20 Nisan 2026 Pazartesi

7-SİERRA LEONA

 

7-SİERRA LEONE



VİZE

Konakry-Siera Leona elçiliğinde 

Pasaport fotokopisi, doldurulan formun fotokopisi ve  tek giriş için 80 Dolar ,çoklu giriş için 150 dolar, U.B a Bank 

600120500024-60 Nolu hesaba yatırıp evrakı aldıktan sonra elçiliğe baş vurunuz.

Benim yeşil pasaporta vize olmadığını söylediğim halde tüm bu evrakları hazırlattırdılar. Para istediklerinde “Vizeye ihtiyacım olmadığını “ tekrarladım. Görevli ısrarla var dedi. Hatta Türk elçiliğini aradım. ”Onlarda vizeye ihtiyacının olduğunu söylediler” yalanını attı.  Ben de ısrarla yok diye direndim .Nereden öğrendiyse bu sefer olmadığını söyledi .Ama  bu sefer de Türk elçiliğinden  bu konuda yazı getirmemi söyledi. Türk elçiliğinden ise “iki ülke arasında ki anlaşma zaten imzalanmış. Böyle bir yazı veremem. Sınıra gidince bir problem  çıkarırlarsa freetovn’da ki  nöbetçi Türk elçilik numarasını ara ”dediler. Ben de yola koyuldum.

Birbirine iki yakın sınır kapısından hiç sorunsuz damgayı vurdular.

—----

Sierra -Leone Türk elçiliği adresi:

Freetown -Turkish embesy, West African sunshine estates,Aberdeen beach

 

No:+23280400400-Freetown

embassy.freetown@mfa.gov.tr

-7-24 açık olan,sınırlarda veya herhangi bir yerde problem ile karşılaştığınızda   Türkçe konuşabileceğiniz  Freetown Türk elçiliği Nöbetçi numarası(WhatsApp): Freetown, Türk elçiliği nöbetçi numarası: +23232030874

 

DÍL

Sierra Leone'nin resmi dili İngilizce olmakla birlikte, günlük hayatta Krio (Yerel Kreol), Temne ve Mende gibi yerel diller yaygın olarak konuşulur;

 

 DIN

Nüfusun büyük çoğunluğu (%70-80) Müslüman, genellikle Sünni mezhebindendir

, geri kalanı ise Hristiyan ( Protestanlık ve Katoliklik ve geleneksel yerel İnançlar (Animizm): Küçük bir azınlık tarafından benimsenir. 

 

PARA

Birimi, SierraLeonesi( SLL)

1 Dolar=20969.47 SLL

10 Dolar=241.50 SLL

1 SLL=1.79 TL

10 SLL=17,87 TL

Elimde kalan 90.000 Gine Franginı sınır geçişlerinde bir türlü değiştiremeye fırsatım olmadı. Freetown'a gelince Lumley'de Lumley Park'a yakın yerde para değiştirenler var ama bana sadece 180L verdiler. Yanımda gelen genç, aracı parası almak için de bu kadar düşük vermiş olabilirler. Yani adamlar,450 TL'de  250Tl kar etmek istiyorlar. Ama şehir merkezinde Adalet sarayının önünde  340 dolar verdiler.

Bir polisin maaşı 2000 TL olunca hırsızlık yapmaları normal sayılıyor.

Pazarda tek bir dolmalık biberin fiyatı 45 TL, alışveriş merkezinde 120 TL. Burada da sebze ve meyve çok pahalı.

 

 

TARİH

Sierra Leone, ya da resmî adıyla Sierra Leone Cumhuriyeti, Batı Afrika'da bir ülkedir. Portekizliler ülkeye, bölgede bol miktarda aslan bulunmasından dolayı aslanlı dağlar veya aslanlı sıradağlar anlamına gelen bu ismi vermişlerdir. 

 

Komşusu Liberya gibi özgür bırakılmış Afrikalı köleler tarafından 1791'de Freetown'u kuruldu. İngiliz sömürgeciliğinden sonra 1961'de bağımsız hale geldi. Ancak ülke 1990'lardan 2002'ye kadar yıkıcı bir iç savaş yaşamıştır.

 

YÖNETIM

Kuzeydoğusunda Gine; güneydoğusunda Liberya ve güneybatısında Atlas Okyanusu bulunur. 

