|
10-GANA
Gana – Akra Türk
Büyükelçiliği
embassy.accra@mfa.gov.tr
Nöbetçi numarası:+233 302218180
VIZE
Sadece e vize var
1-Eğer Fildisi-Abdijan’dan
müracaat ediyorsanız
Ghana Embassy Abidjan visa
Application(www.abfijsn.mfa.gov.gh)
Sisteme
-Pasaport
-Vaccinahon (Yellow fever)
-Foto
-Hotel booking
-Travel Itinerary)(Gana ve
Gana'dan sonraki gezi planınızı harita üzerinde gösteriniz.)
-Signahure(Bilgisayar veya
telefonunuzda imzanızı kalemle atıp yükleyiniz.
En sonda gelen sayfanın
fotokopisi ile başvurduğunuz ülkenin Gana büyükelçiliğine gidiniz. Vize
onayı gelince tekrar Gana elçiliğine gidip pasaportunuza vizeyi bastırınız.
Tek giriş 3 aylık vize
40.000 CFA(73 Dolar),5 iş günü
beklerseniz
60.000 CFA,üç gün beklerseniz
80.000 CFA,1 gün beklerseniz
Önemli Not: Abdijan Gana
elçiliği 10 km merkeze uzak olduğundan başka bir ülkede Gana
vizesinin almaya çalışınız. Gidip gelmesi zor.
Ayrıca Şehir içini en fazla iki
günde geziyorsunuz. Bunu bildiklerinden en ucuz vize için sizi
bekletiyorlar. Ama rica ederseniz pazartesi verdiyseniz cuma
alabiliyorsunuz.
Ayrıca Gana’ya giderken Grand
Bassam ve Asiine yolundan gittiğinizde mecbur vize beklerken
buraları gezmeye gittiyseniz vizenizi ve pasaportunuzu geri almak için
benim gibi tekrar Abdijan’a geri dönüp tekrar Gana’ya giderken aynı
yolu gitmeniz gerekiyor.
O nedenle Gana vizesini başka ülkeden aliniz.
2-Ankara Gana elçiliğinden
öğrendiklerim:
online viza---online başvurup evrakları elçiliğe ileterek.)
www.ghanaembassy-turkey.com
adresinden evrakları sisteme yükle.
Evraklar ve vize ücreti dekontu ile elçiliğe git.
Normal olursa bir haftada, hızlı istersen 48 saatte vize
hazır oluyor.
Vize ücreti;
1 aylık 60Euro.
3 aylık 75 Euro
6 aylık 110 Euro
Bir yıllık 150 Euro
Online vize: Yani Evrakları sisteme yükledikten sonra pasaport,
online vize form, banka ödeme makbuzu ve diğer başvuru
evraklarını fiziki olarak elçiliğe iletmek gerekiyor.
Ankara Elçiliği veya İstanbul konsolosluğu dan da alınabilir .
farklı ülke elçiliklerinden alabilirsiniz.
Önemli: Vize ,alır almaz başlıyor.
O nedenle zamanım yetmez diyorsanız 3 veya 6 aylık almak
zorundasınız.
Başkası evrakları teslim edebilir, alabilir. Veya kargocuya
telefon açıp onlar da gelip teslim alabilirler.
Kançılarya:
İlkbahar Mah. 606. Sk. No: 10 Oran Çankaya
: +90 (312) 442 5479
: +90 (312) 436 0771
: +90 (312) 236 2897
: +90 (312) 441 8569
: ankara@mfa.gov.gh
: info@ghanaembassy.com.tr
Not: Türkiye
dışında vize alırken sigorta istenmiyor.????
GENEL
Abdijan
trafiği bana çok ters geldiğinden Abdijan’dan direk Gana otobüsüne
binmek istemedim.
Tekrar
dolmuş ile Abdijan’dan Grand Bassam’a geldim.
Oradan
taksi ile otoban yoluna “Rond Point Moossou” kavşağına
çıkıp oradan çok lüks otobüs ile Bonua’ya vardım. Bir gece burada
yatıp ertesi gün Bonoua—Aboisso(55 km,dolmuş1000 CFA )-Noé (dolmuş,1500
CFA, Fildişi sınırı)62 km)-Elubo (Gana sınırı) ‘ya geldim.
İki
sınır yan yana olduğundan geçiş kolay oldu. Sarı humma kartınızı kesin
istiyorlar.
Hemen
beş dakika sonra garajdan kalkan dolmuşlarla istediğiniz yere
gidebilirsiniz. Ben 170 Gana Cedisi vererek Elmina’ya bilet
aldım.(Tahmini 750-800 TL.)
Sınıra giderken ,palmiyeli yol
manzarası çok güzeldi.)-Elmina(Biraz içte,340 km,Yol ara ara toprak
olsa da asfaltı. Dört buçuk saat sürdü.))-Cape Coast(11 km)-Accra(145
km)
Not:Sahilden Fildişi sahilinden iki ayrı sınır kapısından Acra’ya
gidebilirsiniz.
1-grand-Bassam-Assiine-half
asini (Gana sınırı,1 saat)-takoradi (3 saat)-Akra(4 saat)Yollar kötü.
2-Grand Bassam-Bonua - norway-
Elubo
Batı Afrika’nın en hareketli, en
samimi ülkelerinden biri olan Gana; hem tarihi mirasıyla , rengarenk
pazarlar, kilometrelerce uzanan altın rengi kumsallar hem de doğal
güzellikleriyle Gana, Sahra altı Afrika'nın
renkli ve canlı atmosferiyle öne çıkan bir ülkedir.
DÍL
Gana'da İngilizce resmi dil
olup, eğitim ve yönetimde kullanılırken,
Akan (Akan, Asante Twi,
Fante lehçeleri), Dagbani, Ewe, Ga, Dangme, Nzema gibi 70'ten fazla
yaygın yerel dil konuşulur.
Akan Dili, Nüfusun büyük bir
bölümü tarafından anlaşılır ve güneyde en yaygın dildir.
DÌN
Nüfusun yaklaşık %71'i
Hristiyan, (çoğunluğu Pentekostal ve Protestan mezheplerine
bağlıdırlar. Nüfusun yaklaşık %20'si Müslüman, %3-5 civarında yerel
Afrika dinlerine inananlar bulunur.
PARA
1 Birimi Gana Cedisi(GHS)
1Dolar=10.78 G.C
10 Dolar=107.75
—---
1GHS =4,02 TRY
5 GHS=20,12 TRY
10 GHS=40,23 TRY
20 GHS=80,46 T
Bir branş öğretmenin maaşı aylık
420 Dolar civarında.
ULAŞIM:
Trotro(Dolmuş): Sehir içi ve
şehirler arası kullanılıyor.
Train ,dadece Accra ile Tema ve
Takoradi arasında çalışıyor.
Taksı: Şehirler arası
yolculuklar için paylaşımlı minivanlar (tro-tro) ekonomik ve yaygındır.
YEMEK
Yam: Tezgahlarda gördüğünüz kasavaya benzeyen ama çok daha
büyük patates tadında sebze. Sokaklarda kalın dilimleri kızartılmış
olarak satılıyor.
Jollof Pilavı:
Gana'ya özgü bir pilav yemeği olan Jollof, baharatlı pirinç, sebzeler
ve bazen et veya balık ile hazırlanır. Bu nefis yemek, Gana'nın en
popüler yemeklerinden biridir ve birçok restoranda bulunabilir.
Banku: Fermente
edilmiş mısır unundan yapılan Banku, genellikle farklı soslar ve
çorbalarda servis edilir. Bu lezzetli mısır hamuru, Gana'nın geleneksel
yemeklerinden biridir. Bana biraz ekşi geldi. Sevemedim. Mısır ve
kasaba unu ile karıştırılıp da pişiriliyor. Naylon torbalara konup
ekmek niyetine satılıyor.
Kelewele: Muz, soğan
ve baharatlarla tatlandırılan ve kızartılan Kelewele, Gana'nın sokak
yemeklerinden biridir. Bu lezzetli atıştırmalık, baharatlı ve tatlı bir
tat sunar.
Fufu: Yuca veya
muzun ezilerek elde edilen bir hamur olan Fufu, genellikle farklı
soslarla birlikte tüketilir. Gana'nın geleneksel yemeklerinden biridir.
Koose: İçinde ezilmiş fasulye, soğan ve biberin karıştırılsak köfte
gibi yağda kizartildigi çok lezzetli sokak atıştırması
İKLİM
Kasım ve Mart ayları arasındaki
kuru sezon, seyahat için en elverişli dönemdir.
FESTIVAL
Kumasi’de
Akwasidae:(Kraliyet
Festivali):Bu festivalin filmini izledim. Kral plaj şemsiyesi kadar
büyük şemsiyenin altında kollarında kocaman altın bilezik ve yüzlülerle
tahtında otururken
Kralın önünde, krallık içindeki
tüm rolleri ve iktidar konumlarını temsil eden bir grup oluyor. Bunların
içinde kılıç ve bıçak taşıyıcıları, silahlı muhafızlar, güzel devekuşu
tüyü taşıyıcıları vs. Hediyeleri getiren kraliyet mahkemesi
görevlileri, Ashanti krallarının tarihini okuyan hikayeciler,
davulcular ve trompetçiler. Canlı kırmızı kostümler giymiş dansçılar,
dans eder. Ana kraliçe de katılımcıları eşliğinde törene katılır. Ormanların
son büyük Afrika monarşilerinin
KISA KISA
-Ülkeye girer girmez insanların
farklı olduğunu hemen fark ediyorsunuz.
Fizik olarak iri yarı ve
tenleri çok koyu. Çok güler yüzlü ve yardımseverler. Geçtiğim tüm
ülkelerin en güzel ,mazlum, samimi, neşeli ve içten halkı burada
gördüm. Ganalıları çok sevdim.
-Fugo/Batakari: Genelde cenazelerde
erkeklerin giydiği el ile dikilmiş belden volanlı fazla geniş
geleneksel kolsuz veya yarım kollu bluz .
-Ama fotoğraflarının çekilmesinden
hoşlanmıyorlar. İzin de pek
vermiyorlar.
-Yemyeşil bir ülke olduğundan
yol manzaraları çok güzel.
-Tüm ülkede özelikle dev reklam
panoları çevre kirliliği yapmış.
-Alanda( African star fruit)
tropikal meyveyi sanırım ilk kez burada gördüm.
-Burada ölenlerin kocaman
posterleri evinin kapısına aşılıyor.
Ayrıca evin
duvarlarına ve çevresine siyah, kırmızı uzun bezlerden farklı
dizaynda güzel süslemeler yapılıyor.
-Gana, fakir ülkelerden sayılıyor ama bana
özellikle evler gayet güzel geldi.
-Çok bakımlı Hristiyan
okullarında öğrencilerin firmaları farklı renklerde, üzerlerine okulun
arması basılmış basma gibi kumaşlardan dikilmişti. Bu formalar havanın sıcak olması nedenin ile kolsuzdu. Maalesef
bu sıcakta küçücük Müslüman öğrenciler başlarına taktıkları naylon baş
örtüsü ve yerleri süpüren üniformaları ile okula gitmek zorunda
bırakılmışlardı.
Yine ziyaret ettiğim bir camide
başımda bone olduğu halde bana hocanın’’ Hicabın nerede ‘’diye sordu.
-Burada ev düzenleri de farkli . Avlunun içinde
veya müstakil evleri oldukça bakımlı sayılır. Tüm camlarında sinek için
tel döşenmiş. Camları bütün olmayıp dikdörtgen şeklinde parçalar halinde.
Camlar neredeyse hiç açılmıyor. Perdeler hep kapalı.
Kapılarda da Telden yine sinekler için yaylı
ikinci kapı var. Sürekli ses çıkarıyor. İkinci kapının yerine çok kalın
perdeler de asıyorlar. Çok kullanışsız..
Tamale’de kaldığım oldukça güzel bir evin kirası
aylık 37 Dolardı. Ev sahibi pahalı bulmuştu. Bizdeki ev fiyatlarını
bilse iyice şaşırır.
-Buzdolapları resmen bomboş. Sadece su .Evde
yemek pek yapmıyorlar. Acıktıkları zaman adım başı olan tezgahlardan
uyduruk bir pişmiş yiyecek alıp yiyorlar.
-Gana kültürüne göre ,anne’ye ilk eş,
kız kardeşleri kızlarım, abinin eşine eşim, yeğenlerine de
benim çocuğum diyorlar.
-Gana’daki büyük bir markette adını hiç
duymadığım mutlu makarna gibi birçok Türk ürünü gördüm.
-Buria ceremony(Cenaze töreni): Burada bir Hristiyan
kişi öldüğü zaman bizim düğünde yaptıklarımızı yapıyorlar.
Kaldığım Adewa yerleşiminde ev
sahiplerimle gezerken yoğun müzik sesi duyunca düğün olduğunu
düşündüm.
Cenaze varmış.
cenazeyi merasimi, Cuma, Cumartesi
ve Pazar günü olmak üzere üç gün sürüyor. Daha önce kişi öldüyse morgda
bekletiyorlar. Cumartesi gömüyorlar. Diğer günler seremoni oluyor.
1-Halktan birisi
öldüğünde
Ölenlerin evlerinin önünde ölen
kişinin kocaman posteri asılıyor. Bu posterler daha sonra kaldırılmadığından
çevre kirliliği yaratmış. Her yerde ,bazen iyice abartılmış dev
posterleri göreceksiniz. Ayrıca siyah ve kırmızı kumaşlardan evin
duvar ve çevresine, ağaçlara harika dekorlar oluşturuyorlar. Gelenler,
dört tarafı açık siyah+ kırmızı renkli k çadırların altında
sandalyelere oturuyorlar. Genelde gelenler siyah, kırmızı ve ya siyah
kırmızı giyiyorlar. Büyük hoparlörden gelen müzik dinliyorlar. Daha
sonra da dans ediyorlar.
Ölen kişi de morgdan alınıp
beyaz gelinlik gibi elbise giydirilip, eline beyaz dantelli eldiven
takılıp, makyaj yapılıp çiçeklerle süslü çadırda sergileniyor. Gelen
misafirler çevresinde dolanıp saygılarını sunuyorlar. Ne ağıt yakan
var. Ne de ağlayan var.
Burada gelenlere cenaze sahibi
paket halinde yemek veriyor
Daha sonra cenaze tabuta konarak
din adamları eşliğinde dua edilip cumartesi bu cenazeyi gömüyorlar.
Pazar sabahı ölen kişinin tüm
ailesi kiliseye gidip dua edip tekrar eve gelip asıl ikinci
parti veriliyor. Müzik eşliğinde dans ediliyor
2-Kralin akrabalarından birisi öldüğünde:
Ben oradayken iki saraylı kadın ölmüştü. İki ayrı kralın sarayında iki
kadının cenazesi sergileniyordu.
Saray cenazesi, saraya doğru
getirilirken ambulans ve diğer araçlarla aynı gelin alır gibi konvoy oluşturmuşlardı.
Nehre geldiklerinde konvoy durdu.
Bu nehri ölü bedenle geçmeden
önce, tanrılara adak sunmalı ve saygı göstermeleri gerekiyormuş.
kralının sarayının önünde
ölenler adına davullar ,zurnalar çalıyordu. Gençlerde çılgınca dans
ediyorlardı.
Saray eşrafından ölenler yaşlı
olunca siyah+ beyaz kumaşlarla çevre süslenmişti.
Gelenler siyah ağırlıklı
giymişlerdi. Siyah - beyaz giyinenler de vardı.
Az da olsa normal, şık
giyinenler vardı.
Kralın ailesinden ölen olduğunda
havaya ateş ediyorlardı.
Bu arada kral, elinde asası ve
kolunda kocaman bilezikleri ve yüzükleri ile tahtında oturuyordu. Benle
foto çekilirken bileziklerini incelediğimde ”Beğendiysen sana
verebilirim” dedi ama almadım.
Cenaze defn edildikten
sonra sarayın karşısına kurulmuş uzun çadırda özel misafirlere cenaze
yemeği verildi.
Kralın verdiği yemeğe ben de
katıldım. Her şey şık ve konforluydu. Ayni bizim düğünlerde olduğu gibi
alkol içtiler. Ben de palmiye şarabını denedim. Yemekte müzik de vardı.
ELMİNA
-Elmina Kalesi-(St. George's Castle)
Giriş yerlilere 20 GHS, Yabancılara
80 GHS.
Atlantik Okyanusu'nun kıyısında
yer alan Gana'nın köle ticaretindeki eski köle kalelerinden biri.
Batı Afrika’nın en eski kolonyal
yapılardan biri olan kaleyi 1482’de Portekizliler yapmış. Ülkenken
ilk hapishanesi. UNESCO Dünya Mirasında.
Kale, köle ticaretinin
sonrasında ise Hollanda, sömürge
döneminde çeşitli amaçlarla kullanılmıştır. Bugün bu bembeyaz kalenin
içinde köle ticareti dönemindeki zindan, hücre vb. görebilirsiniz.
Köle
rotası:
Danko
Nsou: Kölelerin yurt dışına çıkmadan önce son banyolarını yaptıkları
yer.
Liman ve Balık Pazarı
Kalenin hemen ilerisinde ki Elmina
Limanı, erkenden dönen balıkçıların rengarenk balıkçı tekneleriyle
dolar. Hemen limanın yanında ki balık pazarı da görülmeye değer.
Kalenin karşı tepesinde
-Fort Saint Jago: Kalesi
var.
Elmina- Cape Coast(11km)
Sahil yolu veya otobandan
gidebilirsiniz. Ama sahil yolu, çok güzel. Yol boyu palmiyeler altında
çimenlerde denize karşı dinlenenler vardı. Yol boyu denize
girilebiliyor. Aralarda şık hoteller de sıralanmıştı
CAPE COAST
Sahil kenarında ki bu yemyeşil yamaçlara
doğru evlerin de olduğu yerleşimde en dikkatimi ceken , çok bakımlı
farklı mezheplere bağlı kiliseler ve Hristiyan okullarıydı. Yine burada
KSF yiyecek dükkânlarımı gördüm.
Şehrin merkezi sıradandı.
1-Oasis beach:
Sahil kenarında hotel ,restoran ve kafe. Kalma tek kişi
150000 iki kişi1800 GHS. Kahvaltı dahil.
Ama şehir merkezinde GH otelde tek kişi
700,iki kişi
800 GHS idi.
Kayalarla korunmuş sahilinde yüzebilirsiniz.
Sahile bakan bahçesinde keyif yapabilirsiniz. İnterneti
de var. Ben yine gittiğimde çok dalga vardı. Hemen beş dakika yürüme
mesafesinde
-Cape coast kalesi Zamanında
köle ticaretinin merkezi olan Cape Coast Kalesi, 17. yüzyılda
inşa edilmiş sonrasında İngilizlerin eline geçmiş. Daha sonra İsveç,
Hollanda ve İngiltere arasındaki el değiştirmiş olan
kale, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndedir.
kölelerin tutulduğu zindanlar
,hücreler ve müzesini ziyaret edebilirsiniz.
Amerika Birleşik
Devletleri'nin Başkanı Barack Obama ve eşinin Cape Coast Kalesi'ni
ziyaret etmeleri vesilesi ile plaket asılmış.
Tur veya bireysel
gezebilirsiniz
Asafo savaşçılarına
ait rengarenk Posuban tapınaklarını ve heykellerini görebilirsiniz.
KAKUM MİLLİ PARKI (Kesin görünüz.)
Elmina
ile Cape Coast arasındaki
Pedu
junction(Kavşağından ) taksi, dolmuş ile
Abura
yerleşimini geçerek gidiliyor. Kavşaktan
32 km.”
Yerliler
için canopy 40,giriş 10 GHS.
Yabancılar
için conopy 130 giriş,20 GHS.
Parkta
gelişmiş ulusal parklarda olduğu gibi Ağaçtan çok güzel resepsiyon ve
restoran var. Bu parkta
keyifli bir gün geçirebilirsiniz. Sanırım 16 da kapanıyor.
Gana’nın en büyük millî parkı ve tropikal
yağmur ormanıdır.
Bu
yağmur ormanlarında farklı ağaçlar, 400 den fazla çeşitte kuş,40 dan
fazla büyük hayvan var. Ama sık orman nedeni ile görmeniz mümkün değil.
Gelen
ziyaretçiler grup halinde görevli tarafından 45-60 dakikalık tur ile
conopy’nin başlangıç noktasına geliyorsunuz.
Buradan
Yağmur ormanının üstünde
ki “canopy walk” isimli, ağaç tepeleri arasında asma
köprülerden yürüyerek yağmur ormanını yukarıdan görebiliyorsunuz . Ormanın
ne kadar derin ve yoğun bitki örtüsü ile kaplı olduğuna tanık
oluyorsunuz. Gençler ,yürümekte çekindiler. Benim yürüdüğümü görünce
cesaretlendiler.
Ben bu aktiviteye hayran kaldım .Daha
önce bir çok yağmur ormanı gördüm. Endonezya’da özel izinle gezdiğim ve kamp
yaptığım yağmur ormanından sonra burayı da çok beğendim. Şiddetle
tavsiye ederim.
Cape Coast-Accra(145 km,
otobana çıktığınızda birçok dolmuş geçiyor,55 GHS, ama yol ve köprü
yapımı nedeni ile dört buçuk saatte şehrin dışına bir yere vardık.
Buradan köprünün altından Tata
Bus ile şehrin merkezi sayılan “Makola”ya geldim.(Veya James
town’da da yarım saat sonra inebilirsin.
ACCRA
Gana'nın başkenti ve en büyük
şehri olan Accra, ülkenin ticari
ve kültürel merkezi konumundadır.
Not:Hava alanı yolunda Maarif
vakfına ait Türk okulu varmış.
Not: Daha önce diğer Türk elçiliklerinde
Bir ülkeye girdiğimde ilk olarak Türk elçiliğine gitmemi söylemişlerdi.
Accra Türk elçiliğine gittiğimde beni güvenlik görevlisi karşıladı.
Sadece gelenlerin bekletildiği yerde oturduk. Ne sorduysam
bilmediğini söyledi. Daha sonra cevapları öğrenip bana yazacağını
söyledi. Artık benim ihtiyacım olmadığı sürece Türk elçiliğine gitmem.
Diğer batı ülkelerine göre
bakımlı, nispeten temiz bir şehir. Abdijan’a benziyor. Gayet temiz ve bakımlı
devlet binaları, hoteller, restoran ve kafeler var.
Özellikle elçiliklerin olduğu
bölgede çok şık binalar ve evler vardı.
Denizin ve palmiyelerin
çevrelediği Makola, şehrin merkezi sayılır. Her taraf satıcılarla
dolu ve çok gürültülü. En yakın yerdeki kilisenin yanında ki
kitap dükkanına çantamı bıraktım.
I-Şehir içi
Buraya en yakın
1-Kwame Nkrumah Anıtı(Mozolesi) ve Parkı
Giriş yerliler için 15,
yabancılar için 100 GHS.
Gana'nın ilk bağımsızlık lideri
Kwame Nkrumah'ı anmak için yapılmış bu parkta, Nkrumah'ın heykeli ve bağımsızlık
mücadelesini anlatan müzesi bulunur. Heykelin önündeki
havuz ve havuz içindeki heykellerin su gösterisi de güzeldi. Wifi ile
internete bağlanabilir, telefonunuzu şarj edebilirsiniz.
Buradan taksi ile
2-James Town Mahallesi
Deniz kenarındaki bu eski
yerleşimde turist merkezi var. Ne işe
yaradığını pek anlayamadım. Oradan hemen beni bir uyanık kendisinin
rehber olduğunu söyleyerek kaptı. Seni
gezfiririm.100 GHS’ nı alırım dedi.
A-Zindan: Merdivenlerden aşağı indiğimiz
bu zindanda İngilizler köleleri
buraya tıkıp sonra alt tünellerden kaleye , oradan da deniz yolu ile
İngiltere, Amerika ve Karayiplere gönderiyorlarmış. Para istemeyi
biliyorlar ama zindana giden merdivenleri bile temizlemeyi akıl
edememişler.
Çevrede eski İngilizlerin
yaşadıkları kolonyal evler var ama harap durumdaydı. Kalenin tam karşısında
da bakımlı kralın evi vardı. Hemen ileride
B-Lihht House: Deniz
kenarında eski bir yapı. Hemen bitişiğinde
C-James Kalesi: Şehrin ilk hapishanesi.
Neredeyse yıkıldı yıkılacak.
Rehber, kapıyı yakında yaşayan birisine açtırdı. İçi de haraptı. Köleleri
prangaya vurdukları hücre ve açık hava salonu vardı.
Buradan taksi ile
3-Osu kalesı:Giriş 80
GHS. Deniz kenarında ki bu kale Elmina kalesine benziyordu ve
bakımlıydı. Zaten askerler tarafından korunuyordu. Kaleye giden yolda
çok güzel evler de
vardı. Kalede yine zindan, hücre ve bazı kullanılmış eşyalar vardı. Kaleyi
tur ile veya bireysel gezebiliyorsunuz. Bu kaleye de şehrin merkezinden
tünel ile gidiliyormuş.
Buradan tekrar Makola’ya döndüm.
Yürüyerek
4-Makola Pazarı(Market):
Çok geniş alana yayılmış açık ve
kapalı dükkanlardan oluşan bölge. Özellikle giysi, ayakkabı, çanta, yerel
el sanatları, rengarenk kumaşlar, baharatlar ve Egzotik
meyveler, yöresel yiyecekler gibi her şeyi
satın alabileceğiniz pazar.
5-AjraTeknoloji Üniversitesi
(Önünden geçtim. Hava çok sıcak olduğundan içeri girmedim.
Biraz ilerisinde
6-Fen Müzesi
Onun da ilerisinde
7-National.museum: kime
sorduysam mozale müzesine yonlendirdiler.univerdite den sonra.
Giriş 80 GHS.
İçinde çok fazla eser yok
olanlar değerli. Çok özenle düzenlenmiş, bakımlı, temiz ve gitmeye değer bir
müze.
akan altın ağırlıkları:
Altın tozunun ticaret para birimi olarak tanıtılmasına kadar, TH'li
takas sistemi baskındı. Sahra ticareti Akan Krallığı'nın bazı
bölümlerine kadar uzanırken, liderler böylece altın külçeleri ve toz
ticaretini, ticaret yaptıkları tekstillerden daha kazançlı buldular,
dolayısıyla altın ticareti ortaya çıktı. Altın tozu Gold Coast'ta para
birimi haline geldikçe, mal ve hizmet ticareti ve değişimi yapmak için
ağırlıklar ve ölçekler gerekliydi. Altıncı yüzyılın sonlarında
Avrupalılar gelmeden önce altın kıyısındaki insanlar zaten altın
ticaretiyle uğraşıyordu.
Altın ağırlıkları üretme tekniğine 'Ci Perdue', balmumu dökümü
denir. Pirinç minyatür formlarda Akan kültürünün en karmaşık ve
ayrıntılı temsili özelliklerini yakaladı. Ağırlıkların çoğu, Akan
sanatlarını ve folklorunu, işgali, şefliği, günlük ev aktivitelerini,
bitki örtüsünü, tarımsal ürünleri ve vahşi yaşamı temsil eden mecazi AR
atasözüydü.
Geometrik ağırlıklar çoğunlukla kare veya dikdörtgendir
İşlem sırasında altın ağırlıklarının (belirli ölçülen ağırlıklara
sahip olan) ve tüylerin altın tozuna karşı tartılmasında pirinçten
yapılmış pound, üfleme tavaları, kepçeler, kaşıklar ve skaladan daha
küçük olan şekilli ve çoğunlukla daha küçük boyuttaydı. Altın
ağırlıkları para biriminin girişinde işlevlerini yitirdikçe, estetik
işlevlerin yanı sıra tarihsel belirteçlere hizmet eden nesneler haline
geldiler. Cowries ve pirinç manilalar da Krallık döneminde ticaret para
birimleri olarak tanıtıldı.
Not:Web De…Center: Burası elçiliklerin olduğu bolgedeydi ama unuttuğumdan gitmedim.
Araç ile
9-Özgürlük ve Bağımsızlık Meydanı(Black Star Square-independence
square):
Deniz kenarında basit bir meydan. Anıtın tepesinde siyah yıldız
var. Hemen karşısında stadyum var.
Buradan sahil yolundan dolmuş ile sırasıyla
10-Sahil
Akra merkezden doğuya doğru sahil boyu ilerlerseniz
A-Labadi Beach
Palmiyeleri altında hotellerin, restoran ve kafelerin
ve clubun olduğu bakımlı ve geniş alan .
Akşam saatlerinde canlı müzik
eşliğinde dans gösterilerinin olduğu partiler veriliyormuş.
Araç ile devam ettiğinizde
B-Teshie
Designing Coffins: Fante
kültürünün simgesi olan "fantestik tabutlar" atölyeleri.
yol üzerinde birbirine yürüme
mesafesinde. Farklı tabut dizayn edilen iki yer var. İlk küçük
atölyeden sonra ki sarı büyük apartmanda ki atölyeye giderseniz daha
fazla çeşit görebilirsiniz.
Burada genelde ölenlerin mesleği
ve isteğine göre farklı tabutlar, genelde ahşaptan yapılıyor.
Örneğin çok içenler için bira şişesi, öğretmen için kalem, doktor için
şırınga , balıkçılar için balık veya tekne şeklinde yapılmış. Ayrıca araba,
uçak, meyve, hayvan vb. şekillerde tasarlanmış cenaze tabutları
görebilirsiniz.
Ben buradan da ileride çok
korunaklı ve şık bir otelde kaldım ama çevrede görülecek bir şey yoktu.
Sadece dinlendim.
Sahil boyu batıya doğru
ilerlerseniz
11-Kokrobite
Plajı
Denize girebileceğiniz daha
sakın Sahil.
Artık ben ülkenin kuzeyini
gezmek üzere Tema otobüs istasyonundan önce
20 km kuzeydeki Adenta Dodowa’ya
kalmak için gidip oradan gezinme devam edeceğim. Bu yerleşimde de
yüksek duvarlarla çevrili birçok villa gördüm. Ama bu lüks villaların
önündeki yol yine toz toprak içinde.
ANI: Dolmuştan bu yerleşimde
indiğimde çok bakımlı evin kralın sarayı olduğunu öğrendim. Gitmek
istediğimde yeni öldüğünü, ailesinin evde olmadığını söylediler.
Orada toplanmış .Ganalılara
”Kral kim? Sizin krala ihtiyacınız yok. Ülkenin her yeri kilise ve
camilerle bezenmiş ama yol, su ve elektrik yok. Bu normal
mi? Dediğimde de beni onayladılar. Anlamadım bu Afrikalıları.
2-Aburi Botanik Bahçeleri, Boti Şelalesi, Şemsiye Kayası, ve
Kakao Çiftliği Turu
eğer benim gibi yalnız seyahat ediyorsanız
bu türü almanıza hiç gerek yok. Zaten gezilen yerleri ben çok beğenemedim.
Adenta Dodowa-Aburi
BotanikGarden
Acrra'dan gelirken Adenta'ya
varmadan Barya kavşağından sola girip sola dolmuşla devam ediniz.
Dolmustan indiğiniz benzin istasyonundan yürüyerek botanik bahçesine
gidiniz
1-Aburi Botanik Garden: Yerliler için giriş 10,
turistler için 20 GHS.
Bu tropikal bitki örtüsüyle
kaplı bahçede devasa ve farklı ağaçlar var. Özellikle yolun
iki yanında tek sıra dizilmiş kokanat ağaçlarının görüntüsü
harikaydı. (Kokanat ağaçlarından palmiye ağaçlarının farkı, gövdelerin timsah
derisi gibi. Kokanat agaclarinin gövdesi düz.)Ama kesinlikle gidilmesi
gereken bir yer sayılmaz.
Buradan tekrar ana yola çıkıp
dolmuş ile koforidua'ya gidiniz.
Koforidua-Nkurakan(Dolmuş, yârim
saat), - Boti(12 km, paylaşımlı taksi,11 BHS, aynı yolda köyler
olduğundan çok çabuk doluyor.)
Aslında Boti Şelalesinin yoluna
çıkarsanız çok geçen araç oluyor. Yol
manzarası yemyeşil.
2-Boti falls ve şemsiye kayası: Giriş yabancılar için
150,yerliler için? Genelde otobüslerle öğrenci grupları gelmişti. Gruplara
bir tane rehber veriyorlar. Bir saat gidiş, bir saat dönüş. Yol, büyük
kayalık ve yürümesi zor.
A-Şemsiye kayası: Önce mağara
gibi kayalık yerleri gördük. Biraz ilericinde kaya ,gerçekten şemsiye
gibi açıkta diğer kaya in üzerinde duruyordu. Bana göre sıradandı.
Buranın biraz ilerisinde ki
küçük köyde ise üç çatallı palmiye ağacı vardı. Hemen kutsal olarak
anlam yüklenmiş. Bir kökten çıkan üç ayrı dalına Hac işareti çizmişlerdi.
B-Boti falls: Girişten 5-10
dakika merdivenle indiğinizde görüyorsunuz. yağmur mevsiminde çok güzel
olduğuna eminim. Ip gibi çok yüksekten akıntı vardı. dinde güzel bir
gol oluşturmuştu. Aslında bu gölde yüzmek çok keyifli olurdu. Suyun bol
olduğu dönemde gölde hazır bekleyen
kayık ile de gezebiliyorsunuz
Tetteh Quarshie Kakao Çiftliğini de bu turda gezebilirsiniz. Ben
,kaldığım ev sahibinin kakao çiftliği olduğundan gitmedim.
Buradan tekrar Koforidua'ya
dönüp oradan Suhum(Dolmuş, bir saat)-Adewa’ya geçerek Kumasi
yoluna girdim.
ADEWA
Kumasi yolunda kalmak için uğradığım
beş bin kişilik bu yerleşimde Kumasi'ye gitmeden önce iyi bir dinlenmek
istedim. Şehir gezmek içinde güzel. Nedense bu şehirde adım başı bar
vardı.
Sabah ev sahibinin Kakao
çiftliğine gittik .Kakao ağaçlarının gövdelerinde ki küçük kavuna benzer
turuncumsu meyveleri tam olgunlaşmadan içindeki çekirdeklerin çevresindeki
zarımsı bölgeyi ağzınızda emebiliyorsunuz.
Normalde bu çekirdekler
kurutulduktan sonra çikolata yapımında kullanılıyor.
Burada birçok cenaze merasimine tanık
oldum.
Bu şehirde iki tane dağ var.
Bunsu Ecopark: Bu dağda vonopy
walk aktivitesi de var
Akooko Mountains
Akşamda açık hava bahçesinde
düğüne katılacaktım ama yoğun yağmur nedeni ile iptal oldu.
Burada iyice dinlendikten sonra
Kumasi’ye gidecektim ama önce buradan tekrar geri dönüp
Koforidua’dan Hohoe şehrine gittim. Çünkü nehirlerden dolayı
bu şehre Kumasi’den geçilmiyor. Tekrar geri dönmek zorundasınız.
Önemli: Accra’yi gezdikten sonra eğer Hohoe şehrine gidecekseniz veya
Togo’ya geçecekseniz önce Acrra’dan veya Koforidua’dan
gitmelisiniz.
Ben
Koforidua-Hohoe(Dolmuş,100 GHS,4
saat)
Benim henüz Burkina Faso vizem gelmediğimden
bu arada çok zor duruma kaldım. Nereden
devam edeceğime karar veremedim
O nedenle önce Burkina Faso
vizenin geleceğini tahmin ederek
Koforidua-Hoe-Tamele-Kumasi-tekrar
Fildişi sahili-Burkuna Faso- Togo yapacağım. Yolum uzun ve meşakkatli.
WOLTA BOLGESİ
Bu dağlık ve yeşil alanlarla
dolu bölgenin başkenti “Ho”.Ana Hohoe şehri, daha turistik.
1-Volta Gölü:
Volta nehri ve 1965 de biten dünyanın en büyük yapay göletlinden
biridir. Akosombo Barajı tarafından oluşturulmuştur.
Nehrin etrafında içinde asma köprüler olan orman var.
Göl çevresinde tekne turları yapabilirsiniz.
A-Volta
Gölü ve Atimpoku köprüsünü:
Bindiğimiz
dolmuş “Atimpoku” yerleşiminde
mola verince volta golünü ve Atimpoku köprüsünü görebiliyorsunuz.
Ama polis, araçların köprü üzerinde durmasına izin vermiyor. Ona göre
şoför ile konuşunuz. Gölde üstü tenteli yanları açık teknelerle
gezinti yapabilirsiniz.
B-Volta Gölü ve Akosombo Barajı
Ama
bu golü daha detaylı gezmek isterseniz Koforidua'fan direkt Akosombo
yerleşimine
gelen dolmuşa binebilirsiniz. Burayı gezdikten veya kaldıktan sonra Hohoe’ye
geçebilirsiniz
.
A-Ayrıca, Krobo
bölgesinde geleneksel cam boncuk üretim atölyesini gezebilirsiniz.
B-Basar
Kabilesi:Togo sınırında geleneksel demir üretim tekniklerini geliştiren
ve onları bugüne kadar koruyabilen bu kabile eski kil maden fırınınındı hala demir işleri ile uğraşıyorlar.
.
Hohoe—Kumasi(390
km,9 saat)
Kumasi
Tamale(395 km)---Hohoe(389 km)
HOHOE
Çevresi yemyeşil dağlarla çevrili, havası ve doğası
güzel bir şehir. Ayrıca Gana ile
Togo arasında ki tek sınır kapısı bu şehre çok yakın. Şehir içinde su olukları temizdi. Şehir içinde
fazla görülecek bir şey yok. Dağlara doğru yürüyüş
yapabilirsiniz.
Şehir içinde Stadyumu görebilirsiniz. Unlu
dediler ama çok sıradandı. Şehrin çevresinde gezilecek yerler:
1-Wli -agumatsa Şelalesi
Otobüs terminalinden Wli köyüne giden dolmuş
ile gidebilirsiniz. Veya şelale yoluna çıkarak motor veya taksi
ile de gidebilirsiniz. Bir saat kadar sürüyor
Yabancılar için giriş 60 GHS.
Girişten 45 dakika orman içinde ki yoldan rehberle
veya rehbersiz yürüyerek ulaşabilirsiniz .
Gana’nın en büyük şelalesi olan Wli, iki
aşamalı .Siz 100 metreye yakın ilk aşamasını görebiliyorsunuz. Onun
üstündeki aynı boyuttaki ikinci aşamaya farklı bir yoldan ulaşılıyor. Şelalenin altında oluşan Gölcük'te yüzebilirsiniz
.Bu şelale gerçekten görülmeye değer. Buradan ben
kiralık motor ile devam ederek
2-mount afadjato: Yeşilliklerle kaplı bir
dağ.Genekde gençler gelip tırmanıyormuş. O nedenle gitmenize gerek yok. Buradan
yine motor ve ya araç ile düzgün süre devam ederseniz
3-Tafi Atome Monkey Sanctuary( Maymun Koruma
Alanı-Maymun Cenneti ):
Önemli: Ben yoldan devam ederek bu
parka geldim ama yanlış yaptım. Bu maymun parkı Akra yolu üzerinde
olduğundan Akra’dan gelirken Hohoe’ye bir saat kala yol ayrımında
inip motor veya araç ile ulaşabilirsiniz.
Eğer Hohoe’nin içindeyseniz Şelaleye gidip
geri dönüp dolmuş ile bu maymun parkına gitmeniz daha mantıklı.
Bu parkta mono maymunları ile çok keyifli
zaman geçirebilirsiniz. Giris yabancılar için 80 GHS. Önce yakından muz
satın alıp rehberle bu eski ormana giriyorsunuz. Rehberin çıkardığı
sesten sonra dallardan resmen başıma maymun yağdı. Hele küçükleri çok
sevimli. Gerçekten dost canlısı hayvanlar.
Buradan araç ile yarım saat sonra
4- Kente Köyü:
Burada yerel dokumaların nasıl yapıldığını
görebilir ve satın alabilirsiniz. Ben selenin orada gördüğümden
buraya tekrar gitmedim.
Hohoe Yamalı: Hohoe ‘deki Tamaki terminalinden
Hohoe-kpassa-yendi-tamali’ye ulasabiliyorsunuz.
Bohoe-Tamale(7 saat. Yol manzarası güzel değil.
Yeşillik çok azaldı .)
ANI: Sabahın 5:30’unda garajdaydım.
Önce gayet lüks dolmuş ile 280 GHS dedi. Yolcular tam denildiği
halde bekledik. Araç içindeki iki yolcuda indi. Hemen muavine ”Onlar
başka araçla mı gidecekler?” diye sordum. Bana” Hayır. Onların güzergâhı”
farklı “ yalanı atarak benim iki saat daha beklemem gerektiğini
söyledi. Biraz sonra ne olduysa eski bir taksi ile güzergahı
farklı denilen yolcularla tekrar yola çıktık. Artık Afrika’da yalan
konuşanlara beni zarara uğratmak isteyenlere, ben zarara uğratarak ceza
veriyorum.
Not: İsterseniz yol üstünde “Yendi” de
inerek Gana’da kalan son cadıların köylerinden birine
görebilirsiniz..
TAMALI
Beş milyonluk büyük ve geniş alana yayılmış
bir sehir.
Gana’nın kuzeyinde genelde Tamale’de
“Dagombas” kabilesi yaşıyor. Bunların yerel dilleri farklı ve yüzde doksan
sekizi Müslüman.
Bu şehirde girer girmez Müslüman ağırlıklı
olduğunu fark ediyorsunuz. Çok şık bakımlı camiler var. Başları
türbanlı hanımlar dahil motor kullanıyorlar. Müslüman kız
öğrencilerinin hepsinin başı beyaz türban ile kapalıydı. Kadının
,özellikle küçük kız çocuklarının başlarının kapatmak zorunda olması
benim enerjimi hemen alıyor.
Şehirde bir zenginlik havası var. Yer bol olunca
villa tarzı evler de fazlaydı.
Şehirde gezilecek fazla bir yer yok.
Şehir merkezine 40 dakika uzaklikta
-Red clay :
Ben motor ile gittim. Genis binanın
içinde
Eskiden ayakkabı üreticileri tarafından
kullanılan insanların ayakkabılarını onarmak için aletlerini koydukları
binlerce kutunun oluşturduğu harika bir dizayn. Bana çok ilginç geldi.
Yine ikinci dünya savaşında kullanılan bez
sedyeler, maden ocaklarındaki el arabaları, madenler vb. sergilenen
bölümde var.
Bahçesinde de eski den kullanılmış tren, uçak,
otobüs gibi taşıtlar sergileniyor.
Hemen ilerisinde
-Jana köyü geleneksel evler:
Dagombas kabilesine ait geleneksel
yuvarlak, koni şeklinde üstü ot ile kaplı geleneksel evlerin
olduğu köy. Çok kirli ve bakımsızdı. Genelde fıstık ile uğraşıyorlardı.
-Shea yağı ve yerel sabun üreten kadın grubu:
shea ağacının meyvesi den
üretilen Krem ve sabunlar satılıyor. Buyuk bir kutu satın aldım.
-Market:
Yol boyu kurulmuş renkli Afrika pazarı
-Kral ve sarayı: Her yerleşimde olduğu gibi
burada da bir kral vardı. Koni çatılı şeklinde modern şekilde yapılmış
bu sarayı ziyaret etmek artık paralıymış. Ben gittiğimde kral üst
makamlarla görüşmeye gittiğinden tanışamadık.
-Şehirde kocama China Town var. Bu gidişle
Çinliler dünyaya hakim olacaklar!
-Sehirde
Central ,Ambariya(Hemen yakınında Şii cami
var, Mescidi Bayan gibi büyük ve gösterişli camiler var .Ayrıca adım
başı küçük camiler var.
ANI: Daha önce düştüğümde ayağımda
ki yara iyi olmayınca ve ağrı yapınca yakındaki hasta haneye gittim. Bahçesinde
Türkiye'den zat-ı Muhterem ölen Türklerin adına bir su
kuyusu(Tulumbalı) ve bir su deposu yaptırıldığını gördüm. Bu kadar
mantıksızlık olamaz. Türkiye’de su ihtiyacı olan köy mu kalmadı. En
basitinden Türkiye'de okul yaptırmak kimsenin aklına gelmiyor mu? Tabii
insanlar ne kadar cahil bırakılarsa o kadar hakimiyet altına almaları
kolay olacaktır. Ama bu kişiler Taş Afrika'da ki Müslümanlara yardım
yaparak ne kadar fazla Müslüman olduklarını çevrelerine duyurmuş
oluyorlar.
Hele Kurbanda sürekli Müslüman Türklerin
burada kurban kestikleri anlatılıyor. Pes. Türkiye’de artık insanlar et
yiyemediklerini göremeyecek kadar kör mü olmuşlar? Memleketinizde kurbanınızı
kesin de iki fakir yararlansın.
Afrika'da ki kör cahil Müslümanları
beslemek niye? Dinimiz bize hak vermiş diyerek dört kadın alıp sayısız
çocuk peydahlayıp sokağa salan bu insanları besleyin ki
kuvvetlenip daha çok üresinler. Müslüman nüfusunun artması çok önemli! Gerçekten
yardımcı olmak isteyen, önce bilinçsizce üreyen bu cahillere doğum kontrolünü
öğretsinler. Resmen, Türkler, Afrikalıları dilenciliğe alıştırmışlar.
Tamale’nin şehir merkezinden farklı yerlerde
farklı firmaların araçları(Büyük otobüs, dolmuş,t aksi) ile Kumasi’ye
gidebilirsiniz.
Ben 2+1 ki koltukları olan otobüs ile saatte
Kumasi'ye gittim.140 GHS. Aslında sekiz saat sürüyor ama otobüs yolda
bozuldu. Yeni bir otobüs gelmesini bekliyoruz şu anda. Ama otobüsün
klimaları çok fazla çalıştırıldığında resmen dondum. Iki saat yenisi obüsün
gelmesini sabırla bekledik .Ben dayanamadım. Yola çıkıp konforlu bir
dolmuş ile Kumasi'ye gelebildim.
KUMASİ
Gana'nın ikinci büyük
şehri olan Kumasi, Ashanti Krallığı’nın kalbi , altın cevherlerinin
olduğu , 3 milyonluk ülkenin merkezi
ve tarihi ve kültürel başkentidir.
şehrin
merkezi o kadar kalabalık ve gürültülüydü ki hayal kırıklığına uğradım.. Bu ve yakın şehirlerde her yerde Asente krallarından
birinin heykelini görebilirsiniz.
Şehirde devasa pazarlar, kral
sarayları ve geleneksel törenler önemli yer tutar.
Manhyia Sarayı :
Kumasi’de Ashanti krallarının ana ikametgahı
olan Manhyia Sarayı ziyaret açık degil. Kral ve ailesi yaşıyor
Hemen yanında ki
Saray müzesi:
Giriş yerlilere 20 ,turistlere
100 GHS. Her gün açık.
Asante kültürünü ve
tarihini dair değerli eserler, fotoğraflar ve kralların bal mumu
heykelleri sergileniyor. İçeride altın takıların vb. fotoğrafını çekebiliyorsunuz ama diğerlerinin fotoğraflarını çektirmiyorlar.
Solmuş eski altın eseler aslında çok etkileyiciydi.
Ayrıca festivallerde kralların
resmi geçitlerinin filmini izleyebilirsiniz .
Müzeden 10 dakika aşağı doğru
yürüdüğünüzde
Kumasi Merkezi Pazarı (Kejetia
Market)
Batı Afrika’nın en büyük
kapalı ve açık alan pazarı. Bu çok katlı kapalı alan da ki dükkânlar
düzenli ve temizdi. Ama ben kayboldum. Tekrar sebze pazarını bulamadım.
Yiyecek, giyecek, hediyelik, eşyalar, yöresel
ürünler…Aklınıza ne gelirse bulabileceğiniz bu kapalı pazarın çevresi
de de açık pazar devam ediyor.
Buradan 15 dakika daha yürüdüğünüzde
National Cultural Centre
Gana’ya ait heykel, demir
işleri, sepetler, kumaşlar, hediyelik eşyaların atölyelerinin olduğu
,aynı zamanda satın alabileceğiniz büyük bir park.
Ayrıca restoran ve kafeler de
var.
Kültürel etkinlikler ve yerel
festivaller bu merkezde
düzenleniyormuş.
İçinde
A-Prempeh II Jubilee Müzesi
Giriş yerliler için 15,turistlet
için 50 GHS.
Ashanti Koleksiyonunda; antik
kraliyet eşyaları, geleneksel kıyafetler ve krallar tarafından kullanılmış
objeler sergileniyor.
Burada da eski ve çok ilginç
eserler görecesiniz.
Kumasi Üniversitesi de ziyaret edilmeye değer. Çok büyük ve
yemyeşil bahçeler arasında fakülteler vardı.
Kumasi kalma
Aslında burada beni misafir
edebilecek bir çok aile vardı. Ama hepsinin evi şehir merkezine oldukça
uzaktı. Ben de şehir merkezine 14 km uzakta guest houseda
standart odada kaldım.(350 GHS )
Ashanti kralları (Asantehene), Gana'daki Ashanati İmparatorluğu'nun
hükümdarlarıdır ve 1-Osei Tutu Opemsuo (1680-1717) imparatorluğu kuran
ilk kraldır;.
Tarihi Bağlam:
-Ashanti Krallığı (Asante),
özellikle altın zenginliği ve güçlü ordusuyla biliniyordu
-İngilizlerle yapılan savaşlar
(Ashanti Savaşları) sonucunda, 1902'de toprakları İngiliz Altın Sahili
sömürgeciliğine dahil edildi.
imparatorluk İngiliz
sömürgeciliğiyle çatışmış ve 1902'de toprakları resmen ilhak
edilmiştir.
Günümüzde Gana topraklarında yer
alan bu bölgede krallığın geleneksel yapısı devam etmektedir.
"Önemli Ashanti
Kralları (Asantehene):
1-Otumfuo Osei Tutu Opemsuo (1680–1717): Ashanti İmparatorluğu'nu kuran kişi.
2-Otumfuo Opoku Ware "Katakyie" (1720–1750): Krallığın genişlemesine odaklandı.
3-Otumfuo Osei Kwadwo (1764–1777): Bölgesel genişleme dönemi yaşandı.
4-Otumfuo Agyeman Prempeh I (1888–1931): İngilizlerle mücadele eden önemli bir
hükümdar.
5-Otumfuo Sir Osei Agyeman Prempeh II (1931–1970): Modern Ashanti yönetimine katkıda bulundu.
6-Otumfuo Opoku Ware II (1970–1999): bu20. yüzyılın önemli hükümdarlarından.
7-Otumfuo Osei Tutu II :1999 dan beri
hala kral.
Kumasi’den Fildişi sahili in
kuzeyinde ki Yamusukro’ya geçmek:
Kumasi-Sünyani(136 km)
Hep dediğim gibi gezerken şans paçamdan
akıyor. Ev sahibim kız kardeşini ve sevgilisini görmek için bu şehre
gidiyormuş. Beni de götürmeyi teklif etti. Siz tahmin edemezsiniz. Bu benim
için çok büyük şans oldu. Yoksa ben şehir içinden çıkmam bile çok zor
olacaktı. Fakat daha şehirden çıkmadan araç bozuldu. Çağırılan
tamircilerde sorunu çözemeyince ev sahibim kardeşinin jeepini istedi. Cok
rahat bir yolculuk yaptım. Ben bu yollardan bir günde ancak sınıra
ulaşabilirdim herhalde.
Sünyani-Dormaa Ahenkro(2
saat)-Gonnokrom(40 dakika)-Yumussukro(367km)
Sünyani’den sonra toplam 450 km.
Not: Gana ile Burkina Faso
arasında “Dakola” kara sınırı var.
ANI:Ben direkt Sünyani’fen sınıra kadar taksi ile geldim. Tek kendim
için Sünyani-Dormaa Ahenkro’ya kadar anlaşmama rağmen yolda yolcu
alabileceğini söyledim. Sürekli yolcu aldı. Bu arada arkada ki
çantamı benim kucağına
alırken gözlük çerçevem kırıldı. Özür bile dilemedi. Canım çok sıkıldı.
İyilik yapmak her zaman iyi sonuç vermiyor. Bende çok yakın olan sınıra
kadar bırakmasını rica ettim. Benden o kısa yol için tekrar para
isteyince vermedim tabi ki.
ANI: Bu fildişi sahiline gireceğim sınır küçük bir sınırdı. Yapay
zeka, damgalayacak görevli bulamayacağımdan
geri döndürülme riskinin olacağını söylemesine rağmen diğer yakındaki
sınırlara ( Sampa veBondoukou sınır kapılarına )giderek yolumu uzatmak
istemedim. Gana tarafında pasaportumu damgalatmadan hemen dibinde ki
Fildişi sahili polisine ’’Benim özel pasaportum olduğundan sizin
ülkenize vize ihtiyacım yok. Sadece pasaportumu damgalamanız yeterli’’ diyerek eski giriş ve çıkış damgamı gösterdim. Polisin eline fırsat
geçince “Mümkün değil. Vize akmalıydınız” deyince hemen durumu anladım. Onlar
rüşvet istemeden ben yolunu yaptım. Para göndermek için ad ve telefon
numarası isteyince polis için tehlikeli olacağını söyleyerek
vermek istemediler. Beni de kaçırmak istemiyorlar. Mühürü bastılar ama sadece tarih görünüyor.
Bunun uygun olmadığını söyledim. Bir tanıdığınız numarasını vermelerini
söyledim. Bu sefer eski tarihi karaladılar .Yeni damga vurdular ama
yine tam okunmuyor İmzalamadılar da. Sanırım onlarda kendilerini
garantiye alıyorlar. Rüşveti alamayınca benim zor durumda kalmamı
istiyorlar.
Her birine 50 şer dolar göndereceğimi
söylediğimde çok memnun oldular. Onları korumayan Tanrı adına ”Tanrı
seni korusun” demeyi de ihmal etmediler.
Afrika fakir olduğundan değil dilenciliğe
alıştırılmışlar. Bunda Türklerin payı büyük.
Buradan taksi ile ,45 km
ilerdeki “Agnibilekrou”
Yerleşimine geldim. Yamusukro’ya gece otobüsü
olmadığından bir gece burada kalıp sabah Yumuskuro’ya 7 otobüsü ile
gittim.
Fildişi Sahilinin kuzeyinde
görüşmek üzere
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder