekiyor .” dedim .Daha çoğunu da söyledim. “Madem fakirsiniz. Bu kadar çocuk niye yapıyorsunuz? Birde birçok eş alıyorsunuz? Sonra fakiriz diye yardım istiyorsunuz” deyince “Dinimiz emrediyor “ deyince zıvanadan  yine çıktım. Epeyi bir tartıştıktan sonra  cami hocası özel şoförü ile beni Türk okulu diye Maarif okullarının genel merkezine bıraktı. Aslında ben olsam bu kadar söylemimden sonra bırakmazdım. Hızımı alamadım. Buradaki müdür beye de içimden gelen her şeyi açıkça aynen söyledim. Hatta bu geri kalmış ülkelere verilen bu yardımların yarın Feto darbesi gibi olmasından korktuğumu da söyledim. Sadece dinledi. “Buradakileri eğittiklerini, ileride bu öğrencilerden yararlanabileceklerini söyledi. Eğitime kabul ama neden Türkiye'de değil de Afrika’da? Albayrak şirketi buralara yardım etmeden önce daha da pis olduğunu ekledi.

Yaşamımda en çok  din politikasından korkuyorum. Türklerin bu Afrika faaliyetleri bana hiç iyi niyetli gelmiyor.

Buradan Kipe’deki Türk maarif  okuluna uğrayarak Liberya vize formunu Sümeyye adlı bayan öğretmenle doldurdum.

 

13-Takonko beach: Liberya elçiliğinde yakın. Deniz girilecek gibi değil. Denizi bile kirletmişler. Kum üzerinde koyulan masalarda insanlar bir şeyler yemeye geldikleri dahil.

Zaten şehir Atlantik kıyısında ama deniz kısmı kapatıldığından göremiyorsunuz bile.

 

 14-Soumba Şelaleleri:

Şehre iki saat mesafede .

15- Atoll Adaları:

 

Limandan tekne turuyla sakın Atoll Adaları’na gidip denize girebilirsiniz.

 

A-Kassa(Loos -Iles de Los adaları)

Adaları: 

Balık pazarından sonra ki limandan doldukça kalkan yerel bot ile yarım saatten daha az zamanda ulaşabiliyorsunuz. Tek yön 5000F.

Ada bildiğimiz kırık dökük evler, çöplü sokaklar. Ama Sorti yoluna doğru giderken Plaja inebilirsiniz. Kırmızı  renkli kalın kumu ve düz büyük kayaların arasında  güzel bir plaj Suyu temiz. Ben ishal olduğundan ayaklarımı sokmakla yetindim. Sahilde kalabileceğiniz başı hotel ve restoran da var.

Bu adadan 6-7 km uzaklıkta .Motor taksi ile tek yön 10000F.Yol toprak olup düzgün değil. Ama yol boyu yeşillik manzarası güzeldi.

 

 B-Sorro adası

 

Burada yerleşim yok. Sadece beyaz kumlu plajları ve temiz denizi var. 

Burada daha düzgün kalabileceğiniz yuvarlak evler var. Plajı da sakin ve keyifli.

C-RUM ADASI

Yine Konokry limanı dan bot ile 40 dakikada veya Sorro’dan kiralayabileceğiniz küçük bot ile gidebilirsiniz.

 

N'ZÉRÉKORÉ 

 

 

Konokry-N'Zérékoré(891 km,18 saat)

 

Bu yol da çok kötü olduğundan gözüm almadı. Nimba dağını Fildişi sahilinden de görebileceğim..

 

Gine'nin güneydoğusunda yer alan N'Zérékoré,  doğal güzellikleri ve etnik çeşitliliğiyle tanınır. Burada yerli halkın geleneksel dans ve müzik gösterilerini izleyebilirsiniz. Ayrıca N'Zérékoré'de bulunan Nimba Dağı, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer almaktadır.

 

 Nimba Dağı: Yasaklı Doğa Siti: UNESCO tarafından koruma altına alınan bu bölge, zengin biyolojik çeşitliliği ve tertemiz havası var.

17 bin 540 hektarlık bir alan üzerine kurulu olan bu sit alanının beş bin hektarlık bölümü Fildişi Sahilleri topraklarında kalıyor..

 

SİERA LEONA’ ya GEÇMEK

 

1.yol:

Konakry'den bulunduğunuz yerden ”Bambeto gar vatür” istasyonuna gidiniz .Buradan doldukça kalkan  taksi dolmuşlar var. 160.000 Frang. Arsız şoför, önce küçük sırt çantam için 50.000=250 TL bagaj para istedi. Kucağıma alırım deyince polis yasakladı deyince polisiniz rüşvetçi dedim. Sonra 30.000 F indiler. Vermedim., Zaten üç kişilik arkada yine dört kişi istif seklinde geldik. Yanımda ki de iki kişilik kadar şişmandı.

kontrol noktasında Gine polisi pasaportuma baktı. Bir şey bulamayınca sarı humma aşı kartımı istedi. ”Aşı kartı olmadan vize alınmadığımı söyleyince pasaportumu geri verdi. Aslında, aşı 2016’dan önce ise rüşvet almak için zorluk çıkarıyorlarmış .

 

Not: Medina’dan da Freetown’a taksi dolmuşların kalktığı söylendi ama emin olamadım.

Yol güzergâhınız:

Konokry-Coyah-Mafrinya-Forecariah–Pamelap(Sınır)

Freetovn(264km)

_4saat 40 dakikada  yemek molası dahil yanyana iki sınırı geçtik. Sınırdan sonra 3 saat 40 dakikada Freetown’a otobandan geldik.

Biraz ilerleyince hemen Türk camisi olduğunu tahmin ettiğim camiyi gördüm. Evet Türk  bayrağı vardı. Nedir bu Türkiye'nin Afrika’ya camii yapma sevdasi? Bunum bir amacı olmalı! Yakın da patlak verir.

 

Not: Konakry -Siera Leona elçiliğinde yeşil pasaporta vize olmadığını söylememe rağmen bana bir çok dokümanın fotokopisini ve 80 Dolar istemişlerdi. Sınırdaki polisler Güler yüzlüydü. Bir şey sormadan damgayı vurdular.

2.Yol:Konakry’den 100 Dolara daha hızlı Freetown’a da gidebiliyorsunuz.

3.Yol:eğer N’zerekore’ye gittiyseniz geri gelirken 

 

Guecke Fougou’da inip— Freetovn(496 km.)

 

 

Siera Leona’da görüşmek üzere

 

5- GİNE BİSAU

4-GAMBİYA

 

4-GAMBİYA

 

VİZE

 

Önemli:  Gambiya vize ücreti  maalesef alacağınız yere göre değişiyor

 

1-Eger vizenizi Ankara Gambiya ekiciliğinden almak isterseniz(2025)

 

Elçilikten aldığım bilgiler:

 

Vize'yi Ankara elçiliğinden alır almaz başlıyor.

Ankara'da vize aldıktan sonra üç ay içinde ülkeye giriş yapmalısınız. 90 gün kalabilirsin.40 Dolar.

Ama Gambiya’da ki Türk okulunda çalışan öğretmen Ankara’dan 

üc aylık, tek girişli 100 Dolara almış, çok girişli 200 Dolar.

 

Elçiliğin gönderdiği mesaj: Sayın İclal Hanım,

 

Gambiya Elçiliği’ne göndermiş olduğunuz maile istinaden, Şubat veya Mart 2025 tarihinde Mısır üzerinden seyahatinize başlamadan ve Gambiya’ya gitmeden önce Ankara’ya gelerek vize almanızı tavsiye ederim.

 

Gambiya turist vizesi başvuruları Pazartesi - Perşembe günlerinde saat 10:30 – 12:30 arasında kabul edilmektedir.

 

Randevu almadan vize başvuruları kabul edilmemektedir ve evrak teslimi yapılmamaktadır. Büyükelçilik tarafından istenen tüm belgeler hazırlanmış ise vize başvuru randevuları gamembank@gmail.com adresine mail atılarak alınmaktadır. Pasaportu teslim almak için tekrar haber verilmektedir.

 

 Gambiya Turist Vizesi tarafınıza aşağıdaki şartlar kapsamında verilmektedir;

 

-  40 Amerikan Doları (Vize Başvuru Ücreti her bir kişi için)

(Banka Dekontunun açıklama kısmına Vize Başvuru sahibinin ismi, soy ismi ve pasaport numarasının yazılması suretiyle, vize başvuru ücreti dekontunun Garanti Bankası’na yatırılıp Gambiya Büyükelçiliği’ne teslim edilmesi önemle rica olunur.)

(IBAN NO: TR15 0006 2000 4080 0009 0870 20)

 

-  Uçak Bileti Rezervasyon Bilgileri ve Otel Rezervasyon Bilgileri (Her bir kişi için)

 

-  İki (2) Adet Biyometrik Resim (Her bir kişi için)

-  Vize Başvuru Formu (Her bir kişi, Vize Başvuru Formunu doldurması, imzalaması ve tüm evraklarla birlikte Elçiliğe kendisi teslim etmesi gerekmektedir (ve vize işlemleri sonrasında tekrar pasaportunu geri alabilmektedir.) (veya vekalet verdiği kişiyi gösteren imzalı yazı ile bütün evraklarını teslim edebilir ve pasaportunu tekrar geri alabilmektedir.). Ayrıca ekteki dosyada Vize Başvuru Formunu da bulabilirsiniz. 

- İstenilen evrakları ve pasaportu teslim ettikten üç veya dört (3 veya 4 ) gün sonra pasaport tekrar verilmektedir.

  Eksik evrak olduğunda ise kesinlikle vize verilmemektedir.

Saygılarımla,

Haluk Ergin

İdari İşler Asistanı

Gambiya Cumhuriyeti Büyükelçiliği

Rafet Canıtez Cd. Rasih Kaplan Sk. No:8, 06450, Oran - Çankaya – Ankara

 

Tel: 0312 442 57 71

Fax: 0312 442 57 0

Büyükelçi Alkali Fanka Conteh

Kançılarya:

 

Rasih Kaplan Sk. No:8 Oran/Çankaya/Ankara

 

 : +90 (312) 4425771

 

 : +90 (312) 4425707

gamembank@gmail.com

 

2-Not:Karayolu ve hava yolunda kapıda vize yok deseler de ( Aslında Gambiya vizenizi herhangi bir elçilikten  Senegal- Gambiya Kara sınır kapısından da alabiliyorsunuz. Buradan kapı vizesinin ücretini öğrenemedim. Ama Gambi’yadan Senegal’e tekrar girerken vize ücretinin 7000 CFA=20 Dolardan daha az olduğunu öğrendim.

 

3-Hava alanında limanda çalışan Türk işçiler, 1400 Gambiya Dolaris= 20 Dolar’a vizelerini almışlar. Ama ülkeden Çıkarken de  20 Dolar daha ödüyorlarmış. Emin değilim. Burada çalıştıkları için fiat değişmiş olabilir.

 

4-Eğer Gambiya vizesini Moritanya-Nouakchott takı Gambiya elçiliğinden alacaksanız ,iki foto, pasaport fotokopisi, form doldurup ,2500 U (63 Dolar)ödeyerek alıyorsunuz. Türkiye’de Gambiya elçiliğinden 40 Dolardı.Vizeyi aynı ücretle 3 ay, bir yıl ,çok girişli veriyorlar. Sadece istedikleri  vize ücreti.

 

Ama sınırda polis kaç gün kalacağımı sordu. Ancak bir aylık vize verdi. Siz her ihtimale karşı iki ay kalmacam deyiniz 

Bu elçiliklerdekiler çok samimi davrandılar. Zaten benden başka vize alan yoktu.

Normal bir gün sonrasına vize veriliyor. Ben aynı gün aldım.

 

3-Not: Dakar’da ki Gambiya elçiliği Cuma öğleden sonra çalışmıyor. Vize ücreti 2500CFA istiyorlar.(2025

4--Avrupa birliği vatandaşlarına  vize yokmuş. Sadece hava alanında 10 Euro giriş parası alıyorlarmiş.

 

GENEL

 

Gambiya, eski İngiliz sömürgesi.

 

Gambiya, Afrika kıtasının batısında yer alıyor. 11 bin 295 kilometrekarelik yüzölçümüyle bulunduğu coğrafyanın en küçük bu ülkesi ,bizim bir şehrimiz kadar. İki milyona yakın nüfusu var.

Çevresi Senegal ile çevrelenmiş. Adeta muz şeklindeki Gambiya, Senegal in içine  20x50km ‘lık bir tırtıl gibi girmiş.

Atlas okyanusu sahili 80 km uzunluğunda .

 

TARIH

 

Sömürgeci Avrupalılardan önce Sudan ve Malı krallıklarının egemenliğinde olan bölge de halkın çoğunluğunu buralardan gelen Mandingolar oluşturuyordu.

 

Altın umuduyla gelen sömürgeciler istediklerini bulamayınca esir ticaretine yönelmişler.

 

 İngiliz sömürgesi iken 1965’de bağımsızlığına kavuşmuş. Şimdi bir Cumhuriyet!

 

DIN

 

Yüzde doksanı Müslüman.

 

DIL

 

Resmı dili İngilizcenin yanında Mandınka, Wolof, Fula gıbı yerel diller kullanılıyor.

 

PARA

 

Para birimi: Gambiya Dalarisi(GMD)

 

1 USD 72,77 GMD

 

5 USD 363,85 GMD

 

10 USD 727,70 GMD

 

20 USD 1.455,40 

 

Türk lirası olarak

 

1 GMD=0,59 TRY

 

5 GMD =2,94 TRY

 

10 GMD=5,88 TRY

 

20 GMD=11,77 TRY

 

Bir öğretmen maaşının 100-150 Dolar olduğu söylendi . Ülkede, sebze ve meyve dışarıdan, en yakın Senegal’den gediğinden çok pahalı.

Bir kilo doğanın kilosu 60 D=36 TL ‘idi.

 

Tek elma 35 D= 22 lira. Tek armut 50 D. ve daha fazlası. Üç tane mandalina 100 D.

Bir kilo muz150 D.

I kilo domates 150 D.

Küçücük, buruşuk beyaz lahana 100 D.

 

Ama et ve balık bize göre çok ucuz. I kilo et 500 D. Normal bir kilo  balık 300-500  D. 

 

Bu insanlar nasıl geçiniyor? Zaten pazar tezgahların da biraz domates, birkaç tane biber vb. şeklinde sebze satılıyordu. Balık bol ve taze. Ama sineklerden balığı tanıyabilirsiniz. Kurutulmuş balıkların kokusuna ben dayanamadım. İnsanlar bunları yiyorlar.

 

YAŞAM

 

Aslında bu yakın ülkelerin kültürü birbirine çok benziyor. 

-Genelde Batı Afrikalılar sarı siyahlar. Uganda, Ruanda ,Kenya insanları bayağı siyahtı.

 

-Sınırdan Gambiya-Barra’ya giderek beyaz başörtülü öğrenci grubunun içinde peçe takmaları moralimi bozdu. Gambiya, Senegal ‘e göre daha dindar olduğunu hemen fark ediyorsunuz. Burada ki bayanlar başlarında ki fularları  boyunlarını da da kapatacak şekilde bağlıyorlar. Başları kapalı, omuzları, sırtları ,göbekleri açık burada daha az gördüm. 

 

-Yilbasi gecesi fertleri bayan olan kaldığım ailede kutlama yapılmadı. Sonradan öğrendim. Banjul’da “Kültür festivali” adı altında kalabalık  kutlamalar olmuş. Eve dönerken mahalle arasında karanlık yol üzerinde düğün için hazırlık yapılmıştı. İzin alarak hemen katıldım. Ülkenin muzi ve danslarını göreceğim diye heyecanlandım.

 

Başı kapalı açık mavi elbise giymiş duvaklı gelin ile aynı renkte yerel kıyafet giymiş sakallı damat  ve arkada nedimelerimizle gelip hazırlanan tahtlarına oturdular. Düğün için tutulmuş fotoğrafçı, poz verdirerek fotoğraflarını çekti. Sonradan isteyen davetli biraz ileriden gidip tavuk ,pilav paketini aldı. Düğünün bittiğini söylediler. Nedenini sorduğumda ”İslam” dediler. Ama yolun iki tarafında ki gelen konukların kıyafetleri beni şoka soktu. Birçok h kız, sadece memelerinin içi kapanacak şekilde göğüs dekoltelisi olan simli uzun elbiseler giymişlerdi. Bazıların sırtı göbek kısmı da açıktı. Çoğunun başı sıkı sıkıya bağlıydı. Küçük gece çantaları da çok şıktı 

 

Ortalarda dolaşan birkaç genç vardı. Bazı kızlar sarı ve kızıl peruk takmışlardı. Neredeyse tamamının takma kirpiği vardı. İslam diyerek eğlenemeyen bu şık giyimli kızlar gelin gittikten sonra ,fotoğrafçıya verdikleri şuh pozlar daha da ilginçti. Dini baskılardan hep ürkütmüşümdür. Gençler, her türlü baskıya bir yerde patlak veriyor. İçlerinde ki duyguları engelleyemezsiniz. Atam minnettarım.

 

-Yine yolda gördüğüm bir kadın, resmen civciv sarısı peruk takmıştı. Çok iticiydi.

-Kız öğrencilerin üniformaları da başları hep kapalı. Bazıları başlarına omuzlarını kapatan uzun  pelerin gibi örtü giyiyorlar. Kız öğrencilerden peçe takanlar az değildi.

-Çok eşliliğin yaygın olmasına şaşırmadım.

KISA KISA

-Ülkede nereye giderseniz gidin,  gökyüzünde çok çeşitli kuşların uçtuğunu göreceksiniz. Her tarafta kuş cıvıltıları var. Kuş gözlemek için ideal ülke.

 

-Kirlilik  daha da arttı. Banjul’da büyük mağazaların önündeki ark çöple tamamen dolmuştu. Namaz vakti çalışanlar bu pisliğin yanında abdest alıyorlardı.

-Gençler arasında  uyuşturucu yaygın.

 

-Kaldığım ailenin durumu oldukça iyiydi. Gereksiz büyük evde yaşıyorlardı. Evde ki her odadaki yatak odası takımı çok abartılıydı. Koltuklarda öyle gereksiz büyüklükteydi. Ama evde kırılan hiç bir eşyayı tamir etmemişler. Altı çıkmış çekmeceler, kolları kırık kapılar… bu kadar dolap olmasına rağmen giysiler üst üste öylesine atılmış veya bir yerlere tıkılmış  durumda .

 

Bütün bu kirliliğin yanında  çok sıcak olduğundan ve sürekli namaz kıldıkları dan sürekli  duş alıyorlar. Temiz vücut, temiz giysiler, çok kirli ev!

 

Beyaz kapıların kol kısımları, ışık düğmelerinin çevresi simsiyahtı. Mutfak girilecek gibi değildi. Ama Afrikalılar, buzdolabı kullanmıyorlar. Her öğün taze pişirip yiyorlar. Bu yönleri harika.

 

KISA KISA

 

-Fotoğraf çekilmesine kızıyorlar. İnternete koyacağınızı düşünüyorlar. İzin isteyiniz.

 

-Aslında gezmek için ucuz bir ülke. Özellikle ulaşım ve yeme içme. Ama bakımsız.

 

-Renkli pazarlar ilginç.

-Burada da youtbe’den Türk dizilerini izliyorlar.

-Süper marketler hariç, küçük dükkanlarda satılan malzemeler çok kalitesiz. Hele çikolata çeşitlerini denenecek gibi değildi.  Türkiye'den gelen makarnaları gördüm. En kalitesizden.

 

-Bizdeki artistlerin en abartılı şişirilmiş dudakları kadar iri dudakları var. Genelde vücutları çok güzel.

 

-Normal sim kartı dışında İnternete ihtiyacınız olduğunda yakındaki bir dükkandan 6 TL karşılığı wifi satın alabiliyorsunuz. Ama sadece satın aldığınız dükkana üç yakın çevresinde 24 saat internet kullanabiliyorsunuz. Oradan ayrıldığınızda kapanıyor. İlk hangi telefona tanımadıysanız sadece o telefonda kullanabiliyorsunuz.

 -Halk, tarım  ve hayvancılıkla ,İngiliz ,Lübnan  ve Suriyeli azınlıklar ise ticaretle uğraşıyorlar.

 

ULASIM

 

Demir yolu yok. Karayolu ulaşımı ucuz sayılır. Ama araçlar resmen döküntü. Genelde nehir ticareti kullanılıyor.

 

İKLİM:

 

Kasım, Aralık, Ocak, Şubat(Hatta mart, nisan ,mayısa kadar) en uygun mevsım. Diğer zamanlar çok rutubet var.

 

Kasım-Mayıs arası yağışsız sezon. Sivrisinekler bu mevsimde sıtma taşımıyorlar. Geceleri serin, gündüzleri sıcak ve kuru.

 

Hazirandan sonra yağışlı, nemli ve sıcak hava başlıyor.

-Güneye indikçe hava sıcaklığı  fazlalaştı. Gambiya’da gündüz terledim. Gece  de klimasız yatılmıyordu.

 

Ama Aralık ve Ocak’ta sabah ve akşam serin ve rüzgarlı oluyordu

 

YEMEK

 

-Youie:pilav üstü ,kızarmış balık, haşlanmış mango, tatlı patates, havuç lezzetliydi.

-Benachin:Bulgur pilavı üstü kızarmış  balık ve haşlanmış lahana.

 

Senegal Sınır -Barra(18 km)

 

BARRA

 

Nehrin girişinin bir kıyısında Banjul, karşı kıyısında Barra var.

 

pirouqe()Piuge),Iki yanı alt taraftan V şeklinde kesişen teknelerle  veya feribot ile geçiliyor.

Renkli pazar yerleri, farklı sebze ve pazarları var.

 Bullen Kalesi: Bu kale yıkılmış sanırım. Kimse bilemedi. Kölelerin hapis edildiği kaleymiş.

 

Barra-Banjul fery,35D, 40 dakika sürüyor. Ama rüzgarlı havada bir saati geçti.

 

 BANJUL

 

(Başkent):40.000 nüfusu var.

 

Gambia nehrinin okyanusa açıldığı noktada St Mary, eski adıyla Bathurıst Banjul adası üzerinde kurulmuş.

 

Adaya kuzeyden feribot ile, güneyden karayolu  ile ulaşılıyor.

Sahilin dışında da güzel binaları var.Muayene olduğum özel Mısır hastahanesi ve karşısında ki özel Amerikan tıp fakültesi binası çok modern ve temizdi.

Yine sahile yalik alışveriş mekanları gayet iyiydi.

Kara yolu ile şehre tak’ı geçip girdiğinizde hemen solda

 

-Adalet sarayı (Yargıtay)

 

Biraz ileride iç tarafta

 

-Devlet daireleri ve başkanlık sarayı( Göremiyorsunuz.)

 Yürüyerek 

-Gambia National Museum(Tarih ve Kültür Müzesi)

 

Giriş 200 D. Her gün

 

8-18 arası açık.

1985 yılında ziyarete açılmış.

Aslında içindeki eserler fena değildi. sanki yıllarca el değmemiş gibi bakımsız müze görmedim. Eserlere ait yazılar, sararmış, kıvrılmış ve düşmüştü.

 

Biraz ileride

-Kilise

Yürümeye devam ederseniz

 

 Buradan Barra feribotuna yakın

-Albert Market

Meyve sebze, balık ve et gibi yiyecekler, kıyafet, çeşitli mutfak ve ev ihtiyaç ürünlerinin de satıldığı renkli pazar. Burada toplu olarak terziler var İstediğiniz modeli dikiyorlar.

 

Biri Banjul'da  iki tane Türklerin işlettiği otel var. Ayrica bu şehirde yaşayan Liman inşaatında çalışan işçilerde  vardı .

 

 Kaldığım deniz kıyısında ki  otelin  sahilinde güneş varken gittiğimde kimse yoktu. Siyah  sahil kumu denizin girişini de bulandırmıştı. Ayağıma da yumuşak bir şeye basınca geri çıktım. Biraz otelin havuzunda oyalandım.

 

Akşam üstü gittiğimde 

Sahil boyu gençler futbol oynuyordu. Yürüyüş yapanlarda coktu.

 

Hatta bir kızın bikinisinin üstü yoktu.

son derece seksi bikiniler giymiş gençler denizde yüzüyorlardı.

Otelin havuzunda da ki gençlerde çok rahattı.

 

Otelde artık rengi belli olmayan çantamı ve ayakkabılarımı yıkattırarak rahatladım.

 

Banjul-Serakunda(14 km, karayolu)

 

SERAKUNDA: Başkentin güneyinde  kıyıda.

 

Renkli pazarları var.

 

GEZİ

 

Önemli not 1: Tüm  ören yerlere giriş ücreti  200 D.(Yerlilere 50 D.)

 

Sadece James adasına giriş ücreti 400 D.(Yerlilere 100 D.)

 

Hepsine giriş ücretini Milli müzeden alabilirsiniz.

 

Not 2: Barra, Banjul ve Serekunda birbirlerine çok yakın olduğundan neredeyseniz oradan gezmeye başlıya bilirsiniz.

 

1-BAKOU- KACHİKALLY: 

 

Serekunda-Bakau(7.5 km)

Banjul-Bakau(11 km)

 

Kachikally Museum and Crocodile Pool(Timsah Havuzu):Giriş 200 D. 

Bu kutsal su kabul edilen gölde 100 tane ısırmayan Nil timsahları  var.

Charlie(iki buçuk metre) ,güneş çıkınca karaya çıkarmış. Birde iki metre albino olan beyaz timsah var. Onunla da fotoğraf çektirebiliyorsunuz. Birçoğu da gölün dışında uzanmışlardı.

Müzesi de gayet güzeldi.

Ayrıca bahçesinde 500 yıllık silk  koton(Bamyan) ağacını da görünüz.

 

Buradan 10-15 dakika yürüme ile 

 

Bakau craf market

 sahile yakın olduğu için çok  güzel hediyelik eşyalar vardi.

 

Beş dakika yürü. Buralarda başka hediyelik eşya dükkanları da var.

 

2-SAHİL BOYU

 

Tüm sahil boyu güzel. Gel git olduğundan Deniz biraz geride kalabiliyor. Ama sahilde deniz suyuna basarak yürümek keyifli. Özellikle  kumsalı harika. Sahil boyunca lüks hoteller, normal oteller restoranlar, kafeler… var. İistediğiniz yerde yüzebilirsiniz. Tüm sahil, gece de hareketli oluyormuş. Araç ile ilerlemek istediğinizde hemen denize paralel en yakın ana yola çıkabilirsiniz .

 

ANİ

I: Tüm Afrika'da olduğu gibi Gambiya’da da  seks turizmi patlamış. Sahil boyu  bir şemsiyelerin  altında yaşlı Avrupalı kadın ile Afrikalı genç yanyana uzanmışlar. Buruşuk Avrupalı adamların yanında torunları yaşında veya genç Afrikalı kız görüyorsunuz. Avrupalılar yıllarca Afrikayi sömürmekten  bıkmamışlar. Şimdi de gençlerinin peşindeler. Hiç utanmıyorlar. Afrikalı kadınlar da kendilerini bir beyazın hala kurtaracaklarını sanıyorlar.

Sahilin en başından başlarsaniz

 

Sırasıyla 

 

A-Cape point beach: Sahildeki burnun en ucu. Burada ki ‘Ocean Bay  Hotel ve sunbrach  Hoteland resort ,çok moderndi. Otellerin havuzu Avrupalı turistlerle dolmuştu.

 

Sahili de güzeldi. Buranın deniz suyu daha temiz olunca girdim ama dalga vardı.

 

Yarım saat yürü veya araç ile OLC yolunda elçiliklere gidebilirsiniz.

 

-Senegal Elçiligi: OLC yoluna dik olan “Kairaba” yolu üzerindeki “  Pipeline” camisinin arkasında

 

   B- Kuto Beach ve digerleri 

 

OLC yolu üzerinde 

-Gine Bisau Elciligi

Hemen yakınında 

-Turk Maarif  okulu(Kotu Palma Roma junction.)Yunus Emre vakfı da varmış.

 

C-Sebagambia graf market

 

Çevresi kapalı bu alanda Afrika'ya ait ne isterseniz satın alabileceğiniz dükkanlar var. Ayrıca el işlerinin nasıl yapıldığını da görebiliyorsunuz.

 

Bu yol üstünde gayet düzenli, temiz ve şık restoran ,kafeler, alışveriş dükkanları  ve binalar var. Böyle  bir kafede tamamen Avrupa’daki şekilde servis edilen mayonezli  tavuk yedim.

Sahil yakın olduğundan gecesi de hareketliymiş.

Kısa bir yürüyüş ile ana yoldan devam edip aşağıya doğru indiğinizde 

 

-Gine elçiliği: OlC yolu üzeri de graft marketin karşı yolunda

 

D-Kololi Beach: 

 

Burada ki  deniz kenarı da ki  havuzlu oteller, restoranlar, benzerlerinden hiç bir farkı yok. Genelde Avrupalı orta direk turistler gelmişlerdi. Özellikle otellerin bahçeleri yemyeşil ve çok genişti. İçlerinde maymunlar vardı.

Ama okyanus olduğunda büyük dalgalar vardı. Sörf yapmaya çalışanlar vardı .Yüzmek tehlikeliydi.

 

Buradan deniz kenarından yine kısa bir yürüyüşle 

 

E-Bijilo Orman Parkı: (Maymun parkı)

 

Serekunda — Bijioli Orman parkı(6.3 km)

Girişinin az bir ücreti var. Deniz kenarında ki bu parkın hemen girişte, TİKA, burada kullanılabilir su çıkarmış. Haklılar. Bizim ülkemiz güllük gülistanlık. Yardıma ihtiyaçları yok!

Büyük ağaçların olduğu orman içinde yürüyerek birkaç farklı maymun ve  kuşlar görebiliyorsunuz. Çok özelliği olan bir park değil.

 

Buradan 13 km daha ileride

F-Tanji bird reserve(Tanjeh)Ulusal Parkı: Kuş gözlemciliği ve doğal yaşamı sevenler için. 

 

Serekunda’dan ters yöne gidilirse



G-Abuko Nature Reserve(Vahşi Yaşam parkı): Giriş 300 D.

Serekunda—Abuko park (4.5 km)

 

ülkenin ilk vahşi yaşam parkında 250'den fazla kuş türü ve 50'den fazla memeli varmış. ama görmek mesele. Orman içine yürüyorsunuz .Rehber de alabilirsiniz.

 

Önce  iki Amerikalı turist ve iki rehberle yola çıktık. Timsahları görebileceğimiz küçük gölü yukardan seyretmek için üst kata çıktık. Göremeyince “Uyuyor olabilirler” dediler.

 

Monetorlizardadli, timsahın bir küçük çeşidinin otların arasında sürünürken gördük.

 

Antilopları göremeyince ormanda geziyorlar dediler. Sadece 

 

Karınca sürüsü, basit bir tırtıl  gördük. Maymunlar geniş kafesler içindeydi. Sadece Yesil maymunlar doğal ortamında geziyorlardı.

 

Hyena adlı vahşi köpeklerde tel kafesler içindeydi. Ama ağaçların üzerinde çok farklı kuşlar uçuyordu. Buradaki küçük havuzda ,rehber Nilüfer çiçeklerin altında yavru timsahları çıkardı .Onların sırtlarını sıvazladık.

 

Aslında parkta Antilop, sincap, kirpi gibi birçok memeli yaşıyormuş ama çok bakımsızdı. Zaten Bizden başka da turist yoktu.


JAMES (Kunta Kinteh) ADASI

 

Afrika'nın köle pazarı Senagal’da ki Gore adasından ve Gambıa’da kı ‘St. James Adasından yönetiliyordu. Kaçmasınlar diye köleleri belli süre adalarda topluyorlardı.

 

Köle transferi zamanında adadan kaçan köleler, azgın sularda  köpek balıkları ve timsahlara yem oluyormuş.

 

köleler, bu adada bir müddet tutulduktan sonra gemilerle, Amerika'ya veya Avrupa'ya  gemilerle gönderiliyormuş

 

Serekunda—Jufereh(43 km)

Barra-Jufureh kasabadı(36 km)→Alberda(5 dakika yürü, Gambia nehri kıyısındaki botların kalktığı küçük köy)→St. James adası(Yarım saat, tekneyle)

 

Gambiya nehri üzerinde ki  bu adaya Barra feribotundan indiğinizde taksiler kalkıyor.(“Sadece taksi ile gitmek zorundasınız” deseler de inanmayınız.)

Araç kiralayabilirsiniz.

Benim gibi yalnızsanız Albreda yol üstündeki köy dolmuşuna binmek için Alberda yol ağzına kadar gidiniz. Oradan mango ağaçları manzarasını seyrederek Alberda dolmuşu ile  Slberda’ya gidiniz (25 D.)

 

Alberda' ki Kunta’nin dördüncü nesil torunlarından oluşmuş kurulun işlettiği turizm ofisinde  ada girişi müzede 400 D. dediler ama Alberta’ya gelince 600 D. dediler.Bot kirası ise gidiş geliş 1000 D. Burası pahalı. Bu  nedenle bir grupla anlaşırsanız en azından bot parasını paylaşırsınız.

 

Her gruba bir rehber veriyorlar

 

Küçük adanın ortasında eskiden büyük başların yaşadıkları apartman v.b var. Artik harabeye dönüşmüş. Zamanında getirilen köleler ottan yaptıkları koni şeklinde evlerde tutuluyormuş.

 

18 kişiden az 20 kişiden fazla olmamak koşulu ile Kunta Kinteh’in de kaldığı küçücük  zindan hücresini gör.

 

Adanın etrafında kullanılan toplar, deniz feneri(orijinal değil),boobab ağaçları var. Boabab ağaçlarının meyvesinin içindeki beyaz kısımlarda çıkarılan meyvelerinden suyu çıkarıloyormus. çok ilginçti .Ada gezisi 20 dakikada bitiyor. Geldiginiz bot ile geri dönüyorsunuz.

 

Hemen beş dakika yürüdüğünüzde Jufereh’te 

-slave trade(Köle ticareti Müzesi): Fena değil.

 

.

70'li yılların unutulmaz dizisi Alex Haley'in 'Kökler' dizisinin kahramanı Kunte Kinte’de, bu adada hapsedildikten sonra, gemi ile Amerika'ya gönderilmiştir.

 

’Köklerin yazarı Alex Hakey’in atası Kunta Kinte’nin doğum yeri.

 

Alex Haley, Burayı ziyaret etmiş. 

 

Köleliğin yaygın olduğu dönemlerde, Amerika’ya gidecek kölelerin yaşadığı Kunta Kinteh Adası ve çevresi 2003 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Koruma Listesine alınarak bir nevi özür dilenmiş.

 

Ben, buradan  yan tarafı açık gezi aracı ile Barra’ya döndüm.

 

Not:Jufereh’ten  dört saat devam ederseniz 

 

Jarjangbure Kanjurang Centre :Maskeler sergileniyor.200 metre ilerisinde

Stone Cırcles-Kerbatch

 

-McCarty adası içinde Wassu’da bulunuyor.

 

1. Yol: Barra-to wassu(205 km) 

 

Barra-kuntaur(otobüs, taksi) Wassu, bu yeresimden daha önce .Aynı gün gidip dönmek zor. Bir gece orada kalmalısın.

 

2. Yol:Banjul -Dental köprüsünün altından küçük bot ile Wasu’ya gitmek.

 

3.yol: Alberda’dan devam edebilirsiniz.

 

Senegal ve Gambiya'da M.Ö. 3 ile M.S. 16. yüzyılları arasında inşa edildiği tahmin edilen "taş çemberler", 350 kilometrekarelik bir alana yayılıyor. 

 

ancak bu yapılar Demir Çağı'na ve öncesine ait olabileceği düşünülen, yerel kültürlerin önemli anıtlarıdır. Yaklaşık 29 bin taş ve 17 bin anıtın bulunduğu dört farklı bölge, halk tarafından kutsal kabul ediliyor. Senegambia Taş Çemberleri: UNESCO Dünya Mirası listesindedir ve bu tarihi alanın bir kısmı Gambiya sınırları içerisindedir.

Ben bu taş çemberleri çok görmek istiyordum. Ama zaten Senegal vizesini yılbaşı tatili nedeni ile beklemek zorunda kaldım. Pazartesi müracaat etmek zorunda olduğumdan geri dönemeyeceğimi düşünerek gitmeye cesaret edemedim.

 

-Kiang West National Park(Doğal rezerve)

 

Banjul ‘dan  Banjul tarafından nehir boyu 85 km .

Kiang West National Park, yaklaşık 19 bin 526 hektarlık bir alan üzerine kurulu. 1987 yılından bu yana ziyarete açık olan bu doğal park, ülkenin en önemli yaban hayatı rezervlerinden biri. Kuş gözlemciliği yapanların da gözdesi olan bu parkta; akbaba, kartal, şahin, lekeli sırtlan, Afrika pitonu, Batı Afrika timsahı gibi pek çok hayvan türü yaşıyor.

 

-Chimpanzee Rehabilitasyon Projesi

 

Banjul’dan 223 km doğuda, nehir boyunca gidilir. Taşçemberlere  yakın konumda.

 

Maymunları doğal ortamlarında gözlemleyebileceğiniz bu proje, eko turizm açısından önemlidir.  

Nehrin Derinliklerinde: Yeni başlayan bir gemi turu, Gambiya'yı daha erişilebilir hale getirmiştir. Bu tur, nehir boyunca yapılan yolculuklarla, hipopotamlar ve şempanzeleri görebilirsiniz.

 

Serekunda,Bundung  Garaji—jubara(63 km,7 kişilik dolmuş, 150 D. bir buçuk saat sürdü. Gambiya tarafı sınırı)

 Selety(Senegal tarafı sınırı,2 km, sizi getiren araç pasaportunuzu damgalatırken bekleyip buraya kadar araç ile getiriyor. Hemen yakınında garaj var.)—- Ziguinchor(96 km,7 kişilik dolmuş,2500 CFA,3 saat sürüyor.),Senegal)Yol kötüydü ama yolun her iki tarafında ki dev mango ağaçları harikaydı.

 

Not:1-Gambiy’dan çıkarken  ben den de  para istediler. Zaten benden elçilikte fazla para aldılar. Veremeyeceğini söyledim. Vermedim.

 

2-Tekrar Senegal vizesi almadaydim burada ki polisler kesin beni geri gönderirlerdi. Pasaportumu güya ışıkta bakarak beni korkutmaya çalıştılar. Sessizce bekledim. Baktılar ki rüşvet verecek gibi değilim damgayı bastılar.

 Tekrar Senegel’in  güneyinde buluşmak üzere