 

Sierra Leone’nin yüzölçümü 71.740 km2'lik  ve nüfusu 8.5 milyon.

.

 YEMEK

Ulusal yemekleri arasında 

Cassava Leaf: adı verilen köklü bitkilerin yapraklarından yapılan bir yemek bulunur. Bu lezzetli yemek, farklı baharatlarla pişirilerek zengin bir tat ve aroma kazanır. 

Jollof Rice: Sierra Leone mutfağının vazgeçilmez bir parçasıdır. Bol miktarda sebze ve baharatla hazırlanan bu pilav, damak zevkinize hitap edecek bir deneyim sunar.

Okra soup:bamya, hurma yağı, balık, maggie, soğan, biber, tuz ile yapılan sulu yemek. Çok baharatlaydı.

 

KISA KISA 

 

-Gine halkından da daha fazla kaba ve hayal edemediğiniz kadar arsız ve rüşvetçiler.

-Ülkede hatırı sayılır Lübnan ve Hintli nüfusu yanında Çinliler de var. Bunlar ticaret ile uğraştıklarından zenginler.

 

FREETOWN

Ulaşım:

-kek-keh(tük tık): En çok kullanılan ulaşım aracı 

-Motosiklet: Bir yerde durmanız yeterli. Sizi bulacaklardır.

-Poda posa: Dolmuş.

Dolmuş ücreti, tuk tuk ücretinin üçte biri kadar daha ucuz.

-Şehir içinde Lumley parkı (büyük otobüs durağı)na kadar belediye otobüsleri de çalışıyor.

başkent Freetown aslında güzel bir şehir. Şehir içi yolları çift yönlü biraz dar ama asfalt ve düzgün. Özellikle çevredeki birçok yeşil tepelerdeki yerleşimlerin manzarası çok güzel. Buradaki evler de diğer ülke evlerine göre daha bakımlı.2-3 katlı güzel evler ve binalar var.

Şehir içindeki sahil çöplerle çok kirletildiğinden gitmek uygun değil. Yağmur mevsimi çöplerle tıkanmış su oluklar yağmur suları ile birlikte denize gidiyorlarmış.

 

Türk elçiliğinin de bulunduğu “Lumley Beach Road” sahili bile kirliydi. Ama şehir içinde sahil boyu şık otel ve kafeler bulabilirsiniz.

Yine bu semtte ilkokul ve anaokulun olduğu Türk okulu var. Lübnanlıların okulu da varmış.

Gezilecek yerler:

 Cape Sierra Leone Denizfeneri

 

 Connaught Hastanesi,

 

 -National Museum : Giriş 150 L. Son derece bakımsız, sıradan bir müze. Hemen karsısında

-Cotton Tree

bu ağaç, kölelerin özgürlüğe kavuştuğu ve şehri kurdukları yer olarak kabul edildiğinden   tarihi önemi var.

Hemen yakınında

-Adalet sarayı: Gösterişli kolonyal bina.

-Peace Müzesi:

Denize doğru yürüdüğünüzde 

-St. John Katedrali

Temiz ve bakımlı 

Hemen karşı kösesinde

-Big Market: Hediyelik eşya almak için her şey bulabileceğiniz kapalı güzel bina.

Biraz ilerisinde

-King Jimmy: Burası aslında deniz kenarında yerel market. Resmen çöplük yuvası. Denizin kenarı yığınla çöple dolmuştu. Domuzlar besleniyordu. Burada denizin içinde çok da anlayamadığım  taş kabartmalı parça,  bir kapının parçasıydı.

-Ulusal Demiryolu Müzesi

Şehre girerken tabelasını görmüştüm. Merkeze uzak. İlgimi çekmediğinden gitmedim

 Eski trenler, belgeler ve fotoğraflarla ülkenin ulaşım geçmişini anlatıyor

 

 

ANI: Şehir içini ezdikten sonra geri dönüp otobüs istasyonuna giderken  Deniz kıyısında feribotu gördüm. Biraz daha deniz kıyısı temiz göründüğünden yan taraftaki iskeleden iki foto çektim .Arkamdan bir adam bağırdı. Para istediğini düşünerek önemsemeden devam ettim. Sonra "Askeri bölgede foto çekmek yasak "deyince fotoları silip devam ettim. Adamın gönderdiği çocuk girerken kimsenin olmadığı kapıyı kilitleyince yan tarafta ki açık telde dışarı atladım. Bu sefer adam,

 Yoldaki adamlara beni engellemesini söyleyerek .peşimden geldi.

Fotoları bulamadı. İnsanlar çevremize toplandı. Resmen terörist muamelesi gördüm. Adam "Sen Amerikalı ajansın  deyip pasaportumu istedi. Sabah Liberia elçiliğine vize için pasaportumu bıraktığımdan fotokopisine inanmadı. Aracı ile yakındaki eski fahri Türk konsolosluğuna giderek Türk olduğumu kanıtlamamı istediğinden gittik. Türk elçiliğini aradılar. Adam ikna oldu ama yetmedi

Hırsından tam inanmak için elçilikten birisini istedi. Elçilikten görevli gelen  Türk ve Türkçe bilen Sierra Leone'li görevli ,benim çok sinirli olduğumu görünce beni konsolosluğa bırakarak, birlikte adamın yanına gittiler. Sonra gelip beni alıp elçiliğe birlikte döndük. Meğersem  orada adama biraz rüşvet vermeliymişim. Yetmedi.

Ertesi gün elçilikte ki görevliyi limana çağırıp sorguya almışlar. Beni de elçiliğe çağırıp konuyu alttan almamı, hatta konuşmamamı söylediler. Üç  elçilik görevlisi ile birlikte polise gittik. Elçi, izinde olduğundan  telefonla gerekli yerlerle konuşmuş. Bir kasıt olmadığını anlatmış.

 İnanmakta zorlanabilirsiniz. Gittiğimizde üst kademeli polis yayvan değil resmen uzandığı yerde olayı anlatmamı istedi .Bir kez doğrulmadı bile. Aşağılık duygularını tatmin ediyorlar. ”Beyazlar, elimize düştünüz” demek istediler. Yetmedi.

Yan odaya yazılı ifade vermeye gittik. Türkiye'de okumuş Türkçe bilen genç (daha önce elçilik görevlilerince konuşulmuş.) çevirmen olarak geldi. Sayfalar dolusu ifade verdim. Ne saçmalıklar. Neden gelmişim? Yasa yolu yollardan bu ülkeye girmişim! Çevirmen yeşil pasaporta vize olmadığını açıkladı. ajan mıyım? PKK'lı mıyım? Buralara gelmem için parayı PKK  mı vermiş? Yoksa işitli miyim?  Recep Tayyip Erdoğan benim burada olduğumu biliyor muymuş. Aslında ”Kendisi amcam olur. Sürekli konuşuruz. Beni çok merak eder.” demeliydim. Zor zapt ettim kendimi. Bu arada çevirmen sürekli bunlar para istiyorlar. O nedenle uzattıkça uzatıyorlar. Siz (Elçilik görevlileri) olduğundan utanıyorlar. Biz hep böyle yapıyoruz” diyor. Artık sorularla iyice terbiyesizliğe vurdular. Şoka girdim. Sayfalar doldu. En sonunda imzalamaya gelince haklı olarak Elçilik görevlileri aralardaki boşlukları ya doldururlar da diye karşı çıktılar İfade tutanaklarının fotoğrafını da çektirmediler. Sadece çevirmen ve ben imzaladık. Ben bu saçmalığa Elçilik görevlileri meşgul ettiğim için çok ama çok üzüldüm.  Belki biraz para verdiğimde iş hal olacaktı ama  beş kuruş vermek istemedim. Ortada bir şey yok.

ama ortada hiç bir şey yok. Amaç sadece para koparmak. Ne denli kuvvetli bir ülke olduklarını reklam etmek.

Hep iddia ettiğim gibi Afrika'nın düzelmesi yıllar alır desem de az gelir. Düzelmez. Toptan eğitim şart. Ayrıca Atatürk gibi bir Lidere de ihtiyaçları var.

 

 UZAKLAR

 

Tacugama Şempanze Rehabilitasyon Merkezi :

 

Freetown'un 12 km dışında yer alan bu merkez, kaçak avcılardan kurtarılan şempanzeleri koruma altına almak amaçlı kurulmuş. 

 

Merkezden dolmuş ile yol ayrımına kadar gidiniz. Yukarıya yürüyerek veya geçen bir araçla gidiniz.

Giriş 35 L. Yanınıza verilen rehberle sadece Tel örgülü büyük bahçenin içindeki şempanzeleri görüyorsunuz. Bir de  beklerseniz ormanda dolaşan şempanzeleri yine tel örgülerinin dışından görme şansınız var. Bana doyurucu gelmedi. Bulunduğunuz yere geri dönünüz.

 

BUNCE ADASI

Freetown 36 km bot ile 2 saatten fazla Atlantik okyanusunda ki tarihi bir köle ticareti merkezi olan bu adafa, 18. yüzyıldan kalma kalıntıları görebilirsiniz.

 Rehberli tur satın alabilirsiniz.

Şehrin bitiminden sahil boyu dolmuş, otobüs vb. ile devam ettiğinizde sırasıyla

 

1-River No. 2 Beach

 

Ana yoldan yol ayrımında inip denize doğru yürüdüğünüzde ücretsiz gireceğiniz sahil de var. Sola doğru yürürseniz ücretli sahili göreceksiniz.

 

Atlas Okyanusu ile

“River no 2” nehrinin birleştiği yerde büyük ağaçların altında ki   bu pudra gibi beyaz  kumu olan plaj çok güzeldi

Giriş 25L.Duş,tuvalet var. Ben gittiğimde kimse yoktu. Özellikle hafta sonu kalabalık oluyormuş. Kalmak için yer, restoran, kafe vb. var.

Nehirde tekne turu yapabilirsiniz. Ayrıca nehir üzerinde gezinen çardakta bireyler yiyebilirsiniz.

 

Gün batımını izleyebilir , denize girebilir ve  deniz sporları yapabilirsiniz. 

 araçla bir 10 km daha ilerlediğinizde polis kontrol noktasından 

Eğer dümdüz giderseniz Waaterloo’ya gidersiniz.

Polis noktasından sola biraz aşağı doğru gittiğinizde

 

2-Bureh Beach

 bu plaj, sörf  gibi birçok deniz sporunu yapabilirsiniz.

Bu plaj çok daha bakımlı ve şık. Kalınacak bungalovlar çok daha güzel.Plaj yine çok güzel. Giriş 20 L.

 

Buradan aşağı doğru indiğinizde

 

3-KENT-BANANA ADASI

Kent kasabanın aşağısına araç ile indiğinizde

Kent Sahilden sadece özel  bot ile banana adasına gidilebiliyor.

Ben gittiğimde kimse yoktu. Yarım saatlik bot ile gidiş dönüş önce arsiz adam 1000L=2000 TL istedi. Sonra bir başkası 500L olur dedi. Baktım adaya gitmek isteyenler geldi. Bir ben yabancı turist olmak üzere 6 kişi, adaya gittik. Ada aslında çok güzeldi. Ama ben dışarıya çöp atma konusunda keskin olduğundan her tarafta çöp görünce enerjim düşüyor. Burada yeşillikler  biraz çöpleri saklamıştı. Adanın girişinde Denizi gören, tamamı ağaçtan güzel bir otel yapılıyordu. Biz dört kişi rehber eşliğinde adayı gezdik. Narenciye, muz, Papaya, mango, avokado gibi birçok meyve adada yetişiyor. Her tarafta görkemli koton ve farklı ağaçlar da vardı. Sakinleri genelde 150 yıl önce İngilizlerin bıraktığı dıştan güzel evlerde yaşıyorlar. Döküntü evler de var. Adada yine İngilizlerden kalan kilise ve sonradan yapılmış Camii var. Kocaman salonun bir köşesi de okul olarak kullanılıyordu.  Adada hala İngilizlerden kalan toplar duruyordu. Bu adanın çevresi de küçük yeşil adacıklar var.

ANI: Geri döndüğünüzde ücretler toplanıyordu. Gelen yerli turiste sorduğumda “Bilmiyorum. Botu  getiren adam sor”  deyince aslında beni el birliği ile kazıkladıklarını anladım. Ama önce  o kadar yüksek isteyince gel -git 150 K=300 TL normal diyerek verdim. Sonra dönüş yoluna  doğru  yürürken yerli genç tek yön gidişin 20 L olduğunu söyleyince çok sinirlendim. Yolum uzun olmasaydı geri dönüp hesap soracaktım. Afrikalılar, bir beyazı kazıklanmadan hiç utanmıyorlar. Bunu görev biliyorlar. Bana  yerlilerin ücretinin 4 katını söylemişler. Ayrıca adadan bizim bot ile geri dönenler de ücret ödemedi.

Zaten bu adaya gitmek isterseniz kimse olmazsa bile bekleyin. Kesinlikle adaya gitmek isteyenler olacaktır.

Ben adadan motor Bike ana yola çıkıp 6 km ilerdeki “Waterloo” ya araç ile kalmaya gittim .Eğer vizem hazır olsaydı buradan direkt Liberya’ya gitmek için  Bo’ya gidecektim.

WATERLOO

Liberya’ya geçerken uğranılan yerleşim.

Buradan Freetown’a ilk kez geçerken Türkiye'nin yaptırdığı “İsa Camiinin önünden geçmiştik. Akıllı Müslüman Türkler ,bu camiye bu ismi vererek Hristiyanların da gönlünü hoş tutmuşlar.

Bu şehirde zamanınız olursa nehirim olduğu yere gidip bot ile tur yapabilirsiniz.

 

Ertesi gün  elçilik, vizenin hazır olduğunu söyleyince tekrar freetown:a gidip aynı gün Waterloo’ya dönmek zorunda kaldım.

bu sefer Waterloo’dan Freetown’a sahil yolundan değil de iç kısımdan gittim.

Waterloo–Jui kavşagi- Wilberforce kavşağı(Freetown) yolundan  dolmuşlarla gittim.

 ANI:Bu gezilerinde Avrupalı gençlerin nasıl cimri ve bencil olduklarına bir daha  tanık oldum.

Bisikletleri ile Batı Afrika’yı gezen çift ile  Waterloo' da  aynı evde misafirdik. Ev sahibi kari koca çok iyi niyetlilerdi. Sürekli üç öğün yemek hazırladılar. Odalarına girip dinleniyorlardı. Yemek saati ortada dolaşıyorlardı. Yemekten sonra iki tabağı mutfağa götürmek yardım oluyordu. Dayanamadım.  Dağ gibi bulaşığa iki kez ben yardımcı oldum. Ben vize için şehre gittiğim gün onlar nehir gezisine gittiler. Aksam ev sahibine bot için  ne kadar ödediğini sordular. Aldıkları cevaba karşılık adam başı mı yoksa tüm bot ücreti mı diye sordular. Bizim de kotu davranışlarımız var ama karşı tarafı yumuşak görünce bu kadar abananımız azdır. Hatta ben, "Ben artık utanıyorum. Ortak bir alış veriş yapalım"  dediysem de yanaşmadılar. Baktılar yer iyi.  İki gün kalacakları yerde bir gün daha uzatarak?  üç gün kalmaya karar verdiler. Dışarıya yürümeye çıkarken  ev sahiplerine "Bir şeye ihtiyacınız var mı" diye sormaları çok yapmacıktı. Türkiye’nin tamamını bir çok Avrupalı genç gibi sadece otostop yaparak ve kendilerini davet ettirerek gelmişler. "Sizin paranız çok kıymetli" dediğimde fakir olduklarını soylediler. Tabii ki inanmadım. Artık bu bencil Avrupalılara daha mesafeliyim.
Ülkemin çok asil gelenekleri var. Ben ayrıldığımdan gerisini görmedim. Hele Arabistan'da Çek bir gencin arsızlığını hiç unutmuyorum. Avrupalıyı gözünüzde büyütmeye gerek yok. Sistemleri mükemmel ama benciller. Ne kadar verirseniz teşekkür edip alırlar. Kendileri bir şey vermeyi genelde akıl edemezler.
-Ben bunları yazdıktan sonra Fildişi Sahili de birlikte kaldığımı yine bisikletle gezen üç Alman kız ile karşılaştım. Misafir oldukları evde bir hafta kalmışlar. Doğru dürüst bir yeri de gezmemişler. Evde öylece uzanıyorlardı. Bana göre bisikletle bu coğrafyayı gezmek çok zor. Araç ile zor yol alırken aynı yolu günlerce bisikletle almak akil isi değil gibi. Bel ki de onların gezisi daha renkli. Neyse bunlar kendi yemeklerini satın alıp hazırlıyorlardı

 

LIBERYA’YA GIDERKEN 

Freetown-Waterloo-Bo(3 saat, otobüs sabah 6 ‘da kalkıyor, Daha sonra dolmuş var.Freetown’dan da sabah 6 da kalkan otobüs waterloo’’dan geçiyor.

Ben ,ilk kez dört yolcu ile  gerçek taksi ile Bo'ya iki buçuk saatlik konforlu yolculuk yaptım. Araç, yeni ve temizdi. Yol gayet düzgün asfalttı.)

-Bo-Potoru(73 km,Dolmuş,50L-Tiwai köyü(17 km, Toprak yol, motor ile 40 dakika, tek yön 100 L, Araç ta bu toprak yoldan geçiyor.)

Bu yolların her iki yarafida yemyeşil palmiye ağaçları ve diğer ağaclar vardı.

 

TİWAİ ADASI

 

Tiwai köyü ve adası: Mia nehri üzerinde yer alan bu ada,  Pygmy hipopotamları, “red Collobus Monkey”gibi türleri çok az da olsa görme şansınız olabilir.

 

maymun türleri ve timsahları ile biyolojik çeşitliliğe sahiptir.

 

Nehrin kenarında ki bu köyde nehre yakın  bir eco çadır kampı  var.

Köyde nehre yakın çadır kampında yemek dahil bir günlük  kalma ücreti 100L. Çadırları, onlar veriyor. Çadırlar, yanları açık, üstü otlarla kapatılmış çardağın altına kuruyorlar 

İsterseniz adada ki iki tane kampta da geceliği 50 Dolardan kalabilirsiniz.

Bot  ile adaya geçip yürüyüş yapmak 100 L.

  Bu köyde bütün aletler Güneş enerjisi ile şarj ediliyor. Kamptan nehre indiğinizde  hemen nehrin kenarına  güzel ahşap binanın balkonunda telefonlarınızı ücretsiz şarj edebiliyorsunuz.

Küçük hipolar,  gündüz nehrin dibinde olup  gece karaya çıktıklarından iki Alman turistle  kafa ışıkları ile rehber eşliğinde adaya motorsuz bot ile uzun bambu çubuğunun yardımı ile geçtik. Çok yoğun ” Ceiba Pitanda”adlı gibi büyük ağaçlar ve aralarda  çalılar olan ormanda rehberler yol açmak için bazı dalları ellerinde getirdikleri kesici aletle kestiklerinden takılıp düşebilirsiniz.  İki buçuk saat yürüdüğümüz halde hipo göremedik. Sadece dalda uyuyan mavi, turuncu beyaz harika bir küçük kuş ile Küçük bir yılan görebildik. Görme şansı çok az. Aslında onlarda bunu biliyor. Turistlere umut vererek ekmek kapısı bulmuşlar. Zaten son anda anlaşmanın çok dışında da para istediler. Arsızlar. Bu Ada özel ve güzel bir ada ama doğru dürüst bir şey göremeyeceğinizden gitmenize de çok gerek yok.

Ertesi gün ben tek başıma aldığım tur ile erkenden maymunları görmek için tekrar adaya gittik. Kavga seslerinden maymunların nerede olduğunu anlıyorsunuz ama onları da yakından görme şansınız Yok.

 

   1-Eğer Gola Ne.P gidecejseniz Zimmi’ye yakın. 

 

GOLA YAĞMUR ORMANI ULUSAL PARKI

 flora ve faunası zengin bu parkta

doğa yürüyüşleri ve kuş gözlemi yapabilirsiniz.   Ben daha önceki deneyimlerinden Batı Afrika’da ki Ulusal parklara artık gitmiyorum.

 

Poturu- Zimme Kaymak gibi asfalt olan bu yolu motosikletli gittim. Hemen burada önümü kestiler. ”Bu motorla sınıra gidemezsiniz. Ben goturebilirim.200L.Tabiki yalan. Buralarda herkes yaptığı hırsızlığa bir kılıf uydurmuş. Motorcu bu arada ortadan kayboldu. Önce hemen girişteki kontrol noktası, pasaportumu kontrol etti. Buradan sınıra doğru 10 km yolu yürümeye başladım. Motorcular peşimi bırakınca sınıra giden bir araçla gittim. Once Sierre Leone damgasını vurdurdum. Yürüyerek Liberia  damgasını vurdurdum. Bu arada para değiştirenler çok az verdiği için vaz geçtim. Yola çıkıp “Robert kavşağına” kadar  taksi ile bayağı gittik .Taksi Monrovia’ya devam etti.Ben yeni bir taksi ile harika yol manzaralar eşliğinde geniş toprak yoldan Luberya-Robertsuport’a geldim.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder