22 Nisan 2026 Çarşamba

10-GANA

 

 

10-GANA

 

 




Gana – Akra Türk  Büyükelçiliği

 

embassy.accra@mfa.gov.tr 

 

Nöbetçi numarası:+233 302218180

 

VIZE

 

Sadece  e vize var

1-Eğer Fildisi-Abdijan’dan müracaat ediyorsanız

 

Ghana Embassy Abidjan visa Application(www.abfijsn.mfa.gov.gh)

Sisteme

-Pasaport

-Vaccinahon (Yellow fever)

-Foto

-Hotel booking

-Travel Itinerary)(Gana ve Gana'dan sonraki gezi planınızı harita üzerinde gösteriniz.)

-Signahure(Bilgisayar veya telefonunuzda imzanızı kalemle atıp yükleyiniz.

En sonda gelen sayfanın fotokopisi ile başvurduğunuz ülkenin Gana büyükelçiliğine gidiniz. Vize onayı gelince tekrar Gana elçiliğine gidip pasaportunuza vizeyi bastırınız.

Tek giriş 3 aylık vize

40.000 CFA(73 Dolar),5 iş günü beklerseniz

60.000 CFA,üç gün beklerseniz

 

80.000 CFA,1 gün beklerseniz

Önemli Not: Abdijan Gana elçiliği 10 km merkeze uzak olduğundan başka bir ülkede Gana  vizesinin almaya çalışınız. Gidip gelmesi  zor.

Ayrıca Şehir içini en fazla iki günde geziyorsunuz. Bunu bildiklerinden en ucuz vize için sizi bekletiyorlar. Ama rica ederseniz pazartesi verdiyseniz cuma alabiliyorsunuz.

Ayrıca Gana’ya giderken Grand Bassam ve Asiine yolundan gittiğinizde mecbur vize beklerken  buraları gezmeye gittiyseniz vizenizi ve pasaportunuzu geri almak için benim gibi tekrar Abdijan’a geri dönüp tekrar Gana’ya giderken aynı yolu gitmeniz gerekiyor.

O nedenle Gana vizesini başka ülkeden aliniz.

 

2-Ankara Gana elçiliğinden  öğrendiklerim:

 

online viza---online başvurup evrakları elçiliğe  ileterek.)

www.ghanaembassy-turkey.com

adresinden evrakları sisteme yükle.

Evraklar ve vize ücreti dekontu ile elçiliğe git.

Normal olursa bir haftada,  hızlı istersen 48 saatte vize hazır oluyor.

Vize ücreti;

1 aylık 60Euro.

3 aylık 75 Euro

6 aylık 110 Euro

Bir yıllık 150 Euro

 

Online vize: Yani Evrakları sisteme yükledikten sonra pasaport, online vize form, banka ödeme makbuzu  ve diğer başvuru evraklarını fiziki olarak elçiliğe iletmek gerekiyor.

Ankara Elçiliği veya İstanbul konsolosluğu dan da alınabilir .

 farklı ülke elçiliklerinden alabilirsiniz.

Önemli: Vize ,alır almaz başlıyor.

 

O nedenle zamanım yetmez diyorsanız 3 veya 6 aylık almak zorundasınız.

Başkası evrakları teslim edebilir, alabilir. Veya  kargocuya telefon açıp onlar da gelip teslim alabilirler.



Kançılarya:

İlkbahar Mah. 606. Sk. No: 10 Oran Çankaya

 : +90 (312) 442 5479

 : +90 (312) 436 0771

 : +90 (312) 236 2897

 : +90 (312) 441 8569

 : ankara@mfa.gov.gh

 : info@ghanaembassy.com.tr

 

Not: Türkiye dışında vize alırken sigorta istenmiyor.????

 

GENEL

 

Abdijan trafiği bana çok ters geldiğinden Abdijan’dan direk Gana otobüsüne binmek istemedim.

Tekrar dolmuş ile Abdijan’dan  Grand Bassam’a geldim.

 

Oradan taksi ile  otoban yoluna  “Rond Point Moossou” kavşağına çıkıp  oradan çok lüks otobüs ile Bonua’ya vardım. Bir gece burada yatıp ertesi gün Bonoua—Aboisso(55 km,dolmuş1000 CFA )-Noé (dolmuş,1500 CFA, Fildişi sınırı)62 km)-Elubo (Gana sınırı) ‘ya geldim.

İki sınır yan yana olduğundan geçiş kolay oldu. Sarı humma kartınızı kesin istiyorlar.

Hemen beş dakika sonra garajdan kalkan dolmuşlarla istediğiniz yere gidebilirsiniz. Ben 170 Gana Cedisi vererek Elmina’ya bilet aldım.(Tahmini 750-800 TL.)

 

Sınıra giderken ,palmiyeli yol manzarası çok güzeldi.)-Elmina(Biraz içte,340 km,Yol ara ara toprak olsa da asfaltı. Dört buçuk saat sürdü.))-Cape Coast(11 km)-Accra(145 km)

 

Not:Sahilden Fildişi sahilinden iki ayrı sınır kapısından Acra’ya gidebilirsiniz.

 

1-grand-Bassam-Assiine-half asini (Gana sınırı,1 saat)-takoradi (3 saat)-Akra(4 saat)Yollar kötü.

2-Grand Bassam-Bonua - norway- Elubo 

 

 

Batı Afrika’nın en hareketli, en samimi ülkelerinden biri olan Gana; hem tarihi mirasıyla , rengarenk pazarlar, kilometrelerce uzanan altın rengi kumsallar hem de doğal güzellikleriyle Gana, Sahra altı Afrika'nın renkli ve canlı atmosferiyle öne çıkan bir ülkedir. 

 

 

 

 DÍL

Gana'da İngilizce resmi dil olup,  eğitim ve yönetimde kullanılırken, 

 Akan (Akan, Asante Twi, Fante lehçeleri), Dagbani, Ewe, Ga, Dangme, Nzema gibi 70'ten fazla yaygın yerel  dil konuşulur.

Akan Dili, Nüfusun büyük bir bölümü tarafından anlaşılır ve güneyde en yaygın dildir. 

DÌN

Nüfusun yaklaşık %71'i Hristiyan, (çoğunluğu Pentekostal ve Protestan mezheplerine bağlıdırlar. Nüfusun yaklaşık %20'si Müslüman, %3-5 civarında yerel Afrika dinlerine inananlar bulunur. 

PARA 

1 Birimi Gana Cedisi(GHS)

1Dolar=10.78 G.C

10 Dolar=107.75

—---

1GHS =4,02 TRY

5 GHS=20,12 TRY

10 GHS=40,23 TRY

20 GHS=80,46 T

Bir branş öğretmenin maaşı aylık 420 Dolar civarında.

 

ULAŞIM:

 

Trotro(Dolmuş): Sehir içi ve şehirler arası kullanılıyor.

Train ,dadece Accra ile  Tema ve  Takoradi arasında çalışıyor.

Taksı: Şehirler arası yolculuklar için paylaşımlı minivanlar (tro-tro) ekonomik ve yaygındır.

 

 

 

YEMEK 

 Yam: Tezgahlarda gördüğünüz kasavaya benzeyen ama çok daha büyük patates tadında sebze. Sokaklarda kalın dilimleri kızartılmış olarak satılıyor.

 Jollof Pilavı: Gana'ya özgü bir pilav yemeği olan Jollof, baharatlı pirinç, sebzeler ve bazen et veya balık ile hazırlanır. Bu nefis yemek, Gana'nın en popüler yemeklerinden biridir ve birçok restoranda bulunabilir.

Banku: Fermente edilmiş mısır unundan yapılan Banku, genellikle farklı soslar ve çorbalarda servis edilir. Bu lezzetli mısır hamuru, Gana'nın geleneksel yemeklerinden biridir. Bana biraz ekşi geldi. Sevemedim. Mısır ve kasaba unu ile karıştırılıp da pişiriliyor. Naylon torbalara konup ekmek niyetine satılıyor.

Kelewele: Muz, soğan ve baharatlarla tatlandırılan ve kızartılan Kelewele, Gana'nın sokak yemeklerinden biridir. Bu lezzetli atıştırmalık, baharatlı ve tatlı bir tat sunar.

 Fufu: Yuca veya muzun ezilerek elde edilen bir hamur olan Fufu, genellikle farklı soslarla birlikte tüketilir. Gana'nın geleneksel yemeklerinden biridir.

Koose: İçinde ezilmiş fasulye, soğan ve biberin karıştırılsak köfte gibi  yağda kizartildigi çok lezzetli sokak atıştırması 

İKLİM

Kasım ve Mart ayları arasındaki kuru sezon, seyahat için en elverişli dönemdir.

 

 FESTIVAL

Kumasi’de

Akwasidae:(Kraliyet Festivali):Bu festivalin filmini izledim. Kral plaj şemsiyesi kadar büyük şemsiyenin altında kollarında kocaman altın bilezik ve yüzlülerle tahtında otururken

Kralın önünde, krallık içindeki tüm rolleri ve iktidar konumlarını temsil eden bir grup oluyor. Bunların içinde kılıç ve bıçak taşıyıcıları, silahlı muhafızlar, güzel devekuşu tüyü taşıyıcıları vs. Hediyeleri getiren kraliyet mahkemesi görevlileri, Ashanti krallarının tarihini okuyan hikayeciler, davulcular ve trompetçiler. Canlı kırmızı kostümler giymiş dansçılar, dans eder. Ana kraliçe de katılımcıları eşliğinde törene katılır. Ormanların son büyük Afrika monarşilerinin 

 

KISA KISA

 

-Ülkeye girer girmez insanların farklı olduğunu hemen fark ediyorsunuz.

Fizik  olarak iri yarı ve tenleri çok koyu. Çok güler yüzlü ve yardımseverler. Geçtiğim tüm ülkelerin en güzel ,mazlum, samimi, neşeli ve içten halkı burada gördüm. Ganalıları çok sevdim.

-Fugo/Batakari: Genelde cenazelerde erkeklerin giydiği el ile dikilmiş belden volanlı fazla geniş geleneksel kolsuz veya yarım kollu bluz .

-Ama fotoğraflarının  çekilmesinden hoşlanmıyorlar.  İzin de pek vermiyorlar.

-Yemyeşil bir ülke olduğundan yol manzaraları çok güzel.

-Tüm ülkede özelikle dev reklam panoları çevre kirliliği yapmış.

-Alanda( African star fruit) tropikal meyveyi sanırım ilk kez burada gördüm.

-Burada ölenlerin kocaman posterleri evinin kapısına aşılıyor.

Ayrıca  evin duvarlarına  ve çevresine siyah, kırmızı uzun bezlerden farklı dizaynda güzel süslemeler yapılıyor.

-Gana,  fakir ülkelerden sayılıyor ama bana özellikle evler gayet güzel geldi.

-Çok bakımlı Hristiyan okullarında öğrencilerin firmaları farklı renklerde, üzerlerine okulun arması basılmış basma gibi kumaşlardan dikilmişti. Bu formalar  havanın sıcak  olması nedenin ile kolsuzdu. Maalesef bu sıcakta küçücük Müslüman öğrenciler başlarına taktıkları naylon baş örtüsü ve yerleri süpüren üniformaları ile  okula gitmek zorunda bırakılmışlardı.

Yine ziyaret ettiğim bir camide başımda bone olduğu halde bana hocanın’’ Hicabın  nerede ‘’diye sordu.

-Burada ev düzenleri de farkli . Avlunun içinde veya müstakil evleri oldukça bakımlı sayılır. Tüm camlarında sinek için tel döşenmiş. Camları bütün olmayıp dikdörtgen şeklinde parçalar halinde. Camlar neredeyse hiç açılmıyor. Perdeler hep kapalı.

Kapılarda da Telden yine sinekler için yaylı ikinci kapı var. Sürekli ses çıkarıyor. İkinci kapının yerine çok kalın perdeler de asıyorlar. Çok kullanışsız..

Tamale’de kaldığım oldukça güzel bir evin kirası aylık 37 Dolardı. Ev sahibi pahalı bulmuştu. Bizdeki ev fiyatlarını bilse iyice şaşırır.

-Buzdolapları resmen bomboş. Sadece su .Evde yemek pek yapmıyorlar. Acıktıkları zaman adım başı olan tezgahlardan uyduruk bir pişmiş yiyecek alıp yiyorlar.

-Gana kültürüne göre ,anne’ye ilk eş, kız  kardeşleri kızlarım, abinin eşine  eşim, yeğenlerine de benim çocuğum diyorlar.

-Gana’daki büyük bir markette adını hiç duymadığım mutlu makarna gibi birçok Türk ürünü gördüm.

 

-Buria ceremony(Cenaze töreni): Burada bir Hristiyan  kişi öldüğü zaman  bizim düğünde yaptıklarımızı yapıyorlar. 

Kaldığım Adewa yerleşiminde ev sahiplerimle gezerken yoğun müzik sesi duyunca düğün  olduğunu düşündüm.

Cenaze varmış.

cenazeyi merasimi, Cuma, Cumartesi ve Pazar günü olmak üzere üç gün sürüyor. Daha önce kişi öldüyse morgda bekletiyorlar. Cumartesi gömüyorlar. Diğer günler seremoni oluyor.

 

1-Halktan birisi öldüğünde  

 

Ölenlerin evlerinin önünde ölen kişinin kocaman posteri asılıyor. Bu posterler daha sonra kaldırılmadığından çevre kirliliği yaratmış. Her yerde ,bazen iyice abartılmış dev posterleri göreceksiniz. Ayrıca siyah ve kırmızı kumaşlardan  evin duvar ve çevresine, ağaçlara  harika dekorlar oluşturuyorlar. Gelenler, dört tarafı açık siyah+ kırmızı renkli k çadırların altında sandalyelere oturuyorlar. Genelde gelenler siyah, kırmızı ve ya siyah kırmızı giyiyorlar. Büyük hoparlörden gelen müzik dinliyorlar. Daha sonra da dans ediyorlar.

 

Ölen kişi de morgdan alınıp beyaz gelinlik gibi elbise giydirilip, eline beyaz dantelli eldiven takılıp, makyaj yapılıp çiçeklerle süslü çadırda sergileniyor. Gelen misafirler çevresinde dolanıp saygılarını sunuyorlar. Ne ağıt yakan var. Ne de ağlayan var.

Burada gelenlere cenaze sahibi paket halinde yemek veriyor

Daha sonra cenaze tabuta konarak din adamları eşliğinde dua edilip cumartesi bu cenazeyi gömüyorlar.

Pazar sabahı ölen kişinin tüm ailesi  kiliseye gidip dua edip tekrar eve gelip asıl  ikinci parti veriliyor. Müzik eşliğinde dans ediliyor

 

2-Kralin akrabalarından birisi öldüğünde: Ben oradayken iki saraylı kadın ölmüştü. İki ayrı kralın sarayında iki kadının cenazesi sergileniyordu.  

Saray cenazesi, saraya doğru getirilirken ambulans ve diğer araçlarla aynı gelin alır gibi konvoy oluşturmuşlardı. Nehre geldiklerinde konvoy durdu.

Bu nehri ölü bedenle geçmeden önce, tanrılara adak sunmalı ve saygı göstermeleri gerekiyormuş.

 

kralının sarayının önünde ölenler adına davullar ,zurnalar çalıyordu. Gençlerde çılgınca dans ediyorlardı. 

Saray eşrafından ölenler yaşlı olunca siyah+ beyaz kumaşlarla çevre süslenmişti.

 

Gelenler siyah ağırlıklı giymişlerdi. Siyah - beyaz giyinenler de vardı.

Az da olsa normal, şık giyinenler vardı.

Kralın ailesinden ölen olduğunda havaya ateş ediyorlardı.

 

Bu arada kral, elinde asası ve kolunda kocaman bilezikleri ve yüzükleri ile tahtında oturuyordu. Benle foto çekilirken bileziklerini incelediğimde ”Beğendiysen sana verebilirim” dedi ama almadım.

 Cenaze defn edildikten sonra sarayın karşısına kurulmuş uzun çadırda özel misafirlere cenaze yemeği verildi.

 

Kralın verdiği yemeğe ben de katıldım. Her şey şık ve konforluydu. Ayni bizim düğünlerde olduğu gibi alkol içtiler. Ben de palmiye şarabını denedim. Yemekte  müzik de  vardı.

 

ELMİNA

-Elmina Kalesi-(St. George's Castle)

Giriş yerlilere 20 GHS, Yabancılara 80 GHS.

Atlantik Okyanusu'nun kıyısında yer alan Gana'nın köle ticaretindeki eski köle kalelerinden biri.

Batı Afrika’nın en eski  kolonyal yapılardan biri olan kaleyi  1482’de Portekizliler yapmış. Ülkenken ilk hapishanesi. UNESCO Dünya Mirasında.

 

Kale, köle ticaretinin sonrasında ise Hollanda, sömürge döneminde çeşitli amaçlarla kullanılmıştır. Bugün bu bembeyaz kalenin içinde  köle ticareti dönemindeki zindan, hücre vb. görebilirsiniz.

 

 

Köle rotası:

Danko Nsou: Kölelerin yurt dışına çıkmadan önce son banyolarını yaptıkları yer.

 

Liman ve Balık Pazarı

Kalenin hemen ilerisinde ki Elmina Limanı, erkenden dönen balıkçıların rengarenk balıkçı tekneleriyle dolar. Hemen limanın yanında ki balık pazarı da görülmeye değer.

Kalenin karşı tepesinde

 

-Fort Saint Jago: Kalesi var.

 

Elmina- Cape Coast(11km)

Sahil yolu veya otobandan gidebilirsiniz. Ama sahil yolu, çok güzel. Yol boyu palmiyeler altında çimenlerde denize karşı dinlenenler vardı. Yol boyu denize girilebiliyor. Aralarda şık hoteller de sıralanmıştı

 

CAPE COAST

Sahil kenarında ki bu  yemyeşil yamaçlara doğru evlerin de olduğu yerleşimde en dikkatimi ceken , çok bakımlı farklı mezheplere bağlı kiliseler ve Hristiyan okullarıydı. Yine burada KSF  yiyecek dükkânlarımı gördüm.

Şehrin merkezi sıradandı. 

1-Oasis beach:  Sahil kenarında hotel ,restoran ve kafe. Kalma  tek kişi 150000 iki kişi1800 GHS. Kahvaltı dahil.

Ama şehir merkezinde GH otelde tek kişi 700,iki kişi 800 GHS idi.

 

Kayalarla korunmuş sahilinde yüzebilirsiniz.

Sahile bakan bahçesinde keyif yapabilirsiniz. İnterneti de var. Ben yine gittiğimde çok dalga vardı. Hemen beş dakika yürüme mesafesinde

 

-Cape coast kalesi Zamanında köle ticaretinin merkezi olan Cape Coast Kalesi, 17. yüzyılda inşa edilmiş sonrasında İngilizlerin eline geçmiş. Daha sonra İsveç, Hollanda ve İngiltere arasındaki el değiştirmiş olan kale,    UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndedir.

kölelerin tutulduğu zindanlar ,hücreler ve müzesini ziyaret edebilirsiniz.

 Amerika Birleşik Devletleri'nin Başkanı Barack Obama ve eşinin Cape Coast Kalesi'ni ziyaret etmeleri vesilesi ile plaket asılmış.

Tur veya bireysel gezebilirsiniz 

 

 Asafo savaşçılarına ait rengarenk Posuban tapınaklarını ve heykellerini görebilirsiniz.

 

 

 KAKUM MİLLİ PARKI (Kesin görünüz.)

Elmina ile Cape Coast arasındaki 

Pedu junction(Kavşağından ) taksi, dolmuş ile

Abura yerleşimini  geçerek gidiliyor. Kavşaktan 32 km.”

 

Yerliler için  canopy 40,giriş 10 GHS.

Yabancılar için conopy  130 giriş,20 GHS.

Parkta gelişmiş ulusal parklarda olduğu gibi Ağaçtan çok güzel resepsiyon ve restoran var. Bu parkta keyifli bir gün geçirebilirsiniz. Sanırım 16 da kapanıyor.

Gana’nın en büyük millî parkı ve tropikal yağmur ormanıdır.

 

Bu yağmur ormanlarında farklı ağaçlar, 400 den fazla çeşitte kuş,40 dan fazla büyük hayvan var. Ama sık orman nedeni ile görmeniz mümkün değil.

Gelen ziyaretçiler grup halinde görevli tarafından 45-60 dakikalık tur ile conopy’nin başlangıç noktasına geliyorsunuz.

 

Buradan

Yağmur ormanının üstünde ki “canopy walk” isimli, ağaç tepeleri arasında asma  köprülerden  yürüyerek  yağmur ormanını yukarıdan görebiliyorsunuz . Ormanın ne kadar derin ve yoğun bitki örtüsü ile kaplı olduğuna tanık oluyorsunuz. Gençler ,yürümekte çekindiler. Benim yürüdüğümü görünce cesaretlendiler.

Ben bu aktiviteye hayran kaldım .Daha önce bir çok  yağmur ormanı gördüm. Endonezya’da  özel izinle gezdiğim ve kamp yaptığım yağmur ormanından sonra burayı da çok beğendim. Şiddetle tavsiye ederim.

 

 Cape Coast-Accra(145 km, otobana çıktığınızda birçok dolmuş geçiyor,55 GHS, ama yol ve köprü yapımı nedeni ile dört buçuk saatte şehrin dışına bir yere vardık.

Buradan köprünün altından Tata Bus ile şehrin merkezi sayılan “Makola”ya  geldim.(Veya James town’da da yarım saat sonra  inebilirsin.

 

 

 

ACCRA 

 

Gana'nın başkenti ve en büyük şehri  olan Accra, ülkenin ticari ve kültürel merkezi konumundadır. 

Not:Hava alanı yolunda Maarif vakfına ait Türk okulu varmış.

 

Not: Daha önce diğer Türk elçiliklerinde Bir ülkeye girdiğimde ilk olarak Türk elçiliğine gitmemi söylemişlerdi. Accra Türk elçiliğine gittiğimde beni güvenlik görevlisi karşıladı. Sadece gelenlerin   bekletildiği yerde oturduk. Ne sorduysam bilmediğini söyledi. Daha sonra cevapları öğrenip bana yazacağını söyledi. Artık benim ihtiyacım olmadığı sürece Türk elçiliğine  gitmem.

Diğer batı ülkelerine göre bakımlı, nispeten temiz  bir şehir. Abdijan’a  benziyor. Gayet temiz ve bakımlı devlet binaları, hoteller, restoran ve kafeler var.

Özellikle elçiliklerin olduğu bölgede çok şık binalar ve evler vardı.

Denizin ve palmiyelerin çevrelediği Makola, şehrin merkezi sayılır. Her taraf satıcılarla dolu ve çok gürültülü. En yakın yerdeki  kilisenin yanında ki kitap dükkanına çantamı bıraktım.

I-Şehir içi

Buraya en yakın

 

1-Kwame Nkrumah Anıtı(Mozolesi) ve Parkı

Giriş  yerliler için 15, yabancılar için 100 GHS.

Gana'nın ilk bağımsızlık lideri Kwame Nkrumah'ı anmak için yapılmış bu parkta, Nkrumah'ın heykeli ve bağımsızlık mücadelesini anlatan  müzesi bulunur. Heykelin önündeki havuz ve havuz içindeki heykellerin su gösterisi de güzeldi. Wifi ile internete bağlanabilir, telefonunuzu şarj edebilirsiniz.

Buradan taksi ile 

 

2-James Town Mahallesi

Deniz kenarındaki bu eski yerleşimde turist merkezi var. Ne işe yaradığını pek anlayamadım. Oradan hemen beni bir uyanık kendisinin rehber olduğunu söyleyerek kaptı. Seni  gezfiririm.100 GHS’ nı alırım dedi.

 

A-Zindan: Merdivenlerden aşağı indiğimiz  bu zindanda İngilizler köleleri buraya tıkıp sonra alt tünellerden kaleye , oradan da deniz yolu ile İngiltere, Amerika ve Karayiplere gönderiyorlarmış. Para istemeyi biliyorlar ama zindana giden merdivenleri bile temizlemeyi akıl edememişler.

Çevrede eski İngilizlerin yaşadıkları kolonyal evler var ama harap durumdaydı. Kalenin tam karşısında da bakımlı kralın evi vardı. Hemen ileride

B-Lihht  House: Deniz kenarında eski bir yapı. Hemen bitişiğinde

C-James Kalesi: Şehrin ilk hapishanesi.

Neredeyse yıkıldı yıkılacak. Rehber, kapıyı yakında yaşayan birisine açtırdı. İçi de haraptı. Köleleri prangaya vurdukları hücre ve açık hava salonu vardı.

Buradan taksi ile

 

3-Osu kalesı:‌Giriş 80 GHS. Deniz kenarında ki bu kale Elmina kalesine benziyordu ve  bakımlıydı. Zaten askerler tarafından korunuyordu. Kaleye giden yolda çok güzel evler de vardı. Kalede yine zindan, hücre ve bazı kullanılmış eşyalar vardı. Kaleyi tur ile veya bireysel gezebiliyorsunuz. Bu kaleye de şehrin merkezinden tünel ile gidiliyormuş.

Buradan tekrar Makola’ya döndüm.

Yürüyerek 

4-Makola Pazarı(Market):

Çok geniş alana yayılmış açık ve kapalı dükkanlardan oluşan bölge. Özellikle giysi, ayakkabı, çanta, yerel el sanatları,  rengarenk kumaşlar,  baharatlar ve Egzotik meyveler,  yöresel yiyecekler gibi her şeyi satın alabileceğiniz pazar.

 

5-AjraTeknoloji Üniversitesi (Önünden geçtim. Hava çok sıcak olduğundan içeri girmedim.

Biraz ilerisinde 

 

6-Fen Müzesi 

Onun da ilerisinde

 

7-National.museum: kime sorduysam mozale müzesine yonlendirdiler.univerdite den sonra.

Giriş 80 GHS.

İçinde çok fazla eser yok  olanlar değerli. Çok özenle düzenlenmiş,  bakımlı, temiz ve gitmeye değer bir müze.

akan altın ağırlıkları:

 

Altın tozunun ticaret para birimi olarak tanıtılmasına kadar, TH'li takas sistemi baskındı. Sahra ticareti Akan Krallığı'nın bazı bölümlerine kadar uzanırken, liderler böylece altın külçeleri ve toz ticaretini, ticaret yaptıkları tekstillerden daha kazançlı buldular, dolayısıyla altın ticareti ortaya çıktı. Altın tozu Gold Coast'ta para birimi haline geldikçe, mal ve hizmet ticareti ve değişimi yapmak için ağırlıklar ve ölçekler gerekliydi. Altıncı yüzyılın sonlarında Avrupalılar gelmeden önce altın kıyısındaki insanlar zaten altın ticaretiyle uğraşıyordu.

 

Altın ağırlıkları üretme tekniğine 'Ci Perdue', balmumu dökümü denir. Pirinç minyatür formlarda Akan kültürünün en karmaşık ve ayrıntılı temsili özelliklerini yakaladı. Ağırlıkların çoğu, Akan sanatlarını ve folklorunu, işgali, şefliği, günlük ev aktivitelerini, bitki örtüsünü, tarımsal ürünleri ve vahşi yaşamı temsil eden mecazi AR atasözüydü.

 

Geometrik ağırlıklar çoğunlukla kare veya dikdörtgendir

 

İşlem sırasında altın ağırlıklarının (belirli ölçülen ağırlıklara sahip olan) ve tüylerin altın tozuna karşı tartılmasında pirinçten yapılmış pound, üfleme tavaları, kepçeler, kaşıklar ve skaladan daha küçük olan şekilli ve çoğunlukla daha küçük boyuttaydı. Altın ağırlıkları para biriminin girişinde işlevlerini yitirdikçe, estetik işlevlerin yanı sıra tarihsel belirteçlere hizmet eden nesneler haline geldiler. Cowries ve pirinç manilalar da Krallık döneminde ticaret para birimleri olarak tanıtıldı.

 

 

 

Not:Web De…Center: Burası elçiliklerin olduğu bolgedeydi  ama unuttuğumdan gitmedim.

 Araç ile

 

9-Özgürlük ve Bağımsızlık Meydanı(Black Star Square-independence square):

Deniz kenarında basit bir meydan. Anıtın tepesinde siyah yıldız var. Hemen karşısında stadyum var.

Buradan  sahil yolundan  dolmuş  ile sırasıyla 

 

 

10-Sahil

Akra merkezden doğuya doğru sahil boyu ilerlerseniz 

 

A-Labadi Beach 

 

Palmiyeleri altında  hotellerin, restoran ve kafelerin  ve clubun  olduğu bakımlı ve geniş alan .

Akşam saatlerinde canlı müzik eşliğinde dans gösterilerinin olduğu partiler veriliyormuş.

 Araç ile devam ettiğinizde 

 

B-Teshie

Designing Coffins: Fante kültürünün simgesi olan "fantestik tabutlar" atölyeleri.

yol üzerinde birbirine yürüme mesafesinde. Farklı tabut dizayn edilen iki yer var. İlk küçük atölyeden sonra ki sarı büyük apartmanda ki atölyeye giderseniz daha fazla çeşit görebilirsiniz.

Burada genelde ölenlerin mesleği ve isteğine göre farklı tabutlar,  genelde ahşaptan yapılıyor. Örneğin çok içenler için bira şişesi, öğretmen için kalem, doktor için şırınga , balıkçılar için balık veya tekne şeklinde yapılmış. Ayrıca araba, uçak, meyve, hayvan vb. şekillerde tasarlanmış  cenaze tabutları görebilirsiniz.

 

Ben buradan da ileride çok korunaklı ve şık bir otelde kaldım ama çevrede görülecek bir şey yoktu. Sadece dinlendim.

 

 Sahil boyu batıya doğru ilerlerseniz

 

11-Kokrobite Plajı

 

Denize girebileceğiniz daha sakın  Sahil.

Artık ben ülkenin kuzeyini gezmek üzere Tema otobüs istasyonundan önce 

20 km kuzeydeki Adenta Dodowa’ya kalmak için gidip oradan gezinme devam edeceğim. Bu yerleşimde de yüksek duvarlarla çevrili birçok villa gördüm. Ama bu lüks villaların önündeki yol yine toz toprak içinde.

ANI:  Dolmuştan bu yerleşimde indiğimde  çok bakımlı evin kralın sarayı olduğunu öğrendim. Gitmek istediğimde yeni öldüğünü, ailesinin evde olmadığını söylediler.

Orada toplanmış .Ganalılara ”Kral kim? Sizin krala ihtiyacınız yok. Ülkenin her yeri kilise ve camilerle bezenmiş ama yol, su  ve elektrik yok. Bu normal mi?  Dediğimde de beni onayladılar. Anlamadım bu Afrikalıları.

2-Aburi Botanik Bahçeleri, Boti Şelalesi, Şemsiye Kayası,  ve Kakao Çiftliği Turu

eğer benim gibi yalnız seyahat ediyorsanız bu türü almanıza hiç gerek yok. Zaten gezilen yerleri ben çok beğenemedim.

 

Adenta Dodowa-Aburi BotanikGarden

Acrra'dan gelirken Adenta'ya varmadan Barya  kavşağından sola girip sola dolmuşla devam ediniz. Dolmustan indiğiniz benzin istasyonundan yürüyerek botanik bahçesine gidiniz

1-Aburi Botanik Garden: Yerliler için giriş 10, turistler için 20 GHS.

Bu tropikal bitki örtüsüyle kaplı bahçede devasa ve farklı ağaçlar var. Özellikle  yolun iki yanında tek sıra dizilmiş  kokanat ağaçlarının görüntüsü harikaydı. (Kokanat ağaçlarından palmiye ağaçlarının farkı, gövdelerin timsah derisi gibi. Kokanat agaclarinin gövdesi düz.)Ama kesinlikle gidilmesi gereken bir yer sayılmaz.

Buradan tekrar ana yola çıkıp dolmuş ile koforidua'ya gidiniz.

Koforidua-Nkurakan(Dolmuş, yârim saat), - Boti(12 km, paylaşımlı taksi,11 BHS, aynı yolda köyler olduğundan çok çabuk doluyor.)

Aslında Boti Şelalesinin yoluna çıkarsanız çok geçen araç oluyor. Yol  manzarası yemyeşil.

2-Boti falls ve şemsiye kayası: Giriş yabancılar için 150,yerliler için? Genelde otobüslerle öğrenci grupları gelmişti. Gruplara bir tane rehber veriyorlar. Bir saat gidiş, bir saat dönüş. Yol, büyük kayalık ve yürümesi zor.

A-Şemsiye kayası: Önce mağara gibi kayalık yerleri gördük. Biraz ilericinde kaya ,gerçekten şemsiye gibi açıkta diğer kaya in üzerinde duruyordu. Bana göre sıradandı.

Buranın biraz ilerisinde ki küçük köyde ise üç çatallı palmiye ağacı vardı. Hemen kutsal olarak anlam yüklenmiş. Bir kökten çıkan üç ayrı dalına Hac işareti çizmişlerdi.

B-Boti falls: Girişten 5-10 dakika merdivenle indiğinizde görüyorsunuz. yağmur mevsiminde çok güzel olduğuna eminim. Ip gibi çok yüksekten akıntı vardı. dinde güzel bir gol oluşturmuştu. Aslında bu gölde yüzmek çok keyifli olurdu. Suyun bol olduğu  dönemde gölde hazır bekleyen kayık ile de gezebiliyorsunuz 

Tetteh Quarshie Kakao Çiftliğini de bu turda gezebilirsiniz. Ben ,kaldığım ev sahibinin kakao çiftliği  olduğundan gitmedim. 

 

Buradan tekrar Koforidua'ya dönüp oradan Suhum(Dolmuş, bir saat)-Adewa’ya  geçerek Kumasi yoluna girdim.

ADEWA

Kumasi yolunda kalmak için uğradığım beş bin kişilik bu yerleşimde Kumasi'ye gitmeden önce iyi bir dinlenmek istedim. Şehir gezmek içinde güzel. Nedense bu şehirde adım başı bar vardı.

Sabah ev sahibinin Kakao çiftliğine gittik .Kakao ağaçlarının gövdelerinde ki küçük kavuna benzer turuncumsu meyveleri tam olgunlaşmadan içindeki çekirdeklerin çevresindeki zarımsı bölgeyi ağzınızda emebiliyorsunuz.

Normalde bu çekirdekler kurutulduktan sonra çikolata yapımında kullanılıyor.

Burada birçok cenaze merasimine tanık oldum.

Bu şehirde iki tane dağ var.

Bunsu Ecopark: Bu dağda vonopy walk aktivitesi de var

Akooko Mountains

Akşamda açık hava bahçesinde düğüne katılacaktım ama yoğun yağmur nedeni ile iptal oldu.

Burada iyice dinlendikten sonra Kumasi’ye gidecektim ama  önce buradan tekrar geri dönüp Koforidua’dan Hohoe şehrine gittim. Çünkü nehirlerden dolayı  bu şehre Kumasi’den geçilmiyor. Tekrar geri dönmek zorundasınız.

Önemli: Accra’yi gezdikten sonra eğer Hohoe şehrine gidecekseniz veya Togo’ya geçecekseniz önce Acrra’dan veya  Koforidua’dan gitmelisiniz.

Ben 

Koforidua-Hohoe(Dolmuş,100 GHS,4 saat)

Benim henüz Burkina Faso vizem gelmediğimden  bu arada çok zor duruma kaldım. Nereden devam edeceğime karar veremedim

O nedenle önce Burkina Faso vizenin geleceğini tahmin ederek 

Koforidua-Hoe-Tamele-Kumasi-tekrar Fildişi sahili-Burkuna Faso- Togo yapacağım. Yolum uzun ve meşakkatli.

WOLTA BOLGESİ

Bu dağlık ve yeşil alanlarla dolu bölgenin başkenti “Ho”.Ana Hohoe şehri,  daha turistik.

1-Volta Gölü:

Volta nehri ve 1965 de biten dünyanın en büyük yapay  göletlinden biridir. Akosombo Barajı tarafından oluşturulmuştur.

Nehrin etrafında içinde asma köprüler olan orman var.

Göl çevresinde tekne turları yapabilirsiniz. 

A-Volta Gölü ve Atimpoku köprüsünü:

 

Bindiğimiz dolmuş  “Atimpoku” yerleşiminde mola verince volta golünü ve  Atimpoku köprüsünü görebiliyorsunuz. Ama polis, araçların köprü üzerinde durmasına izin vermiyor. Ona göre şoför ile konuşunuz. Gölde  üstü tenteli yanları açık teknelerle gezinti yapabilirsiniz.

 

B-Volta Gölü ve Akosombo Barajı

Ama bu golü daha detaylı gezmek isterseniz Koforidua'fan direkt Akosombo

yerleşimine gelen dolmuşa binebilirsiniz. Burayı gezdikten veya kaldıktan sonra Hohoe’ye geçebilirsiniz

.

A-Ayrıca, Krobo bölgesinde geleneksel cam boncuk üretim atölyesini gezebilirsiniz.

 

B-Basar Kabilesi:Togo sınırında geleneksel demir üretim tekniklerini geliştiren ve onları bugüne kadar koruyabilen bu kabile eski  kil maden fırınınındı  hala demir işleri ile uğraşıyorlar.

.

Hohoe—Kumasi(390 km,9 saat)

Kumasi Tamale(395 km)---Hohoe(389 km)

 

HOHOE

Çevresi yemyeşil dağlarla çevrili, havası ve doğası  güzel bir şehir. Ayrıca Gana ile Togo arasında ki tek sınır kapısı bu şehre çok yakın. Şehir  içinde su olukları temizdi. Şehir içinde fazla görülecek bir şey yok. Dağlara doğru yürüyüş yapabilirsiniz. 

Şehir içinde Stadyumu görebilirsiniz. Unlu dediler ama çok sıradandı. Şehrin çevresinde gezilecek yerler:

1-Wli -agumatsa Şelalesi

Otobüs terminalinden Wli köyüne giden dolmuş ile  gidebilirsiniz. Veya şelale yoluna çıkarak motor veya taksi ile de gidebilirsiniz. Bir saat kadar sürüyor 

Yabancılar için giriş 60 GHS.

Girişten 45 dakika orman içinde ki yoldan rehberle veya rehbersiz  yürüyerek ulaşabilirsiniz .

Gana’nın en büyük şelalesi olan Wli, iki aşamalı .Siz 100 metreye yakın ilk aşamasını görebiliyorsunuz. Onun üstündeki aynı boyuttaki ikinci aşamaya farklı bir yoldan ulaşılıyor. Şelalenin  altında oluşan Gölcük'te yüzebilirsiniz .Bu şelale gerçekten görülmeye değer. Buradan ben kiralık motor ile devam ederek 

2-mount afadjato: Yeşilliklerle kaplı bir dağ.Genekde gençler gelip tırmanıyormuş.  O nedenle gitmenize gerek yok. Buradan yine motor ve ya araç ile düzgün süre devam ederseniz

3-Tafi Atome Monkey Sanctuary( Maymun Koruma Alanı-Maymun Cenneti ):

Önemli: Ben yoldan devam ederek bu parka geldim ama yanlış yaptım. Bu maymun parkı Akra yolu üzerinde olduğundan Akra’dan gelirken  Hohoe’ye bir saat kala yol ayrımında inip motor veya araç ile ulaşabilirsiniz.

Eğer Hohoe’nin içindeyseniz Şelaleye gidip geri dönüp dolmuş ile bu maymun parkına gitmeniz daha mantıklı.

Bu parkta mono maymunları ile çok keyifli zaman geçirebilirsiniz. Giris yabancılar için 80 GHS. Önce yakından muz satın alıp rehberle bu eski ormana giriyorsunuz. Rehberin çıkardığı sesten sonra dallardan resmen başıma maymun yağdı. Hele küçükleri çok sevimli. Gerçekten dost canlısı hayvanlar.

Buradan araç ile yarım saat sonra 

4- Kente Köyü:

Burada yerel dokumaların nasıl yapıldığını görebilir ve satın alabilirsiniz. Ben selenin orada gördüğümden  buraya tekrar gitmedim.

Hohoe Yamalı: Hohoe ‘deki Tamaki terminalinden Hohoe-kpassa-yendi-tamali’ye ulasabiliyorsunuz.

Bohoe-Tamale(7 saat. Yol manzarası güzel değil. Yeşillik çok azaldı .)

ANI: Sabahın 5:30’unda garajdaydım. Önce gayet lüks dolmuş ile 280 GHS  dedi. Yolcular tam denildiği halde bekledik. Araç içindeki iki yolcuda indi. Hemen muavine ”Onlar başka araçla mı gidecekler?” diye sordum. Bana” Hayır. Onların güzergâhı” farklı “ yalanı atarak benim iki saat daha beklemem gerektiğini söyledi.  Biraz sonra ne olduysa eski bir taksi ile güzergahı farklı denilen yolcularla tekrar yola çıktık. Artık Afrika’da yalan konuşanlara beni zarara uğratmak isteyenlere, ben zarara uğratarak ceza veriyorum.

Not: İsterseniz yol üstünde “Yendi” de inerek Gana’da kalan son cadıların köylerinden birine görebilirsiniz.. 

 

TAMALI

Beş milyonluk büyük ve geniş alana yayılmış bir sehir.

Gana’nın kuzeyinde genelde Tamale’de “Dagombas” kabilesi yaşıyor. Bunların yerel dilleri farklı ve yüzde doksan sekizi Müslüman.

Bu şehirde girer girmez Müslüman ağırlıklı olduğunu fark ediyorsunuz. Çok şık bakımlı camiler var. Başları türbanlı hanımlar dahil motor kullanıyorlar. Müslüman kız öğrencilerinin hepsinin başı beyaz türban ile kapalıydı. Kadının ,özellikle küçük kız çocuklarının başlarının kapatmak zorunda olması benim enerjimi hemen alıyor. 

Şehirde bir zenginlik havası var. Yer bol olunca villa tarzı evler de fazlaydı.

Şehirde gezilecek fazla bir yer yok.

Şehir merkezine 40 dakika uzaklikta

-Red clay :

Ben motor ile gittim. Genis binanın içinde 

Eskiden ayakkabı üreticileri tarafından kullanılan insanların ayakkabılarını onarmak için aletlerini koydukları binlerce kutunun oluşturduğu harika bir dizayn. Bana çok ilginç geldi.

Yine ikinci dünya savaşında kullanılan bez sedyeler, maden ocaklarındaki el arabaları, madenler vb. sergilenen bölümde var.

Bahçesinde de eski den kullanılmış tren, uçak, otobüs gibi taşıtlar sergileniyor.

Hemen ilerisinde 

 

-Jana köyü geleneksel evler:

Dagombas kabilesine ait  geleneksel yuvarlak, koni şeklinde üstü ot ile kaplı geleneksel evlerin  olduğu köy. Çok kirli ve bakımsızdı. Genelde fıstık ile uğraşıyorlardı.

 

 

 

-Shea yağı ve yerel sabun üreten kadın grubu:

 

shea  ağacının meyvesi den üretilen Krem ve sabunlar satılıyor. Buyuk bir kutu satın aldım.

 

-Market:

Yol boyu kurulmuş renkli Afrika pazarı

-Kral ve sarayı: Her yerleşimde olduğu gibi burada da bir kral vardı. Koni çatılı şeklinde modern şekilde yapılmış bu sarayı ziyaret etmek artık paralıymış. Ben gittiğimde kral üst makamlarla görüşmeye gittiğinden tanışamadık.

-Şehirde kocama China Town var. Bu gidişle Çinliler dünyaya hakim olacaklar!

 

-Sehirde

Central ,Ambariya(Hemen yakınında Şii cami var, Mescidi Bayan gibi büyük ve gösterişli camiler var .Ayrıca adım başı küçük camiler var.

 

ANI: Daha önce düştüğümde ayağımda ki yara iyi olmayınca ve ağrı yapınca yakındaki hasta haneye gittim. Bahçesinde  Türkiye'den zat-ı Muhterem ölen Türklerin adına bir su kuyusu(Tulumbalı) ve bir su deposu yaptırıldığını gördüm. Bu kadar mantıksızlık olamaz. Türkiye’de su ihtiyacı olan köy mu kalmadı. En basitinden Türkiye'de okul yaptırmak kimsenin aklına gelmiyor mu? Tabii insanlar ne kadar cahil bırakılarsa  o kadar hakimiyet altına almaları kolay olacaktır. Ama bu kişiler Taş Afrika'da ki Müslümanlara yardım yaparak ne kadar fazla Müslüman olduklarını çevrelerine duyurmuş oluyorlar.

Hele Kurbanda sürekli Müslüman Türklerin burada kurban kestikleri anlatılıyor. Pes. Türkiye’de artık insanlar et yiyemediklerini göremeyecek kadar kör mü olmuşlar? Memleketinizde kurbanınızı kesin de iki fakir yararlansın.

Afrika'da ki kör cahil Müslümanları beslemek  niye? Dinimiz bize hak vermiş diyerek dört kadın alıp sayısız çocuk peydahlayıp sokağa salan bu insanları  besleyin ki kuvvetlenip daha çok üresinler. Müslüman nüfusunun artması çok önemli! Gerçekten yardımcı olmak isteyen, önce bilinçsizce üreyen bu cahillere doğum kontrolünü öğretsinler. Resmen, Türkler, Afrikalıları dilenciliğe alıştırmışlar.

Tamale’nin şehir merkezinden farklı yerlerde farklı firmaların araçları(Büyük otobüs, dolmuş,t aksi) ile Kumasi’ye gidebilirsiniz.

 

Ben 2+1 ki koltukları olan otobüs ile saatte Kumasi'ye gittim.140 GHS. Aslında sekiz saat sürüyor ama otobüs yolda bozuldu. Yeni bir otobüs gelmesini bekliyoruz şu anda. Ama otobüsün klimaları çok fazla çalıştırıldığında resmen dondum. Iki saat yenisi obüsün gelmesini sabırla bekledik .Ben dayanamadım. Yola çıkıp konforlu bir dolmuş ile Kumasi'ye gelebildim.

 

 

 

 

KUMASİ

Gana'nın ikinci büyük  şehri olan Kumasi,  Ashanti Krallığı’nın kalbi , altın cevherlerinin olduğu  , 3 milyonluk  ülkenin merkezi ve  tarihi ve kültürel başkentidir.

 şehrin merkezi o kadar kalabalık ve gürültülüydü ki hayal kırıklığına uğradım.. Bu ve yakın şehirlerde her yerde Asente krallarından birinin heykelini görebilirsiniz.

Şehirde devasa pazarlar, kral sarayları ve geleneksel törenler önemli yer tutar.

 

Manhyia Sarayı :

Kumasi’de  Ashanti krallarının ana ikametgahı olan Manhyia Sarayı ziyaret açık degil. Kral ve ailesi yaşıyor 

Hemen yanında ki 

 

Saray müzesi:

Giriş yerlilere 20 ,turistlere 100 GHS. Her gün açık.

 

 

Asante kültürünü ve tarihini  dair  değerli eserler, fotoğraflar ve kralların bal mumu heykelleri  sergileniyor. İçeride altın takıların  vb. fotoğrafını çekebiliyorsunuz  ama diğerlerinin fotoğraflarını çektirmiyorlar. Solmuş eski altın  eseler aslında çok etkileyiciydi.

Ayrıca festivallerde kralların resmi geçitlerinin filmini izleyebilirsiniz .

Müzeden 10 dakika aşağı doğru yürüdüğünüzde 

 

Kumasi Merkezi Pazarı (Kejetia Market)

Batı Afrika’nın  en büyük kapalı ve açık alan pazarı. Bu çok katlı kapalı alan da ki dükkânlar düzenli ve temizdi. Ama ben kayboldum. Tekrar sebze pazarını bulamadım. Yiyecek, giyecek, hediyelik,  eşyalar, yöresel ürünler…Aklınıza ne gelirse bulabileceğiniz bu kapalı pazarın çevresi de de açık pazar devam ediyor.

Buradan 15 dakika daha yürüdüğünüzde

 

National Cultural Centre

Gana’ya ait  heykel, demir işleri, sepetler, kumaşlar, hediyelik eşyaların atölyelerinin olduğu ,aynı zamanda satın alabileceğiniz büyük bir park.  

Ayrıca restoran ve kafeler de var.

Kültürel etkinlikler ve yerel festivaller  bu merkezde düzenleniyormuş.

İçinde 

 

A-Prempeh II Jubilee Müzesi

Giriş yerliler için 15,turistlet için 50 GHS.

Ashanti Koleksiyonunda; antik kraliyet eşyaları, geleneksel kıyafetler ve krallar tarafından kullanılmış  objeler sergileniyor. 

Burada da eski ve çok ilginç eserler görecesiniz.

Kumasi Üniversitesi de ziyaret edilmeye değer. Çok büyük ve yemyeşil bahçeler arasında fakülteler vardı.

 

Kumasi kalma 

Aslında burada beni misafir edebilecek bir çok aile vardı. Ama hepsinin evi şehir merkezine oldukça  uzaktı. Ben de şehir merkezine 14 km uzakta  guest houseda standart odada  kaldım.(350 GHS )

 

Ashanti kralları (Asantehene), Gana'daki Ashanati İmparatorluğu'nun hükümdarlarıdır ve 1-Osei Tutu Opemsuo (1680-1717) imparatorluğu kuran ilk kraldır;.

Tarihi Bağlam:

-Ashanti Krallığı (Asante), özellikle altın zenginliği ve güçlü ordusuyla biliniyordu

-İngilizlerle yapılan savaşlar (Ashanti Savaşları) sonucunda, 1902'de toprakları İngiliz Altın Sahili sömürgeciliğine dahil edildi.

imparatorluk İngiliz sömürgeciliğiyle çatışmış ve 1902'de toprakları resmen ilhak edilmiştir. 

 

Günümüzde Gana topraklarında yer alan bu bölgede krallığın geleneksel yapısı devam etmektedir.

 

 

 

 

 "Önemli Ashanti Kralları (Asantehene):

1-Otumfuo Osei Tutu Opemsuo (1680–1717): Ashanti İmparatorluğu'nu kuran kişi.

2-Otumfuo Opoku Ware "Katakyie" (1720–1750): Krallığın genişlemesine odaklandı.

3-Otumfuo Osei Kwadwo (1764–1777): Bölgesel genişleme dönemi yaşandı.

4-Otumfuo Agyeman Prempeh I (1888–1931): İngilizlerle mücadele eden önemli bir hükümdar.

5-Otumfuo Sir Osei Agyeman Prempeh II (1931–1970): Modern Ashanti yönetimine katkıda bulundu.

6-Otumfuo Opoku Ware II (1970–1999): bu20. yüzyılın önemli hükümdarlarından.

7-Otumfuo Osei Tutu II :1999 dan beri hala kral.

 

Kumasi’den Fildişi sahili in kuzeyinde ki Yamusukro’ya geçmek:

Kumasi-Sünyani(136 km)

Hep dediğim gibi gezerken şans paçamdan akıyor. Ev sahibim kız kardeşini ve sevgilisini görmek için bu şehre gidiyormuş. Beni de götürmeyi teklif etti. Siz tahmin edemezsiniz. Bu benim için çok büyük şans oldu. Yoksa ben şehir içinden çıkmam bile çok zor olacaktı. Fakat daha şehirden çıkmadan araç bozuldu. Çağırılan tamircilerde sorunu çözemeyince ev sahibim kardeşinin jeepini istedi. Cok rahat bir yolculuk yaptım. Ben bu yollardan bir günde ancak sınıra ulaşabilirdim herhalde.

Sünyani-Dormaa Ahenkro(2 saat)-Gonnokrom(40 dakika)-Yumussukro(367km)

Sünyani’den sonra toplam 450 km.

Not: Gana ile Burkina Faso arasında “Dakola” kara sınırı var.

 

ANI:Ben direkt Sünyani’fen sınıra kadar taksi ile geldim. Tek kendim için Sünyani-Dormaa Ahenkro’ya  kadar anlaşmama rağmen yolda yolcu alabileceğini söyledim. Sürekli yolcu aldı. Bu arada arkada ki çantamı benim kucağına alırken gözlük çerçevem kırıldı. Özür bile dilemedi. Canım çok sıkıldı. İyilik yapmak her zaman iyi sonuç vermiyor. Bende çok yakın olan sınıra kadar bırakmasını rica ettim. Benden o kısa yol için tekrar para isteyince vermedim tabi ki.

 

ANI: Bu  fildişi sahiline gireceğim sınır küçük bir sınırdı. Yapay zeka,  damgalayacak görevli bulamayacağımdan geri döndürülme riskinin olacağını  söylemesine rağmen diğer yakındaki sınırlara ( Sampa veBondoukou sınır kapılarına )giderek yolumu uzatmak istemedim. Gana tarafında pasaportumu damgalatmadan hemen dibinde ki Fildişi sahili polisine ’’Benim  özel pasaportum olduğundan sizin ülkenize vize ihtiyacım yok. Sadece pasaportumu damgalamanız yeterli’’  diyerek eski giriş ve çıkış damgamı  gösterdim. Polisin eline fırsat geçince  “Mümkün değil. Vize akmalıydınız”  deyince hemen durumu anladım. Onlar rüşvet istemeden ben yolunu yaptım. Para göndermek için ad ve telefon numarası isteyince polis için  tehlikeli olacağını söyleyerek vermek istemediler. Beni de kaçırmak istemiyorlar. Mühürü  bastılar ama sadece tarih görünüyor. Bunun uygun olmadığını söyledim. Bir tanıdığınız numarasını vermelerini söyledim. Bu sefer eski tarihi karaladılar .Yeni damga vurdular ama yine tam okunmuyor İmzalamadılar da. Sanırım onlarda kendilerini garantiye alıyorlar. Rüşveti alamayınca benim zor durumda kalmamı istiyorlar.

Her birine 50 şer dolar göndereceğimi söylediğimde çok memnun oldular. Onları korumayan Tanrı adına ”Tanrı seni korusun” demeyi de ihmal etmediler.

Afrika fakir olduğundan değil dilenciliğe alıştırılmışlar. Bunda Türklerin payı büyük.

Buradan taksi ile ,45 km ilerdeki “Agnibilekrou”

 Yerleşimine   geldim. Yamusukro’ya gece otobüsü olmadığından bir gece burada kalıp sabah Yumuskuro’ya 7 otobüsü ile gittim.

Fildişi Sahilinin kuzeyinde görüşmek üzere

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder